Babalar, kediler ve katliamlar

Güncelleme Tarihi:

Babalar, kediler ve katliamlar
Oluşturulma Tarihi: Haziran 24, 2022 11:36

Haruki Murakami son kitabı ‘Bir Kediyi Terk Etmek/Babam Hakkında’da ‘yazgısını’ belirleyen rastlantılar üzerinden ‘kedi’ ve ‘baba’ figürlerine yönelmiş bir anlatı kuruyor. Kitap, Japonya’nın X Kuşağı’na, yani ergenliklerini 1970-80’lerde yaşayan ’Shinjinrui’lere ve sonraki kuşaklara sarsıcı bir geçmiş anımsatması yapıyor, cesur bir toplumsal/bireysel yüzleşme içeriyor.

Haberin Devamı

Haruki Murakami’nin Şubat 2020’de tamamladığı ‘Bir Kediyi Terk Etmek/ Babam Hakkında’sı, ilk bakışta yazarın önceki pek çok roman ve öyküsünde sıkça rastladığımız ‘kedi’ ve ‘baba’ figürlerine yönelmiş bir anlatı izlenimi veriyor.
Hemen her eserinde, sayfaların derinliklerindeki bir kuyuda siluet halinde gördüğümüz Murakami’nin bu kez odaklandığı alan, babası ya da bir başka deyişle tümüyle rastlantıya bağlı olan kendi yaşamının bir cephesi.
Murakami, çocukluğunda babasıyla birlikte terk ettikleri ama kendilerinden önce eve dönen bir kediyi, yüksek ağacın tepesine çıkıp kaybolan bir başka yavru kediyi, kendisi yazar olduktan sonra babasıyla ilişkisinin kötüleşmesini, annesini ve kısaca ‘yazgısını’ belirleyen rastlantıları anlatıyor 104 sayfalık, illüstrasyonlarla süslenmiş son kitabında. ‘Bir Kediyi Terk Etmek’in kediler ve babalar dışında önceki Murakami eserlerine bağlandığı temel noktayı ise Japon ordusunun 1937’de Çin’i işgali ve Nanking (Nanjing) katliamı, ardından İkinci Dünya Savaşı’nda yaşananlar oluşturuyor.
Esir düşmüş Çinli askerin kafası kılıçla kesilerek idam edilmesine dair babasından dinlediği tek anı dışında, bu kanlı tarihçe geçmişin izi sürülerek, kütüphanelerde araştırma yapılarak gün yüzüne çıkarılmış. Yazarın, babasını ve Japonya’yı daha iyi tanı(t)mak için çıktığı bir yolculuk bu ve bildiğimiz üzere Murakami bu tarihsel kesite önceki bazı eserlerinde de el atmıştı.

Haberin Devamı

‘BAZI BERBAT ŞEYLER YAPTIK’
2017’de yayımlanan ‘Kumandanı Öldürmek’, Japonya’da tartışma ve protestolara yol açmıştı. Bir Murakami romanının ilk kez bu kadar tepki çekmesinin nedeni Nanking katliamına özeleştirel yaklaşımıydı. 1937’de Japon ordusunun Çin’i işgali sırasında Nanking kentinde birkaç hafta içinde 300 bin Çinli katledilmiş, binlerce kadına tecavüz edilmiş, tarihin gördüğü en organize ve en kısa sürede en çok ölüme yol açan katliam gerçekleştirilmişti. Yalnızca Çinli askerleri değil, çocuklar ve kadınlar dahil sivil halkı hedef alan emsalsiz bir nefret ve intikam operasyonu söz konusuydu.
Şöyle yazıyordu Murakami: “Tomohiko Amada’nın kardeşi muhtemelen savaşın yarattığı travmadan dolayı genç yaşta yaşamına son verdi. Nanking katliamının ardından Japonya’ya dönüp askerlikten terhis olduktan hemen sonra.”
Babasından dinlediği anının bir benzeri, o intiharı hazırlayan nedenlerin başlıcası olarak, Nanking’de Japon kılıcını uzatıp üç Çinli tutuklunun başını kestiren genç subayı anlatan satırlara da yansımıştı.
1995 tarihli ‘Zemberekkuşu’nun Güncesi’ romanının ‘Teğmen Mamiya’nın Uzun Hikâyesi’ başlıklı bölümünde de 1937-38 yıllarında Kuzey Çin’in Mançurya bölgesindeki Japon birliğinin girdiği çatışmalar ve korkunç sonları aktarılırken genç teğmen şöyle diyordu:
“Savaş tutsaklarını öldürüyoruz. Bu, iyi bir şey değil. Nanjing bölgesinde bazı berbat şeyler yaptık. Benim alayım da onlarca insanı kuyulara tıktı ve üzerlerine el bombaları attı. Bu savaşta dürüstlük diye bir şey asla yok. Bir kıyım, hepsi bu.”

Haberin Devamı

BABAYA BORÇ VE BABANIN BORCU
Budist olan babasına “Kim için dua ediyorsun?” diye sormuş ve şu yanıtı almış Murakami:
“Savaşta ölüp gidenler için; orada ölen arkadaşlarım ve tanımadığım diğer askerler, hatta o zaman düşmanımız olan Çinli askerler için.” (s. 16)
Savaş boyunca üç kez askere alınan ve savaş bittiğinde yalnızca 27 yaşında olan babası Chiaki Murakami’ye borcunu ödeyen, aslında babasının savaşta ölen arkadaşlarına ve ölen Çinlilere borcunu da ödemeye çalışan Murakami şöyle diyor:
“Bu kitapta yazmak istediğim şeylerden biri, savaş denilen şeyin her bir insanın -sıradan, adı bile bilinmeyen yurttaşların- yaşamını ve ruhunu ne kadar derinden değiştirdiği.” (s. 102)
Japonya’nın X Kuşağı’na, yani ergenliklerini 1970-80’lerde yaşayanlara ‘Shinjinrui’ deniliyor. Kavram, ebeveynlerinin yaşadığı savaş sonrası travmasıyla karşılaşmamış, gelecek için bugünü feda etmeye yanaşmayan, başlıca amaçları rahat ve iyi bir yaşam sürmek olan, geçmişle ilgilenmeyen gençlik kuşağını ifade ediyor. ‘Bir Kediyi Terk Etmek’, Shinjinrui ve sonraki kuşaklara sarsıcı bir geçmiş anımsatması yapıyor, cesur bir toplumsal/bireysel yüzleşme içeriyor.

Haberin Devamı

Babalar, kediler ve katliamlar
BİR KEDİYİ TERK ETMEK-
Babam Hakkında
Haruki Murakami
İllüstrasyonlar: Gao Yan
Çeviren: Ali Volkan Erdemir
Doğan Kitap, 2022
104 sayfa.

BAKMADAN GEÇME!