Oya Armutçu

Aşıyı reddeden işinden atılabilir mi?

28 Aralık 2020
İşverenler çalışanlarına koronavirüs aşısı zorunluluğu getirebilir mi? İşveren, çalışanı ‘koronavirüs aşısını reddettiği’ gerekçesiyle işten çıkarabilir mi? Bazı hukukçulara göre işe alım ve devamda aşı zorunlu tutulabilir. Aşıyı reddetmek ‘geçerli’ hatta ‘haklı fesih’ nedeni sayılarak, işten çıkarmaya kadar gidebilir. Bazı hukukçulara göre ise pandemi halinde aşı zorunluluğuna ilişkin bir yasal düzenleme yok.

Salgınla mücadelede en etkili yöntem olarak, ülkemizde de uygulanacak COVID-19 aşısı gösteriliyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Aşı zorunlu olmayacak. Vatandaşımızı aşının etkisine ve güvenilirliğine ikna ederek aşılamak istiyoruz. İlk aşıyı sağlık çalışanlarımızla birlikte ben olacağım” açıklaması yaptı.

“Gönüllülük” esasına dayalı aşı için gün sayılırken, okurlarımdan şu yönde kritik sorular geliyor:

İşverenler çalışanlarına koronavirüs aşısı zorunluluğu getirebilir mi?

Çalışan “koronavirüs aşısını reddettiği” gerekçesiyle işten çıkarılabilir mi?

Aşıyı reddetmek işverene iş sözleşmesini “haklı fesih” (tazminatsız) hakkı verir mi?

BOŞLUK VAR, YORUMA AÇIK

Salgın nedeniyle işçi-işveren arasındaki işleyecek yeni hukuki süreç, işyerinde aşı zorunluluğu yoruma açık kalıyor. Çünkü dünya ve Türkiye yepyeni bir durumla karşı karşıya. Küresel salgın (pandemi) durumunda aşının zorunlu yapılacağı şeklinde bir yasal düzenlememiz yok. Hatta Anayasa Mahkemesi (AYM) zorunlu aşıyı Anayasa’ya aykırı buldu ve ihlal kararı verdi. Mevzuatta düzenleme yapılması gerektiğini de ihlal kararında kayda geçirdi. Ancak aradan geçen beş yıla rağmen aşıyla ilgili bir düzenleme hâlâ yapılmadı.

Yazının Devamını Oku

Radyatörü kapatmak yakıt ödemekten kurtarır mı?

21 Aralık 2020
Kışın oturmadığınız ya da boş olan evinize, aidat gibi yakıt parasını da ödemekle yükümlüsünüz. Yakıt parasını ödemekten evinizdeki radyatör vanasını kapattığınız için muaf olmazsınız. Çünkü her kat malikinin aidat gibi yakıt giderine de arsa payı oranında katılması kanuni bir yükümlülük. Ödemezseniz, yöneticiniz yakıt parası için dava açabilir ve icra takibine uğrayabilirsiniz.

Önce okurum M.U.’nun sorusu:

“İstanbul’daki evimiz merkezi kalorifer sistemi ile ısınmaktadır. Kayınvalidem kalça kemiği kırığı ameliyatı geçirdiği için Sinop’ta ona bakıyoruz. Bu yüzden İstanbul’daki evimize bu kış dönemeyeceğiz. Evimizin radyatörlerini kapatırsak yakıt masrafından Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre muaf olabilir miyiz?”

Okurumun sorusunu ve benzer soruları Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) hükümleri ışığında yanıtlamak istiyorum. Kışın oturmadığınız ya da boş olan evinize aidat gibi yakıt parasını da ödemekle yükümlüsünüz. KMK’ya göre yakıt parasını ödemekten evinizdeki radyatör vanasını kapattığınız için muaf olmazsınız. Çünkü her kat malikinin aidat gibi yakıt giderine de arsa payı oranında katılması kanuni bir yükümlülük. Kanunun “ana gayrimenkulün genel giderlerine katılma” başlıklı 20. maddesinde bu konu çok açık düzenleniyor. Bakın şöyle:

“Kat malikleri ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya kendi bağımsız bölümünün durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya lüzum ve ihtiyaç bulunmadığını ileri sürmek suretiyle bu gider ve avans payını ödemekten kaçınamaz.”

YÖNETİCİNİZ İCRAYA VEREBİLİR

Okurum M.U. da bu yüzden İstanbul’daki evinin yakıt parasını kışın evde oturmasa bile ödemekle yükümlü. Ödemezse ne olur? Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında, diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici tarafından, yönetim planına, bu kanuna ve genel hükümlere göre dava açılabilir, icra takibi yapılabilir. Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle de yükümlüdür. Bu nedenle okurum M.U.’nun yakıt parasını ödemesi gerekiyor. Vana kapatmak yakıt parası ödemekten kurtarmıyor.

SİTEDE FERDİ ISITMAYA GEÇİŞ

Yazının Devamını Oku

COVID-19 aşısı zorunlu tutulabilir mi?

14 Aralık 2020
Çin aşısı için geri sayım sürerken, kafası karışık birçok okurum, “Aşı olmak zorunlu tutulabilir mi?” diye soruyor. Şu anda salgın nedeniyle herkesin aşı olmasını zorunlu tutan bir yasal düzenleme yok. Konuştuğum hukukçulara göre olası bir aşı zorunluluğu Anayasa’ya aykırılık taşımaz. 90 yıllık Umumi Hıfzısıhha Kanunu acilen güncellenmeli.

Türkiye’de yeni tip koronavirüse (COVID-19) karşı ay sonunda uygulanması planlanan Çin aşısı için geri sayım sürerken, kafası karışık birçok okurum, “Aşı olmak zorunlu tutulabilir mi?” diye soruyor. Aşı karşıtlarının yürüttüğü kampanyanın da etkisiyle birçok kişinin çekinceleri var. Aşıdan korkuyorlar.

Virüse karşı bağışıklık kazanılabilmesinin tek silahı aşı ile ilgili bu kritik soruyu mevzuat hükümleri ve yüksek mahkeme kararları ışığında yanıtlamak istiyorum. Şu anda salgın nedeniyle herkesin aşı olmasını zorunlu tutan bir yasal düzenleme yok. Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Yargıtay’ın aşı konusundaki içtihatları farklı.

AYM’DEN İHLAL

AYM Genel Kurulu, beş yıl önce 11 Kasım 2015 tarihli Halime Sare Aysal kararında, yasallık unsuru bulunmadan ebeveynin rızası olmaksızın sağlık tedbiri yolu ile çocuğa zorunlu aşı yapılmasının Anayasa’ya aykırı olduğuna vurgu yapmıştı. İhlal kararı verilmiş ve bu konuda yasal düzenleme yapılması gereğine işaret edilmişti. AYM’nin kararı yayımlanmasına rağmen aradan geçen süreçte yeni bir aşı düzenlemesi yapılmadığını belirtelim.

YARGITAY’DAN VİZE

AYM’nin aksine Yargıtay zorunlu aşıya vize veriyor. Son olarak Yargıtay 19. Ceza Dairesi, Mersin’de çocuklarına zorunlu aşı yapılmasına rıza göstermeyen ailenin itirazı üzerine karar aldı. Hukuk savaşına giren ailenin Adalet Bakanlığı’na “kanun yararına bozma” başvurusu üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay, aşının Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen “genişletilmiş bağışıklık programı” uyarınca yapılması zorunlu aşılardan olduğuna dikkat çekerek, “çocuğun üstün yararı” olduğu için anne-baba rızası aranmayacağını kayda geçirdi. Yargıtay 5 Kasım 2015 tarihinde oybirliğiyle verdiği kararında, “Ana ve babanın aşı uygulamasına rıza göstermemeleri halinde, çocuğun üstün yararına açıkça aykırı olan bu durumda ana-babanın rızası aranmaz” dedi.

AŞI VİZESİ VEREN BAŞKAN NE DEDİ?

Aşı kararının altında imzası olan eski Yargıtay 19. Ceza Dairesi Başkanı Ramazan Özkepir’le konuştum. AYM ve Yargıtay içtihatları arasında çelişki doğduğunu, ihlal kararının bireysel başvuru üzerine dosyaya özgü verildiğini, Yargıtay’ın aşı kararının hukuken geçerliliğini ortadan kaldırmayacağını söyledi. Özkepir, başta çocuklar olmak üzere aşılama uygulamasındaki tereddütleri ve yargı kurumları arasındaki yorum farklılıklarını gidermek için 90 yıllık Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda acilen güncelleme yapılması gerektiğini vurguladı. 

Yazının Devamını Oku

Koronavirüsün ‘velayete’ etkisi olur mu?

7 Aralık 2020
‘Anne-baba hemşire, doktor, sağlık çalışanı’ diye çocuğun velayeti geri alınabilir mi? Koronavirüs testi pozitif çıktığı için velayet değişikliği istenebilir mi? Boşanma davalarının temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan’a göre velayetin kaldırılması ya da değiştirilmesinde anne-babanın ‘mesleği’ ya da testinin ‘pozitif’ olması değil ‘çocuğun üstün yararı’ kriter. Gençcan, “Velayet sahibi ana ya da babanın koronavirüs testinin pozitif çıkmış olması velayetin kendisinden alınması (değiştirilme/kaldırılma) sebebi oluşturmaz. Virüsle mücadele ederek zaten bitkin duruma düşen özellikle sağlık çalışanlarının motivasyonuna bir de velayet dedikodusu ile darbe indirmeyin lütfen” diye uyarıyor.

Ordu’da karşılıklı boşanma davasında mahkemenin, koronavirüs salgını gerekçesiyle, 5 yaşındaki çocuğunun velayetinin hemşire olan annesinden alınması, itiraz üzerine tekrar anneye verilmesinin tartışması hâlâ sürüyor.

Okurlarımdan ve sağlık çalışanlarından soru yağıyor.

Röntgen teknisyeni anne M.T., “Kızım dört yaşında, geçici olarak velayeti aldım. Şimdi babası sırf ben sağlık çalışanıyım diye kızımın velayetini geri alabilir mi?” diye soruyor.

Bir başka sağlık çalışanı anne K.M. ise “Koronavirüs testim pozitif çıktı. Evde izolasyon sürecindeyim. Velayeti bende olan 9 yaşındaki oğlumu anneme gönderdim. Koronavirüse yakalandığım için oğlumun velayetini kaybeder miyim? Sağlığımızı kaybettik, sıra çocuklarımızda mı?” diye tepki gösteriyor.

Bu sorulardan önce velayetin nasıl verildiği konusunda Medeni Kanun hükümleri ışığında okurlarımı kısaca bilgilendirmek istiyorum:

HÂKİM VELAYETE NASIL KARAR VERİYOR?

Boşanma davası sürecinde aile mahkemesi hâkimi ‘çocuğun üstün yararını’ kriter olarak alarak, velayeti hangi tarafa vereceğini belirliyor. Velayetin anneye mi babaya mı verileceği konusunda hâkimin geniş bir takdir hakkı bulunuyor. Hâkim takdir hakkını, çocuğun üstün yararı ile birlikte ihtiyaçlarını, yaşını dikkate alarak, tarafların ruhsal, fiziksel, sosyal, ahlaki ve kültürel yönden standartlarını bir bütün olarak değerlendirerek kullanıyor. Uygulamada, bu hususların tespiti için mahkeme pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarını görevlendiriyor. Görevlendirilen uzmanlar, taraflar ve müşterek çocuk ile görüşerek rapor hazırlıyor. Bu rapor, hâkim açısından bağlayıcı değil ve sadece yol gösterici nitelik taşıyor.

Yazının Devamını Oku

Ev sahibi yalıtım yaptırmıyorsa

30 Kasım 2020
Çatı katında oturan okurum, “Çatı akınca kusur oluyor da evde yaktığımız doğalgaz havaya uçup gidince kusur olmuyor mu?” diye soruyor. “Kiracının yalıtım yaptırılmasını isteme hakkı var mı? Özel olarak daireye dönük yakıtı azaltmak amacıyla yalıtım yaptırırsa, bedelini ev sahibinden isteyebilir mi?” öğrenmek istiyor.Avukat Buğcan Çankaya’ya göre daireye özel yalıtım yaptırılmışsa, ev sahibinizden talepte bulunma, kabul etmemesi halinde bu onarımları yaptırarak, yıpranma payı nispetinde azaltım yapmak suretiyle kiraya verenden talep etme hakkınız var. Haberiniz olsun.

Önce okurum H.E.’nin sorusu:

“Ev sahibim aynı zamanda müteahhit. Çatı kiremit ama kiremitin altında yalıtım yok. Damın üstünde yalıtım yok. İzocam serilmesini istiyorum yapmıyor. Alt komşuma kıyasla 10 günde 20 metreküp fazladan gaz yakmışım. Ayda 60 metreküp, kaba hesap bir kışta 700 lira fazladan gaz yakarım. Oysa izocam maliyeti daire başı 800 TL yapıyor. Çatı akınca kusur oluyor da evde yaktığımız doğalgaz havaya uçup gidince kusur olmuyor mu? Bunun için ne yapabiliriz?”

Kış mevsimine girdiğimiz şu dönemde okurum H.E.’nin yalıtım nedeniyle doğalgaz faturasının yüksekliği şikâyeti yanı sıra akan ve binaya zarar verecek derecede “acil” çatı tadilatının nasıl yaptırılacağını soran çok sayıda okurum var. Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) hükümleri ışığında bu soruları yanıtlamak istiyorum.

ÇATININ NİTELİĞİ: ORTAK YER

KMK’nın ‘ortak yerler’ başlıklı 4/C bendine göre “çatılar, bacalar, genel dam terasları, yağmur olukları, yangın emniyet merdivenleri” kat maliklerinin ortak kullanım alanları arasında yer alıyor. Kanun, ‘ortak yerler’e ilişkin giderlerden tüm kat maliklerini sorumlu tutuyor. Salonu, odaları su bastıracak ve ana yapıya zarar verecek ölçüde, çatı tamiratı ‘acil onarım’ kapsamına giriyor.

ACİL ONARIMDA RIZA ARANMIYOR

KMK’nın “ana gayrimenkulün bakımı, korunması ve zarardan sorumluluk” başlıklı 19. maddesine göre “acil onarım” için hâkim müdahalesi istenebiliyor. Bu madde şöyle:

“Ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun anayapıya veya bağımsız bir bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin veya anayapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine ve tekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızası aranmaz.”

Yazının Devamını Oku

Isınma sorununda hâkim müdahalesi istenebilir mi?

23 Kasım 2020
Alt katınızda bir dükkân var ve bireysel ısınma sistemini hiç çalıştırmıyorsa ne yapabilirsiniz? Avukat Buğcan Çankaya’ya göre eğer aynı binayı paylaşan malik veya kiracılar, mevsimsel zorunluluk olmasına rağmen bireysel ısıtma sistemlerini yeterli oranda çalıştırmıyorsa, bu eylemden zarar gören komşular sulh hukuk mahkemesine başvurabilir.

HAVALARIN soğumasıyla birlikte az yakılan ya da hiç yakılmayan bireysel ısınma sistemleri komşuları karşı karşıya getirebiliyor. Önce apartmanlardaki ısınma sorununu özetleyen sorulara iki örnek:

Z.T.: Oturduğum evin altı dükkân. Fotoğrafçı faaliyet gösteriyor. Dükkân işyeri sahibine ait. Kış aylarında işyerinin kombisini hiç yakmıyor ya da gündüzleri çok düşük ayarda birkaç saat yakıyor. Hafta sonları ise hiç yakmıyor. Orada çalışan elemanlar kalın montlarla görev yapıyor. Biz alttan gelen soğuk nedeniyle ne kadar çok yaksak da ısınamıyoruz. Ayaklarımız donuyor. Bu dükkânın belli bir ısının üzerinde tutulması sağlanabilir mi? Kanuni yaptırımı nedir?

ALT KAT KOMŞUM KOMBİYİ AÇMIYOR

D.E.: Alt kat komşum kombisini hiç çalıştırmıyor. Üst ve yan daire de şu anda boş. Biz 600-700 TL doğalgaz faturası ödüyoruz. Elektrikli ısıtıcıyı çalıştırıyoruz. Yine de ısınamıyoruz. Pandemi var. Hasta olmaktan korkuyoruz. Sağlık Bakanlığı ya da il hıfzısıhha kurulları bu konuda bir karar alamaz mı? Hukuken bir şey yapmak mümkün mü?

MERKEZİ ISINMA DENETLENİYOR

Okurlarımın sorularının yanıtına geçmeden önce kısa bir not: Merkezi ısıtmalı bina ve siteler yönünden kaloriferlerin hangi tarihten itibaren ve hangi saatlerde, dış ortam sıcaklığı kaç derecenin altına düştüğünde yakılacağı mahalli çevre kurullarınca karar altına alınıp valilik ve belediyelerce ilan ediliyor. Denetimi de yapılıyor. Ancak soba, kat kaloriferi ve kombi ile ferdi ısıtılan binalarda ise “isteğe bağlı” olarak yakılıyor. Okurlarımın sorularını tüketici hukuku alanında uzman avukat Buğcan Çankaya şöyle yanıtladı:

KOMŞULUK HUKUKUNA AYKIRI EYLEMDEN KAÇINILMALI

Yazının Devamını Oku

‘Naylon fatura’ya 25 yıl

16 Kasım 2020
‘Sahte fatura’ veya yaygın tabiriyle ‘naylon fatura’ düzenlediği veya kullandığı iddiasıyla yargılanan sanıklara, kanunda bulunmamasına rağmen Yargıtay’ın içtihadı ışığında her takvim yılının ayrı bir suç olarak kabul edilmesi nedeniyle 20-25 yılı bulan cezalar verilebiliyor. Tartışmalı uygulama, 18 yıl sonra tekrar Yargıtay Ceza Genel Kurulu gündeminde. Karar beklenirken, vergi hukukçuları birden fazla yıla yayılan sahte fatura düzenleme veya kullanma eylemlerinin ‘zincirleme suç’ kabul edilerek, tek suç gibi cezalandırılması gerektiğini savunuyorlar.

Anne okurum A.D. oğluna faaliyeti sona eren bir şirketteki ortaklığı yüzünden ‘naylon fatura’ kullanıldığı iddiasıyla 20 yıl hapis talebiyle dava açıldığını yazıyor. “Her gün televizyonlarda görüyoruz. Adam öldürenler bile bu kadar ceza almıyor. Ertesi gün tahliye oluyorlar” diye isyan ediyor. “Yargıtay uygulaması nasıl” diye soruyor. Devam eden bir dava ile ilgili yorum yapmak elbette ki mümkün değil. Ancak Yargıtay uygulamasını A.D. ve benzer şekilde bu konuda soru yönelten okurlarım için özetlemek mümkün

‘Sahte fatura’ veya halk arasındaki bilinen yaygın tabiriyle ‘naylon fatura’ düzenlediği veya kullandığı iddiasıyla yargılanan sanıklara kanunda bulunmamasına rağmen Yargıtay içtihadı ışığında ‘her takvim yılının ayrı bir suç olarak kabul edilmesi’ nedeniyle 20-25 yılla davalar açılıyor. 25 yılı bulan cezalar verilebiliyor.

18 YIL SONRA YARGITAY’DA

Tartışmalı uygulama 18 yıl sonra tekrar Yargıtay Ceza Genel Kurulu gündeminde. Karar beklenirken, vergi hukukçuları birden fazla yıla yayılan sahte fatura düzenleme veya kullanma eylemlerinin ‘zincirleme suç’ olarak kabul edilmesi ve tek suç gibi cezalandırılması gerektiğini savunuyorlar. Vergi hukuku uzmanı avukat Serkan Ağar’a, uygulamayı ve Yargıtay kararının olası yansımalarını sordum. Ağar bakın nasıl değerlendirdi:

İLK BEŞTE

“Geçen yıl Vergi Usul Kanunu’na Muhalefet iddiasıyla 26 bin 342 kamu davası açıldı. Bu davalarda mahkûmiyet oranı yüzde 59.4, beraat oranı yüzde 19.3. Naylon fatura davaları, özel kanunlara göre açılan davalar arasında ilk beş arasında. Şu anda da devam eden 70 bin dosya var. Bu nedenle bu konu binlerce kişiyi ilgilendiriyor.

KANUNDA DÜZENLEME YOK

Yazının Devamını Oku

Havlayan köpek apartmandan tahliye edilebilir mi?

9 Kasım 2020
Apartmanda kedi-köpek beslemek kanunen yasak değil. Köpeğin havlamasını yasaklayan bir düzenleme zaten doğasına aykırı ve düşünülemez. Ancak şuna dikkat. Apartman yönetim planında yasaksa, köpek belli bir desibelin üzerinde çok yüksek sesle havlıyor ve gürültü kirliliği yaratıyorsa, dikkat. Tahliye edilebilir. Hayvanseverlere iyi bir haberim var. Hayvan Hakları Kanunu, ocakta Meclis’te.

ÖNCE okurum E.K.’nin sorusu. Köpek havlama gürültüsü ile ilgili. Soru özetle şöyle:

“Binamızın karşısında 7/24 havlayan bir köpek var. Sahibini içeri alması konusunda ikaz ettiğimiz halde umursamaz bir şekilde hayvanı içeri almamak için elinden gelen tüm gayreti gösteriyor. Tabii ki sevgisi ona, gürültüsü bize kalıyor. Bu havlama sesinin bir ölçüsü ve sınırı var mı? Kaç desibelde hayvan tahliye olur?”

Apartmanda kedi-köpek beslemek kanunen yasak değil. Köpeğin havlamasını yasaklayan bir düzenleme zaten doğasına aykırı ve düşünülemez. Ancak şuna dikkat: Apartman yönetim planında yasaksa, köpek belli bir desibelin üzerinde çok yüksek sesle havlıyor ve gürültü kirliliği yaratıyorsa, dikkat. Tahliye edilebilir.

YÖNETMELİKTE SINIRI VAR

Apartman gürültüsünün tanımı, kriterleri, kaç desibel olacağı ise yönetmelikle belirlenmiş durumda. Hangi yönetmelik olduğunu soran okurlarım için tekrar yazıyorum.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın çıkardığı Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’nin (Resmi Gazete Tarihi 04.06.2010-Sayısı: 27601) - “Ev faaliyetleri ve komşuların oluşturduğu gürültü” maddesi şöyle:

“Konut içerisinde kişilerin kendi davranış ve alışkanlıklarından kaynaklanan; kapı, pencere kapatma, yürüme, konuşma, temizlik yapma, mobilya çekme, televizyon seyretme, radyo dinleme, eğlence amacı dışında kullanılan her türlü müzik aleti, çamaşır makinesi, buzdolabı, elektrik süpürgesi gibi aletleri kullanma, evcil hayvan besleme gibi faaliyetler ile bina içinde yapılacak tadilat.”

Yazının Devamını Oku