Onur Baştürk

Erkekler estetik yaptırmasın mı?

19 Ocak 2024
Gökhan Özen ve Rafet El Roman’ı görünce yaptırmamaları daha iyi olur diye düşünmek gayet doğal.

Çünkü gerçekten hiç olmamış. Mickey Rourke olma yolundalar, geçmiş olsun...
Ama esas sorun galiba erkeklerin kadınlar kadar estetik bilincine sahip olmamasında.
Estetik bilinci şu:
◊ Kadınlar estetik öncesi etraflarına sorup soruşturuyor. “Hangi doktor daha iyi? Nereye gitmeliyim?” diye.
◊ Estetik denilince sadece botoks akla geliyor. Oysa öyle değil. Yüze yapılan onlarca farklı işlem var. Kadınlar hepsini didik araştırıyor, hangisinin yüzlerine iyi geleceğinden emin olmak istiyor.
◊ Ah bir de estetik yaptırmak isteyen kadın 50’sine gelince başlamıyor operasyona. Ufak ufak 30’larında başlıyor.
◊ Ve estetik bilincinde son perde: Estetik oturana kadar kadınlar çok ışıklı ortamlara asla girmiyor.

Magazin çukuru

Yazının Devamını Oku

2024’ün en trend destinasyonları

15 Ocak 2024
Kimisine gitmek zor, kimisi ise bize çok yakın. İşte bu yılın öne çıkan, yükselen, çok konuşulan gözde destinasyonları...

◊ Oaxaca, Meksika
Peş peşe açılan şık otelleri, global sanatçıların atölye açması, yıl boyunca sayısız lokal festivale ev sahipliği yapıyor oluşu ve geleneksel mutfaklarının yükselişi nedeniyle Oaxaca, şu anda Meksika’nın en çok gidilmek istenen bölgesi.
◊ Tutulma destinasyonları
Bu yıl Ay, Dünya’ya en yakın noktada olacak ve bu da alışılmadık derecede geniş bir alanda tutulmanın izlenmesini sağlayacak. Bu nedenle 8 Nisan’daki tam güneş tutulmasının diğer ismi “Büyük Kuzey Amerika Tutulması” olarak tanımlanmaya başlandı bile. Çünkü Kanada ve ABD’nin 13 eyaletinden tutulmayı izlemek mümkün olacak. Dolayısıyla o tarihte Toronto, Chicago, Detroit, New York, Boston, Houston gibi yerlerde düzenlenecek etkinliklerde bulunmak için şimdiden rezervasyon yapan çoğunlukta.
◊ Paris
Paris, bu yaz 2024 Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapacak. Üstelik olimpiyatların açılış töreni alışılmışın aksine bir stadyumda değil, ilk kez açık havada, Seine Nehri boyunca ve Eyfel Kulesi yakınında yapılacak. Haliyle Paris bu yıl en çok konuşulacak şehirlerden biri olacak.
◊ Kiklad Adaları

Yazının Devamını Oku

Herkes salsın

13 Ocak 2024
Hande Erçel hem oyunculuğu hem de özel hayatıyla ilgili aşırı eleştirilere istinaden, “Biraz beni salın” demiş, “Çok yoruldum”.Aslında Erçel bir anlamda şanslı.

Üzerine çok gidip eleştirenler kadar onu çılgın gibi savunan, yere göğe koyamayan taraftarları da var.
Ne de olsa günümüzde hayranlar artık taraftar gibi.
Tribünden bağırmak yerine sosyal medyadan arka arkaya, bıkıp usanmadan övgü dolu mesajlar yayınlayabiliyorlar tuttukları “sanatçı” hakkında.
Aslında dozunda ve haklı eleştiri çoğu zaman daha yararlıdır. Yolunu bulmanı sağlar.
Yarardan çok zararı olan ise ne yapsa ne etse “ünlüsüne” her daim hayran olan taraftar ordusu... “Beni salın” diye pekâlâ onlara da söylenebilir.

Sadece ve sadece ünlü

Bir üniversitenin ödül töreninde yılın sinema oyuncusu ya da yıldızı olarak Beren Saat seçilmiş.

Yazının Devamını Oku

Bırak peşimizi ‘languishing’

12 Ocak 2024
Ocak ayına özgü bir şey mi yoksa bu yıl böyle hisseden daha mı fazla?

Ya da benim kendi fanusum mu daha çok buna kapılmış durumda?

İngilizce adıyla “languishing” sendromundan bahsediyorum...

Yani hayata karşı tanımlanamayan bir isteksizlik, tatsızlık, durgunluk, enerji düşüklüğü hissetme hali.

Sendromun kendisi gibi, hissedilen şey tam da tanımlanamıyor aslında.

Depresyon değil başka bir durum, daha çok bir boşluk hali...

En güzel tanımı geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım söyledi,

“Çalışıyorum, arkadaşlarımla görüşüyorum, sağlığım iyi, her şey yolunda, ama garip bir boşluk, ilgisizlik hali var”.

“Acaba” dedim, “Aradığın şey yeni bir heyecan olabilir mi?”

Yazının Devamını Oku

Aplikasyon siparişleri artık çok baştan savma

10 Ocak 2024
Çok sık dışardan yemek siparişi veren biri olarak bugünlerde en büyük derdim şu:

Eskiden sipariş verdiğim restoranların yemekleri bile lezzetsiz, baştan savma ve malzemesi kötü olmaya başladı.

Hatta en son Nişantaşı’ndaki bir restorandan gelen salata üzerine dayanamayıp restoranı aradım. “Aplikasyonda yer alan menünüzdeki malzemelerin çok azı bu salatanın içinde var” dedim. Karşımdaki kişi de çaresiz, “Aslında küçük küçük dilimlemiştik, olması lazım” dedi.

Yani neredeyse mikroskopla bakmamı önerecekti.

“Valla yok” dedim, bunun üzerine telefonu açan kişi de bir şey diyemedi.

Konu öylece kaldı.

Sonra siparişi verdiğim aplikasyon şikayetim üzerine para iadesi yaptı.

Ama o sırada ben aç kaldım. Zaten bir şey de yemek istemedim.

Tadım kaçmıştı.

Yazının Devamını Oku

İçeriden ve dışarıdan gözlemler

8 Ocak 2024
Kokteyl gibi bir şeymiş, yani birden fazla virüsün varyantı.

Ya da birkaç virüsün alt varyantı.

Artık neyse ne ama acı gerçek:

Herkes bir şekilde nasibini alıyor galiba.

Alanlardan biriyim.

Dolayısıyla diğer almış olanlarla hastalık muhabbeti yapmaya bayılıyorum.

“Ya senin de mi geçmedi öksürük” diye hayıflanmalar, “Dayanamadım serum aldım” demeler...

Ama gördüğüm o ki, “kolay geçmiyor”.

Herkes “Bitermiş gibi oluyor, sonra yeniden başlıyor” diyor.

Yazının Devamını Oku

Dijital göçebelerin dünyasına giriş 101

6 Ocak 2024
Çalışmak için sadece bir elektrik prizi ve hızlı bir internete ihtiyaç duymak...İşte bütün mesele!

Aslında “dijital göçebeler” bu meseleyi pandemi öncesi çoktan çözmüştü ama sayıları azdı.
Ama pandemiyle beraber sayıları hızla arttı.
Çünkü şirketler de dijital göçebelerle aynı kafaya geldi.
Şu anda, “Dünyanın her yerinde çalışabilirim” diyen ve bunu yaşam tarzı haline getiren çok sayıda insan var.
Hatta yakın gelecekte, dünyanın en iyi uzaktan çalışma olanaklarını sunan destinasyonları listeleyen “Nomad List”in kurucusu Pieter Levels’ın öngörüsü doğru çıkacak gibi.
Levels, 2035 yılında dünyadaki dijital göçebe nüfusunun bir milyardan fazla olacağını söylemişti.
Çoğu insana uçuk gelen bu rakama şimdilerde “Neden olmasın?” gözüyle bakılıyor.

Yazının Devamını Oku

Anı yaşamak mı yaşamamak mı

5 Ocak 2024
Anı yaşayamadığımızın en çarpıcı resmi yılbaşı gecesi Paris’te çekilen videoydu.

Champs-Élysées’deki herkes geri sayım sırasında cep telefonuyla çekimdeydi.
Öyle bir görüntü ki; binlerce parlayan cep telefonu okyanus gibi uzanıyor.
Tek bir noktaya odaklanmış, ama her şey önlerindeki ekrandan gören insanlar ise görünmüyor bile.
Orada olsaydım ben de aynı şeyi yapardım diye düşündüm. Neyse ki bir on yıl sonra bu sorun da çok geçmeden çözülecektir. Yapay zekâ bizim yerimize pekala bu tür anları çekebilir.
Biz de o sırada “anı yaşayabiliriz”.
Aslında bir şeyleri kayıt altına alıp başkalarına gösterme ihtiyacı hep vardı.
Önceki gün 15 yıl önceki bir konserin kaydına bakıyordum da, stadyumdaki herkesin elinde dijital fotoğraf makineleri varmış, ağır ve hantal.

Yazının Devamını Oku