"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Suriye barışa hazır mı

SURİYE’de Rusya, İran ve Türkiye’nin aracılığıyla tarafların Suriye Anayasa Komitesi oluşturulması konusunda anlaşmaya varması sekizbuçuk yıldır süren savaşta ilk barış umudu yaratan gelişme olması açısından önemli.

Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı açıklamaya göre 150 kişilik komitenin 30 Ekim’de Cenevre’de toplanması bekleniyor. Komitenin 50’si rejim, 50’si muhalif, 50’si ise sivil toplum temsilcilerinden oluşuyor. Pedersen’e göre her gruptan 15 kişi olmak üzere 45 kişilik alt komite, taslak önerilerin oluşturulması için çalışacak. Öneriler ise 150 kişilik komitenin yüzde 75’inin onayıyla kabul edilecek.

SDG ÇAĞRILMADI

MEVCUT anayasaya rötuş mu atılacağı yoksa yeni bir anayasa mı yazılacağı henüz netleşmiş değil. Pedersen, tarafların birbirini muhatap almış olması açısından komitenin kurulmasının önemli olduğunu söylüyor.

Hali hazırda Esad rejimi, İdlib ve terör örgütü PKK ile bağlantılı YPG’nin ana grup olduğu SDG’nin kontrolündeki bölge haricinde ülkenin büyük bir kısmında hakimiyet sağlamış durumda. Fırat’ın doğusunda etkin olan ABD destekli SDG, Suriye’nin üçte birini kontrol ediyor. Anayasa Komitesi’ne SDG’den temsilci çağrılmadı.

Pedersen, Fırat’ın doğusuna işaret ederek “Kuzeydoğudaki durum karşı karşıya olduğumuz zorluklardan biri. Suriye toplumunun tüm segmentlerinden geniş katılım olması için çalıştık” diyor. SDG ise çağrılan Suriyeli Kürtlerin bölgenin tamamını temsil edemeyeceği gerekçesiyle Pedersen’e tepkili.

ANAYASA müzakereleri öncesinde Suriye’nin kuzeydoğusundaki durum en tartışmalı konulardan biri olarak öne çıkıyor. SDG’yi terör örgütü DEAŞ’ın yenilgiye uğratılmasında ortağı olarak kabul eden ABD, Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda 30-40 km derinliğinde silahtan arındırılmış bir güvenli bölge oluşturulması talebini pek karşılamış gibi durmuyor.

Türkiye, güvenli bölgede bir kısmı Türkiye’den gidecek 2 milyon Suriyeliye iskan sağlanmasını öneriyor. Ankara’nın planı uzun soluklu bir proje. Proje gerçekleşirse Türkiye ile SDG arasında bir tampon bölge de oluşmuş olacak.

Washington ise Fırat’ın doğusunda karadan ve havadan yapılan askeri devriye ile icra edilen işbirliğini ‘güvenlik mekanizması’ olarak tanımlıyor. Bu da Washington’ın şu ana kadar daha dar perspektifli bir yaklaşım içinde olduğuna işaret ediyor.

RUSYA’NIN ÖNERİSİ

GÜVENLİ bölge için verdiği süre eylül ayı sonu itibariyle sona eren Türkiye, gerekirse tek taraflı müdahale sinyali veriyor. BM Temsilcisi Pedersen, Türkiye’nin olası operasyonuyla ilgili “Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarının göz önünde tutulması gerekiyor” diyor. Suriye’de Esad rejimine verdiği destekle Ortadoğu’daki pozisyonu güçlenen Rusya’nın Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise bu konuda Türkiye’ye Şam’ı adres gösteriyor.

Lavrov’un iki gün önce olası harekât ile ilgili “Durumun, Türkiye ile Suriye yönetimi arasındaki etkileşim konusu olmasından yanayız. Tarafların anlaşabileceğini düşünüyoruz. Bu konuda her şekilde yardımcı olacağız” sözleri dikkat çekici. Türkiye, Suriye’deki krizden en çok etkilenen ülkelerden biri.

İdlib’deki kırılgan yapı ülkemizi her an yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya bırakabilir. Fırat’ın doğusuna yönelik olası bir harekâtın da ülkeyi yeni risklerle karşı karşıya bırakma potansiyeli söz konusu. Dolayısıyla anayasa komitesi toplantısı öncesinde Rusya’nın öne sürdüğü formül, Türkiye’nin pazarlıkta elini çeşitlendirme açısından da değerlendirmeye alınabilir.

X