"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Bir vatandaşı dövmenin parasal bedeli nedir?

BİR vatandaşı kasten gidip döven bir saldırgan ne ceza alır? Ne tür ceza alır, para cezası mı, hapis mi? Hapis cezasına mahkûm olursa, hapis süresinin ne kadarını cezaevinde geçirir?

Dün “Şiddet Karşısında Cezasızlık Kültürü” başlıklı yazımla yaptığım giriş beni bu sorulara daha detaylı bir şekilde yanıt aramaya yöneltti. Bu sorular üzerinden şiddete başvurmanın Türkiye’deki hukuk sistemi içinde karşılaşacağı yaptırımları değerlendirmek istiyorum.

Özetle, bir saldırganın ödeyeceği bedel nedir?

*

Kuşkusuz, bu bedelin derecesi saldırının mağdurda yol açacağı sonuçlara bağlı. Her halükârda temel referansımız 2004 tarihli Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Saldırılar” bölümünde “Kasten yaralama” başlığı altındaki 86’ncı maddesinin birinci fıkrası. Saldırının sonuçlarının farklılıklarına göre bu maddeden verilecek cezada muhtelif arttırımlara gidiliyor.

TCK 86/1’e göre, “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan” kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Ancak...

2005 yılında TCK’da yapılan bir değişiklikle, metne bu fıkradan hemen sonra bir ek fıkra yerleştirilmiş. Diyor ki bu ek (ikinci) fıkra: “Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis ve adli para cezasına hükmolunur.”

Birinci fıkra mağdurun şikâyetini aramazken, sonradan eklenen ikinci fıkrada tanımlanan saldırı kategorisi için şikâyet koşulu getiriliyor.

*

Şimdi bir senaryo yapabiliriz. Bu senaryoda saldırıya uğrayan kişi başına gelen hadiseyi basit bir tıbbi müdahaleyle atlatırsa, hatta hiç müdahale gerekmezse, saldırgan açısından ikinci fıkra çerçevesinde ‘dört ay- bir yıl’ aralığı içinde hapis ya da ‘adli para cezası’ söz konusu oluyor.

Ancak hemen dava açılacağını düşünmeyin. Saldırgan, yargı süreci başlamadan önce mağdur ettiği kişiyle uzlaşabilme imkânına sahip. Çünkü, TCK’da 2006 yılında yapılan bir değişiklikle ‘kasten yaralama suçları’nda (TCK 86/1 ve 86/2) yargılamadan önce ‘uzlaştırma’ mekanizmasının işletilmesi gerekiyor.

Yasaya göre, Adliye’deki ‘Uzlaştırma Bürosu’, mağdurla sanığa uzlaşmaya gitmek isteyip istemediklerini soruyor. Taraflar kabul ederse mahkemeye gidilmiyor ve saldırganla mağdur arasında bir ‘uzlaştırıcı’nın arabuluculuğunda uzlaşma müzakereleri başlıyor. Müzakereler gizli yürütülüyor. Ancak mağdurun uzlaşma seçeneğini kabul etmediğini ve davanın açıldığını varsayıp bu senaryodan çıkalım.

*

Dava görülüp karar aşamasına gelindiğinde şu tabloyla karşılaşmak mümkün. Hâkimler, bu gibi vakalarda saldırganın sabıkası yoksa ve ayrıca sanığın mahkemede iyi halini gördükleri takdirde sıkça adli para cezasına yönelme eğiliminde oluyorlar.

Bu durumda birini kontrollü bir şekilde dövme suçunun para cinsinden bedeli nedir diye merak edebilirsiniz. Soruyu “Bir kişiyi dövmek kaça patlar” diye de yöneltebilirsiniz.

Hesaplayalım. TCK’nın 52’nci maddesine göre, hâkim cezayı önce süre olarak hesaplayıp, ardından bunu para cezasına çeviriyor. Adli para cezaları yasaya göre günlük 20 TL ile 100 TL aralığı içinde takdir ediliyor. Hâkim, bunu sanığın maddi durumunu dikkate alarak hesaplıyor. Örneğin, saldırgan işsiz ya da düşük maaşlı bir işte çalışıyorsa cezasının 20 TL’den hesaplanması kuvvetle muhtemeldir.

Diyelim ki hâkim saldırganın iyi haline de bakarak cezayı en alt sınır olan dört aydan verdi. Bu durumda her gün için 20 TL’den 120 gün toplamını buluyoruz. Bu da 2 bin 400 TL ediyor.

Yani, sizi herkesin ortasında döven bir saldırgan 2 bin 400 TL ödeyip bu işten sıyrılabilir.

Ayrıca, hâkim sanığın ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, para cezasını ödemesi için bir yıldan fazla olmamak üzere bu saldırgana mehil de verebilir. Bitmedi... Sistem saldırgana başka ek kolaylıklar da sağlıyor. Örneğin, hâkimin takdiri çerçevesinde ceza taksite bağlanabiliyor. Ancak taksit süresinin iki yılı geçmemesi gerekiyor. Son bir nokta: Taksit miktarı dörtten az olmamalı.

Ayrıca, hâkim TCK 51. madde çerçevesinde saldırganın cezasını ‘erteleme’ yetkisine de sahip. (Sabıka kaydına işleniyor) Buna ek olarak, verilen ceza için ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’ da karar verebilir. (Sabıka kaydına işlenmiyor) Her iki şıkta da tahsilat gereği ortadan kalkıyor.

*

Saldırıda bir silahın da kullanıldığı ve ayrıca mağdurda basit bir tıbbi müdahale ötesinde sonuçların ortaya çıktığı durumlarda bu kez TCK 86/3 ve TCK 87. madde çerçevesinde hapis cezalarına hükmedilecek pek çok senaryodan söz edebiliriz. Bu takdirde TCK 86/1’de öngörülen ceza sürelerinin yarısı kadar ve /ya da bir-iki kat arttırımlar devreye giriyor.

Ancak hâkimin takdir edeceği her cezanın yine sanığın sabıka durumu, mahkemedeki iyi hali, tahrik gibi unsurlar çerçevesinde belli indirimlere tabi tutulacağı ihtimalini dikkate almalısınız.

Ayrıca, adli para cezaları için mümkün olan ‘erteleme’ ve ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ imkânları hapis cezaları için de geçerli. En önemli koşul, her iki şıkta da verilen cezaların süresinin iki yıldan az olması.

Bunun dışında ceza süresi iki yılı aştığı ve cezaevi yolu göründüğü takdirde de 5275 sayılı Ceza İnfazı Kanunu uyarınca zaten sanığın cezanın sadece üçte ikisini hapiste geçireceğini, ayrıca ‘denetimli serbestlik’ uygulamasıyla mahkûmiyetinin son bir yılında serbest kalacağını da hesaba katmalıyız.

Bütün bu faktörler yan yana gelince, saldırganların infaz ertelemelerinden yararlanıp hiç hapse girmediği ya da girse bile kısa süre içeride kalıp denetimli serbestlikle yeniden toplum hayatına döndüğü pek çok durumla karşılaşabilmek mümkün.

Dünkü yazımda sorunun yasaların uygulamasından, daha doğrusu uygulanmamasından kaynaklanan boyutuna değinmiştim. Bugün ise mevzuattaki yaptırımların da şiddet suçları karşısında ciddi bir caydırıcılık yaratmaktan çok uzak olduğunu vurgulamak istiyorum.

 

X