Türkiye’nin 90’lar sahnesi

Güncelleme Tarihi:

Türkiye’nin 90’lar sahnesi
Oluşturulma Tarihi: Aralık 09, 2022 11:39

SALT Beyoğlu ve Galata’da açılan ‘Sahnede 90’lar’ sergisi, dönemin kültürel, siyasal ve toplumsal yapısını performans sanatı üzerinden izleyiciye hatırlatırken bugünün sanatına yansıyan o özgürlükçü ruhu, devinimi ve değişimi de gözler önüne seriyor.

Haberin Devamı

İnternet sayfalarında karşınıza çıkan ‘90lı yıllarda çocuk olmak’ başlıklı içerikleri gördüğünüzde, annenizin vatkalı ceketini, babanızın Mickey Mouse’lu kravatını ve Renault Broadway’inize taktığınız sürgülü teybi hatırlıyorsanız, o hep özelem duyulan yılları kıyısından köşesinden de olsa yakalamışsınız demektir. Babamın kolunun altında eve getirdiği Olivetti marka yarı dijital daktilosu ve faks makinesi, çekirdek ailemiz için devrim niteliği taşıyordu. Prömiyerini 1995’te Ankara Ekin Tiyatrosu’nda yapan Erdal Eren’in idamını mahkeme kayıtlarıyla anlattığı ‘Külrengi Sabahlar’ adlı oyunu, dönemin popüler dizilerinden ‘Çiçek Taksi’nin bölümleri, Hürriyet Çocuk Tiyatrosu için yazdığı çocuk oyunları hep o aynı daktilodan çıkacaktı. Annem TRT için radyo oyunları, dergilere ‘kadın’ temasını odak noktasına alan öyküler yazıyordu. Benimse tek derdim okuldan eve gelip ‘Şeker Kız Candy’yi seyredip ‘Commadore 64’ oynamaktı. Tarkan, Yonca Evcimik, Grup Vitamin, Cartel, Oya - Bora, Sertab Erener’in kasetleri teyplerde dönüp dururken, dışarıda hayat son sürat devam ediyordu.
Siyaseti bir kenara bırakırsak 90’lar Türkiye’nin adeta kültür, sanat ve eğlence odağında sıçrama tahtasıydı; ayrıca performans sanatının sokağa taştığı, sokağın bir sahneye dönüştüğü, hayatın sokakta aktığı yıllardı. 12 Eylül darbesinin halk üzerinde yarattığı tahribatın azalması Özal’ın ‘liberal’ politikalarıyla birlikte Türkiye’de yeni bir kültürel ve ekonomik yapı inşa edilmeye başlanır. Bu gelişmelere paralel olarak İstanbul’un üstüne parlak bir disko topu yerleşir; performans ve eğlence kültürü, tarihinin en özgürlükçü ortamına kavuşur.

Haberin Devamı

Türkiye’nin 90’lar sahnesi
FOTOĞRAFLAR: LEVENT ÖGET
Türkiye’nin 90’lar sahnesi

İşte SALT’ın ‘Sahnede 90’lar’ başlığını taşıyan sergisi, Türkiye’nin 1988 - 1999 yılları arasında geçirdiği bu değişim ve dönüşümü performans sanatı ekseninde inceliyor. SALT’ın İstiklal Caddesi üzerinde yer alan mekânının forum katı izleyiciyi kendini göstereceği, duruşunu ve tavrını özgürce sergileyebileceği, kapısı sonuna kadar açık bir podyumla karşılıyor. Bu podyum İstiklal Caddesi’nin bir izdüşümü niteliği taşıyor. Zira İstiklal Caddesi, taşı toprağı altın denilen bu şehirde, şansını aramak için göç eden Anadoluluların, lubunyaların, işçilerin, sanatçıların, feministlerin, punk’ların, sarhoşların, öğrencilerin, özgür ve kayıp ruhların podyumudur. Serginin girişinde izleyici, 90’larda Türkiye’de hem içerik hem form anlamında deneyselliğin kendini gösterdiği formatlardan biri olan müzik videolarıyla karşılaşıyor. Başrolünde İstiklal Caddesi’nin olduğu, Candan Erçetin’in ‘Hangi Aşk Adil ki’, Mirkelam’ı bir gecede ünlü yapan ‘Her Gece’, Orhan Atasoy’un ‘Gemiler’ video klipleri podyumun iki yanında dönüyor. 1991 yılında Naz Erayda ve Kerem Kurdoğlu tarafından Tarlabaşı’nda kurulan ‘Kumpanya’ da bu podyumda performanslarıyla yerini alıyor. Tiyatro sahnesini Grotowski metoduyla sokağa taşıyan topluluk, her defasında sokakta kalabalığın içine karışarak bir oyun kuruyor.

Haberin Devamı

Serginin ikinci katı 90’larda düzenlenen ‘Genç Etkinlik’ projesine ayrılıyor. ‘Genç Etkinlik’te bambaşka coğrafyalarda yaşayan gençlerin dünya ve ülke gündemine bir tür aciliyet duygusuyla cevap verdikleri işlerin buluşma noktası haline geldiği gözlemleniyor.
Ya Da Tiyatro’nun kurucusu, Assos Gösteri Sanatları Festivali’nin yaratıcısı, New York merkezli La MaMa Experimental Theater Club’ın yönetmenlerinden Hüseyin Katırcıoğlu’na bir saygı duruşu niteliği taşıyan üçüncü kat ise sadece sokakları değil, Çanakkale’ye bağlı Behramkale Köyü’nün her köşesini ve Assos Antik Kenti’ni bir sahneye dönüştüren bir serüveni, Assos Festivali’ni konu alıyor. Behramkalelilerin katılımıyla sıfırdan var olan festival ilk senesinde şu cümleyle tanıtılıyor: “Assos Festivali, kendi dilini arayan, özgün yapıtlar üreten dans, tiyatro ve kukla toplulukları ile bu topluluklarla çalışmayı yeğleyen müzisyen, tasarımcı, plastik ve görüntü sanatçılarını bir araya getirmeyi ve bu toplulukların yapıtlarını geniş bir seyirci kitlesine sunmayı amaçlamaktadır.” Festival, üç hafta boyunca, dünyanın dört bir yanından katılımcıya sanatsal üretimlerini gerçekleştirecek çok kapsamlı bir alan sağlamasıyla büyük önem taşıyor. Bu katta ayrıca Assos Festivali’nde sahnelenen, kitle tiyatrosunun bir örneği olan ‘Truva Öyküsü’nde Katırcıoğlu ile birlikte çalışan Selçuk Gürışık’ın ‘Sahnede 90’lar’ sergisi için ürettiği maske ve kostümler izleyicinin karşısına çıkıyor.
İstanbul’da atıl durumdaki endüstriyel yapılarda disiplinlerarası çalışmalara ev sahipliği yapan Seretonin’ler ise sanatçıların örgütlü biçimde bir araya gelmesiyle oluşuyor. Haliç kıyısındaki Feshane ve Yedikule Gazhanesi’nde gerçekleşen Seretonin’ler İstanbul’daki alternatif kültürün bir karşılığı olarak tanımlanıyor.
90’lı yıllarda yaşanan ekonomik krizle halkın baş etmesini kolaylaştıracak olan ekranlardaki yarışma programları, gündüz kuşağının gözdesi Seda Sayan’ın izleyiciyle kurduğu ilişki, güzellik yarışmaları ve derbiler sanatçıların işlerine yansıttığı konular olarak sergide yerini alıyor.
Bugün sanat anlayışını belirleyen o özgürlükçü ruhu, devinimi ve değişimi performans sanatıyla ele alan ‘Sahnede 90’lar’ sergisi, SALT Beyoğlu ve Galata’da 12 Şubat 2023 tarihine kadar izlenebilir.

BAKMADAN GEÇME!