Yağlı karaciğere güclü detoks şart

Yağlı karaciğer, hem pek çok ciddi sağlık sorununa davetiye çıkarıyor hem de en önemli işini yapamaz hale geliyor; Vücuttaki toksinleri temizleyemiyor. Peki karaciğerimizi bundan nasıl koruyabiliriz? Buyurun...

Haberin Devamı

Karacİğer yağlanması yaygın sağlık sorunlarından biri.

Her 3-4 yetişkinden birinin karaciğeri yağlı ama çoğunun bundan haberi bile yok. Haberi olanların da konuyu ciddiye aldıklarını söylemek zor. Daha da mühimi, yağlı karaciğer probleminin önemini biz doktorların bile yeteri kadar kavrayabildiğini söylemek de mümkün değil.

Oysa yağlı karaciğer hem ciddi bir sağlıksızlık işareti, hem de başka sağlık problemlerine davetiye çıkaran mühim bir sağlık sorunu. Nedeni şu:

DİYABETE DAVETİYE

Eğer karaciğeriniz yağlı ise, bu sizin bir insülin direnci eğilimlisi, bir gizli şeker hastası, yani diyabet adayı, hatta metabolik sendrom riski taşıyan genetik örgütlenmenizin var olduğu anlamına gelebiliyor.

Bu nedenle de yağlı karaciğer saptanan herkesin kan yağlarının durumunun (çoğunun iyi kolesterol HDL’si düşük, trigliseridi yüksek oluyor), ürik asit (çoğunun yüksek bulunuyor), şeker-insülin ilişkilerinin (çoğunda bozulduğu saptanıyor) dikkatle araştırılması gerekiyor.

Haberin Devamı

TOKSİN YÜKÜ ARTAR

İkinci problem ise en az birincisi kadar önemli: Yağlı karaciğer bedeni toksinlerden temizleme işini yani DETOKSİFİKASYON görevini de aksatıyor. Yani yeterince güçlü detoks yapamıyor. Bu da toksin yükünüzün artması, kilo almanızın kolaylaşması, mitokondrilerinizin yani bedeninizin yorgun düşmesi anlamına geliyor.

KARACİĞERİ YAĞLANDIRAN 10 NEDEN

- Alkol tüketiminin fazlalaşması,
- Gereksiz ve sık ilaç kullanımı,
- Nişasta bazlı früktoz eklenmiş besinlerin artması,
- Ağır metal yükünün (cıva, kurşun) çoğalması,
- Meyve tüketiminin aşırı olması,
- Unlu gıdaların çoğalması,
- Hareketsiz yaşamın yaygınlaşması,
- Kimyasal toksinlerin karaciğeri bozması,
- Meyve suyu tüketiminin abartılması,
- Meyve suyu konsantreleri ve soğuk çay dahil gazlı, gazsız, kolalı, kolasız meşrubatlar.

NEDEN HER YAŞTA DHA’YA İHTİYACIMIZ VAR?

DHA, açık yazılımı ile “Dokosa Heksaenoik Acid”, yaşamsal iki omega-3 yağ asidinden biri (diğeri de EPA, yani Eikosa Pentaenoik acid).

Her hücremizin ona ihtiyacı var ama beyin hücreleri söz konusu olduğunda durum daha da önemli. Beyindeki omega-3 yağlarının %90’ı DHA’dır. Beynin toplam yağ içeriğinin %25’i de yine DHA’dan gelir. Kısacası DHA, anne karnından ölüme kadar beynimizin “olmazsa olmaz”ı olan hayati moleküllerinden biridir. Beyin bebek daha anne karnındayken DHA’ya ihtiyaç duyar. Genç beyni de, yaşlı beyni de DHA’sız yapamaz ama yaşlı beyin DHA noksanlığına daha bir hassastır.

Haberin Devamı

Özeti şu: Güçlü ve sağlıklı bir beyin için DHA şarttır.

Not: Günlük DHA ihtiyacının 150-300 mg civarında olduğu belirtilmektedir.

SADECE ŞEKERİ KESMEK YETMEZ

Çoğumuz şunun farkına vardık: Şeker özellikle bakkal şekeri ve nişasta bazlı yapay şeker früktoz sağlığımızın en büyük düşmanları. Bu nedenle ikisinden de uzak durmaya çalışıyoruz, yani çaya, kahveye şeker atmıyor, tatlılardan uzak duruyoruz. Peki, yeter mi? Bence yetmez. Gelin aynı duyarlılığı şekerin yakın akrabası, hatta “amca oğlu, teyze kızı” kadar yakını beyaz un için de gösterelim. Beyaz un ile üretilmiş her şeyin en azı ile yetinmeye gayret edelim.

DÜZ YOLDA MI YÜRÜYELİM YOKUŞ MU TERCİH EDELİM?

Haberin Devamı

En kısa cevap; “Yeter ki yürüyün, düz yol veya yokuş yukarı olması fark etmez!” olmalı ama yine de küçük bazı ayrıntılar var: Sürekli yokuş yukarı yürümenizi tavsiye etmem. Çünkü bu eklemleriniz ve kalbinizin sağlığı için riskli olabilir. Sürekli düz yolda yürümenizi de pek istemem. Genetik mirasınıza pek uymaz ama yine de riski daha düşük olduğu için tercih edilmeli.

Pekİ, doğrusu ne?

Eğer “daha sağlam bir kalbim, daha güçlü bir dolaşım sistemim olsun, metabolizmam daha hızlı çalışsın, daha çok kalori harcasın, kaslarım daha çok mitokondri yapsın, enerji üretsin, yağlarımı yaksın” istiyorsanız bu ikiliyi kombine edin. Düz bir yolda sürekli yürümek yerine 1-2 dakikalık sürelerle hızlı adımlarla yokuş çıkıp inin. Aynı faydayı düz zeminde 5 dakika yürüyüp 1 dakika sprint, 2 dakika jogging yaparak da elde edebilirsiniz.

Haberin Devamı

EGZERSİZE NE KADAR ZAMAN AYIRMALI

Prensip olarak her gün 30-45 dakikanızı egzersiz için ayırsanız ve bunun da 20-30 dakikalık bölümünde tempolu egzersizler yaparsanız (postacı yürüyüşü) aktivitesizlik probleminizi çözdüğünüz kesindir. Ama hafta içinde çok meşgul, egzersize zaman ayıramayan biriyseniz haftada iki-üç gün uzun süreli egzersiz yapmanız yapmamanızdan daha doğru olacaktır. 

UZAK DURMAMIZ GEREKEN 10 BESİN

1. Şeker: Bakkal şekeri veya nişasta bazlı früktoz olması fark etmiyor, şeker eklenmiş her türlü yiyecek ve içecekten uzak durmamız gerekiyor.

2. Un: Beyaz ekmek ve diğer fırın-pastane mamulü tatlı-tuzlu atıştırmalıklarda da aynı taktik geçerli.

Haberin Devamı

3. Tatlandırıcılar: Sakarin, aspartam, asesülfam, süprolaz olması fark etmiyor, hepsi riskli, hepsi için “aman dikkat” uyarısı var. 

4. Yağda kızartılmış her şey: Kızartılmış unlu besinler (mesela pişiler, bezeler, lokma tatlıları), kızartılmış sebzeler (patates, biber, patlıcan) ve diğerleri…

5. Ateşte yanan her şey: Kızarmış ekmek, yanık et, kömürleşmiş sebzeler de el sürülmeyesi şeyler. 

6. Kremalar: Her türlüsü…

7. Ketçaplar: Çoğu tıka basa şeker ve tuz dolu. 

8. Unlu atıştırmalıklar: Gofretler, grissini, kraker vb.

9. Cipsler: Tuzlusu, acılısı, kızartılmış fırınlanmışı, patates veya mercimekten yapılanı, düz veya tırtıklı olanı fark etmiyor, her türlüsü zararlı…

10. İşlenmiş etler: Salamlar, sosisler, kaynağı şüpheli kavurmalar.

KİMLER KAHVEYİ DAHA AZ İÇMELİ

Kahve, içindeki “kafein” nedeniyle hep tartışılan bir keyif içeceği. Bazılarının kafeine daha hassas oldukları da kesin. Böyle kişilerin daha az kahve içmeleri ise bir zorunluluk. Peki kim onlar? Çarpıntısı olanlar, uykusuzluk çekenler, kilo sorununu çözemeyenler, reflüden yakınanlar, tansiyonu yüksek olanlar, panik eğilimi bulunanlar ve hamile hanımlar… Tavsiyem şudur: Keyif için, kafanızı toparlamak, biraz daha iyi konsantre olabilmek için kahveye ben de hayır demiyorum ama günde 2-3 fincandan fazlasının tam da tersine yorgunluk, unutkanlık, bitkinlik sebebi olabileceğini de aklımdan çıkarmıyorum.

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları