"Noyan Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Noyan Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Noyan Doğan

Aralarında fark yok gibi mi görünüyor?

Aslında yüksek faiz konusuna değinecektim ama bir okuyucudan gelen soru ve yorum dikkatimi çekti.

Gerçi yine yüksek faizle ile ilintili. Önce okuyucumun yazdıklarını özetle paylaşayım: “Mevduat faizlerinin yüzde 13 hatta 14’lere çıktığı bir ortamda neden paramı katılım bankalarına yatırayım? Kaldı ki, kimi zamanlar, kâr payı oranları ile mevduat faizi arasında çok az fark var. Hem faizsiz bankacılıktan bahsediliyor hem de faiz ile kar payı aynı paralelde gidiyor.”

Okuyuculardan, sigorta ve finans konularında çokça soru ve yorum alırım. Genelde bunları yazı konusu yapmam, okuyucu ile mail ortamı üzerinden birebir iletişime geçer, sorularına cevap vermeye çalışırım. Tabi zamanım yettiğince. Bu sefer yazı konusu yapacağım ve bu vesile ile kafama takılanları da paylaşacağım.

FAİZ HASSASİYETİ
“Mevduat faizlerinin yüzde 13, hatta 14’lere çıktığı bir ortamda neden paramı katılım bankalarına yatırayım?” sorusunun cevabına gelirsek. Eğer faiz hassasiyetiniz yoksa, amaç paradan para kazanmaksa elbette paranızı faizsiz bankacılık sistemine yatırmanızın da bir anlamı yok. Ama ‘faizden para kazanmak istemiyorum’ diyorsanız; o zaman durum başka. Cevap bu kadar basit mi; evet, bu kadar basit.

Özünde baktığınızda, gerek katılım bankalarının gerekse de diğer bankaların birbirlerinden farkları yok. Hepsi de vatandaşın mevduatına, yani parasına talip. Fark ise diğer bankalar, önceden sabit bir faiz vaadiyle vatandaştan parayı toplar, dönem sonunda da bu vaatlerini yerine getirirler. Daha açık bir anlatımla, ‘sen bana 100 lira ver, ben sana dönem sonunda 113 lira’ vereceğim derler. Topladığı bu paraları da belli bir faiz uygulayarak yine vatandaşa ya da işletmelere kredi olarak verirler.

Katılım bankaları ise vatandaştan mevduatı, katılım fonu adı altında kar ve zarara katılım vaadiyle toplarlar ama belirli bir gelir sözü vermezler. Vatandaş kara da zarara da ortak olur. Dönem sonunda da yüksek ya da düşük kar payı verirler. Topladıkları mevduatı da vatandaşa ya da işletmelere nakit kredi olarak vermezler. Ya işe ortak olurlar ya da ihtiyaç duyulan mal ne ise onu alıp, ihtiyaç sahibine vadeli olarak satarlar. Vatandaş konut mu almak istiyor; katılım bankası, 100 bin liraya o konutu alır, vatandaşa da 120 bin liraya vadeli satar. İşte fark budur.

Doğrudur, katılım bankalarının dağıttıkları kar payı oranları ile mevduat faizi kimi zamanlar paralel seyredebilir. Buna da şaşırmamak gerekir, çünkü piyasa aynı piyasa ve dediğim gibi tüm bankalar vatandaşın mevduatına talip.

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ!
Asıl üzerinde durulması gereken konu ise, bugün katılım bankalarının pazardaki payı yüzde 5 ise, toplumda faiz hassasiyetinin yaygın olup olmadığıdır. Bu noktada da şöyle bir çelişkiyi paylaşayım. 2017 yılında, ‘otomatik katılım’ uygulaması ile tüm çalışanların bireysel emeklilik sistemine katılımı sağlandı. Bakıyorsunuz, sisteme giren çalışanların yüzde 65’e yakını birikimlerini faizsiz emeklilik fonlarında değerlendirmeyi tercih etmiş.

Ne mi demek istiyorum? Çalışanların büyük kısmı tercihini faizsiz fonlardan yana kullanırken, iş mevduata gelince durum farklılaşıyor. Bence bu durumu başta katılım bankaları olmak üzere kamunun iyi düşünüp analiz etmesi gerekiyor.

X