"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Hurmaya yer açın

Hurma, bir “ramazan ayı” besini gibi düşünülüyor. Oysa bu, yıl boyunca daha sık tüketilmesi gereken harika bir gıda.

Hurma mükemmel bir besin ve bu iltifatı “besleyici” ve “lezzetli” olma özellikleriyle fazlasıyla hak ediyor.
Bizde daha ziyade bir “ramazan ayı” besini gibi düşünülüyor. Oysa boyu, tazesi ve kurusu ile yıl boyunca daha sık tüketilmesi gereken harika bir gıda.
Tek kusuru yüksek kalorisi. 100 gramında yaklaşık 300 kalori var. Kalori fazlalığının nedeni ise fruktoz ve dekstrozdan zengin yapısı.
Ama bu küçük kusur onun diğer avantajlarını asla gölgelemiyor. Her şeyden önce çok güçlü bir “posa” kaynağı.
Peki diğer özellikleri? Detaylar için buyurun...

Hurmada neler var?

Hurma, zengin posa içeriğiyle, bağırsak iç dengesini ve kabızlığı önleme bakımından önemli bir besin. Ayrıca “tanenler” olarak bilinen “polifenolik” antioksidanlardan da çok zengin. 
Tanenler hemoroid oluşumunu engelleyebilen, iltihaplara ve enfeksiyonlara karşı direnç oluşturan antioksidanlar.
Hurmanın mükemmel bir demir ve potasyum kaynağı olduğunu da unutmayın. 100 gramında 700 mg potasyum (mükemmel bir rakam) ve 1 mg kadar demir var.
Sarı nokta hastalığı ile mücadelede işe yarayan zeoksantin isimli karetenoidin en güçlü kaynaklarından biri de yine hurma. 
Kalsiyum, magnezyum, bakırdan da zengin olduğunu bir kenara not edin.
Bitmedi, hurmanın başka marifetleri de var:
K vitamininden,
B grubu vitaminlerden çok zengin. Güçlü K vitamini yapısı nedeniyle pıhtılaşmayı önleyebilen ve kemiklere güç veren bir lezzet.
Özeti şu: Hurma vazgeçilmeyecek kadar mühim ve çok lezzetli bir meyve.
Abartmadan ama her gün yiyebilirsiniz. 
Mesela mı? Bazı akşamlar 2-3 kuru erik yerine 2-3 hurma yemeyi de deneyebilirsiniz.
Sorumuz şudur: Hurmaya daha sık ve bol yer açmanızın zamanı hâlâ gelmedi mi?

Çiğ havuç şişmanlatmaz!

Havuç, en lezzetli ve faydalı sebzelerden biri. Özellikle çiğ havuç veya taze havuç suyu düzenli olarak tüketildiğinde vücudun antioksidan kapasitesi güçleniyor.
Havuç, başta sarı mucize “betakaroten” olmak üzere çok sayıda vitamin (B1, B2 ve C vitamini), mineral ve bitkisel posa içeriyor. Posadan zengin yapısı ile sindirim sistemini temizleyerek bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlıyor.
Çiğ havuç veya taze havuç suyu düzenli olarak yiyip içilince vücudun antioksidan kapasitesi güçleniyor. Başta kalın bağırsak, prostat, meme, yemek borusu kanseri olmak üzere birçok kansere karşı koruma sağlıyor.
Havucun suyu, püresi ve rendesi de tam bir damar dostu. Kolesterol kontrolünü kolaylaştırması, kolesterolün oksidasyonunu engelleyerek damarlara verdiği zararları azaltması yabana atılacak faydalar değil.
Ayrıca kalorisi düşük bir besin. 100 gram havuçtan en fazla 20-30 kalori kazanılabiliyor. Glisemik yükü eskiden sanıldığı gibi yüksek de değil. Bu nedenle kilo kontrolünü kolaylaştırıyor.
Güçlü bir potasyum, magnezyum, folik asit kaynağı olması havuca olan ilgiyi daha da artırıyor. Geleneksel tıp havucun antioksidan ve damar sertliği önleyici etkileri yanında rahatlatıcı, cinsel gücü artırıcı, cilt sağlığını destekleyici faydalarının da olduğunu düşünüyor.
Son bir noktayı daha hatırlatalım: Havuç “çiğ” olarak yendiğinde kan şekerini “zıplatıp”, insülin dalgalanmalarına yol açmıyor, “kilo almanıza” filan da sebep olmuyor! Bu tür sorunlar havuç “pişince” ortaya çıkıyor.
Özetle çiğ havucun değil, pişmiş havucun glisemik yükü fazla. Havucun çiğ değil pişmişinden korkun!

Yağlar kasa dönüşmez

Karnitinin yağları kasa dönüştürdüğü hikayesi eski bir efsanedir. Oysa kas kastır, yağ yağdır ve iki doku birbirinden son derece farklıdır.
Kas dokusu yağa, yağ dokusu da kasa dönüşmez, dönüşemez.
Aynı şekilde ne egzersiz yapınca yağlar kasa dönüşür, ne de egzersiz bırakılınca kaslar yağa çevrilir.
Eğer fiziksel aktivitenizi artırırsanız daha çok yağ kaybeder, kas kazanırsınız.
Tersine aktivitenizi sonlandırırsanız bir miktar kas kaybedip daha fazla yağlanırsınız.
Kazandığınız yağlar kasların bulunduğu bölgelerde biriktiği için siz de kaslar yağa dönüşüyormuş gibi bir fikre kapılabilirsiniz. Eğer böyle bir turnikeye girmek istemiyorsanız egzersizi asla bırakmayın.
Unutmayın: Yağlar kaybolur, yok olur. Kaslarınız azalır ya da büyür, gelişir ama yağların kasa dönüşmesi hoş bir şehir efsanesinden ibarettir.
Daha az yer ve daha çok aktivite yaparsanız yağlanmayı azaltırsınız.
Her türlü aktivite ama özellikle de direnç aktiviteleri ile daha çok kas kazanırsınız.

Ağız kokusunun 7 mühim nedeni

Nefes kokusuna yol açan sebeplerin sayısı oldukça fazla. İlk 7’de şunlar var:
◊ Ağız bakımının
kötü olması, dişlerin düzenli olarak fırçalanmaması.
◊ Dişlere yerleşik hastalıklar, özellikle diş plakları ve diş eti iltihapları.
◊ Ağız kuruluğuna yol açan sorunlar: İlaçlar, tükürük bezi hastalıkları.
◊ Tüketilen besinler: Soğan, sarımsak, alkollü içecekler.
◊ Akciğer ve sinüs bölgesinin enfeksiyonları, ağız içindeki iltihaplar.
◊ Reflü ve gastrit problemi, helikobakter enfeksiyonu.
◊ Bağırsak içi mikrobiyotanın yapılanmasının bozulması (disbiyodis).

 

X