"Mete Tamer Omur" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mete Tamer Omur" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mete Tamer Omur

10 kuşaktır üretiyorlar

İLK adım Osmanlı zamanında büyük büyük dedelerden gelir. Başta helva olmak üzere, lokum, akide şekeri ve kadayıf yapımı babadan oğula geçer.

Osmanlı saraylarına helva yapan Helvacıoğlu ailesinin 9’uncu kuşak temsilcisi Mürteza Helvacıoğlu da küçük yaşta sürece dahil olur. Avukat olsa da rüyalarında bile helva yapınca, Balıkesir Edremit’te 2000’de Tıflıpaşa’yı kurarak babasına rakip olur. Adliyeyle helva üretimi arasında yıllarca koşuşturan Mürteza Helvacıoğlu’nun yardımına önce eşi, sonra oğulları yetişir. Bugün üretimi Fatih, Halil ve Burak Helvacıoğlu kardeşlere emanet eden Mürteza Helvacıoğlu, çocuklarından aldığı güçle geleneksel yöntemlerden vazgeçmeden yoluna devam ediyor.

MÜRTEZA Helvacıoğlu... ‘Sabırla koruk helva olur’ sözünün hakkını sonuna kadar veren bir isim. Oldukça yoğun emek isteyen ata mirası helva ve lokum üretimine sahip çıkarak gelecek kuşaklara aktaran önemli bir iş insanı. Avukatlıkta da isim yapmış biri. Tıflıpaşa’nın 9’uncu kuşak temsilcisi Mürteza Helvacıoğlu ile hem girişimcilik öyküsünü hem de geleceğe dair planlarını konuştuk. 1955 Edremit doğumlu olan Mürteza Helvacıoğlu, babası merhum İsmail Helvacıoğlu’nun 500 yıllık helvacı olduklarını söylediğini paylaşarak, şöyle devam etti:

10 kuşaktır  üretiyorlar

EDREMİT’TEN OSMANLI SARAYINA
“Aslında her şey 1360’lı yıllarda Osmanlı’nın Edremit’e tahinhane kurmasıyla başlıyor. Bu tahinhaneyle birlikte yıllar sonra büyük büyük dedelerimin de sürece dahil olduğu helva üretimi gerçekleşiyor. Tabii Edremit, Osmanlı sarayının arka mutfağı. Manda kaymağından bala, helvadan zeytinyağına hepsi buradan gidiyor. 1300’lu yıllarda Karaman’dan Edremit’e gelen 8 aileden biri olan atalarım da helva üreterek Osmanlı sarayına gönderiyor. Ailede herkes helvacı. Merhum dedem de bayrağı amcalarım ve babama devretmiş. Babam ilk başta amcamla birlikte ortak helva, lokum, akide şekeri ve kadayıf üretiyor. 1960’da ise yollar ayrılıyor.”

10 kuşaktır  üretiyorlar

RÜYASINDA BİLE ÜRETTİ
1960’lı yıllarda baba İsmail Helvacıoğlu’nun ‘Şöhret’ ismiyle kendi yerini açtığını anlatan Mürteza Helvacıoğlu, “Küçük yaşta ben de işe dahil oldum. Hatta 13 yaşıma geldiğimde akide şekeri, lokum ve kadayıf ustasıydım. Helva fiziki güç istediği için bilgim olmasına rağmen onun ustası değildim. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Dönem şartları nedeniyle de okula gittiğimiz gün fazla olmadığı için babama yardım ediyordum. Okul bittikten sonra avukatlığa başladım. Tabii aklımda, hatta rüyalarımda bile helva vardı. 2000’de büyük oğlum İsmail’den güç alarak babam karşı çıksa da zor şartlarda kendi yerimi açma kararı verdim. Tıflıpaşa ismiyle. İyi bir usta olan oğlumla bir süre sonra büyüme noktasında farklı düşündüğümüz için yolları ayırma kararı aldık. O profesyonel iş hayatına döndü. Ben ise bir yandan dükkanı çevirmeye çalıştım, bir yandan da adliyede davalarımı takip ettim” diyerek, bu süreçte en büyük desteği eşi Rukiye Helvacıoğlu’ndan aldığını anlattı.

10 kuşaktır  üretiyorlar

BABALARININ İZİNDELER
Adliye ile helva üretimi arasında mekik dokuyan Mürteza Helvacıoğlu, hikayenin devamını şöyle aktardı:
“Helva üretimi emek ve sabır isteyen bir iş. Kuşaktan kuşağa geçen bir geleneksel üretim var. İlk başlarda babama itiraz etsem de doğru olanın o geleneksel yöntemler olduğu gördüm. 2008’de babamın vefatıyla kardeşim o dükkanı çalıştırmadı ve ben Tıflıpaşa’yı oraya taşıdım. Daha sonra ise liseyi bitiren oğlum Fatih, üniversite yerine bu işi yapmak istediğini söyledi ve bize katıldı. Zaman zaman çatışsak da geleneklere bağlı kalarak üretime devam ettik. Daha sonra hukuk okuyan ve öğretim üyesi olarak Kıbrıs ile Azerbaycan’da ders veren Halil geldi. En son ise Burak aramıza katıldı. Kendi aralarında görev dağılımı var ve üretim tamamen onlara emanet. Ben ve eşim Edremit çarşısındaki dükkanımızda satışa bakıyoruz.”

10 kuşaktır  üretiyorlar


GÜNDEMDE
PEKMEZ VAR

BUGÜN geleneksel yönetmelere bağlı kalarak üretim yaptıklarını söyleyen Mürteza Helvacıoğlu, “Ana ürünümüz helva gibi görünse de bunun yanında lokum, akide şekeri, kadayıf ve şurup üretimimizi de var. Şu an günlük kapasitemiz her ürün için 100 kilo civarında. Tabii bu kış aylarında 200-300 kiloyu buluyor. Oldukça geniş bir ürün seçeneğimiz var. Tüketiciyle buluşmamız ise Edremit çarşısında bulunan dükkanımızın yanı sıra İzmir ve İstanbul’da da çeşitli noktalara ürün veriyoruz. Gündemde bir de pekmez üretimi ile farklı tarzda helva var” diyor.

ZOR GELDİ DİYEREK
BIRAKIYORLAR

“BU mesleğin yok olmasını istemiyoruz” diyen Mürteza Helvacıoğlu, “Şu an üretimden satışa her aşamayı aile içinde yapıyoruz. Benim dedemin yanında 10 yardımcısı olurdu. Şimdi aile dışından birileri de işi öğrensin istiyoruz ama gelen yok. Bir iki gün çalışıyor sonra, ‘zor geldi’ deyip bırakıyor. Herkes masa başı iş istiyor. Bizim iş emek ve sabır istiyor. 11’inci kuşaktan da torunlar yavaş yavaş işe dahil oluyor” diyerek bölgedeki tek üretici olduklarını söylüyor.

KISA KISA

* Markanın isminin öyküsünü Mürteza Helvacıoğlu, şöyle anlattı: “Edremit’te çıkan isyanı 1628’de bölgeye gelen Tıfıl Mehmet Paşa diye bir isim bastırır. Dedelerim yaralanan o paşayı tedavi eder. Zamanla da bölgede sevilen biri olur. Tıfılda zamanla tıflıya dönüşür. İlham kaynağımız oradan.”
* Mürteza Helvacıoğlu, değirmenden kazana üretimde kullandıkları birçok ekipmanın 100 yıllık olduğunu dile getirdi.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI