Bahar Çuhadar

Festivale karış; ister evinde, ister tiyatro salonunda!

24 Ekim 2020
Pandemi sebebiyle belki de tarihinin en zor dönemlerinden birini geçiren İstanbul Tiyatro Festivali bu yıl çok sayıda dijital tiyatro deneyimine yer veriyor. Bu; fiziki mekândakilerden ve çevrimiçi oyunlardan oluşan hayli kişisel bir ‘merak listesi’. Programa göz attığınızda sizin de o çok özlediğimiz tiyatro hareketliliği duygusuyla heyecanlanmanızı dilerim...

HAYATIMIZIN SON ‘SİYAH KUĞU’SU COVID-19Kuğu Gölü

Bu klasik masalın pandemi cenderesiyle ne ilgisi olabilir? Koreograflar Guy Weizman ve Roni Haver’ın kurduğu uluslararası dans topluluğu Club Guy&Roni’nin gösterisi hayatımızın son ‘siyah kuğu’su COVID-19’dan ilham alıyor. Bu, masal dünyasına kaçma arzumuzla gerçeklikle ilişkimizi kaybetme riskini bir araya getiren bir performans. Gösterim çevrimiçi takip edilecek. (İlk gösterim: 18 Kasım Çarşamba, 20.00, çevrimiçi)

‘GELECEKTE TİYATRO NASIL OLACAK’ DİYENLERE...Map to Utopia

‘Tiyatro bundan sonra nasıl olacak’ sorusuna verilmiş yanıtlardan biri bu oyun. İstanbul’dan Platform Tiyatro ile Bonn’dan Fringe Ensemble’ın ortak projesi olan oyuna dilerseniz bir uygulamayla katılacaksınız, dilerseniz fiziki mekândaki yerinizi alacaksınız. (25 ve 26 Kasım, 20.30)

EVLERİMİZE BAŞKA TÜRLÜ BAKTIRACAK BİR OYUNOlağan-içi Bir Gezi

Evlerimize fazlasıyla doyduk ama Kazan Dairesi yapımı bu projede evlerimizde alışılmadık bir gezinti yapacağız. Barış Arman’ın yazıp yönettiği oyunda tek yapmamız gereken kendimizi evimizin içinde kulaklıktan bize seslenecek rehbere teslim etmek. (14 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında, çevrimiçi)

ÇAĞDAŞ DANS DÜNYASINDA NELER OLUYOR?Dare to Say

Yazının Devamını Oku

DOT oyuna ormanda devam ediyor!

17 Ekim 2020
15 sene boyunca altı mekânı kendine ‘oyun alanı’ olarak sıfırdan kuran DOT ekibi şimdi Kemerburgaz Kent Ormanı’nda tiyatro yapacak. Oyunlar farklı hava koşullarında da sürecek. Şimdilik kamp sandalyelerinde izlenecek oyunlar dışında burada atölyeler, müzik dinletileri, kadın edebiyat buluşmaları da olacak yakında.

Bir oyun bittiğinde insan artık ‘oyundan çıkmış insan’dır, Yusuf Atılgan’ın ‘sinemadan çıkmış insan’ının bir kardeşi olarak. Artık İstanbul’un ‘oyundan çıkmış insanları’ aynı zamanda ‘ormandan çıkmış insanlar’ da olarak karışacak kendi rutinine.

Ateşin etrafında buluşan hikâye dinleyicileri gibi

Şehrin kıyısında, 5.5 milyon metrekarelik bir alanda geçen sene açılan Kemerburgaz Kent Ormanı’na giden yolda başlayacak yolculuğu. Kapıdan girdiğinde ağaçların arasında 2.5 kilometre daha içeri uzanıp bir oyun alanına rastlayacak: DOTOrmanda. Ve burada izleyeceği her ne olursa olsun, ayrıldığında renklerin ve gökyüzünün bir parçası onda kalacak. O artık ‘oyun ormanından çıkmış insan’…

15 senede altı mekân değiştiren, Kanyon AVM’deki yerinden çıkmak zorunda kalan DOT şimdi bizi ormana götürüyor. DOT, 2005’te Mısır Apartımanı’nda başlayan yolculuğundan itibaren her girdiği mekânı dönüştürüp yeni bir oyun alanı kuran bir ekip. DOTKanyonda’yı kapatmak zorunda kalıp bir yandan da İskoçya’da oyun çalışırken pandemiyle eşzamanlı olarak kafalarında yeni fikirler dönerken (Atların çektiği oyun arabası fikrini hayata geçirecekler dilerim!) orman çıkmış karşılarına…

Etrafı üç kulübe (atölye, kulis, mutfak olarak kullanılacak) ve göz alabildiğine ağaçla çevrili taş alanda oturup buraya nasıl geldiklerini konuşuyoruz. Murat Daltaban orman fikrinin kafasına bir süre önce girdiğinden bahsediyor: “Bir senedir ormanda bir oyun yapalım deyip duruyordum. Her şeyin steril, tasarım olmasından çok sıkılmıştım. İnsanın doğayla kavga eder hali beni çok bunaltmıştı. Gördüğümde ‘Burası!’ dedim. Bu daire formunda bir şamanik hal durumu var, ateşin etrafında toplanan hikâye dinleyicileri gibi… Çok güçlü bir tiyatro ruhu hissettim.”

Özlem Daltaban yeni yerlerini iki seneliğine kiraladıklarını anlatıyor: “Burası üretim mekânı da olsun, özellikle pandemiden etkilenmiş gruplar da gelsin istiyoruz. Kumbaracı50 oyunlar, atölyeler yapacak. Kasımda Yiğit Sertdemir buraya özgü tek kişilik bir oyun yapıyor. Çocuklara, yetişkinlere, profesyonellere yönelik atölyeler, müzik dinletileri, kadın, edebiyat buluşmaları olacak. İnsanların atıştırmalıklar alabileceği küçük alanımız da olacak. Ormanda oyun dinlediğimiz, bir botanikçiden ormanı dinlediğimiz, çocuklarla kuşları dinlediğimiz yürüyüşler olacak…”

Özlem ve Murat Daltaban. Fotoğraf: Levent KULU. 22 ve 23 Ekim’de 20.30’da ‘Limon Limon Limon Limon Limon’ izlenebilir.

‘Bir tesadüfler alanı...’

Yazının Devamını Oku

Şehrin tiyatrosuna çok yakışan bir oyun

3 Ekim 2020
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği ‘Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’ İstanbul’a, bu şehrin kadınlarına eşsiz bir armağandı. Oyun şimdi bir Şehir Tiyatroları prodüksiyonu olarak kente yeniden karışıyor…



İki yaşındaki kızıma, doğduğu gün hastaneden gösterdiğim ilk İstanbul parçası, ağaçlarla kaplı bir park olmuştu. Kızım bu şehrin eski bir semtinde büyüyor. Bu şehrin eğri büğrü sokaklarında koşacak, gülecek, sarhoş olup ağlayacak, âşık olacak, kendini denizin kıyısına atmak isteyecek, devasa binaların arasında yıldızları bulmaya çalışacak. Benim denizin ucunda çay içtiğim Beşiktaş’taki eski çay bahçesini, kapılarında büyüdüğüm, öğrendiğim Emek Sineması’nı eski AKM’yi, Kemancı’yı hiç bilmeyecek. Belki doğduğunda ona gösterdiğim park bile durmayacak yerinde. Ama büyüdükçe, İstanbul onun o da İstanbul’un bir parçası olacak. “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” diyeceğim ona. Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun bu şehre, bu şehrin kadınlarına eşsiz armağanı olan oyununun adını ödünç alarak…

İstanbul’dan daha güzel üç kadının anlattığı bu oyunu bu şehri içinde hisseden herkes izlesin istemişimdir hep. Şimdi çok daha geniş kitlelere erişebilecek şekilde, şehrin gözbebeği tiyatrosunda, İstanbul Şehir Tiyatroları sahnelerinde anlatıyor kendi öykülerini ve kendi İstanbullarını; Melis, Başak ve Ayfer. Kız, anne ve anneanne…

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği; BAM İstanbul prodüksiyonu olarak üç sezon oynayan, Melis Öz, Başak Kıvılcım Ertanoğlu ve Ayfer Dönmez’in aklımızdan kolay kolay çıkmayacak nefis performanslarıyla izlediğimiz oyunu; üç başka iyi oyuncu Yeliz Şatıroğlu, Esin Umulu ve Şebnem Köstem devraldı. Şehir Tiyatroları da bu oyunla kapılarını kuşağının dikkat çekici ve üretken kalemlerinden Mahmutyazıcıoğlu’na açmakla kalmadı bir yandan da bizatihi bu şehre, bu şehrin kadınlarına dair bir oyunla, şehrin tiyatrosuna taptaze bir soluk getirmiş oldu.

Yazının Devamını Oku

Ekranda alternatif bir festival var!

26 Eylül 2020
İlki geçen sene gerçekleşen İstanbul Fringe Festival, bu yıl çevrimiçi mecralar üzerinden seyirciyle buluşuyor. İtalya’dan Tayvan’a uzanan 15 etkinliği yarın akşama kadar YouTube üzerinden takip edebilirsiniz.


1947’de Uluslararası Edinburgh Festivali’nin ‘davetsiz misafirleri’ tarafından bir ‘kenarda’ sahnelenen gösteriler, zaman içinde dünyanın en prestijli tiyatro festivallerinden Edinburgh Fringe Festivali’ne dönüşmüştü. Dünyanın farklı şehirlerinde Fringe festivalleri sürerken, bizde de geçen sene farklı disiplinlerden sekiz kişiden oluşan bir ekip “Neden böyle bir platformu biz de İstanbul’da kurmuyoruz?” diyerek yola çıkmıştı. Böylece İstanbul’un farklı sahneleri, 2019 Eylül’de 10 gün boyunca Türkiye’den ve dünyadan 22 ekibin tiyatro, dans ve performans disiplinlerindeki alternatif işlerine ev sahipliği yapmıştı.

İşlerin büyük kısmı dans performansı

Ekip bu sene pandemi koşullarına rağmen Istanbul Fringe Festival’den vazgeçmedi, etkinlikleri, bazısı canlı olarak yayımlanacak şekilde çevrimiçi mecralara taşıdı. Geçen cuma açılışı yapılan festival, yarın akşama kadar YouTube, Zoom, WhatsApp ve diğer sosyal medya mecralarından ücretsiz takip edilebilecek.Fringe, isminin hakkını vererek bizleri belki de hiç duymadığımız, rastlamadığımız ekiplerin güncel işleriyle buluşturan bir platform. İtalya, Romanya, Belçika, İngiltere, Hollanda, Fransa, Rusya, Almanya, Tayvan ve Türkiye’den toplam 15 işi (büyük bir kısmı dans performansı olmak üzere) evinizden izleyebilirsiniz.

Üstelik ilk günden itibaren programın tamamı İstanbul Fringe’in YouTube kanalına yüklendiği için zamanlamanızı kendiniz ayarlayabilirsiniz.

Ayrıca yine YouTube üzerinden festival kapsamındaki atölyeleri takip edebilirsiniz. Etkinlikler ücretsiz lakin topluluklara bu zor dönemde destek olmak isterseniz ‘Fringe Destek Fonu’nu ziyaret etmeyi unutmayın. Böylece sahneye düzenli olarak bir daha ne zaman çıkabilecekleri belli olmayan küçük ve bağımsız topluluklara minik bir can suyu verebilir ve festivalin sürdürülebilirliğine katkı sunabilirsiniz.

Destek biletleri almak için: tiyatrolar.com.tr/istanbulfringeonline

Yazının Devamını Oku

Balat’ta bir ‘insan müzesi’ var!

19 Eylül 2020
‘Monologlar Müzesi’ projesi, pandemi koşullarına uygun önlemlerle yeniden başlıyor. ‘Balat’, ‘Kadın’ ve ‘Yalnızlık’ temalı monologlar sizi adeta birer insan müzesine davet ediyor.

İstanbul’un köklü semtlerinden Balat’ta dört sezondur süren ‘Monologlar Müzesi’ ziyaretçileriyle yeniden buluşuyor. Eski bir binanın yedi ayrı odasında, yedi hikâye, yedi oyuncu tarafından anlatılıyor. 15’er dakikalık monologlar serisinin cuma akşamı izleyebileceğiniz ilkinin konusu Balat’ın kendisi.
Maskenizi teslim aldıktan sonra (her odaya maksimum dört izleyici alınacak) görmek istediğiniz oyunun odasına geçeceksiniz. Aynı anda farklı odalarda sahnelenen yedi monolog arasında dolaşmak serbest. Ya da tamamladığınız oyundan çıkıp az sonra yeniden başlayacak oyunlardan bir diğerini izleyebilirsiniz. Her oyun arka arkaya dört kez sahneleniyor.
‘Balat’ oyunları, bu mahallenin tarihinden, dokusundan, kültüründen doğmuş hikâyeler. Odalarda Batur Belirdi, Haydar Köyel, Erol Babaoğlu, Burcu Halaçoğlu, Melis Öz, Ece Özdikici, Tuğçe Şahin bekliyor sizi. Her biri yetkin, oyun ve sahne hâkimiyeti tam olan oyuncular.

Hijyen kuralları uygulanıyor

Her bir monoloğun yazarı ve yönetmeni de yine son dönem yerli oyun üretiminde emek veren farklı isimler. Proje tasarımı A. Sami Özbudak’a ait olan ‘Monologlar Müzesi’ 26 ve 27 Eylül’de de ‘Kadın’ ve ardından ‘Yalnızlık’ başlıklı serilerle sürecek.

Balat Mürselpaşa Caddesi’ndeki mekânda hijyen kurallarının titizlikle uygulandığını söylememe gerek bile yok. Müze mantığıyla sizi monologlar arasında dolaştıracak projeye sadece ‘havanız’ değişsin diye değil, pandemi koşullarında tüm tedbirlerini özenle alan tiyatroculara destek olmak için de gidin.

25 Eylül Cuma saat 20.30’da Mürselpaşa Cad. No: 163’te. 60 lira.

TİYATROMUZ GÖZ GÖRE GÖRE ERİYOR

Yazının Devamını Oku

Sahnede ‘yanyana’ gelme zamanı!

12 Eylül 2020
Pandemi sürecinde sahne açamadıkları için büyük yara alan tiyatrolar, dayanışma motivasyonuyla hareket eden organizasyonlarla nefes almaya çalışıyor. Eylül sonuna kadar sürecek ‘Sahnede Yeniden Buluşuyoruz’ o soluklardan biri.

An Yapım’ın organize ettiği, Uniq İstanbul’un mekânı tiyatro topluluklarına ücretsiz olarak açtığı ‘Sahnede Yeniden Buluşuyoruz’, açılışını geçen pazartesi Levent Üzümcü Tiyatrosu&İzmir Halk Tiyatrosu ortak yapımı ‘Aziz Nesin Kabare’ ile yapmıştı.

Tiyatroların pandemi nedeniyle çok ciddi zorluklardan geçtiği, seyirciyle arasına uzun aylar ve bilgisayar ekranlarının girdiği karantina döneminin sonunda, yola ‘yanyana’ (evet, manifestolarında bu sözcüğü özellikle bitişik yazmışlar) gelmek arzusuyla çıkan bir etkinlik ‘Sahnede Yeniden Buluşuyoruz’.

Uniq İstanbul Açık Hava Sahnesi’nde, COVID-19’a uygun tedbirlerle hazırlanan 400 seyirci kapasiteli seyir alanını dolduracak izleyicileri, hem popüler hem de daha bağımsız ve politik çizgide giden oyunlardan oluşan bir seçki bekliyor.

Cüzi miktarda prodüksiyon bedeli

Topluluklardan (bu kalem için maalesef sponsor bulunamamış) cüzi miktarda prodüksiyon bedeli kesiliyor, bunun dışındaki tüm masraflar organizasyon tarafından üstleniliyor.

Manifestolarında “Tiyatronun iyileştirici ve birleştirici gücüyle her şeye rağmen perdeyi birlikte açıyoruz. Hayat tek başına zordur. Dünya zorludur. Tiyatroda ‘yanyana’ olalım, sahnede ‘yeniden’ buluşalım” diyerek umutlu olmaya, birlikte kalmaya davet ediyorlar.

Genco Erkal’ın kült eseri, DasDas’ın yenisi ‘Westend’den Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu’nun ‘Yangınlar’ına, Moda Sahnesi’nin yeni oyunu ‘Babamı Kim Öldürdü’ye uzanan seçki 30 Eylül’e kadar sürecek.

Kişisel önerilerimi de sıralayayım:

Yazının Devamını Oku

Bu yıldız başka yıldız!

5 Eylül 2020
Eşine az rastlanır türde bir kukla oynatıcısı olan Nazmi Sinan Mıhçı kaprisli mi kaprisli, bilmiş mi bilmiş kuklasıyla sahneyi paylaşıyor. ‘Bir Yıldız Batıyor’ ‘çok kişilikli’ tek kişilik, pek eğlenceli bir gösteri...

Tiyatro topluluklarının uzun süre sahnelerden uzak kaldıkları pandemi süreci şimdilerde seyircinin geçen sezonlarda kaçırdığı oyunları görmek için bir tür ‘açık hava’ fırsatına dönüştü.

Son iki senenin en eğlenceli ve yaratıcı işlerinden biriydi ‘Bir Yıldız Batıyor’. Nazmi Sinan Mıhçı eşine çok sık rastlamadığımız türde bir kukla oynatıcısı olarak karşımızda bu oyunda.

Orkun Yeşim’in yönettiği, 3kulak yapımı olan oyun bilhassa üniversite hayatı 1990’ların sonuna denk gelip 2000’ler boyunca da hayat gailesi içinde debelenen kuşağa çok iyi gelecek türde bir gösteri. Karakterlerimiz; yeşil tulumu içindeki Gökhan Sayın ve ona oyun boyu eşlik edecek olan, turuncular içindeki el kuklası. Mıhçı tek kişilikmiş gibi görülen bu ‘çok kişilikli’ oyunda iki ayrı karakterle birden sahnede. Kukla deyip geçmeyin; kendisi zor bir kişiliğe sahip... Şöhret, ödüller, radyo programları falan derken bir süre sonra boğuluyor. Kendini bulma yolunda tek kişilik deneysel oyunlardan yogaya, veganlıktan inzivaya çekilmeye ve hatta aile dizimi terapilerine başvurmadığı yol kalmıyor. 90 dakikanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.10 Eylül Perşembe, 21.00’de Kadıköy Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda. Biletler 25 lira.

HAFTANIN BEŞ OYUNU

Josef Bieder’in Yıldızının Parladığı An (Aksesuvarcı)-İstanbul Devlet Tiyatrosu: Usta oyuncu Ali İpin’in sahneyi Özge Özdemir’le paylaştığı oyun, mesleğine tutkuyla bağlı bir aksesuarcının tek geceliğine seyirci karşısında tüm maharetini sergileyişinin eğlenceli öyküsü... Bu akşam 20.00’de, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde.

Basit Bir Ev Kazası-Baba Sahne: Günay Karacaoğlu’nun yetkin oyunculuğuyla tek kişilik bir kadın öyküsü. Songül’ün yaşadıklarını kara mizah atmosferinde izleyip pek çok yerde kendimizi göreceğiz... 6 Eylül Pazar 21.00’de, KüçükÇiftlik Park’ta.

Dansöz-Mek’an: Sezen Keser’in akılda kalıcı bir performansla sahneye taşıdığı Dansöz Meryem’in karanlık hikâyesi ataerkiyle, şiddetle, iktidarla bir tür kişisel hesaplaşma... 6 Eylül Pazar 20.30’da, Ankara Cer Modern Açık Hava’da.

Aziz Nesin Kabare-İzmir Halk Tiyatrosu&Levent Üzümcü Tiyatrosu:

Yazının Devamını Oku

Haydi parklara, oyun seyretmeye!

29 Ağustos 2020
Yaz mevsiminin son akşamlarında açık alanda seyircisiyle buluşan oyunlar sizi bekliyor. Bu hafta iki eğlenceli oyun dikkat çekiyor. Biri Bursa’da, Nilüfer Balat Kent Ormanı’nda; diğeri İstanbul Kadıköy’de, Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda. DOT ise Kemerburgaz Kent Ormanı’nın ortasına sahne kuruyor.

SHIRLEY’NİN ÖZGÜRLÜK YOLCULUĞUSHIRLEY VALENTINE - KOMEDIATÜRKTanıdık ama çoğu kez görmezden gelinen bir kadın öyküsü. Orta yaşlı, ‘sıradan’ bir ev kadını Shirley Valentine. Kendisini çocuklarına, ondan beklenen ev içi sorumluluklara adamış, mutfağının duvarlarına sıkışmış bir kadın… Ama şimdi özgürleşme, kendini bulma, kendisini iyi hissettiren şeylerin peşine düşme zamanı. Dertlerini, hayallerini mutfak duvarlarının dışına taşırmanın tam sırası. Shirley’nin monoton hayatı, duvar dışındaki tek arkadaşının ona bir Bodrum tatili hediye etmesiyle yeni bir evreye geçecek. Sumru Yavrucuk’un yetkin oyunculuğuyla ayağa kaldırdığı bu eğlenceli öykü, kadınlara “Kendinizi hatırlayın!” dedirten cinsten. Bu akşam 21.00’de Bursa, Nilüfer Balat Kent Ormanı’nda. 105 dakika; tam 20, indirimli 15 lira.

DOKUZ YAŞINDAN BÜYÜK HERKESEFİL - TİYATRO BEREZEFiruze Engin, Elif Temuçin ve Erkan Uyanıksoy’un küçük ve üretken topluluğu BeReZe, izleyicisini hayal kırıklığına uğratmayan ekiplerden.

‘Fil’ oyunuysa Danimarkalı tiyatro ekibi Teatergruppen Batida ile gerçekleştirdikleri, biraz fazla büyük hayalleri olan bir sihirbazla, ona biraz fazla âşık olan yardımcısının hüzünlü öyküsü. Hikâye anlatıcılığı ve fiziksel tiyatroyu harmanlayarak sahnedeler. 31 Ağustos Pazartesi, 21.00’de Kadıköy Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda. 45 dakika, 25 lira.

Pandemiden en sert etkilenen, krizi aşmalarına yardımcı olacak bir destek bulamayan tiyatro cephesinden tek bir güzel haber bile büyük moral veriyor. DOT’un “Tiyatroyu ormanda yapacağız” duyurusu son günlerin en çarpıcı havadisi oldu. Kemerburgaz Kent Ormanı’na, doğanın tam ortasına kuruyorlar sahnelerini. Eylülde açılacak yeni tiyatro alanını haftanın iki günü de Kumbaracı50 ile paylaşacaklarını duymak haberi taçlandırıyor. Üstelik burası tiyatronun bol ilhamlı bir buluşma noktası olacak.

Yazının Devamını Oku