Tan Sağtürk

Yurt dışında neler oluyor?

29 Mart 2017
Bu ülkenin sanatçıları olarak bizler, daha çok ülkemizdeki sanatın gelişimini göz önüne alarak yaşıyoruz.

İstiyoruz ki politikacılarımız ve halkımız, yaptığımız işi anlasınlar ve değer versinler. Ancak biz, kendi ülkemizdeki eksikleri konuştuğumuz gibi dünyanın değişik ülkelerinde gerçekleşen sorunları da görüp, doğru tahlil etmek zorundayız.

 

Bu aralar ülke dışında işlerin çok iyi gittiği söylenemez. Örneğin sanatın beşiği sayılan Fransa’da 14. Louis ile altın çağını yaşayan bale sanatı için bugün ciddi tartışmalar yaşanıyor.

 

Bale konusunda en az Rusya’daki Bolşoy Operası kadar geleneği olan Paris Operası (Opera Garnier) gerek bünyesinde barındırdığı üstün sanatçı kadrosuyla, gerekse de ‘Opera Fareleri (Les petit rats de l’opera)’ adını koydukları bale öğrencilerini yetiştiren Paris-Nanterre’deki okuluyla dünyanın en önemli sanat lokomotifi olma özelliği taşıyor. Üstelik bence dünyanın en ihtişamlı binası da Paris Operası.

 

1875 yılında, Napolyon zamanında inşa edilen ‘Opera Garnier’ adını mimarı Charles Garnier’den aldı. Binanın heybetli salonunun tavanındaki resimler göz alıcıydı. Bu resimlerin yapımından neredeyse 100 yıl sonra bir yenilenmeye ihtiyaç duyuldu. 1963 yılında gerçekleşen bu yenileme çalışmaları için büyük usta Marc Chagall ile çalışıldı. Bu bina en önemli bale eserlerinin sergilendiği yerdi.

 

Yazının Devamını Oku

Beni herkes eleştirsin...

23 Mart 2017
Herkese merhaba,

Bugün benim ciddi anlamda gazetecilik yolundaki ikinci adımım.  Daha önce radikal’ de pazar günleri güzel söyleşiler düzenlemiştim. Şimdiki gazetem Hürriyet’ te de  küçük denemelerim olmuştu; Bazen doğduğum yer İzmiri'i, bir defa Mardini-bazen bir dans çalışmasının kritiğini ve bolca operalarda koyulan eserlerin yorumlarını..

Şimdi durum farklı.Bu meslek beni heyecanlandırıyor. Anlatacağım çok şey olmasından mı, babamla annemin bu mesleği yapmalarından mı, nereden başlayacağımın zenginliği içinde kendimi hissetmekten mi bilmiyorum, başım dönüyor.Arsız bir çocuk gibi gözlerim yuvalarından çıkarak dört bir yana bakıyor duruyorum.

Konservatuvar dahil 37 yıllık bale mesleği yaşantımda biz sanatçıların arzu ettiği tek şey seyircinin enerjisini sahnede hissetmek olmuştur.Aslında iyi çalışmışlığın, ustalığın, disiplinin ve  virtiözitenin bir geri döngüsüdür o seyirciden gelen enerji.

Ama artık dansçılık bitti. Ne kadar formunda durmaya çalışırsak çalışalım olmuyor. Biz onu bırakmak istemesek bile o vücudumuza, vücudumuzda bize acımasızca söylüyor bu işin bittiğini. İşte bu acı veren zaman diliminde en özlenecek an seyirciyle buluşma anı. Uzak doğuda ,tarihte, kullanılan paylaşımı enerjiye dönüştüren  duygu paylaşımına "ÖDÜNÇ ALINAN KUVVET"derler. SEYİRCİDEN BİZE--BİZDEN SEYİRCİYE.

Aynı paylaşımı şimdi yazılarımdan bekleyeceğim. Söz, üstünde çok çalışacağım. Mutlaka bişeyler gelişecek.Bir ihtimal tekniğim de ilerleyecek.Belki bazen geri saracak. Yazabilmek için Dansçılık hayatımdaki sahip olmaya çalıştığım 4 kudret; çalışmak-disiplin-ustalık ve virtiözite'nin en azından ilk ikisine sahibim. Çalışmak ve disiplin. Bu da başlamak için hiç fena değil.

Dünyanın en önemli sanat kurumlarında gerek baş bale sanatçısı gerek koreograf ya da kimi önemli sanat çalışmalarında sanat yönetmeni olarak bulunmam nedeni ile kurumların sanatsal ve idari işleyişleri ile ilgili bir çok konuyu tecrübe etme imkanına sahip oldum. Not aldığım çalışmaların değeri çok fazla. Sizlerle bazen bir köşe yazısı bazen bir röportaj olarak bu değer verdiğim fikirleri paylaşacağım.

Hem ülkemizde hem de yurt dışında eser koyarken ya da yaratım aşamasında olduğum sürelerde sizlerden bazen izin isteyeceğim.

Şimdi herkes beni eleştirsin istiyorum.Hem olumsuz hem olumlu. kendimi bu konuda da geliştirebilmem adına çocukluğumdaki disiplinli Rus hocaların kurdukları cümlelere şimdi bir kez daha ihtiyacım var.Genelde 'Ploha'(kötü)  beğendiklerinde ise 'ni ploha'(fena değil).

Yazının Devamını Oku