"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Kilise temeli atılırken ‘Ya Allah’ demek

CUMHURİYET tarihinde bir ilk: İstanbul’da bir Süryani kilisesinin temeli atıldı.

Çoksesliliğimiz, çokrenkliliğimiz açısından gecikmiş bir adım.

Ama yine de hayırlı, uğurlu olsun!

*

Olay şu:

“Mor Efrem Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi”nin temel atma töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan, her temel atma töreninde olduğu gibi yine “Ya Allah! Ya bismillah!” dedi.

*

Bunun üzerine bazı cahiller, “Şuna bak! Kilise temeli atılırken Allah diyor, bismillah diyor... Olacak şey mi bu canım” falan diye olayı makaraya almaya kalkıştılar.

Oysa... “Ya Allah” denilmesini de... “Ya bismillah” denilmesi de... Oradaki Süryaniler de Ortodokslar da zerre kadar yadırgamamışlardır.

*

Çünkü Allah, hepimizin Allah’ıdır.

Ve hepimiz Allah adıyla başlarız her işe...

Ne yani?

“Odin adına! Ya Thor!” falan diye mi atılacaktı kilise temeli?

 

EGEMEN BAĞIŞ’IN ELİNİN TONGAYA BASMASI

Kilise temeli atılırken  ‘Ya Allah’ demek

GÖRÜNTÜLERİ izlediniz mi bilmiyorum.

Egemen Bağış, İstanbul’daki Süryani kilisesinin temel atma töreninde butona basmak için öyle bir uğraş verdi ki...

Buton yerine tongaya basıverdi.

Olay şu:

Butonların önünde törene katılan yetkililerle dolmuş durumda. Egemen Bağış ise biraz arkada kalmış... Ama tabii “mübarek” elinin butona değmesi lazım... Arkadan uzanıyor... Ve eli, AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’nın elinin üzerinde geziniyor bir süre... Bu sırada Çamlı’nın eli de bir buton üzerinde değil!

Ben Ahmet Hamdi Çamlı’nın yerinde olsam...

Egemen Bağış’a “Hop! Ne oluyor birader” bakışı atardım.

 

GRİPİN

Kilise temeli atılırken  ‘Ya Allah’ demek

ÇOCUKLUĞUMUN ilacıdır Gripin... Yerlidir, millidir... İlaç endüstrisine mütevazı bir Türkiye katkısıdır... İlk markalarımızdandır... Cumhuriyet tarihinde ilk afişli tanıtım Gripin için yapılmıştır... Bir müzik grubumuza isim bile olmuştur.

*

En çok merak ettiğim husus şu: Eskiden Gripin’i her yerde bulmak mümkünken şimdi sadece eczanelerin kuytu köşelerinde aramak durumundayız. Kimse bana “Ama sağlık açısından bu şart” falan demesin... Amerika ve Avrupa’da hafif ilaçlar marketlerde satılıyor.

*

Asırlık markalarımızı gömmekte üstümüze yok yani.

 

TROLLENDİK AMA BİR SOR NİYE TROLLENDİK

TEMİZLİK işçisi babasıyla gurur duyan genç bir kız fotoğrafına meftun olduk...

O da yalan çıktı.

Trollenmişiz yani...

*

İyiliğe, güzelliğe, insanlığa falan öyle hasret kaldık ki...

Hiç sağına soluna bakmadan...

Yalanının bile üzerine atlıyoruz.

 

İNTERNET HABERCİLİĞİ VE MEDİPOL ÖRNEK OLAYI

İNTERNETTEKİ haberlere bakarsak: Tarihi Ankara Tren Garı binası, karşılıksız olarak Medipol Üniversitesi’ne verilmiş.

*

Oysa gerçek şu: Tren garının ana binasının verilmesi diye bir şey yok. O bina TCDD’nin kullanımında... Üniversiteye tahsis edilen yer garın ek binası ve misafirhanesi... Bunlar da karşılıksız olarak verilmemiş, süreli olarak tahsis edilmiş... Tarihi kimliğin korunması şart koşularak... Eğitime bu tür tahsislerin yapılması da yasalarda yer alıyor.

*

Medipol Üniversitesi’ni eleştirmeye fazlasıyla meraklı olabiliriz.

Bunda sakınca yok.

Tek şart: Bunu yalan bilgilere dayalı olarak değil de gerçek bilgilere yaslanarak yapmalıyız.

 

GİTTİM, GÖRDÜM, YAZDIM

CAĞALOĞLU HAMAMI: TARİHİ DOKUYA SAYGI MÜKEMMEL

1741’de yapılmış bu hamam... Atatürk, henüz Samsun’a çıkmamışken genç bir subay olarak bu hamamda yıkanmış. Şöyle bir göz gezdirdim hamama: Tarihi dokuya mükemmel bir şekilde saygı gösterilmiş... Üç asır önce nasılsa şimdi de öyle... Koskocaman bir göbek taşı ve zeytinyağlı sabun kokusu... Erkekler için ayrı, kadınlar için ayrı bölümler var... Bu arada hamamın terasına da “Hamam acıktırır” diye “1741” isimli bir restoran açmışlar ki... Ama öyle laf ola beri gele türü bir restoran değil... Hem ortamı etkileyici, hem de yemekleri gerçekten leziz... İşletmeci Osman Yitgin’e yürekten tebrik...

Kilise temeli atılırken  ‘Ya Allah’ demek

BEBEK OTEL: YENİLENMİŞ AMA RUHUNU KORUYARAK

EN sevdiğim mekânlardandır Bebek Otel. “Yenilendi, değiştirildi” falan denilince “Eyvah” demiştim. Gittim, gördüm... Değişmiş ama ruhunu koruyarak... Yenilenmiş ama eskiye saygı duruşunu ihmal etmeyerek... Güzel bir restoran çıkmış ortaya... Ayaküstü takılma mekânını seçkin bir İstanbul restoranına dönüştürmek amacıyla rezervasyon uygulaması getirilmiş. Bir süre yadırgansa da bu sistem de oturmuş gibi... En büyük sürpriz ise Bebek Oteli’nin atıl vaziyette olan terasının çok dinlendirici ayrı bir mekân olarak hizmete girmesi... İşletmeci Muzaffer Yıldırım’a gönülden bravo!

 

X