‘İnsanın zulmüne dayanmaz yürek’

Güncelleme Tarihi:

‘İnsanın zulmüne dayanmaz yürek’
Oluşturulma Tarihi: Ekim 14, 2022 11:52

Libyalı yazar Hisham Matar, ‘Babalar, Oğullar ve Aradaki Memleket’ altbaşlıklı ‘Dönüş’te babasını arayışını anlatıyor. Libya tarihine, Kaddafi yönetiminin zulmüne, kayıplara, tarihe, coğrafyaya, çocukluğa, edebiyata kadar uzanan gerilimli bir anı kitabı. Kısa ve etkileyici bir anlatı. Babasını bulup bulamayacağı konusundaki belirsizlik metne gerilimli, gizemli ve sürükleyici bir atmosfer sağlıyor.

Haberin Devamı

Hisham Matar 1970 yılında New York’ta, Libyalı bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Çocukluğunu Trablus ile Kahire’de, yetişkinlik hayatının büyük bölümünü ise Londra’da geçirdi. İlk kitabı ‘Erkekler Diyarında’ 2006 yılında yayımlandı. Libya’da Kaddafi’nin 1969’daki Ekim Devrimi’nin etkileriyle başa çıkmak zorunda kalan bir çocuğun öyküsünü anlattığı bu kitabıyla Man Booker Ödülü’ne aday gösterilip The Guardian İlk Kitap Ödülü’ne layık görüldü. 2011’de yayımlanan ikinci kitabı ‘Bir Kayboluşun Anatomisi’ ile büyük beğeni toplayan Hisham Matar, ‘Dönüş’ü 2016 yılında yayımladı. Bu kitabıyla 2017’de Pulitzer’in yanı sıra PEN/Jean Stein ödülü ile Almanya’dan Geschwister Scholl ödüllerinin de aralarında olduğu başka birçok ödül kazandı. Kitapları 30 dile çevrilen Hisham Matar, Royal Society Edebiyat Topluluğu üyeliğinin yanı sıra Columbia Üniversitesi, Barnard Koleji’nde Karşılaştırmalı Edebiyat, Asya ve Ortadoğu Kültürleri ve İngiliz Edebiyatı kürsülerinde öğretim üyesi.

Haberin Devamı

LİBYA’NIN KARANLIK TARİHİ
‘Dönüş’te bu kısa hayat hikâyesinin ayrıntılarını öğreneceksiniz. Sadece olayları değil, bütün bu süreçte verdiği mücadeleyi, çocukluktan yetişkinliğe geçişini, yurtsuzluğunu, umutlarını, hayal kırıklıklarını, zaman zaman tükenişini -merkezine babası Cebella Matar’a ilişkin hatıralarını koyarak- anlatacak Hisham Matar.
O tarihlerde 40’lı yaşlarının başındaki Hisham Matar hatırlamaya, 2012’de Kaddafi’nin devrilmesinden sonra, babasının akıbetini öğrenmek umuduyla Libya’ya dönüşü sırasında başlıyor:
“Mart 2012, sabahın erken saatleri. Annem, karım Diana ve ben Kahire Uluslararası Havaalanı’nın yolcu salonunda fayans kaplı zemine sabitlenmiş koltuk sıralarından birinde oturuyorduk. Bir ses 835 sayılı Bingazi seferinin zamanında yapılacağını anons etti. Annem arada bir endişeyle bana bakıyordu. Diana da kaygılı görünüyordu. Bir elini koluma koyup gülümsedi. Kalkıp dolaşmalıyım, dedim kendi kendime. Fakat bedenim kaskatıydı. Kendimi hiç bu kadar yerimden kıpırdamaktan aciz hissetmemiştim.”

Haberin Devamı

Onu acizleştiren 1979’da ayrıldığı ülkesine yeniden dönmek, akrabaları ve yakınlarıyla karşılaşmak ve uzun yıllara yayılan acılarla yüzleşmek korkusu. Nitekim memleketlerine vardıklarında gördükleri manzara hiç de iç açıcı sayılmaz. Merkezi bir yönetimin yokluğunda herkesin silaha sarıldığı, umut ve tedirginliğin iç içe geçtiği bir atmosferde Matar ısrarla babasının izini sürüyor.
Varlıklı, eğitimli, sanata ve edebiyata düşkün bir adamdır Cabella Matar. Albay Muammer Kaddafi’nin 1969’daki darbesiyle ilgili görüşleri nedeniyle siyasi muhalif sayıldığı için 1979’da ailesiyle birlikte Mısır’a sığınmış, sürgün yıllarını da silahlı muhalif hareketleri örgütleyerek geçirmiştir. Mısır’da kendisini güvende hisseder. Ne var ki uluslararası siyasetin kaypaklığı mücadelesinin sonunu getirecektir. 1990’da Mısır gizli polisi tarafından Kahire’deki daireden kaçırılarak Kaddafi’ye teslim edilir ve Trablus’ta ‘Son Durak’ olarak nam salmış Ebu Selim cezaevine gönderilir. Aile Cabella Matar’ın yaşadığını 1992’de hapishaneden kaçırmayı başardığı mektuplardan öğrenecektir. Oradan çıktığına, yaşayıp yaşamadığına dair hiçbir kayda ulaşamazlar.
Hisham Matar ‘Dönüş’te işte bu bilinmezlik, bu karanlık içerisinde babasını bulmaya çalışan bir oğulun dramını anlatıyor. İçten içe babasının 29 Haziran 1996’da Ebu Selim hapishanesinde katledilen 1.270 tutukludan biri olabileceğini bilse bile...

Haberin Devamı

KURGUDAN OTOBİYOGRAFİYE
Matar ‘Dönüş’ü iki romanın ardından yazmış. Anlatının ilk sayfalarında gönderme yaptığı bu iki romanında da babaları kaybolan insanları konu ettiğini biliyoruz. Ancak kurmacanın yetersiz kaldığını düşündüğünden olmalı, bu kez gerçekliğini açıkça ortaya koyan bir anlatı kaleme almış. Buna karşılık ‘Dönüş’ün bir edebi metin tadında olduğunu söyleyebilirim. Kısa ve etkileyici bir anlatı. Babasını bulup bulamayacağı konusundaki belirsizlik metne gerilimli, gizemli ve sürükleyici bir atmosfer sağlıyor.
Bir labirent ya da birbirine açılan odalar gibi kurgulamış anlatısını. Tıpkı büyükbabası Hamed’in köyde inşa ettiği konak gibi:
“Küçük bir oğlan için bir labirent kadar gizemli, büyülüydü. Evin muhtelif beklenmedik sapaklarını, göze sonsuz görünen genişliğini, mütevazı ve bir bakıma ağırbaşlı olan estetiğini büyükbabamın hayatından ve kişiliğinden ayrı düşünemiyorum. Bitmek bilmeyen odalarında, koridorlarında, avlularında sık sık yolumu şaşırırdım. Pencerelerin bazıları dışarıya, caddeye, bazıları avluya, ama bazıları da garip biçimde diğer odalara bakardı. İçerde mi dışarda mı olduğunuz hiçbir zaman tam olarak net değildi.”

Haberin Devamı

Birbirine açılan bitmek bilmeyen odaların çoğunda babaya, aileye ya da Hisham Matar’ın kendisine dair anılar saklı ama yan kapıyı açtığınızda kendinizi bir anda modern Libya tarihinin bir sayfasında, bir başka kapıyı açtığınızda Libya’nın şimdiki zamanında bulabilirsiniz. Hisham Matar hiç kuşku yok ki babasını onurlandırmak için almış kalemi eline ama ona doğrudan yaklaşmıyor. Yüz yıl öncesine, büyükbaba Hamed’in zamanına, Osmanlı ve İtalya egemenliği altındaki dönemlere kadar uzanıyor ve babasının kaderini Libya’nın nakıs talihiyle bağlayan bir tarihi art alan çiziyor.
‘Dönüş’ün şimdiki zamanındaki siyasal gelişmeler üzerinde durmak istemiyorum. Kaddafi yönetimine en ufak bir yakınlık duymamakla birlikte yazarın onu iktidardan deviren sürecin bir devrim olduğuna ilişkin yorumlarına katılmam da mümkün değil. Ama bunların önemi yok, ‘Dönüş’ün önemi kayıp yakınlarının evrensel trajedisini, insanın insana zulmünün çirkinliğini, diktatörlüklerin mantığını -özgün bir anlatı mimarisi ile- anlatabilmesinde.
Belki de gerçeklerin bastırıldığı, parçalandığı veya gizlendiği bir hikâyeyi anlatmanın tek yolu budur. İradenin güçsüz olduğu ve gerçeklerin olmadığı yerde, hayal gücünü devreye sokmak -Matar hayal gücünü sokmuş işin içine. Sadece kendisininkini değil, dünya edebiyatının büyük metinlerini de katıyor anlatısının içine. ‘Dönüş’ün bütününe oğullarla kayıp babalar arasındaki ilişkilerin zamansız geçmişi yayılıyor; Homeros’un ‘Odysseus’u, Shakespeare’in ‘Kral Lear’ı, Dante’nin ‘İlahi Komedya’sı, Kafka’nın ‘Dava’sı, Turgenyev’in ‘Arife’ ve ‘Ham Toprak’ı ve hatta babası Caballa Matar’ın gençlik yazıları ve şiirleri... Özellikle ‘Bakir Toprak’ın Alexey Dmitrievich Nazhdanov’u, 2011 ve 2012 yıllarının o kaotik atmosferindeki Matar’ın ailesinin ruh halini yansıtıyor. Matar, adı umut kelimesini içeren Nazhdanov’un iki güçlü dürtü arasında kısılıp kaldığını vurgulamış: “Bir şeye mutlak surette kesin gözüyle bakmasını önleyen romantik bir duyarlılık ile o kesinliğe kavuşmak için çarpan devrimci bir yürek. Tabiatındaki bu zıt güçler, sonunda onu mahveder.”

Haberin Devamı

Hisham’ı mahveden, babasının yeryüzündeki varlığının ne zaman sona erdiğini bilmemektir ki bu, hayatla ölüm arasındaki sınırı kavramasını mı büsbütün imkânsız hâle getirmiştir. İşte o zaman Odysseus’un oğlu Telemakhos’un yaşadığı varoluş krizini kavrayacaktır:
“Ve yıllarca sadık refakatçim olan bu tanıdık kelimeler ilk kez esneyip daha geniş bir anlam kazandılar. Bu kelimeler artık Odysseus kadar Telemakhos’u da anlatıyordu; babayı olduğu kadar oğulu da ilgilendiriyordu; oğlanın babasının son günlerini kendi evinin rahatlığı ve vakarı içinde geçirmesini dilemesi kadar oğlanın babasını nihayet evde bırakıp, nihayet yüzünü geleceğe çevirerek dünyaya açılabilmeyi istemesine de ilişkindi. Odysseus kayıp olduğu sürece, Telemakhos evden ayrılamaz. Odysseus evde olmadığı müddetçe, bilinmeyen her yerdedir.”

‘İnsanın zulmüne dayanmaz yürek’
DÖNÜŞ -
BABALAR, OĞULLAR
VE ARADAKİ MEMLEKET
Hisham Matar
Çeviren: Yasemin Çongar
Siren Yayınları, 2022
248 sayfa.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!