GeriKitap Sanat İnsan öykülerinden hayvan öykülerine...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İnsan öykülerinden hayvan öykülerine...

İnsan öykülerinden hayvan öykülerine...
Şafak Baba Pala
Abone Olgoogle-news

Arka kapak yazısında ‘kadının varoluşsal gerçekliği’ne yeni pencereler açan bir yazar olduğu söyleniyor Şafak Baba Pala için... ‘Sana da Güle Güle Nezahat’, kadınlardan çok erkeklerin öyküleri bile sayılabilir. Diğer yandan Hümeyra Yabar’ın ‘Hayvan Geçidi’ni açın, hayvanların şaşırtıcı, sarsıcı öykü dünyasına dalın.

İnsan öykülerinden...
Arka kapak yazısında ‘kadının varoluşsal gerçekliği’ne yeni pencereler açan bir yazar olduğu söyleniyor Şafak Baba Pala’nın, ama öyküler okunduğunda o pencereyi daha da büyütmek gereği hissediliyor. ‘Sana da Güle Güle Nezahat’ (Eksik Parça Yayınları), kadınlardan çok erkeklerin öyküleri bile sayılabilir. Evet, kitabın adı bir ‘kırılganlık’ taşıyor ama öyküler çeliğe çifte su verilmiş gibi, kırılgan değil direnen kadınların ‘varoluşsal gerçeği’ne bir adım daha yaklaştırıyor okuru.

İnsan öykülerinden hayvan öykülerine...

Babadan kocaya, kardeşten oğula, patrona, püfür püfür değil elbet, öyle dersem esenlik anlaşılır, buram buram yetersizlik, eskimişlik, tembellik kokan erkek dünyasına, hatır gönül dinlemeden dalan öyküler bunlar. Bazen şöyle düşünüyorum, ‘dünyada erkekler ve erkeklik var oldukça, gerçekçilik de yenilenerek var olacak!’ İyi tarafından baktım!
Şafak Baba Pala, meseleyi öykü olarak yazmanın tehlikeli sulara girmek olduğunun farkında. Bu bilinçle ve cesaretle birbirinden tehlikeli iki alanda, ilki erkek dünyası, ikincisi gerçeğin sertliği, öyküsünü ilerletiyor. Sana da yolun açık olsun diyoruz Şafak!


Hayvan öykülerine...

İnsan öykülerinden hayvan öykülerine...
Yumuşacık aslan hamlesi mi istersiniz, nergis yatağında köpükten bir at mı; gülden hafif zebralar mı olsun, kafessiz bülbül mü? Hümeyra Yabar’ın ‘Hayvan Geçidi’ni (Şule Yayınları) açın, hayvanların şaşırtıcı, sarsıcı öykü dünyasına dalın. Bende heves var ama -bu kitaba biraz ayıp olacak- biraz da ‘maymun iştahlı’lık var. 25 yıl önce hayvan öyküleri yazmak için başladım okumaya, ilk hayvan öyküm olamadan kalan ‘Galapagos Adaları’ndan başladım ve bıraktım. Nihayet aradığımı Yabar’ın kitabında buldum. Onca hayvan öyküsü yazmak, vallahi insan öyküsü yazmaktan zor olmalı. O nedenle de yavaş yavaş okudum kitabı. ‘İzlerinden Tanı Ceylanı’ öyküsünde, “İnsanlara rüyalarını hatırlatan hikâyeler anlatmak istiyorum” demiş ya, bana hem yazmak hem de rüyasını görmek istediğim öyküleri hatırlattı.
Bu öyküler doğanın ve hayvan dünyasının ne kadar renkli ve gizemli olduğunu da hatırlatıyor. Bazılarını kişileştirip insan gibi konuştursa da, hayatta hayvandan öğreneceğimiz ne çok şey olduğunu da hatırlatıyor bir kez daha.
Hayvanlar ve kâinatla ilgilenme yaşını geçtiğini sanan büyüklere sevmeyi de hatırlatacak bir toplam.
‘Hayvan Geçidi’, anlatılmaz okunur.

'Zarf Zihin' şiir

İnsan öykülerinden hayvan öykülerine...
Ayça Erdura’nın ‘Zarf Zihin’i (Edebiyatist Yayınları) mazrufu şiir olan ama bunu ‘yüksek bir yalınlık’ içinde sunan bir kitap. Şiir, gerçeği dile getirmekten gereğini yerine getirmeye dek türlü hallerde yazılan bir şey ve Erdura’nın ilk şiir kitabı da halini arz eden bir kitap olmanın gizlerini değil, sırlı işaretlerini taşıyor.
Bazı yolculuklar şiire varır. Yolda başka yolcularla tanışarak, çoğalarak ve onları da katarak varılan kapıdır şiir. Boş gelmemişsindir ama açıksındır, yerin vardır, boşluğuna iyi bakmışsındır. Göğe ve yere bağlandığın iplerle şiire bağlanmışsındır. Erdura’yı şiire bağlayan ipler çok ve çeşitli. Aynı zamanda eğlenceli de. Onun bu kitabında başlayan oyunlar, şiiri hakikatle buluşturma çabasındaki arkadaşları, yoldaşları. Şiir yolda görünür, bu görünen de şiirdir: “Zihnimin külleriyle uğraştım/ Sıyrıldım tozdan/ Sohbet ettim/ Beni sen ettim sanki.”

Bazen de ‘Söylenmeyen’dir şiir
İnsan öykülerinden hayvan öykülerine...
Nerdeyse söze dökülmeyecek, kimseye, hatta bazen kâğıda bile söylenmeyecek olandır şiir. Öyle incelir, geri çekilir, gizlenir, sözcüklerden kaçmaya çalışır ama şair de bir avcıdır! Çok sevdiğim, Carson McCullers’ın ‘Yalnız Bir Avcıdır Yürek’ini yalnız bırakmak olmaz diye şair de avlanır!
Yine de kendiliğinden gelmiş, inceden ‘söyle beni’ diyen mahcup sözcükleri de geri çevirmek olmaz. Şair ince avcıdır. Eser Ceran Erdi ilk kitabı ‘Söylenmeyen’de (Hayal Yayınları) tam da bu inceliklerden nasibini almış, kısacık, fakat ‘nefes gibi’ gelen şiirler getiriyor: “Kırmızı boyunlu atlarla/Hatırlamak isterim seni”. Bir insandan kaç melek çıkar? ‘Söylenmeyen’de çok şiir var, daha da çıkar! ‘Söylenmeyen’i benden söylemesi!

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle