GeriTeknoloji Thomas Piketty-Marks'ın ayak sesleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Thomas Piketty-Marks'ın ayak sesleri

Thomas Piketty-Marks'ın ayak sesleri
refid:24739632 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Dünya yanda kapağı verilen kitabı ve yazarı Thomas Piketty'yi konuşuyor. Altıyüz sayfayı aşkın kitabın içeriğini bir makalede özetlemek olanaksız. Piketty özet olarak, bütün dünyaya ve biz Türk vatandaşlarına, diyorki: vahşi kapitalizm ve tüketim çılgınlığı önlenemez ise daha çok SOMA benzeri feleketler yaşanır. Para, para, para, kar, kar kar bir çıkmaz sokak. Öyle demek istiyor Piketty. Sermayenin toplum dinamikleri üzerindeki egemenliği gezegenin yaşam alanlarını daraltıyor.

Dereler özgürce akmıyor, madenler insafsızca yeşili katlederek çıkarılıyor. Kutup buzları eriyor, denizlerdeki balinalar öldürülüyor, yağmur ormanları yok oluyor. Her geçen gün soluduğumuz havada ki karbon miktarı, yani zehir, artıyor. İstanbul'u, Ankara'yı sel basıyor. Belediye başkanları gülücükler saçarak, büyük resmi görmeden, birbirlerine tweet atıyor. Hepsi para için.

Finans krizleri periyodik, birbirini takip ediyor. Sistem sorgulanmıyor, kazanan üretmeden kazanıyor. Adeta türkiyede olup bitenleri anlatıyor. Umarım havuzda yüzmeyi seven TV kanallarının çokbilmiş ekonomi editörleri, paralelli suçlamadan, ülkemiz bağlamında bu kitap ile ilgili kapsamlı açıklama yaparalar. Ben mütavazi penceremden ne anladığımı özetlemek ile yetineceğim. Kimileri Thomas Piketty'i 21'inci yüzyılın Karl Marks'ı olarak göstermek istiyor. Ben o kanıda değilim, Marks bir filozof Thomas piketty'i ise sosyal bilimci tarafı ağır basan pragmatik bir ekonomist. Sermayeyi sistem bağlamında kritik ediyor özde değil. Tezinde Marks'ın, para, kar ve sermaye birey ilişkileri bağlamında insancıl bir dokunuş var ama işçi sınıfının yönetimi ele alması gibi bir siyasi gönderme yok, yani marksist sol düşünce yok. Gelir ve servet dağılımındaki haksızlık üzerine kurgulanmış bir hümanizma var. İstaistiki verilere dayanarak gelir ve servet dağılımındaki haksızlığı tespit ediyor. Kanımca gezegende servet ve gelirin hakça dağıtılmadığı uç ülkelerden biri olan Türkiye bu kitabı okur, siyaet kendine bir ders çıkarır, hiç umudum yok ama benden söylemesi.

Thomas Piketty-Marksın ayak sesleri
Servet ve gelir dağılımdaki haksızlığın nedeni olarak Piketty son 30 senedir uygulanmakta olan kapitalist sistemi görüyor. Sosyal yapıda yıkımlara neden olan milyonlarca insanı işsiz bırakan periyodik finans krizlerinin sistemin doğasında var olduğunu söylüyor. Birinci ve ikinci dünya savaşlarını, soğuk savaş dönemini ve 1929 yılındaki büyük çöküş ve art arda gelen krizleri hep kapitalist sistemin tetiklediğini iddia ediyor, çok doğru bir tespit. İddialarını küresel anlamda topladığı çok sayıda gelir ve servet dağılım verilerini analiz ederek kanıtlıyor. Sadece günümüz uygulamalarına değil iki asırlık tarihi süreç içindeki gelişmelere göz önüne alıyor. Ekonomik uygulamaların tarihsel süreçte bıraktığı izlerini takip ediyor. Bu işi yaparken ekonomiyi sosyal bilimlerden soyutlamıyor.

19 ve 20 'inci yüzyıllarda ülkeler, endüstriyel devrimin sonucu olarak, eknomik gelişme sürecine girdiğinde servet ve gelirin dağılımındaki haksızlığın azaldığını, ancak gelişme belli bir doyum noktasına ulaştığında yani tepe noktasına yükseldikten sonra meydana gelen ekonomik gelişmenin adil olmayan gelir ve servet dağılımına neden olduğunu istatistikî verilere dayanarak tespit ediyor. Örneğin 1913-1975 yılları arasında ekonomik gelişme ve gelir dağılımının sosyal bir problem olmadığına dikkat çekiyor. 1913 yılında zengin az, fakiri çok orta sınıfı yok olan bir toplum. Bu dönemde ekonomik gelişme, iki dünya savaşı geçirmesine rağmen, servetin yayıgınlaşmasına yani orta sınıf olarak bilinen yeni bir sınıfın doğmasına neden olduğunu tespit ediyor. 1975'de japonya da dâhil çok sayıda ülkede güçlü bir orta sınıf beliriyor ve sınırları genişliyor. Sosyalizmi demokrasiye karşı siyasi bir alternatif olmaktan çıkaran bu dinamiktir. Benzer dinamiğin 18'inci yüzyılda da yaşandığına dikkat çekiyor. Yani sitem periyodik olarak aynı fazlara geçiriyor. Ancak son 20-30 senede servetin belli ellerde yoğunlaşması, yani 1913 deki gibi orta sınıf yok edeceğini veya tuzaklayacağını iddia ediyor, kulakları yeni bir krizin ayak seslerini duyuyor.

Kapitalist sistemde kişi başına düşen milli gelir belli bir seviyeye yükselene kadar, servet ve gelir dağılımında toplumu rahatsız eden bir durum oluşmuyor (Kuznets hipotezi). Kuznets hipotezini 1980'li yıllara kadar olan gelir ve servet dağılımına ait istatistikî veriler doğrulamaktadır. Ancak son 30 senede durum tersine dönmüş gibi görünmektedir. Kapitalist ekonomisinin Süpermen'i ABD nüfusunun %1’i, yani bu ülkenin zenginleri, Amerika’da üretilen mal ve hizmet değerlerin %25’ine sahip, geri kalan %99’u mütevazı bir gelir ile geçinmek zorunda. Buna adil bir dağılım denebilir mi? Daha da beteri Amerika nüfusunun yüzde birini oluşturan bu ayrıcalıklı gurup ülkenin ürettiği taşınır ve taşınamaz değerlerin %40’na da sahiptir, yani onlar Amerika'nın sahibidir, geri kalan Amerikalılar ekonomi bağlamında konu mankeni. 25 sene önce %1’lik seçkin gurup, ülke değerlerinin %12’sine sahip iken yirmi beş sene içinde oran iki katına çıktı. Gelişmiş tüm ekonomilerde durum farklı değil. Piketty özet olarak:

Toplum ekonomik olarak doyum noktasını geçtikten sonra, yani orta sınıfı yaratan ekonomik süreç tamamlandıktan sonra, gelişmeden orta sınıf değil tolunun en üst sınıfı yani zenginler yararlanıyor. Diyor.
Bilim ve teknolojik gelişmeler geçerli kapitalist paradigmayı değiştirmektedir. Gelecekte siyaset, sağ-sol veya milliyetçi-küresel veya dindar-laik eksenlerinde yapılmayacak, bilgi-teknoloji eksenine yapılacaktır. Bilgi üretenler patron üretemiyenler müşteri olacaktır. Sermaye ekonominin egemen gücü olma durumunu koruyamayacaktır. Para bankalarının yanında, silkon vadisi telokom vadisi gibi, bilgi bankaları yer alacaktır. Bilgi-teknoloji ekseni, Bill Gates gibi ona sahip olanlara, hiç sermayesi olmadan dünyanın en zengini olma şansını verecektir, zamanın ruhu bu mavi kuş böyle şakıyor. TV ekranlarından jiklet, simit alın veya lüks konut edinin gibi reklam yapan ekonomistlerin yerini bilgi üretin, özgün olun diyen ekonomistler alacak. Ülkemizde jiklet çiğneyen ekonomistler çok.

Ülkemiz katma değeri yüksek üretim yapan ekonomi olmamasına rağmen, son onbeş senede servet belli cahil bir gurubun eline geçti. Bu adamlar çok mu çalıştılar? Hayır. Sermayelerini üretken yatırımlar mı kanalize ettiler? Hayır. Bilgi mi ürettiler? Hayır. Teknoloji mi ürettiler? Hayır. Ülkenin geleceğini bu dört hayır özetliyor, gerisi laf.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle