"Naim Dilmener" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Naim Dilmener" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Naim Dilmener

Naim Dilmener

Kalıcı zaferler

17 Kasım 2018

Dahil olduğu her proje ortalamaların üzerindedir. Yaptığı işler ortada; “Bu olmamış” denilebilecek hiçbir şey yapmamıştır. Arı’nın mücadelesi kendi kendisiyledir; her yeni yaptığı işte, bir önce yaptığının üzerine çıkmazsa rahat edemez. Son imzasını, eşi Burcu Arı ile yaptığı ‘Küçüğüm’ün altına attı. Sezen Aksu’nun ‘Deli Kızın Türküsü’ albümünü kapatan bu şarkı, zaman içinde en dokunaklı Aksu şarkılarından biri haline gelmişti. Bu çok bilinen (ve sevilen) şarkıya yeniden dokunmak için, insanın gerçekten kendisine güveni tam olmalı. Genco Arı’da hem bu güven var hem de bu güvenin altını dolduracak yeterce bilgi ve görgü. Burcu Arı da öyle. Şarkının ilk elde görünen yüzü olan vokalden yana çok ama çok yetkin bir ses.

Genco Arı’nın şarkıyı getirip bıraktığı yeni istasyon, o aslına yakın restore edilmiş ama bununla da yetinilmeyerek modern olan her unsurun mevcut yapıya layıkıyla eklenmiş, bir kapısı dünün şaşaalı, diğer kapısı ise geleceğin müjdeli günlerine uzanmış yepyeni bir yer. Şarkının hiç ama hiç zorla(n)madan caza uzanan düzenlemesi, müzik ile dolup taşan herkesi keyiften havalara uçuracak cinsten. Genco’nun havalara uçurduklarını ise Burcu kapıyor; ellerinden tutup bulutların arasına çekip alıyor.

Şarkının klibi ise az rastlanır türden; sade, samimi ve doğru. Ne şarkıyı gölgelemiş ne de elindeki görüntüyle ‘ses’i vurmaya çalışmış. Her şey müthiş bir uyum içinde. Bu devirde böyle bir şarkı, böyle bir klip, böyle bir anlayış… İmkansız gibi görünüyordu ama olmuş.Son olarak da bir dilek (ya da iç geçirme): Keşke Sezen Aksu, eski şarkılarından bir kısmını seçse ve hepsini Genco Arı’ya teslim etse. O da bu şarkıları baştan yaratsa ve biz uçsak.

KÜNYE

Küçüğüm

Burcu Arı feat. Genco Arı

DMC

YILDIZ - 5

Yazının devamı...

Bizi toplayın şarkılardan

3 Kasım 2018

70’lerin sonunda müziğe giriş yapan ama ismini 80’lerde duyurabilen Jale, o günlerden bugüne varabilen nadir isimlerden. Ses benzerliği sebebiyle ilk yıllarında Sezen Aksu’yu taklit ettiği söylendi ya da iddia edildi. Böyle bir durum yok değildi ama sanatçı bu dönemini hızlıca arkasında bırakarak kendi stilini oturttu. 80’lerin ikinci yarısında katıldığı Altın Güvercin’lerin birinde seslendirdiği (tesadüfe bakın ki bir Sezen Aksu şarkısıydı) ‘Çok Geç’ ve 80’ler bitmek üzereyken Eurovision Türkiye elemelerinde (Seden Gürel ile birlikte) yarıştığı ‘Bir Fantastik Aşk’, isminin geniş çevrelerce duyulmasını sağladı. Son şarkısı ‘El İnsaf’, çalışkan şarkı yazarlarımızdan Sadettin Dayıoğlu’na ait. Dayıoğlu da tıpkı Jale gibi 60, 70 ve 80’lerin havasını kendi üslubunca günümüze taşıyan ve bunu yaparak, ritmin altında ezilmeye, boğulmaya bırakılmış ‘melodi’ye can veren bir isim. Besteci ve yorumcunun bu yan yana düşüşü, temiz bir şarkının çıkmasına sebep olmuş. Cenk Erdoğan, Berke Can Özcan ve diğer müzisyenlerin katkısıyla da, günümüz popunun sıkıcılığından epeyce uzaklaşmış.

El İnsaf, Jale, Ossi
Su gibi akan şarkılar
‘Aurora’, Alper Tuzcu’nun ‘Between 12 Waters’ın ardından yaptığı ikinci albüm. Başta caz olmak üzere çeşitli tür ve akımların harmanlandığı bir sound deneyen ve geliştiren Tuzcu’ya uluslararası vokalist ve müzisyenler eşlik etmiş. Eşlik edenler arasında, kendisinin de mezunu olduğu Berklee College of Music’ten müzisyenler var. Albüm, zamanımızın ikramiyesi olan dijital platformların büyük kısmında yer alıyor. Su gibi akan şarkılar eşliğinde bir arınma vesilesi.

Aurora, Alper Tuzcu, Palma Records

Dile kolaysa kime kolay

Yazının devamı...

Şarkılara bereket...

6 Ekim 2018

* Sibil’in (Pektorosoğlu) yeni şarkısı ‘Miayn Tun/Only You/Yalnız Sen’ Göksel Baktagir destekli. Bu destek, sanatçının rüya gibi sesini daha da hüzünlü bir yere oturtmuş. Aşkın her türlü halini dile getirmiş Sibil. Bu sefer de her zamanki gibi sade, içten ve dolayısıyla inandırıcı; fena halde inandırıcı.

Serhat (Hacıpaşalıoğlu) daha önce Viktor Lazlo ile birlikte söylediği ‘Total Disguise’ı, bu sefer Helena Paparizou ile tekrarladı. Yunanistan’ın Eurovision kazanmış bu hızlı popçusu, Serhat’ın ve şarkının yaratıcısı Olcayto Ahmet Tuğsuz’un bitmek tükenmek bilmez enerjisine enerji katmış.

* Tuna Kiremitçi, ‘Ve Arkadaşları’ adlı güzel projesinin ikinci perdesini de Eda Baba ile birlikte seslendirdiği ‘Senden Kalan Her Şey’ ile açtı. Kiremitçi’ye ait şarkının videosunu Redd’den Güneş Duru çekti. Şarkı fena değil, video iyi. Ama daha iyisi, Kiremitçi’nin müzik piyasasına önerdiği alternatif yolda ısrarlı oluşu.

Gökçe Kılınçer son iki şarkısı ‘Sev Derim’ ve ‘Neyleyim’i tek bir 45’likte topladı. Hemen her şeyin LP’sinin yayımlanışı kimseleri şaşırtmıyor artık ama 45’lik olarak çıkması şaşırtıcı. Adı ‘eski’ye çıkmış bir format, ‘yeni’ye dönüşmüş oldu ya da olacak. Daha önce de Mor ve Ötesi ile birkaç kişi daha bunu yapmıştı.

* Berlin’de yaşayan İpek İpekçioğlu, oralarda büyük kabul görmüş bir DJ. Hem bu işi sebebiyle hem de yaptığı remix ve şarkılarıyla çok seviliyor. ‘The Way I Do’ adlı son şarkısını Ceyhun Kaya ve Petra Nachtmanova ile birlikte yaptı. Doğu’dan Batı’ya, oradan tekrar Doğu’ya dönüp duran bir şarkı. Ve bunu zoraki bir şekilde sırf Doğu-Batı sentezi olsun diye yapmıyor.

* Heavy Sky’dan Batu Akdeniz’in ilk solo albümü ‘Hayat Böyle’ hem fiziki (CD ve LP) hem de dijital olarak çıkıyor. İyi bir müzisyenden farklı bir albüm bu; neyse ki doğru bildiği yoldan şaşmayan iyi müzisyenlerimiz hâlâ mevcut.

 

 

Yazının devamı...

Güzel şeyler oluyor

29 Eylül 2018

Memleketin en müthiş müzisyenlerinden, 60’lı yıllarda rock müziğimizi sırtlamış ve Moğollar ile birlikte harikalar yaratmış Taner Öngür’ün grubu 43,75 ile yaptığı ‘Sayko Ana (Saykodelize Edilmiş Türküler)’, albüm isminin de işaret ettiği gibi türkülerimize yeni bir kılık biçme niyetiyle yapılmış. ‘Küpeli Horoz’ şarkısı, Öngür ve arkadaşlarının yapmak istediklerini en iyi gösteren şarkı (ya da türkü). Zamanında Erol Büyükburç’un da elden geçirdiği ‘Çilli Horozum’u kaçıran Öngür ve arkadaşları, suyuna öyle bir pilav pişirmiş ki yemeyen çok şey kaçırır. Dijital olarak çeşitli platformlarda yayımlanmış albümün bir de LP’si var. Bağımsız firmalarımızdan Tantana Records hep güzel işler yapıyor. (****)

 Moğollar demişken: Grubun 60’lı yıllarına taklalar attıran müzisyenlerden Murat Ses’in ABD’deki çalışmaları başarıyla sürüyor. Son albümü ‘Nardugan’, epey önce çıkmış olmasına rağmen hâlâ gündemde. Çok satıyor, çok dinleniyor. Bu da Ses’ten verilen haberlerin artmasına, Anadolu popun yeniden gündeme gelmesine sebep oluyor. Albüm bizde çıkmadı ama şaşırtıcı değil; müzik piyasamız kadirbilirliğiyle ünlenmemiştir. Son olarak da Ses’in eşi Nihal Ses, ‘Anadolu Pop 2.0’ projesi sebebiyle Academia Music Awards tarafından bir ödüle layık görüldü. Memleketlerinden ilgi görsünler ya da görmesinler fark etmez; Ses ailesi (Murat, Nihal ve oğulları Tan) çok çalışıyor, hak ettikleri ilgi ve ödülleri de topluyor.

Selçuk’un albümü, iyi (ya da özgün) caz konusunda her türden beklentiyi karşılayabilecek, muazzam bir çalışma.

Soldan sağa ya da sağdan sola... Timur Selçuk’un kardeşi Selim Selçuk, kendisinden beklenen albümü nihayet yaptı. Harikalar yaratmış bir başka müzisyenimiz olan Selçuk’tan, 70’lerden beri bir albüm beklenmekteydi ama bir türlü de olmamıştı/yapmamıştı. Herkesin artık ümidini kestiği bu sıralarda ‘Miles Kuçles’i yaptı. İsminin tersten okunuşunun çok sevdiği Miles Davis’e denk gelişinin fırsatını kaçırmayarak... Selçuk’un albümü, iyi (ya da özgün) caz konusunda her türden beklentiyi karşılayabilecek, muazzam bir çalışma. Dinlerken kendinizi Manhattan’ın bir caz kulübünde, canlı/canlı müzik dinliyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu hissi verebilecek, bunu yapmayı başarabilecek kaç müzisyenimiz kaldı ki? Hakan Kurşun’un ellerinin de değdiği ‘Milse Kuçles’, uyanmak istenmeyecek bir rüya gibi. (*****)

Yazının devamı...

Yaşasın müzik!

22 Eylül 2018

Nilüfer, 70’lerde yaptığı şarkılarından ‘Müzik’te, (sözleri yazan Yeşil Giresunlu’nun üzerinden) “Bir şarkı, bir türkü, ister ninni, yeter ki bir müzik olsun/Bir yanda flütler çalsın, bir yanda gitar, henüz kemanlar coşmadan davullar güm güm vursun” der. Çok haklıdır. Müziksiz hayat nasıl bir şey olurdu, bilmiyoruz ama kupkuru bir şey olacağı kesin gibi görünüyor.

Harbiye Açıkhava’da büyük isimlerMüzik açısından iyi bir yaz geçirdik. Festivaller, organizasyonlar, şenlikler arka arkayaydı. Üstelik bitmedi, hâlâ sürüyor. Müziğimizin dört büyüklerinden Nilüfer bu akşam Harbiye Açıkhava’da olacak. Son bir-iki yıldır sağlık sorunları nedeniyle çok az sahneye çıkmış sanatçı, ‘Senfonik Divalar’ adı verilmiş bir konser dizisini açacak/başlatacak. Bu konser için çok yetenekli ve başarılı şan hocalarından Aylin Taşar ile hazırlanıyor oluşu da iyiye işaret; tedavinin, ilaçların sesinin (ve vokal biçiminin) üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler geçmiş olacak ya da hafifleyecektir. Nilüfer’den senfonik bir konser... Tadına doyulmayacak gibi görünüyor.

Aynı mekânda pazartesi günü de (ilki 2007 yılında yapılmış) ‘Rock Müzikaller’in ikinci ayağı var. Dünya çapında ünlenmiş rock müzikallerinden bir derleme (ya da kolaj) olan bu gösterinin ilki çok ses getirmiş, çok da sevilmişti. Birbirinden kıymetli isimleri aynı sahneye getiren bu ikinci ayağın da ilki gibi heyecan verici olacağını söylemek mümkün. Direksiyonda Tuluğ Tırpan var, projenin müzik direktörlüğünü yapıyor. Yönetmen ise Haldun Dormen’in yetiştirdiği isimlerden Onur Turan. Sahneyi rock’la coşturacak isimler ise Aslı Gökyokuş, Ayça Varlıer, Erdem Yener, Evrencan Gündüz, Fatma Turgut, Ferman Akgül, Gripin, Güvenç Dağüstün, Özge Borak, Özge Fışkın, Seran Bilgi, Şehnaz Sam... Zuhal Olcay da konuk sanatçı. Daha ne olsun; rüya gibi...

Kayıkhane sallanacak

Bir başka rüya da Moda Kayıkhane’de görülecek, hem de 10 gece boyunca... Ülkemizin bağımsız ve köklü firmalarından Ada Müzik, ‘Burada Müzik Var’ adlı bu şenlikte, öyle bir kadroyu yan yana getirecek ki...

Akla gelebilecek her türlü iyi, kimselere benzemez sanatçı ve müzisyenin dahil edildiği bu kadro, hepimiz için büyük piyango. Yeni Türkü de var, Nekropsi ve Gündoğarken de. Bülent Ortaçgil de var, Çiğdem Erken ve Senem Demircioğlu-İklim Tamkan ikilisi de. Sürprizi de bol: Birsen Tezer, Aylin Aslım’la paylaşacak sahneyi; Moğollar da Ezhel’le.

Mozaik

Yazının devamı...

Ferhat Göçer’in bize gördüğü reva mı?

15 Eylül 2018

Ferhat Göçer başka bir havada artık. Romantik prensimiz gitmiş, gününü gün etmeye kararlı bir başkası gelmiş yerine. Aşka âşık biri yok artık karşımızda; rest çeken, “Olmuyorsa olmuyor” diyen biri. “Yolun benim yolum değil, en önemli konum değil, seni de tarihe yazarım, arada belki hatırlarım...” diyor ve devam ediyor; “Reva mı bu hep yanayım, hem yanıp hem ağlayayım, tanıyamamışım feleği, kader mi bu hep aldanayım...” Her şart altında aşktan, feleğe/revaya gelindiğine göre, genç kuşağın gününü gün etme saplantısına rehber olmaya niyetlenilmiş gibi. Belli ki aşkta ısrar, ‘keriz’ sayılmanın bir işareti gibi görülmeye başladı ya da başlayacak. O zaman da bu oldu ya da olacak; Ferhat’ımız “Gönül dediğin kuş misali, uçtu mu uçuyor” diyecek, el sallayacak ve başka aşklara kanat çırpacak.


Beste, Göçer’e ait; sözlerse Zeynep Talu’yla ortak yazılmış. Bestenin kendisi standart bir şarkı; ne iyi ne de kötü; ne uzatır ne de kısaltır. Sözlerse bu vasatlığı üçe beşe katlamış. Göçer ile Talu, cool bir Serdar Ortaç olma gayesini öne çekince de olanlar olmuş.
Klipteyse işler farklı bir yönde geliş(tiril)miş. Aşkın iki tarafı da aşkında ısrarlı. Düğünle açılıyor klip. Âşıklar ayrılmıştır ve ‘kız tarafı’, kızlarını bir başkasına vermekte duraksamamıştır. Düğünün iki tarafı da mutludur olup bitenlerden. Ama mutsuz olan da vardır; biten aşkın ‘erkek tarafı’. Mahalle arkadaşlarıyla kenarda durmuş düğünü seyrediyor, şimdiki damadın yerinde olması gereken geçmişteki sevgili. Ümit Besenvari bir “Nikâhına çağır, şahidin olayım” durumu da yok ortada. Sevgilisini istiyor. Düğün basılıyor, gelin kaçırılıyor. Elinden gelini kaçırmış taraflar da sopalarla düşüyor peşlerine.


Yazının devamı...

Sezonun iki bombası

8 Eylül 2018

Hande Yener - ‘Love Always Wins’

ŞARKI

Naim Dilmener

‘Love Always Wins’ hem memleket hem de yurtdışı düşünüldüğünde iş yapabilecek bir şarkı gibi görünüyor. Hande Yener’in alıştığımız ve genellikle de sevdiğimiz şarkılarının paralelinde. Tek fark; dili. Sözler fazla basit ama böyle de olması gerekiyor. Nihayetinde İngiltere ya da Amerika değil, çat pat İngilizce konuşulabilen yerler hedeflenmiş olmalı. (Puan: 7/10)

Tolga Akyıldız

Hande Yener’in bir süredir birlikte çalıştığı Mert Ekren’le arası İntizar olayındaki homofobik söylemleri nedeniyle mi açıldı, ‘Love Always Wins’in bestesinde Mert Ekren imzası bu yüzden mi saklanıyor bilinmez ama şarkının sözlerinin; bir LGBTİ sloganı olan adı (aşk her zaman kazanır) dışında pek bir özelliği yok. B planı Devrim Karaoğlu olmalı. (7/10)

SOUND

Naim Dilmener

Yazının devamı...

Ayşegül harikalar diyarında

25 Ağustos 2018


Ayşegül Aldinç’in ilk albümü, 1988 yılında çıkan ‘Ve Ayşegül Aldinç’ti. 1991 yılında çıkan ‘Benden Söylemesi’ ise ikinci albüm. Sonraları ‘Alev Alev’, ‘Söze Ne Hacet’, ‘Nefes’ ve yakın tarihli ‘Sek’iz’i yaptı ama hiçbir albümü, şimdi de LP’si yayınlanan bu ikinci albüm kadar dolaşımda olmadı.

Diğer albümler, mevcutları tükenmesine rağmen yeni baskıya kavuşamadılar. İkinci albüm ise tam tersi, sık sık basıldı. Bazen kapağı değişti, bazen de biçimi, hatta ismi... Albümde yer alan Sezen Aksu şarkısı ‘Sorma’nın büyük hit haline gelmesi üzerine, tekrarlanan baskılarında önce çift isimli (‘Benden Söylemesi/Sorma’) oldu, ardından da ‘Sorma’, bir çalımla ilk ismi altına aldı. Yeni baskı da öyle; albümün adı artık ‘Sorma (Benden Söylemesi)’.

Şık ve güzel Latife

Ne yaptıysa iyi ve güzel yapmışlardandır Aldinç. Hümeyra ve Zuhal Olcay’ın sınıfındandır; çok alanda çok iş yapmıştır ve hepsi de iyidir. Sinema ve televizyon oyunculuğu mesela, en az şarkıcılığı kadar iyidir. Kimi insanlar böyledir, on parmaklarında bin marifetle doğarlar.

Bunun yanında tatlı, alçakgönüllü ve dost canlısıdır. Bütün bunlardan dolayı olsa gerek; ilk albümünde Barış Manço (‘Kara Sevda’) ve Timur Selçuk (‘Gözlerin Su Yeşili’) gibi, başkasına kolay kolay şarkı vermeyen iki devin şarkıları yer almıştır.

Ayrıca Fuat Güner, Özkan Uğur, Attila Özdemiroğlu, Banu Kırbağ ve İlhan Şeşen’in de şarkıları vardır. Kayda değer çok sayıda şarkı yazarı, Aldinç’e kol/kanat germiştir ilk albümünde.

Sonrası da böyle güçlü ve renkli ge(tiri)ldi.

Yazının devamı...
Naim DİLMENER Kimdir?

Naim DİLMENER