"Naim Dilmener" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Naim Dilmener" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Naim Dilmener

Naim Dilmener

Sanremo 69 yaşında

9 Şubat 2019

İtalyanların, biz dahil pek çok ülkeyi etkilemiş müzik festivali Sanremo pes etmiyor ve yoluna devam ediyor. Bu sene 69’uncu kere yapılıyor. Geçen salı günü başladı, bu akşam da final var. Yarışan isimler listesinde hem eski tüfekler var hem de genç isimler; aralarında Loredana Bertè, Patty Pravo, Il Volo, Nek ve Paola Turci de yer alıyor. Sunucu ise bir botoks küpü (ya da garabeti) haline gelmiş Claudio Baglioni.

‘Tek Başına’ unutulur mu?
İlk festival 1951 yılında yapıldı, ‘Grazie Dei Fiori’ adlı şarkıyla Nilla Pizzi ipi göğüsledi. Sonraki yıllarda genellikle İtalyan şarkıcı ve gruplar yarıştı ama bunun istisnaları da var. Mary Hopkin (hem de ‘Those Were The Days’le bütün dünyayı salladığı sıralarda) ve Amii Stewart (yarışma şarkısı ‘Working Late Tonight’ onun değil ama ‘Uykusuz Her Gece’ adıyla bizim Ajda Pekkan’ın hesabına hit yazıldı) başta olmak üzere, bazı uluslararası yıldızlar da bu festivalin sahnesinde yarıştılar. Çok daha fazlası ise yarışmacı olarak değil ama konuk olarak sahneye çıktı. Birkaç yıl önceki ekonomik kriz nedeniyle pahalıya patlayan yabancı konuk işi hafifletildi.
Pop müziğimiz için en az Eurovision kadar önemli Sanremo. Emekleme aşamasındayken bu festivalin şarkılarına da sıkı sıkı sarıldı. Sahnelerde İtalyanca şarkılar söylendi, plak kayıtları için Türkçe sözler yazıldı; Nada’dan ‘Ma Che Freddo Fa’ (Kamuran Akkor, ‘Arkadaş Yok’), Nicola Di Bari’den ‘Il Cuore e Uno Zingaro’ (Özdemir Erdoğan, ‘Bahar Gelince’) bu konuda verilebilecek örneklerden.
Ama asıl Sanremo tutkunumuz Ayten Alpman oldu. ‘Tek Başına’ (‘Da Troppo Tempo’, Milva), ‘Yanımda Olsa’ (‘Ciao Cara, Come Stai?’, Iva Zanicchi) ve ‘Birazcık Umut’u (‘Ragazza Del Sud’, Gilda) yaptı. Başta ‘Tek Başına’ olmak üzere üç şarkı da hem Alpman’ın hem de pop müziğimizin hanesine büyük şarkılar olarak yazıldı. Bu akşamki finali isterseniz müzik, isterseniz de eğlence niyetine seyredebilirsiniz. Belli bir yaşın üstündekilerin gözlerinin önünden film şeritleri geçirme ihtimali garanti. Rai 1 ya da bir başka kanaldan yakalanabilir. Çok sayıda internet sitesinde de canlı yayın var.
Aryalarla ruh temizliği

Yazının devamı...

Diyar diyar göçtük

2 Şubat 2019

Bilen bilir; çok çalışkandır Cenk Eren. Doğru bildiğince çalışır da çalışır. Müzik piyasasının durumu şuymuş, o kanal ya da bu radyo şarkısını yayımlar ya da yayımlamazmış, hiç aldırmaz. Müziğe takıntılıdır ve hep iyi şarkının peşindedir. ‘Göçtük Sevdadan’, Eric Satie’ye ait bir şarkı; sözleri Sibel Algan yazmış. Algan’ı da bilen bilir; samimiyet kalelerindendir. Ne tutar/ne tutmazı hiç umursamaz. “Yazdıklarında şu-şu-şu sözcükler olsun, bunlar çok popüler” diyenlere güler geçer. İyi bir şarkı, mükemmel bir söz yazarı, zengin ve akıcı bir düzenleme (Hidayet Sevinç) ve Cihan Okan’ın vokal koçluğunu yaptığı Cenk Eren... Bu takımdan evladiyelik bir şarkı çıkmış... Bugün de dinlenecek, yarın da. Büyük ihtimalle daha sonra da. Tadına doyulamayacak bir şarkı.

Bu gemi kalkamaz bu limandan

Dinleyicinin zevkini/beklentilerini, neyi sevip sevmeyeceğini bilmenin, hatta görünmeyeni okumanın önde gelenlerindendi Ferhat Göçer. Bu özelliği sayesinde popüler oldu da denilebilir. Nihayetinde, şarkıcılık ve vokal kabiliyeti olarak, başkalarına fark atacak bir özelliği yoktu. Ama doğru zamanlarda doğru şarkılar yaptı ve işin yürüyebileceğini görünce, asıldı da asıldı. Ama bir yere kadar... ‘Dinleyici’ dediklerimiz yerinde durmuyor; yaşça ve ruhen değişip duruyor. “Ben çözdüm bu işi” der ve yan gelip yatarsanız, bir bakmışsınız ki o dinleyicinin yerinde yeller esiyor. Göçer’in başına bu geldi ama o uyanmışa benzemiyor. Hep aynı şarkıya sarılıyor, hep başa alıyor. ‘İçimdeki Hazine’, Göçer’in kendisini çok sevdiklerini sandığı olgun kesim için dahi yersiz kaçacak bir şarkı. Böyle mır mır romantizm sayıklamalarının, hiçbir dinleyici katında hiçbir karşılığı kalmadı. ‘Demode’ deyip geçiliyor. Şarkıda, “Bu gemi o limandan gideli çok oldu,” diyor Göçer ama gemi kalkabilmişe benzemiyor aslında. Klibe gelince: Tuhaf bir aksiyon mevcut. Kadın çantasını kaptırıyor, kadına âşık delikanlı hırsızı kovalıyor, çantayı alıyor, kadına götürüyor. Neden Ferhat, neden? Şarkıyla hiç alakası yok ki bütün bunların.

 

 

 

Yazının devamı...

Tutku ve kurgu

27 Ocak 2019

Yabancı bir şarkı bu; malum olduğu üzere, Sandal’ın eski ilham rüzgarlarının yerinde yeller esiyor. Ama öyle diye pes mi edecekti, ne münasebet; dünyayla bağlarını sağlam tutan bir şarkıcı olarak elbette kulaklarını dışarıya açık tutacak ve iyi olanı -ya da kendine yakışanı- çekip alacaktı. B Praak ve Jaani adlı iki Hintli müzisyene ait şarkı çok melodik ve akıcı. Bilen biliyor, Hindistan bu aralar çok sayıda konuda -bir tür trendsetter gibi- yol gösterici oldu, buna pop da dahil. Şarkının Türkçe versiyonu tam da Mustafa Sandal’ın yapacağı gibi, tutkuyu olur mu, olmaz mı diye hiç düşünmeden kurguyla kafiye pazarına salmak, “Gel bana, gel bana, kime ne, kime ne…” tekrarlarıyla, şarkıyı bir tekerleme şaheserine çevirmek… Neyle mi/nasıl mı? İnsana, “Birileri açsın şu aletin sesini” dedirtecek kadar hafif, dinleyenin kimi zaman duyup duymadığından dahi emin olamadığı bir sesle. Sandal’ın tutkusu belki kurgu değildir ama şarkıcılığı için bu söylenebilir.
Klibe gelince. Yurtdışında çekilmiş ve bir servete patlamış olmalı. Bu konuda o kadar müsrif olduk ki o kadar olur. Bütçesiyle koca bir albüm yapılabilirdi gibi görünüyor. Ama bunu yapacaklarına parayı ‘yurtdışında aşk başkadır’ havalı bir post-Yeşilçam klibine gömmüşler. Sonra da yok müzik bitti, yok şu, yok bu… Nasıl ya da niçin bitmesindi?

Gel Bana Mustafa Sandal DMC ( 5 üzerinden 2 yıldız)

Bunu da görmedik demeyiz artık
‘Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları’nın ikinci ayağının yeni şarkısı Yıldız Tilbe düeti oldu. Tuna Kiremitçi’ye ait ‘Gelse de Ayrılık’, arabeskin o çok güzel Suat Sayın’lı zamanlarına hafiften de olsa göz kırpan bir şarkı. Kiremitçi’nin bu şarkı için Tilbe’yi seçmesi bu nedenle çok yerinde. Düzenlemeyi yapan Hüseyin Çebişci şarkıya -bu da hafiften- bir rock ruhu vermiş. Çok da iyi etmiş. Bu yeni ruha Tilbe de kendini kolaylıkla dahil edebilmiş, kaç zamandır hiç bu kadar iyi olmamıştı sanatçı… Çok sade ve sanki bir konserdelermiş gibi çekilmiş videoda her şey daha da yerli yerine oturuyor. Kiremitçi ve Tilbe’nin birbirlerine bakışları, tavırları; seyredene, işin ‘rol gereği’ olduğunu unutturuyor ve gerçek bir sevdayla karşı karşıya olduğu hissini veriyor. ‘Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları II’nin (Eda Baba, Gözde Öney ve Ece Mumay düetlerinden sonra) dördüncü şarkısı, bu istikrarla gidilirse albüm tamamlandığında yüzleri(mizi) güldürecek.

Gelse de Ayrılık Tuna Kiremitçi & Yıldız Tilbe Pasaj/Garaj (5 üzerinden 3 yıldız)

Yazının devamı...

Bir demet pop

19 Ocak 2019


Pop 100 Yeni, Karma, DMC (BEŞ ÜZERİNDEN ÜÇ YILDIZ)

Müzik piyasamızın en aktif firmalarındandır DMC. Hem yeni şarkı yayımlama konusunda çok çalışkandır, hem de bunları fiziki format olarak çıkarma konusunda. Bunlardan bir adım daha öne de geçenlerdendir. Muhtelif zamanlarda piyasaya sürdüğü karma albümleri, bir zaman sonra üçer/beşer yan yana getirir ve derli/toplu kutular halinde raflara yeniden koyar.

Sekiz disklik ‘Pop 100 Yeni’, bu çabanın son ürünü oldu. Daha önce ikişer diskten oluşan dört ayrı albüm olarak çıkarılmış ‘Yaz Hit 2018 Vol. 1’, ‘Yaz Hit 2018 Vol. 2’, ‘Yaz Hit 2017’ ve ‘2018 Hit’ albümleri şimdi de tek kutuda. Daha evvel hiçbirini almamışlar için ideal. Tam arşivlik. Son bir-iki yıldır Türkçe pop alanında neler oldu/neler bitti diye merak edenler özellikle arşivine katmalı. Fiyat da epeyce makul.. D&R’da 42.42 TL, Esenshop’ta 43.90 TL.

İşin paket/arşiv tarafı böyle, dört dörtlük. Ama “Pop müziğimiz ne alemde, nereye gidiyor, yenilik var mı yoksa tekrar mı” diye sorarsanız eğer, bu bambaşka bir konudur. Bir kısmı 2017’den, bir kısmı ise 2018’den gelen onlarca şarkının içinde az da olsa iyi ve farklı olanlar var. Bir kısmı da orta halli; “Hiç yoktan iyidir” denilebilecek cinsten. Geri kalanlar ise ne yazık ki “Olsalar da olurdu, olmasalar da” ile “Keşke olmasalardı” arasında gidip,gelmekteler.

 Sekiz disk olur da kadro zengin olmaz mı? Çok zengin. 70’lerin süperleri Ajda Pekkan ile Sezen Aksu’dan günümüzün süperleri Demet Akalın ile Murat Boz’a; rap yıldızı Eypio’dan her devrin kült ismi Ümit Besen’e; ne söylerse söylesin, sesiyle hep ziyafet çeken Burcu Güneş’ten, “Ses namına bir şeyler olsa fena olmazdı” dedirten Sinan Akçıl’a; gazeteci şarkıcımız Ömür Gedik’ten arabesk gırtlakları 80’lerin yerlerde sürünen arabeskine dahi rahmet okutan İlyas Yalçıntaş ile Zakkum’a varana kadar çeşit/çeşit, boy/boy, türlü/türlü isim var albümün kadrosunda. Bu da türlü/türlü müzikal eğilim anlamına geliyor. Evet hepsi ‘pop’ ama bu onların ortak şemsiyeleri; şemsiyenin altı ise kaynıyor resmen.

Bu albümden şunu görebilmek artık çok kolay: Pop müziğimiz kendi kendini imha etmiş durumda.

Yazının devamı...

Islak mendil bizde kalmasın

13 Ocak 2019

Plan ve program, her durumda gelişine vurmaktan iyidir. Bu sebeple işte, İlkan’ın yazdığı şarkıların büyük bir çoğunluğu, bu türün dinleyicisi için hayat kurtarıcıdır. Kendilerini, bizzat yaşadıklarını bulurlar bu şarkıların içinde; başlarını İlkan’ın (ve beste kime aitse onun) göğsüne yaslar, çıkmaz sokak gibi görünen geleceklerinin, belki de açıklık bir yerlere ve hatta -kimbilir, belki de olur- denize varacağını düşünürler.
‘Ne Duamsın Ne Bedduam’, ‘Hatıram Olsun’, ‘Gözler Kalbin Aynasıdır’ ve elbette ‘Islak Mendil’, İlkan’ın bu albümünün başı çekenleri. ‘Unutulmayan Şarkılar’ın birincisi birkaç yıl önce çıkmıştı, sıra ikincisinde. Bir önceki albümün paralelinde seyrediyor yeni albüm de. Kadro çok iyi. Emel Sayın’dan İbrahim Tatlıses’e, Süavi’dan Zara’ya, Fettah Can’dan Mehmet Erdem’e, Merve Özbey’den Demet Akalın’a varana kadar popüler müziğimizin -ticari anlamda tabii- kayda değer bütün isimleri, söz yazarımızın etrafında pervane olmuşlar.
Veda etmeden gidelim, duyan olmasınBu kadar zengin bir kadro, popüler müziğimize damga vurmuş bu kadar popüler şarkılar var orta yerde ama -ne yazık ki- elde edilen sonuç pek kayda değer değil. Bunun baş sebebi, kadro zengin olmakla birlikte arabesk dünyaya gönül vermişlerin ya da bu dünyanın çevresinde dolananların ağırlıkta oluşu. Bunlar da İlkan’ın sözlerini yazdığı şarkılara yeni bir kılık biçeceklerine, gözyaşlarına boğ(ul)muşlar. Bar ve kulüplerin kraliçesi Demet Akalın dahi bu durumda; ‘Hatıram Olsun’u üzüntüsüne katık etmiş. Gözyaşı bu dünyanın baş unsurlarındandır ama o kadar çok olunca ve bir türlü ama bir türlü dinmeyince, “Yeter ama!” derken buluyorsunuz kendinizi.
Farklı bir pencere açmaya çabalamışlar da var ama. Soner Arıca mesela, kült ötesi bir şarkı olan ‘Islak Mendil’i, fazla bağırıp çağırmadan günümüze çekebilmiş. Berkay da öyle; hafif bir rock tadı vererek ‘İsyanlardayım’ı, günümüzde de keyifle dinlenir bir hale getirmiş. Emel Sayın ise yılların tecrübesi ile yara almadan/vermeden sıyrılmış bu işten. Yılların tecrübesinin kurtaramadığı isimler de yok değil. İbrahim Tatlıses mesela; var mı yok mu, ne söylüyor/söylemiyor, belli bile değil. Yaşar ise direkten dönmüş denebilir. Işıl Yücesoy’ın hızlı şarkısında frene basmak fena bir fikir değilmiş ama bu şarkının namı, bu hızıyla birlikte o kadar almış yürümüştür ki isteseniz de işin içine dahil olamıyorsunuz.
Ahmet Selçuk İlkan’ın bizzat kendisi de şiir patlatıyor albümün belli yerlerinde; kimi zaman yekten, kimi zaman da konuklarının bir kısmına katılarak. Bu da başka bir memleket gerçeği; şiir okumalara doyamıyoruz, okunmuş şiirleri de dinlemeye. Üstelik bunların bir kısmına şiir demek için bin şahit gerekse de. Hele de ses tir tir titreştiliyor ve bir de bu, ‘duygu’ sanılıyorsa. Son bir not: ‘Ağlayamam susarım’ diyen Mehmet Erdem gerçekten susmalı. Çok oldunuz be Mehmet kardeşim, valla susun.

Unutulmayan Şarkılar Volume 2 Ahmet Selçuk İlkan Karma Poll Production ( 5 üzerinden 2 yıldız)

Aradığımız aşkı bulduk mu?

Yazının devamı...

Kafası açık, kalbi berrak kontrtenor ve kraliçe

5 Ocak 2019

'Kafası Karışık Kontrtenor’ sahne performanslarıyla, henüz tek bir kayıt, tek bir şarkı yapmadan/çıkarmadan ünlenmişti Nuri Harun Ateş. Başta Türkçe pop olmak üzere çok farklı alanlardan şarkı söylüyordu -ki performansın ismindeki ‘kafası karışık’ bu farklılıklara bir atıftı- ve her söylediğini kendince söylüyor, hatta kendinin kılıyordu. İşin ‘gösteri’ tarafı da tam ve tekmildi. Espriler, renkler, tüyler, danteller... Bir kere seyreden, mutlaka müdavimi oluyordu. Sonra albüm yayımladı. Sahne repertuvarının çok azı geçmişti albüme ama bu kadarı dahi iyiydi; hayranlarına hayran kattı... ‘Geçmişe Susmasını Söyle’ yeni şarkısı; geçen yılın sonlarında çıktı ve büyük çapta dinlenilmesi/seyredilmesi yeni yıla kaldı. Bu sefer yalnız değil sanatçı; müziğimizin kraliçelerinden Sezen Aksu ile birlikte... Evet kraliçe ama bu piyasada rastlanabilecek en alçakgönüllü insanlardandır Aksu; “Ben çok BÜYÜK bir yıldızım” -ki elbette öyledir- demez ve iyi bulduğu/gördüğü her işe destek verir. Onu Ateş’in yanına getiren de budur.

Şarkı çok iyi bir şarkı. Sezen Aksu olmadan da iyi olacaktı. Ama Aksu’lu oluşu şarkıyı tam anlamıyla uçurmuş. İkilinin yakaladığı uyum, birbirini ezmeyen sahicilikleri bunun başsebebi. Beste Ateş’in, sözler ise içtenliğin kalelerinden Çağlar Yerlikaya’nın. Besteci ve söz yazarının yakaladığı uyum göz yaşartıcı. Düzenlemeyi yapan Ogün Dalka’nın yaptıkları da öyle. Dört bir taraftan, başı mamur bir ‘uyum’ ile karşı karşıyayız. Kafası açık, kalbi berrak bir kontrtenorun, sevdiği ve güvendiği bir kadro ile yaptığı iyi bir şarkı bu. Kraliçenin katkısı ise şarkıyı emsalsiz bir yere getirip bırakmış.

 

(BEŞ ÜZERİNDEN BEŞ)Geçmişe Susmasını Söyle, Nuri Harun Ateş&Sezen Aksu, DMC

 

 

Yazının devamı...

2018 nasıl geçti?

29 Aralık 2018

2018, kaç zamandır uç vermiş gelişmelerin altını çizen, sağlamlaştıran bir yıl oldu. Şarkı ve albümlerin dijitalde yayımlanışı yerleşti, tam kabul gördü. Fiziki baskı da giderek daha az aranır sorulur oldu. Dijital platformların yerlerini sağlamlaştırmaları bu gelişmenin yerleşip kalmasında elbette etkili. Ama asıl sebep, genç kuşağın müziği bu şekilde edinme ve dinleme alışkanlıklarının kemikleşmesiydi. Fiziki baskı vardı, var olmasına ama bunun büyük bir bölümü tanıtım için yapıldı ve müzik mağazalarında satışa çıkarılmadı. Çok az sayıda single ya da albüm eski usulle piyasaya sunuldu. Önümüzdeki birkaç yıl, fiziki baskının giderek zayıflayacağı ve nihayetinde bu işe nokta konacağı kesin gibi.

Tarkan’ın varlığı sürüyor
Dinlenme ve seyredilme rakamları üzerindeki şaibe perdesi de yıl boyu sallandı durdu. Bazı isimler, bazı şarkılar, uçuk sayılacak rakamlara ulaştılar. Eğer bunlar doğruysa, müziğimizin bütün dünyaya nal toplatması gerekiyor. Billboard ve benzeri sektör dergileri sabah akşam bizden bahsetmeli, bu rakamlara ulaşan şarkıcılarımızın dünyanın önde gelen firmaları tarafından davet edilmeleri, apar topar en iyi stüdyolara sokulmaları gerekiyordu. Olmuş da olabilir mi? Bizimkiler övünmeyi sevmediklerinden belki de biz buralarda duyamadık.
2018’in netleştirdiği bir başka gelişme de zamanın artık yeni yıldızların zamanı olduğuydu. 60, 70 ve 80’lerden gelip o yılların tecrübesiyle 90 ve 2000’lerde de var olmayı sürdürmüş isimler dahi yüzlerini zor gösterir oldular. 90 ve 2000’lerin yıldızları da öyle... Bir tek Tarkan istisna sayılabilir; eskisi gibi olmasa da her zaman çekiciliğini korumuş Tarkan’ın varlığı sürüyor. Ama Altın Kelebek ödüllerinden de anladığımız gibi, Aleyna Tilki ve Edis başta olmak üzere müziğimizin tepesinde genç isimler var artık.
Büyük düş kırıklığı; Yıldız Tilbe
İyi albüm de çoktu 2018’de, kötü albüm de. Yıllardır (ama çok yıldır, belki 50 yıl kadardır) kendisinden bir albüm beklenen Selim Selçuk, ‘Miles Kuçles’i yayımladı. Yalnızca 2018’in değil, bütün zamanların en iyi albümlerinden biriydi bu. Tıpkı Güvenç Dağüstün, Ece Dağıstan ve Fazıl Say’ın ‘Güz Şarkıları’, Serdar Ateşer’in ‘İş İşten Geçer Geçmez Ordayım’ ve Suitcase’in ‘Sustukça Unutuyorum’u gibi. Varlıkları 2018’i bayram yerine çevirdi.

Yazının devamı...

Şarkı söyleyen hediyeler

22 Aralık 2018

Yaşı 50’yi aşkın birine alınabileceklerle başlayalım. Fleetwood Mac’in ‘50 Years-Don’t Stop’ adlı üç disklik albümü, yarım asırdır üreten grubun bir hayranını havalara uçurabilir. Beatles seven birine de ‘White Album’ün yeni baskısı alınabilir. Bu da üç diskli ve üçüncü disk boydan boya demo versiyon dolu. 50 yılın ötesine uzanan bu demo versiyonlar, ilk defa gün yüzü görüyor.

Demo demişken... Bizde pek karşılığı olmayan bu form ve biçimin şanssızlığı Sezen Aksu sayesinde kırıldı. Sanatçı, başkalarına verdiği şarkıların kendi sesinden ilk hallerini önce YouTube’da yayımladı, ardından da CD olarak, fiziken çıkardı. Kapı gibi bir arşiv belgesi bu ve makbule geçen bir hediye de olabilir. Yediden yetmişe herkese hediye edilebilir; “Aldatıldık, aldatıldık...” diye bağıra çağıra şarkı söylemek her yaştan insanın hakkıdır.

AJS’nin çok diskli ‘nostalji’ paketleri de şık bir hediye olabilir. Birkaç çeşidi var bu serinin ve hepsi 10’ar disklik. ‘Efsanelerden En İyi 45’lik Şarkılar’ mesela; Frank Sinatra’dan Louis Armstrong’a, Ray Charles’tan Bob Marley’e kadar onlarca ismi yan yana denk getirmiş. Meraklısını havalara uçurmakla kalmaz, bir de havadayken takla attırabilir!

Kate Bush’un aşağı yukarı bütün kariyeri iki kutuda toplandı. ‘Remastered Part 1’ (7 CD) ve ‘Remastered Part 2’ (11 disk), rüya gördürür gibi bir vokale sahip Bush’un mükemmel bir kariyer özeti. Ona ya da ait olduğu döneme hayran bir sevdiğiniz varsa pas geçmeyin. Bu kutuların plak versiyonları da var.

Sevdiğini şımartmak isteyenlere...

Teoman’ın ‘Koyu Antoloji’si epey önce çıkmış bir paket albümdü. LP baskısı ise henüz verildi piyasaya. Çokça rock, biraz da pop seven biri için ilaç gibi bir hediye olur.

Ve 50 yaş altı için... Mansun’un ‘Attack Of The Grey Lantern’inin yeni baskısı, üç CD ve bir DVD’li. Albümün orijinalinde 11 şarkı vardı.

Yazının devamı...
Naim DİLMENER Kimdir?

Naim DİLMENER