"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Yaşasın Türkiye yargısı

- “ÖLDÜK, bittik” diye karalar bağlamaya...

- “Bağımsız yargı tamamen yok oldu” diye ağlaşmaya...

 

- “Yargı bağımsızlığı diye bir şey kalmadı” diye umutsuzluğa kapılmaya...

 

- “Bütün mahkemeler yandaş oldu” diye abartmaya...

 

- “Savcı ve hâkimler emir kulu oldular” diye genelleme yapmaya...

 

- “Bu mahkemelerden asla adalet çıkmaz” diye hüküm vermeye...

 

Hiç gerek yok.

 

*

 

İşte görüyorsunuz:

 

- Can Dündar ve Erdem Gül, ikinci duruşmada da tutuklanmadılar.

 

- Can Dündar ve Erdem Gül davası, MİT TIR’ları davasına eklemlenmedi.

 

- Bildiriye imza attıkları için tutuklanan dört akademisyen ilk duruşmada tahliye edildi.

 

*

 

Kısacası...

 

Tamam, her şey mükemmel değil.

 

Ama her şey berbat da değil.

 

 

‘ENSAR’ SÖZCÜĞÜNÜN DAHA DA YIPRANMAMASI İÇİN

 

 

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, 23 Nisan nedeniyle koltuğuna oturan küçük kız çocuğu için...

 

“Tıpkı ensar gibi” demiş.

 

*

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli ki son günlerde ağır bir şekilde yıpranan “Ensar” sözcüğünü kurtarmaya çalışıyor.

 

*

 

Arapça “Ensar” kelimesinin kökü “nasara” kelimesidir.

 

“Nasara” fiildir, “yardım etti” anlamına gelir.

 

“Nâsır” yardım eden, “Ensar” ise onun çoğuludur... Yani “yardım edenler”.

 

*

 

“Ensar”, İslami literatürde ise...

 

Mekkeli müşriklerin zulmünden kaçarak Medine’ye hicret eden muhacirlere yardım eden, onlara evlerinin kapısını açan, onlarla kardeş olan Medineli Müslümanlar için kullanılan bir nitelemedir.

 

*

 

İslami çevrelerde “Ensar olmak” dendiğinde...

 

Akla sadece ve sadece...

 

Karşılıksız yardım etmek ve Allah için kardeş olmak gelir.

 

*

 

Kısacası “Ensar”, İslami literatürün en soylu, en müşfik, en merhametli, en itibarlı kavramlardandır.

 

*

 

Ensar Vakfı’nda meydana gelen o korkunç olay, işte böylesi önemli bir kavramın hunharca kirletilmesine yol açtı.

 

*

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğer bu kirletilmişlikle mücadele etmek istiyorsa...

 

23 Nisan nedeniyle makam koltuğuna oturan küçük çocuk için “tıpkı ensar gibi” demek yerine...

 

İhmalleriyle, denetimsizlikleriyle, kusurlarıyla, yasalara aykırı evler açarak, dikkat etmeyerek, böyle bir olayın gerçekleşmesine istemeyerek de olsa zemin hazırlayarak...

 

Bu kirletilmişliğe sebep olanlara bir çift söz etmeyi denemelidir.

 

*

 

Unutulmasın ki...

 

- Değerli olan “Ensar Vakfı” değildir.

 

- Değerli olan “Ensar” kavramıdır.

 

 

AKŞENER’İN EŞİNİN ESKİDEN SOLCU OLMASI MESELESİ

 

 

MERAL Akşener’i yıpratmak isteyen MHP Genel Merkezi, bu sefer de Akşener’in eskiden solcu olan eşini diline dolamış.

 

*

 

- Meral Akşener’in eşi eskiden DEV-SOLCU imiş...

 

- MHP hakkında karar veren yargıç da solcu imiş...

 

- Olay tam da bir solcu kumpasıymış...

 

Falan filan...

 

*

 

“Paralel kumpas” iddiası yeterince tutmayınca...

 

Bu kez “Solcu kumpası” iddiası piyasaya sürülüyor.

 

Güya solculara zıt giden ülkücüleri etkileyecekler.

 

-

 

Oysa Meral Akşener’in eski solcu eşiyle ilgili iddialar...

 

Meral Akşener’i ülkücüler nezdinde aşağı düşürmez, yukarı çıkarır.

 

*

 

Bakın Meral Akşener, ta 2001 yılında kendisiyle yapılan bir röportajda neler söylüyor:

 

- Tuncer sıkı Maocuydu. Eylemlere katılır, Perinçek’in gazetelerini dağıtırdı. (DEV-SOL nere, Maoculuk nere.)

 

- Bana çok güzel mektuplar, şiirler yazardı. Hâlâ saklarım. Ben ise ona solcuların ne kadar kızdığı eser varsa Safahat’ı, Necip Fazıl’ı gönderirdim.

 

- Arkadaşlığımız siyasi tartışmalarla başladı. Evlenmeden önce onu sağcı yaptım.

 

*

 

Yani neymiş?

 

Bir solcu, Meral Akşener sayesinde sağcı olmuş.

 

Ülkücüler bundan gurur duymaz da ne yapar?

 

Yaşasın Türkiye yargısı

 

23 NİSAN’DA TARAFSIZ BÖLGE

 

 

BEN konuk sandalyesine oturdum.

 

11 yaşındaki Mert, benim sandalyeme oturdu.

 

Yine 11 yaşındaki Eda, Cem ve Zeynep de...

 

İsmail Saymaz, Nedim Şener, Erdem Gül gibi gazetecilerin oturdukları yerlere yerleştiler.

 

Ve onlar sordu, ben yanıtladım.

 

*

 

Harika bir program oldu.

 

Çocukluğumu deşelediler, magazin yaptılar, bazen ciddi oldular, bazen şakacı oldular ama hep kendileri oldular.

 

*

 

Sorulardan biri “Atatürk hakkında ne düşünüyorsun” sorusuydu.

 

Hiç duraklamadan şu yanıtı verdim:

 

“Suriye’yi, Irak’ı, bu bölgelerdeki aşırılıkları, mezhep savaşlarını, bu ülkelerdeki çocukların durumunu falan gördükçe... Ülkemize çizdiği istikamet açısından Atatürk’e olan saygım ve sevgim daha da artıyor.”

 

BİNLERCE YIL GEÇSE DE O MESAJ HİÇ DEĞİŞMEZ

 

ZAMAN: 2016 yılının Nisan ayının sonları...

 

*

 

Bilim adamları uyarıyor: Yalnızlık, sigara içmek kadar tehlikelidir. Dertlenmeyin, tasalanmayın, yalnız kalmayın.

 

*

 

Zaman: Milattan önce... Üçüncü yüzyıl...

 

*

 

Antakya’da yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkan bir Roma mozaiğinin üstünde yazan yazı: Neşeli ol, hayatını yaşa...

X