Uçakta neden cepler kapatılmalı

Güncelleme Tarihi:

Uçakta neden cepler kapatılmalı
Oluşturulma Tarihi: Aralık 15, 2014 09:46

Cep telefonları ve diğer elektronik cihazların hassas elektronik sistemleri etkileyebileceği söyleniyor. Ama bunu kanıtlamak neden bu kadar zor?

Haberin Devamı

Bir itirafta bulunmak istiyorum. Mart’ta Londra Heathrow Havaaalanı’nda uçağım kalkmak üzereydi. Hostes, yolculara elektronik cihazlarını kapatmaları yönündeki bilindik anonsu yaptı. Bu çağrıya uymadığım gibi, telefonu cebimin daha da derinlerine sakladım. İşle ilgili bir mesajı kontrol etmem gerekiyordu. Hem küçücük cihazımın uçağı düşürecek hali yoktu, öyle değil mi?

Anlaşılan bu konuda yalnız değilim. Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni yapılan bir araştırmaya katılan her 10 yolcudan dördü, uçuş sırasında elektronik cihazlarını her zaman kapatmadığını itiraf etti.

Oyuncu Alec Baldwin, Los Angeles-New York seferini yapan uçakta kalkış öncesinde telefonunda oynadığı “Words With Friend” adlı oyununa ara vermeyi reddedince uçaktan indirildi. Oyuncu, buna Twitter’da sert tepki gösterdi.
Tüm dünyada geçerli olan kurallara göre sinyalleri kesen “uçuş konumu”nda olsa bile 3 bin metrenin (10,000ft) altındaki irtifada, taşınabilir elektronik cihazların kullanılmasına izin verilmiyor.

Bu irtifadan daha yüksekte dizüstü bilgisayar ya da müzik çalar gibi cihazlara izin veriliyor. Ama telefonlar yine yasak. Bize bu cihazlarla uçaktaki hassas elektronik sistemlerin olası tehlikeli etkileşiminden kaçınmak için bu kuralların önemli olduğu söyleniyor. Ama bu korkuların bilimsel bir temeli var mı ya da kuralları gevşetmenin zamanı geldi mi?

Etkileşim korkusu, cihazların internete ya da radyo dalgaları kullanan mobil telefon şebekelerine bağlanıyor olmalarından kaynaklanıyor.

Almanya’daki Bielefeld Üniversitesi’nden Prof. Peter Ladkin potansiyel tehlikeleri, evlerdeki ısınma tesisatı üzerinden bir örnekle açıklıyor, bunu borulara alev tabancası tutulmasına benzetiyor. Evdeki merkezi ısınma sistemi, borunun içindeki sıcaklık değerleri doğrultusunda değişiklikler yapıyor. Alev tabancası borudaki suyu ısıtıyor. Sıcaklığı değiştiriyor ve ayarlama yapması için sistemi harekete geçiriyor.

Kişisel cep telefonları da, navigasyon, kuleyle irtibat ve havada kalmalarını sağlayan cihazları izlemek için aviyonik denen elektronik tabanlı yüzlerce sistem kullanan uçaklarda aynı etkiyi yapabilir. Bazı elektronik cihazlar, kokpitteki cihazlara iletişime geçebilecek sensörlere sahip. Bu sadece cep telefonlarıyla ilgili bir mesele değil. Elektronik kitap okuyucular, müzik çalarlar, dizüstü bilgisayarlar, oyun konsolları da, radyo dalgaları yayıyor.

Bunlar, aviyonikndeki frekanslara yakın bir değerdeyse, sinyaller ya da göstergeler bozulabilir. Bu da radar, iletişim, çarpışma önleyici teknoloji gibi sistemleri etkileyebilir. Ve sorun, cihazların arızalı olup, olması gerekenden daha fazla radyo dalgası yaymaya başlaması ya da birden fazla cihazın sinyallerinin birleşmesiyle daha da büyüyebilir.

Teori bu. Ama sorunun bu olduğuna dair herhangi bir kanıt var mı? Uçakların böyle bir etkileşim sonucu düştüğüne ilişkin, kayıtlara geçmiş hiç bir olay yok. Ancak kazaların sebebinin bazen hiçbir zaman ortaya çıkmadığını da akıl tutmak gerekiyor. Uçağın kara kutusu, yolcuların cihazlarından kaynaklanan bir elektromanyetik etkileşim sonucu bozulan kritik bir sistemi tespit etmemiş olabilir.

Sistem hatası

Kesin bir kanıt olmasa da bu riskin ciddiye alınmasını gerektiren, sistematik olmayan; anlatımlara dayalı pek çok kanıt mevcut. ABD’de Ocak’ta kişisel elektronik cihazlardan kaynaklandığı düşünülen 50 güvenlik vakasını özetleyen bir rapor yayımlandı. Bu örnekler, Amerikan Havacılık Güvenlik Bildirimi Sistemi’nden alındı. NASA’ya ait bir veri tabanı olan bu sisteme, uçuş ekipleri kimliklerini gizli tutarak güvenlik sorunlarını rapor edebiliyor. Örneğin bir vakada şöyle deniyor:

“Yardımcı pilot, tırmanış sırasında pusula sistemlerinde sorun olduğunu bildirdi. Yolculara elektronik cihazlarını kapattıklarından emin olmaları anonsu yapıldı. Sonra pusula sistemleri normale döndü.

2006’da yapılan bir veri tabanı analizinde elektronik cihazlardan kaynaklanan 77’si ‘yüksek derecede bağlantılı’ 125 etkileşim vakasından söz ediliyor.

Minyatür baz istasyonu

Bir vakada navigasyon sisteminin 30 derece hata verdiğini, bir yolcuya ait DVD oynatıcısının kapatılmasından sonra sistemin normale döndüğü belirtiliyor. Yolcunun cihazı açar açmaz sorunun tekrarlandığından söz ediliyor.

Uçuş ekipleri belli cihazların kapatılmasından sonra navigasyon sistemindeki değerlerin değiştiğine dair bir dizi vakayı rapor etti. Başka bir raporda Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği, 2003-2009 yılları arasında pilotların cep telefonları ve diğer elektronik cihazlardan kaynaklandığını düşünülen 75 ayrı vakadan söz ediliyor.

Büyük rekabetin olduğu havacılık dünyasında Virgin Atlantic Delta Airlines gibi bazı hava yolu şirketleri, uçuşlarda mobil cihazların daha fazla kullanılmasına izin veren teknolojiler kullanmaya başladıklarını duyuruyorlar.

On-Air ve AeroMobile gibi uçuş mobil telefon sistemleri “pikosel” adlı minyatür uçak içi baz istasyonları kullanıyor. Bu sistemler cihazların düşük sinyal seviyelerinde çalışmalarını sağlıyor. Yayılan dalgalar, işlemden geçiriliyor, buradan bir uyduya aktarılıyor ve sonra da normal kara şebekelerine yönlendiriliyor. Şimdi bazı havayolları uçaklarına daha üretim aşamasında AeroMobile cihazları taktırıyor. Bu sistemler cep telefonlarının seyir yüksekliğinde kullanılmasına izin veriyor. Kalkış ve inişte telefonlar yine kullanılamıyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!