Tavşana kaç, tazıya tut

Miladi hesapla, dünyamızın yaşamakta olduğu üçüncü bin yıl çok büyük olaylara gebedir. Bir kısım fütüristlere (geleceğe dair tahmin ve yorum yapanlar) göre, ‘Kıyamet Savaşı’ bu yüzyılda olacak ve dünyadaki hayat son bulacaktır.

Haberin Devamı

ABD’deki Evanjelistler ve başta İsrail’de olmak üzere dünyanın muhtelif yerlerindeki Siyonistler, akılları sıra Tanrı’yı kıyamete zorlamak (zorlamayla iş gören, artık, nasıl Tanrı oluyorsa!) için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.

Dolayısıyla da maddi ve manevi olarak kendilerini ve hatta tüm dünyayı bu savaşa hazırlıyor, bu hususta gereken ne varsa yapıyor ve yaptırmak için çırpınıyorlar.

Mahut zihniyet, önceleri terör örgütleri vasıtasıyla vekâlet savaşları yürütürken, daha sonraları bu savaşları devletlerarası boyuta taşıdı.

Bu arada harp silah ve vasıtaları öylesine baş döndürücü hızla gelişip değişti ki, ‘Ummadık taş, baş yarar’ oldu. Savaşların konsepti değişti, konvansiyonel silahlarla yapılan savaşlar, yerini dijital silahlara ve hatta biyolojik, kimyasal ve nükleer silahlara bıraktı, bırakıyor.

Haberin Devamı

Bu durumun tipik örneğini Rusya-Ukrayna savaşında görmekteyiz. Batı, elindeki en sofistike silahları Ukrayna’ya yığınca Rusya gerilemek zorunda kaldı.

Aylar süren savaşın yıllara uzayacağı ve sonunda da bu savaşın galibi olmayacağı, olamayacağı ileri sürülüyor.

Batı (ABD), başlangıçta nasıl ki Rusya ile Ukrayna’yı savaşa zorladıysa, şimdi de savaşı uzatmaya ve hatta nükleer silah kullanmaya zorluyor.

Aynı ABD’nin, Türkiye’nin güneyinde bir terör devletçiği kurmak ve böylece İsrail’in ‘Arz-ı Mev’ûd’a (Tanrı’nın İsrail oğullarına vadettiği kutsal topraklar) ulaşması için neler yaptığı ortada!

Türkiye her ne pahasına olursa olsun, sınırının dibinde böyle bir devletçiğe müsaade etmedi, edemez de. Bunun için de bir dizi sınır ötesi harekât düzenledi ve bundan böyle de bu harekâtlara devam edeceğini açıkladı.

ABD, Rusya’ya yaptığı savaş kışkırtıcılığını Türkiye ile Yunanistan’a da yapıyor. İstiyor ki Türkiye ile Yunanistan savaşa tutuşsun ve güneyde yapmak istediği harekâtlardan vazgeçsin.

Böylece kurulacak terör devletçiğine ve dolayısıyla İsrail’e gün doğsun.

Vaktiyle Ahmet Davutoğlu’nun yanlış yönlendirmesiyle Suriye politikasında iki büyük yanlış yaptık. Biri, Esed’i demokratik seçimlere zorlamamızdı (yüzde 8 azınlığa, iktidardan uzaklaşması için sözde akıl verdik), bir diğeri de Esed’le yüz yüze görüşmeyi kesmemizdi.

Haberin Devamı

O Ahmet Davutoğlu ki, Esed’le saatler süren görüşmeler yapıyordu, aklı sıra onu seçim yaptırmaya ikna edecekti. Bunun için Stratejik Derinlik kitabı yazmaya gerek yok, orta seviyede zekâlı bir insan bile onun adil bir seçime evet diyemeyeceğini bilirdi.

Koskoca Ortadoğu’da hangi ülkede demokrasi var ki Suriye’de de olabilsin?

Neyse, zararın neresinden dönülse kârdır. Bir an evvel Esed’le yüz yüze görüşmeyi gerçekleştirmek lazımdır. Bizim sınır güvenliğimizle birlikte Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamak için kararlı adımı bir an evvel atmak gerekmektedir.

Zira Türkiye, sınır güvenliğine ne kadar muhtaçsa, Suriye de aynı şekilde kendi toprak bütünlüğüne bir o kadar muhtaçtır.

Haberin Devamı

Böylece ABD’nin ve İsrail’in çanlarına ot tıkanmış olur.

Terör devletçiği kurma hevesleri kursaklarında kalan bu ülkelerin beklemekte oldukları Arz-ı Mev’ûd ve Kıyamet Savaşları da hayallerini süslemeye devam eder!

Yazarın Tüm Yazıları