Aracı Twitter olursa

2dk okuma

Aracı Twitter olursa HÜRRİYET yazarı İsmet Berkan’ın Beşiktaş Yönetim Kurulu üyeliğinden istifasıyla ilgili haber, Hürriyet’te “Futbolu bilen yönetsin” başlığıyla çıktı. Berkan, aynı gün Twitter üzerinden yalanladı gazetedeki haberi:

Haberin Devamı

Beşiktaş yönetiminden istifamla ilgili olarak bugünkü Hürriyet’te çıkan haberin istifa ettiğim bilgisi dışında kalan kısımları doğru değildir. Beni bilgi almak için arayan hiçbir gazeteci meslektaşıma istifamın nedenleri ve gerekçelerimle ilgili hiçbir şey anlatmadım.”

Özetle böyleydi Berkan’ın yazdığı Tweet’ler. Ardından Spor Servisi Şefi Mehmet Arslan da Berkan’a yine Twitter üzerinden yanıt vermeye başladı:

“İsmet Berkan ile İsmail Er tüm spor servisinin dinlediği bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede Berkan’a iddiaları sordu. Berkan, ‘İletişim komitesindeki sorun en küçük sorun’ ifadesini kullandı, bunun dışında gerekçe bildirmedi. Gazetede yazılanların hiçbirini yalanlamadı. Keşke istifa etmeseydi. Çünkü gerçekten yöneticiliği öğrenmiş.”

Bu gelişmeler, internet medyasında “Hürriyet yazarı Hürriyet’i yalanladı”, “İsmet Berkan kendi gazetesini yalanladı” başlıklarıyla haberleştirildi. Ahmet Emecan adlı okur da yine Twitter üzerinden bana “Hurriyet’te Ismet Berkan’la ilgili haber ve @ismet_berkan’in bugunku tweetleri hakkında okuru bilgilendirir misiniz?” diye sordu.

Gerçekten Hürriyet okurlarının bilgilendirilmesini gerektiren bir durum doğmuştu. Neler olduğunu Berkan ve Arslan’a sordum önce. Berkan, 23 Ağustos’taki haberde “kendisinin söylemediği sözlerin yakın çevresine söylemiş gibi verildiği” kanısındaydı. Berkan, “Esas rahatsızlığım budur: Haberdeki sözlerin doğrudan benim gazeteciye söylediğim, ama ‘Benim adımla yazma’ dediğim sözler gibi anlaşılması. ‘Yalanlama’ yaptığım konu da budur” dedi. Mehmet Arslan da “Hürriyet Gazetesi’nde yer alan haber baştan sona doğrudur. Bu konuda söyleyeceğim şey bu kadar” demekle yetindi.

Değerlendirmeye haberden başlayayım. Haberde yazılanların doğruluğu, yanlışlığı ayrı bir konu. Asıl tartışılan, Berkan demeç vermediği halde haberdeki sözlerin onun ağzından çıkmış gibi sunulması. Berkan, bu noktada haklı. Haberin girişinde bir araştırma sonucu yazıldığını vurgulayan bir dil kullanılmış ama haberin başlığı, “Futbolu bilen yönetsin”. Haberin içinde de “...Berkan, iki önemli fikir ayrılığına düşmesi nedeniyle ayrıldığını açıkladı” denilince başlıktaki cümleyi, Berkan’ın gazeteye söylediği havası doğuyor. Devamında “yakın çevresine dile getirdikleri” ifadesi kullanılması bu durumu değiştirmiyor.  

Ancak Berkan’ın bu haberi Twitter üzerinden yalanlaması doğru değil. Haberle ilgili itirazını yine gazete zemininde yapabilir; Spor Servisi’nden haberi düzeltmesini isteyebilir; hatta gecikmemesi için düzeltme haberinin Hürriyet internette çıkmasını sağlayabilirdi. Tabii aynı şekilde Mehmet Arslan’ın da Twitter’dan yanıt vermemesi gerekirdi. Hürriyet yazarıyla Twitter’da kavgaya giriştiği görüntüsü vermiş oldu o üslubuyla.

Hürriyet yazarının bir de spor kulübü yöneticiliği şapkası olunca frekansların karışması doğal. Ama bu tür durumlarda asıl korunması, üzerine titrenmesi gereken mesleğimiz ve gazete olmalı. Gazetenin imajına zarar verme kaygısı, kulüp yönetimiyle ilgili sorun yaratmamaktan daha öncelikli görülmeli.

En iyi 11 seçimi

Haberin Devamı

HÜRRİYET Pazar, geçen hafta “Süper Lig Tarihinin En İyileri” başlıklı bir araştırma yayımladı. 11 kişilik jürinin oluşturduğu “55 yılın en iyi futbolcuları” listesi de yer alıyordu bu çalışmada. Okurlarımızdan Salih Ardıç, hem jürinin yapısını hem de seçimlerini titiz bir dille eleştirdi:

“En İyiler listesinin Fenerbahçe-Galatasaray karması olduğunu görünce büyük şaşkınlık yaşadım. Jüride Beşiktaşlı tek kişi Erman Toroğlu. Kalan 10 üyenin 5’i FB, diğer 5’i GS taraftarı. Üstelik çoğu kulüplerini fanatik düzeyde desteklemeleriyle tanınan kişiler. Jürinin dengeli olduğunu vicdan sahibi hiç kimse ileri süremez. Anadolu takımlarını, örneğin Trabzonspor’u temsil edecek bir iki futbol şahsiyetinin de jüride bulunması gerekirdi. Bu, Türkiye’de futbolu FB-GS rekabetiyle sınırlı gören problemli anlayışın yansıması. 

Böyle bir jüriden farklı bir 11 beklemek saflık olurdu. Jürideki dengesizlik öncelikle Beşiktaş’ı hedef almak üzere büyük haksızlık yapılmasına yol açmıştır. Yusuf Tunaoğlu’nun, Şükrü Gülesin’in olmadığı en iyi 11 futbolcu listesi Türkiye’nin futbol mazisine hakarettir. Şükrü Gülesin’in 1959’da başlayan süper lig öncesinde futbolu bırakmış olması gerekçe gösterilebilir. Ancak listeyi süper ligle başlatmak da hatalıdır. Süper ligden önce Türkiye’de futbol oynanmıyor muydu?

Dolmabahçe stadında tenis mi oynanıyordu? Doğrusu, Cumhuriyet döneminin tümünün değerlendirilmesiydi.

Daha vahimi jüri üyesi iki kişi (Oğuz Çetin ve Hakan Şükür) aynı zamanda 11 kişilik listeye giren isimler. Dünyanın hiçbir yerinde ciddiyet iddiası taşıyan bir seçimde jüri mensupları aynı zamanda ‘seçilen’ de olmaz, olamaz. Özetle, adil bir listeden söz edebilmek mümkün değildir.”

Okurumuzun bu eleştirilerini Yan Yayınlar Yönetmeni Çınar Oskay’a ilettim. “Bu sonuç bizi de mutlu etmedi” dedi Oskay. Jüriye alınan Mustafa Denizli’nin son gün bir yakınının hastaneye kaldırılması, Sergen Yalçın’a son anda ulaşılamaması nedeniyle jüride dengesizlik oluştuğunu vurguladı:

“Böyle bir durumu öngörerek daha dengeli bir jüri kurabilirdik. Fakat bu jürinin, taraftarlık güdüsüyle hareket eden ‘fanatikler’ olduğuna katılmıyorum. Şenes Erzik, Hıncal Uluç, Rıdvan Dilmen gibi futbol adamları varken; örneğin Tübitak’a danışamazdık.

Okuyucumuz, seçimi Cumhuriyet’in başından başlatmak gerektiğini söylüyor. Oysa 1920’li, 30’lu, hadi 40’lı yılları bile hatırlamak için en az 90 yaşında olmak gerekiyor. Sağlıklı kayıt da yok.

‘Jüri mensupları aynı zamanda seçilen olmamalı’ savına katılıyorum. Bu tür listeler, nihai seçimler değil. Eskileri anmamıza vesile olan, onları ne kadar sevdiğimizi, özlediğimizi hatırlatan zihin egzersizleri. Seneye bakarsınız farklı sonuçlar çıkar. Ama bu sefer, futbol dünyamızın bence en renkli taraftarı olan Beşiktaşlıları üzdüysek hepsinden içtenlikle özür diliyoruz. Okuyucumuzun eleştirisini özenle not ediyoruz.”

Sanırım durum, benim bir değerlendirme yapmamı gerektirmeyecek kadar açık. Nihayetinde futbola bakışımızla ilgili ufuk açıcı bir tartışma oldu.

Haberin Devamı

Okurdan kısa kısa

Haberin Devamı

Ümit Ustan: Başbakan Erdoğan’ın İstanbul’da metro açılışındaki medya eleştirisini iki kez vermişsiniz. “Sen PKK terör örgütünden yana mısın, yoksa bu milletten yana mısın?” ve beraberindeki cümleler hem 16. sayfada hem de 18.sayfadaki haberlerin altında var. İki haberin altına sıkıştıracağınıza bir haberin başlığı yapsaydınız keşke.

Şenol Kemahlı: Bugünkü (18 Ağustos) spor sayfanızda yayınlanan haberde Akhisarsporumuzu İzmir ekibi olarak nitelendirmenizi kınıyoruz. Biz Manisa’yı bile istemezken İzmir ekibi denilmesi yanlış. Lütfen bu yanlışınızı düzeltin.

Engin Elçin: 19 Ağustos sayılı gazetenizde üçüncü sayfadaki bir yazıdaki bir noktaya dikkatinizi çekerim. “Hemşire tacizciyi acilde yakalattı” haberinizde Antalya’daki muhabirinizin haberinde olay 24.30’da oldu deniyor. Bir gün 24 saattir, ondan sonra 00.00 başlayan bir saati nasıl 24.30 yazabilir?
Cüneyt Kalın: 2 Ağustos’ta Hürriyet’te “Göçmen kuşlar böyle gagaladı” başlıklı haberde “151 yolculu United Airlines uçağı kuş sürüsünün saldırısına uğradı” denmiş. Hiçbir göçmen kuş saatte 800 kilometre hızla giden uçağa saldırmaz, durup gagalamaz. Uçak, kuş sürüsüne dalar.

İsmail Bayarslan: G.Antep’te bombalı saldırı oluyor. 9 kişi ölmüş, 60’ı geçkin yaralı var. Ama sizin gündeminiz çok farklı; Asil Nadir, Gülşen, denetimli serbestlik. Sanki siz de “Birkaç Mehmet için Meclis toplanır mı?” diyenler gibi “Birkaç Ayşe, Fatma için gündemi değiştirmeyeyim” diyorsunuz.

 

Haberle ilgili daha fazlası: