GeriAynur TATTERSALL ‘Koku’ dünyasına keyifli bir yolculuk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Koku’ dünyasına keyifli bir yolculuk

‘Koku’ dünyasına keyifli bir yolculuk

Covid-19 ile beraber hepimiz yeni arayışlar peşindeyiz. Ben de bu çabaların dışında kalmıyorum tabii ki. İnanılmaz keyifli bir yolculuğa çıktım. Milyonlarca yıl geçmişi olan, genlerimize sinmiş, hayatımızı farkına varmadan şekillendiren, yönlendiren, hatta kiminle yaşayacağımızı bile belirleyen kokunun derinliklerine inmeye karar verdim. Klasikleşmiş, kanıksadığımız parfümlerin notalarını, imza parfümlerin hikâyelerini dinledim, uzmanlarıyla konuştum, araştırmalar yaptım. Meğer öğrenecek daha neler neler varmış. Evinize gönderilen Covid parfüm kiti ile kişiliğinize, kökü hassasiyetine uygun bir parfümü bile hazırlayabiliyorsunuz artık.

Kokuya olan duyarlığımı biliyordum ama bunun bilim olarak MÖ 4 binli yıllara dayandığını, kimyasının anlık verdiğimiz hayatı kararlarda ne kadar etkili olduğunu doğrusu bu kadar bilmiyordum.  Yanımdan biri geçse yıllar öncesine dalar o kokuyu ilk duyduğum andaki mekânı hatırlarım, olaylar film şeridi gibi gözlerimin önünde geçer. Dahası da var kokusunu algılayarak kişilerin isimlerini bile hatırlayabildiğimi de kısa süre önce fark ettim. Hatta artık günün değişik saatlerinde değişik kokular kullanma eğilimim başladı.  

 KOKULAR ALTINDAN DAHA DEĞERLİ  

Mis kokulu bitkilerin, reçinelerin, çiçeklerin, Çin, Arabistan ve Mısır’da kutsal amaçlarla yakıldığı, dumanının Tanrı’ya mesaj olarak gönderildiği biliniyor. Parfüm, Latince tümüyle uçucu anlamına gelen “per fumum” sözcüğünden türemiş. Biliyor musunuz, eski Mısır uygarlığında bazı kokular altından daha değerli görülüyormuş. Binlerce yıl sonra Mısır mezarlarında parfüm şişeleri ve kavanozlarda saklanan kokuların açıldığında hala aynı şekilde taze ve canlı olduğu yazıyor kayıtlarda.

‘Koku’ dünyasına keyifli bir yolculuk


İlginçtir ki birkaç yıl önce Paris yakınlarında kokuların arşivini tutan, anıları yaşatan ve yaptıkları organizasyon ve konferanslarla bu anıları ve parfümcülük zanaatini geleceğe aktaran oldukça önemli bir kuruluş olan Osmothéque’yi ziyaret etmiştim. O da aynı amaca hizmet ediyor. Bugün 4 binden fazla kokunun muhafaza edildiği dev bir arşiv; bu arşivin 800’den fazla parçası dünya üzerinde artık üretilmeyen, satışı olmayan parfümler. Guerlain’den “Fleur qui Meurt”, “Chypre de Paris”, “Coque d’Or”, Chanel’den “Kobako” bu ünlü markaların artık piyasada bulunmayan, sadece ama sadece Osmothéque’te bulunan kokuları.

GRASSE’DAN GEBZE’YE

Cannes ile Nice arasında, kıyıdan bir hayli içerideki Azur Dağları eteklerinde kurulmuş olan Grasse, dünyanın parfüm başkenti. Birkaç yıl önce orada Fragonard, Galimard ve Molinard Parfüm fabrikalarında epey vakit geçirdim. Üretim aşamalarında kullanılan kökler, baharatlar, lavanta, yasemin ve gül gibi hammaddeleri yakından inceledim. Portakal çiçeğinin ve yaprağının esansını, baharat ve köklerden de koku üretmeye başlamış, nadir kokular için Alp Dağları eteklerinde çiçek bahçeleri oluşturmuşlar. Grass’ta yaklaşık 3 bin 500 kişiye istihdam sağlayan 60’a yakın koku firması var. Bildiğimiz tüm ünlü markaların ana esanslarını ürettikleri gibi kendi serilerini de üretiyorlar.

‘Koku’ dünyasına keyifli bir yolculuk


Gebze’nin de kendi çapında bir Grass olma yoluna girdiğini öğrendiğimde çok sevindim. Burada kurulmuş dünyanın en kapsamlı esans üretim merkezlerinden birisini, yüzde yüz yerli sermayeli MG International Fragrance Company’nin tesislerini, gezerken aynı duyguları yaşadım. Türkiye dahil 72'den fazla ülkeye esans komposizyonu ve hammaddesi tedarik eden fabrikanın otoparkından itibaren inanılmaz iç ferahtacı kokular almaya başlıyorsunuz. Kokunun merkezinde adeta bir koku yolculuğuna çıkıyorsunuz. Dünyanın en iyi koku uzmanlarını; Türk ve yabancı parfümörleri bir araya getiren başarılı bir kuruluş MG. 

KOKUNUN GİZEMLİ TARİHİ 

MG’nin ünlü parfümöri Jorge Lee ile keyifli bir sohbet yaptım. Lee, eski Mısırlıların dini törenlerde kokulu bitki ve çiçeklerden elde edilen hoş kokulu yağları tütsü ile birlikte Tanrıları memnun etmek üzere kullandıklarını, güzel kokuları yaşamın ötesine de taşıma isteğiyle ölülerini güzel kokulu yağlar ile mumyalayıp, mezarlarına koyduklarını anlattı.    Mısırlılar tapınak ve evlerinde günlük yaşamlarında “kyphi” adını verdikleri içinde 16 değişik doğal içerik olan kokulu bir yağ kullanırmış. Kyphi, bal, şarap, üzüm, mür, mimosa, nane, ardıç, cam, tarçin, karanfil gibi bitki özlerinden oluşan bir karışım. Nefertiti yasemin banyosu yapar, banyodan sonra vücuduna sandal ağacı, amber ve ender rastlanan çiçek özleri sürermiş.

‘Koku’ dünyasına keyifli bir yolculuk


Eski zamanlarda insanlar badem, kişnis, mersin, kozalaklı ağaç reçinesi, bergamot gibi otları ve baharatları yakıp kokulandırma yapıyormuş.11. yüzyılda ise İbn-i Sina, bugünkü koşullarda gülsuyunu ve gül uçucu yağını elde etmiş. Gülsuyu önceki kokulu yağlar ve tütsüye göre daha narin ve hafif olduğu için hemen popüler olmuş. Kökü kullanımı savaşlar, gezginler ve İpek Yolu kanalı ile 14. yüzyılda Avrupa'ya kadar ulaşmış. Ancak modern parfümü dünya ile ilk tanıştıran Macarlar olmuş. İlk alkol temelli parfüm olan Macar Suyu, güzelliği ile ünlü Macar Kraliçesi Elizabeth Von Ungar'e ithafen 1370’de yapılmış.

GENETİK ŞİFRELERİMİZDEN BİRİ KOKU

Çoğumuz bilmeyiz ama her insanın parmak izi gibi kendine ait bir kokusu da var. Genetik şifrelerimizden birisi koku. Herkes kokuyu aynı hassasiyetle algılayamayabilir ama o hep bizimle ve öyle kalacak bu dünyadan ayrılana kadar. Bebeğin ve annenin eşi benzeri olmayan kokularında buluşmaları bu şifrede gizli. Her özelliği ile kainattan izler taşıyan insan vücudu kendine özgü koku molekülleri ile donanmış olarak geliyor dünyaya. Her koku farklı sensoru harekete geçiriyor, yavaş yavaş tüm kokuları kodluyoruz hafızamıza. Beyinde, koku ve hafızanın birbirine o kadar yakın ve yer yer neredeyse içe içe geçmiş olduğunu öğrendim Lee’den. Harika tarçınlı bir kek, teyzemizin evine dair detaylı hafızayı harekete geçirebiliyor. Belirli bir yemeğin veya içeceğin kokusu, geçmişe dair tanıdığınız bir insanın kokusu da olabiliyor. Buna koku hafızası deniyor, hangimiz fırından yeni çıkmış, mis gibi kek ya da kurabiye kokusunda çocukluğuna azıcık geri dönmüyor. Koku alma duyusu en önemli duyularımızdan biri ve beynimizin duygu, hafıza ve yaratıcılığı etkileyen kısmında yer alıyor. Koku alma duyusu 24 saat boyunca çalışıyor ve hiçbir zaman kapatılamayan tek duyumuz. Bir ortamın iyi ya da kötü olduğunu anında değerlendirebiliyoruz bu algımızla.  

‘Koku’ dünyasına keyifli bir yolculuk


Lee’ye göre, insan, 10,000’in üzerinde koku molekülünü birbirinden ayırt edebiliyor. Koku duyumuz tüm duyguların üçte ikisini ve hafızayı etkiliyor. Üstelik beyin onayından geçmeyen tek his imiş. Ruhsal durumumuzu, hormonlari, bağışıklık sistemini, hislerimizi, hatta eş seçimimizi bile etkiliyor. Bilimsel olarak buna koku haberleşmesi deniliyor. Kokuların etkileri keşfedildikçe kullanıldıkları yerler artıyor. İş ortamında verimliliği arttırmak, market ya da alışveriş merkezlerinde satış arttırmak, stresli ortamlarda insanları rahatlatmak ve daha pek çok yerde kokular kullanılıyor. Bazı mağazaların kendine özgü kokuları bile var. Örneğin lavanta kokusu bir restoranda daha fazla zaman geçirmenizi ve daha çok para harcamanızı sağlıyor. Çünkü stresi alan ve rahatlatan bir etkisi var. Deniz kokusu ya da portakal çiçeği ise enerji veriyor, insanlar daha çok eğleniyor.

KOKU EŞ BULMADA NASIL BİR ROL OYNUYOR

Her insan genetik olarak belirlenmiş ve sadece kendine ait bir koku taşıyor. Canlıların çoğunda vücutlar arasında bir koku haberleşmesi mevcut. Bu vücutlardan salgılanan ve feromon denilen maddeler aracılığıyla oluyor. Her canlı türünün kendi feromonu ayrı ve sadece kendi türünü etkiler. Örneğin yumurtlama dönemindeki kadınların erkeklere daha çekici geldiği yaygın bir gözlem. Sevgililerin sarılmalarına da Türkçede 'koklaşmak' diyoruz. Ayrıca ten uyuşmazlığı bahane edilerek boşanmalar sık olabiliyor. Nasıl açıklanırsa açıklansın koku uyumunun çiftleri birbirine yaklaştırdığı, uyum ve mutluluk halini arttırdığı bir gerçek. Bu yüzden her iki tarafın da güzel ve etkileyici bulacağı bir koku bulmak koku endüstrisinin bitmez tükenmez arayışını oluşturuyor. 

COVİD DÖNEMİNE ÖZEL KENDİ KOKUNU TASARLAMA KİTİ BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR

Çok hoşuma giden bir sürpriz yaşadım devasa tesiste gezerken. Yaratıcılığın sınırı yok. Binlerce kişinin koku algısına ayna tutan MG’den Bülent Konca, içinde bulunduğumuz dönem için kişiye ya da kurumlara özel kokular içeren bir Covid workshop kiti hazırladıklarını anlattı. İstek üzerine evlere gönderilen paket içerisinde Covid sürecini anlatan bir kitapçık, koku ailesi broşürü, pipet, iki adet bir erkek bir kadın olmak üzere parfüm şişesi, etiketler ve malzeme listesi, ayrıca, kokuları nasıl tasarlayacağınıza dair video da varmış. Videodan yararlanarak istediğiniz koku karışımını gerçekleştiriyorsunuz. Nasıl bir yaşantım olduğunu, hangi çiçeklerin kokularını sevdiğimi sordular ve seçtiğim kokulardan kişiliğime uygun bir parfümü beraber hazırladık. İnanılmaz etkileyiciydi hepimizin evde kapanıp kaldığı bir dönemde parfüme yolculuk ve de kadınların olmazsa olmazı o bir şişede durduğunu sandığımız kokunun derinliklerine inmek.

False