Denizleri sözlükle düşünmek

Güncelleme Tarihi:

Denizleri sözlükle düşünmek
Oluşturulma Tarihi: Nisan 28, 2022 18:31

Mustafa Pultar’ın hacimli çalışması ‘Büyük Deniz Sözlüğü/Denizlük’te her meraklı kendine has bir öykü yaratacak... Mesela dönüp Ahmet Büke’yi, Halikarnas Balıkçısı’nı, Tarık Dursun K.’yı yeniden okuyacaktır...

Haberin Devamı

Ziya Gökalp’in “Türklerin denizi çöldür” düşüncesi ile Cemal Süreya’nın “Ama yine de dilimizde en ürpertili kelime deniz” deyişi arasında gizliden bir bağ olmalı. Denizin derinliği ile çölün sonsuzluğu bir yaratıcı ürpertiye bürünür her iki ifadede. Ayrıca karayla olan kopmaz bağı da imler gizliden. Orta Asya’dan denize geldikçe, (Eski Türkçede, tengiz, göl, bataklık) denizi bildikçe var olunduğu bir tespit olarak not edilebilir belki ama, denizler boyunca temas ettiğimiz kültürel kıyılardan neler alıp verdiğimizi görmek bakımından tematik bir denizcilik sözlüğünün aydınlatacağı çok şey olmalı. Mustafa Pultar bunun ayırdında olarak zarif bir göz kırpması ile ‘denizlük’ kelimesini türetivermiş. Öyle ya, sözden sözlük oluyorsa bir söz ummanı sayılan denizden neden ‘denizlük’ olmasın? Olmuş da ayrıca.
Sözlükler elimizin altında kılavuz kitaplar olarak bulunurlar. Bir tereddüde düştüğümüzde onlara sarılırız. Arapçadan dilimize geçen kamus kelimesinin de zaten deniz (okyanus) ile ilişkisi olduğunun farkındayız. Aradığımız kelime, anlam, yorum bir yandan zihnimizi aydınlatır fakat belki bu yolla düşünmüş oluruz. Diyeceğim sözlükler düşünce kitapları gibi de okunmaya çok uygundurlar. Mustafa Pultar, “Deniz anlata anlata bitmez” derken dolaylı şekilde bu anlatım çoğulluğunun arka yüzüne de göz kırpar. Kaynakçasıyla beraber 900 sayfayı bulan ‘Büyük Deniz Sözlüğü’nde her okur, her meraklı kendine has bir öykü de yaratacak, mesela dönüp Ahmet Büke’yi, Halikarnas Balıkçısı’nı, Tarık Dursun K.’yı yeniden okuyacaktır.
Böylesi tematik sözlüklerin ilk ve son maddesine özellikle dikkat etmekle beraber hafız falı açarcasına rastgele bir sayfa açar, parmağımı bir sözcüğün üzerinde tutup düşünürüm. A harfi ile başlayıp Zuhal ile bitiyor Pultar’ın sözlüğü. Bakın, parmağınızı uzunca üzerinde tutun, ‘A’ nasıl da dalgalanıyor sonsuzca. Anlam olmak, kelimeden kelimeye konmak için geriniyor. İşte başka bir sayfadayım, ‘açkı’ çıktı karşıma, Karadeniz takalarında olurmuş. İşte başka bir sayfa, anemon, Manisa lalesi de deniyormuş, ilk kez duyuyorum. Şehzadelikle bir ilintisi var mı acaba? Zihin bu, sorar. Ya şuna ne demeli; Beyoğlu’nda 1970’lerden kalma bir an gibi ışıyor: ‘Bıyık atmak’. Hareket halindeki gemi için kullanılır ve pruvasında köpük oluşturmak anlamına gelirmiş. Mizah kadar ironi. Harekete giydirilmiş jest şimşeği.
Böylesi bir ‘denizlük’ size ister istemez bazı kıyaslamalarda bulundurur. Malzeme, kavram, kıyafet, yapı elemanı, iklim, rüzgâr, coğrafya, denizin değdiği her şeyde geçmiş ile bugün, uzak ile yakın toplanırlar. Diller geçit yaparlar. Deniz her ne kadar çok çağrışımlı ve zengin bir kelime olsa da terim üretmekte o denli aktif olmamıştır bizde. Pek çok maddenin kökü Latince, Rumca, İngilizce, Fransızca, Arapça ve başka dillerden gelir. Denizciliğin piri ‘Barbaros’ isminin bile böyle olduğu düşünüldüğünde Türkçenin bu konuda ne kadar ‘açıktan’ yol aldığı görülecektir. Yine de yabana atılamaz Türkçenin donanımı. Savaş, ticaret, yolculuk, beslenme, spor, biyoloji, iklim, coğrafya gibi pek çok alanda dalgalanmış denizin sözcükleri de elbette hemen her kıyıya çıkacaktır. Mustafa Pultar da seçimini yaparken buna özen göstermiş gözüküyor. Kendisini ‘otoditakt bir amatör’ olarak tanımlasa bile, ‘Denizlük’ hayli mavi.

BÜYÜK DENİZ SÖZLÜĞÜ

Denizleri sözlükle düşünmek

DENİZLÜK
Mustafa Pultar
İş Kültür, 2022
904 sayfa.

BAKMADAN GEÇME!