GeriKitap Sanat Meşrutiyet kahramanı olarak Sherlock Holmes!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Meşrutiyet kahramanı olarak Sherlock Holmes!

Meşrutiyet kahramanı olarak Sherlock Holmes!
Yervant Odyan

Yervant Odyan, yaklaşık 110 yıl önce yazmıştı ‘Abdülhamid ve Sherlock Holmes’u. Sultanın tahttan indirilip II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinin umut ve heyecanlarını barındıran 1000 sayfayı aşan bu roman, gerek yazarı, gerek içeriği gerekse de yayımlanma serüveniyle edebiyat tarihimizin en ilginç eserlerinden biridir.

Hayatı yazmakla ve zorunlu göçlerle geçen Yervant Odyan, 1869 yılında İstanbul Yeniköy’de doğdu. ‘Ermeni Millet Nizamnamesi’ (1863) adıyla bilinen Osmanlı’daki ilk anayasa örneğinin hazırlayıcılarından Kirkor Odyan’ın yeğeni olan Yervant Odyan, eğitimini evde, amcasının çevresindeki dönemin ünlü Ermeni aydınlarından aldığı derslerle sürdürdü. İlk yazıları çok genç yaşta dönemin önemli gazeteleri Arevelk (Doğu) ve Manzûme-i Efkâr’da yayımlandı. 1896’da Arevelk’in editörlüğüne getirildi. Ancak aynı yıl Osmanlı Bankası olayı üzerine Yunanistan’a geçti. Oradan Londra’ya, sonra Paris’e, Londra’ya ve nihayet Mısır’a... Gittiği her yerde yazmayı sürdürdü, gazetecilik yaptı. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilan edilmesi üzerine İstanbul’a geri dönen Odyan, en önemli eseri ‘Yoldaş Pançuni’nin tefrikasına başladı. 1911 yılında tefrika edilme sırası ‘Abdülhamid ve Sherlock Holmes’a gelecekti. Bir yandan çeviriler de yapıyordu, ki en önemlileri Tolstoy’dan çevirdiği ‘Diriliş’ ve ‘Anna Karenina’dır. 1912’de Sev Gadu (Kara Kedi), 1913’te Manana (Kudret Helvası) adlı mizah dergilerini çıkardı. 1915’te tutuklanıp Suriye’ye tehcir edildi, Osmanlı’nın savaşı kaybedip İttihat ve Terakki Hükümeti’nin devrilmesiyle birlikte 1918’de İstanbul’a geri döndü. 1922’de İstanbul’u son kez terk edip Bükreş’e yerleşti. 1924’te Trablus’a, 1925’te Kahire’ye geçti. 1926’da Kahire’de, geriye koca bir külliyat bırakarak hayata veda etti.

CİNAYET, MACERA, SİYASET
‘Abdülhamid ve Sherlock Holmes’, kapak yazısında “İstibdâdı yıkmak için vatanperver Osmanlılar ile kahraman Saliha Hanım’ın maceralarını içeren, ciddi ve meraklı, büyük roman” cümlesiyle takdim edilmiş. İç sayfalardaki sunum yazısında ise şu açıklama göze çarpıyor: “İşbu roman, hayalî olmaktan ziyade şimdiye değin meçhul kalmış olan hakiki ve esrarengiz vakalar ve siyasi cinayetlerden ibarettir.” Gerçekten de kurmaca ile gerçeğin, cinayetlerle siyasetin iç içe geçtiği bir roman okuyoruz.
1904 senesi ağustosun 20’nci günü Kandilli’de, deniz kenarındaki bir evde üç kişinin cesedinin bulunmasıyla başlıyor macera. Öldürülenler Abdülhamid’in ‘hususi ve mühim hafiyeleri’. Bu nedenle gazetelere derhal sansür uygulanmıştır. Kısa süre sonra “Erenköy’de ölmüş bir kimsenin cesedi bir kuyudan çıkarılır. Bunun ardından Çamlıca’ya yakın taraflarda Bahçıvan Ömer’in ve bir sandık içerisine konup Beşiktaş Karakolu’na getirilen iki kadın cesedi bulunur.” Cesetlere imza da atılmıştır. Cinayetlerin Abdülhamit karşıtı bir teşkilat tarafından işlendiği meydandadır. Zaten vesveseli bir karaktere sahip II. Abdülhamid, esrarengiz bir kadın tarafından yönetilen gizli teşkilatın izi bulunamadığı için iyice telaşa kapılacak ve aklına Sherlock Holmes gelecektir; “Sherlock Holmes, işte bana elzem olan adam bu zattır. Bu garip gizemleri yalnız o adam hal ve keşfedebilir”.
Bu fikriyattan hareketle Canon Doyle’un romanlarında Sherlock Holmes diye anılan lakin asıl adı McClain olan emekli dedektifle temas kurulur.
“Eski polis hafiyesinin teklif ettiği şartlar ortalamaya yakındı. Ayrılmak için ayrıca bir meblağ olmak üzere 500 ve sonra Dersaadet’e ulaştıktan sonra aylık 150 ve bundan başka kendisine verilen işi başarıyla başa çıkardığı takdirde bahşiş olmak üzere açıktan 2000 İngiliz lirası talep ediyordu.”
Anlaşma sağlanır ve McClain, “1904 senesi ekiminin yedinci günü alafranga saat 10.00’da Sirkeci’ye” ulaşır; “Bu vagonların birinin penceresinden İngiliz kepiyle bir baş görünüyordu. Sakalı bıyıkları tıraşlı, nazik burunlu, kırmızı yüzlü mütefekkir ve parlak gözlü bir adamdı. Yaşını tayin etmek mümkün değildir. Ancak saçları 45-50 yaşlarında olduğunu bakanlara andıracaktı...”
McClain’in İstanbul’a inişiyle birlikte kaçakların takibi hızlanacaktır. Ne var ki McClain, zalim bir diktatöre başkaldıran özgürlük taraftarlarının karşısında olmaktan hiç memnun değildir...

İLK -SİYASİ- POLİSİYE
Yukarıda okuduğunuz özet, romanın sadece ilk bölümünü kapsıyor. Sonraki bölümlerde Yıldız Sarayı zindanlarından Yemen çöllerine, Balkan dağlarından yeniden İstanbul’a kadar uzanan, maceraya ve aşka, saray entrikalarına ve İttihat Terakki hareketinin isyanına dokunan daha çok uzun bir yol izleyeceğiz. Uzun ama sıkıcı değil. Kimi zaman Osmanlı tarihinin belki de en önemli dönemine yakından nüfuz etmemizi sağlayan gerçeklerle, kimi zaman polisiye olduğunu hatırlatan komplo teorileri, entrikalar, heyecanlı takip sahneleriyle kendisini okutturmasını bilmiş Yervant Odyan. Her ne kadar bir romanda gerçek tarihi şahsiyetlerin birinci derecede roller almasını tasvip etmesem de, II. Abdülhamid’in gerçekliği ile Sherlock Holmes’un kurmacalığı iyi bir kontrast yaratıyor. Edebiyat tarihimizin ilk polisiyesini ve hatta ilk siyasi polisiyesini üretmesinin yanı sıra çok erken bir post-modern roman yazmış!
Şaka bir yana, ‘ilk’lik vasıflarına bir ek daha yapıp ilk belgesel roman sıfatını da ekleyebiliriz. Romanı sadeleştirerek yayına hazırlayan ve gerçekten de övgüye değer bir iş çıkaran Seval Şahin’in kitaba yazdığı Önsöz’de belirttiği üzere;
“Odyan’ın eseri, sadece bir padişah ile bir kurgu kahramanını yan yana getirmez; başta padişahın kendisi olmak üzere Fehim Paşa, Ebülhüda, Necib Melhame, Talat Paşa vb. gibi birçok tarihî şahsiyeti kurgunun bir parçası haline getirerek Meşrutiyet’in ilan edilme sürecini mektuplar, telgraflar gibi malzemeleri de romanın içine katarak oldukça gerçekçi bir şekilde, neredeyse belgesel niteliği ile okurun karşısına çıkarır. Roman, kurgusunda yer verdiği gerçek kahramanların fotoğraflarını da içinde barındırmaktadır. Dolayısıyla eser, hem bir macera-polisiye hem de belgesel-roman niteliklerini bir arada taşımaktadır.”
Doğrusunu söylemek gerekirse ‘Abdülhamid ve Sherlock Holmes’, Yervant Odyan’ın en iyi romanı sayılmaz; hele ki bir siyasi mizah şaheseri olan ‘Yoldaş Pançuni’ düşünülürse... Buna karşılık yazıldığı dönem itibariyle ‘Abdülhamid ve Sherlock Holmes’un önemi büyüktür. Öyle ki 1911 yılında Ermenice ve Türkçe olarak eşzamanlı tefrikasına başlanmış, 1912 yılındaki kitap basımları ise Ermenice, Yunanca, Türkçe, Fransızca, Arnavutça ve Arapça olarak gerçekleşmiştir. Bunun nedenini II. Meşrutiyet’in verdiği umut ve beklentilere bağlayabiliriz. Romanın içeriğine damgasını vuran -söz konusu umut ve beklentileri bazen anlatının sarkması pahasına uzuncaanlatıyor Odyan. Özellikle azınlıkların umut ve beklentilerini...
Ne var ki o umut ve beklentiler gerçekleşmeyecek, İttihat ve Terakki’nin uygulamaları Abdülhamid’i aratmayacaktır. Kimi sahneye baktığımızda, aslında teşkilatın ne denli acımasız olabileceğini Odyan’ın da fark ettiği anlayabiliyoruz. Belki de görmezden gelmek istemiştir. Bu hayalinin tükenişini romanın yayımlanmasından birkaç yıl sonra fark edecek tehcire uğradığında fark edecektir...

ABDÜLHAMİD VE SHERLOCK HOLMES Meşrutiyet kahramanı olarak Sherlock Holmes
Yervant Odyan
Yayına hazırlayan: Seval Şahin
Everest Yayınları, 2019
766 sayfa,100 TL.




False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle