Ah o pişmanlıklarımız...

Ah o pişmanlıklarımız...

Toshikazu Kawaguchi, ilk romanı ‘Kahve Soğumadan Önce’de okuyucuyu, hayatlarında çok önemli bir dönüm noktasına geri dönmek ve ikinci bir şansa sahip olmak isteyen dört cesur kadının zaman yolculuklarına eşlik etmeye davet ediyor.

Haberin Devamı

Pişmanlık ve pişman olanın yaşadıkları geçmişte olduğu gibi gelecekte de kitaplarda yerini alacak. Çok sayıda yazar, geçmişe dönme, eskide kalmış bir ‘an’ı tekrar deneyimleme düşüncemizin keşfine çıktı ve gelecekte de çıkmaya devam edecek. Pişmanlık duyan ruhlarımızın teselli bulacağı böyle bir zaman yolculuğunu hiçbir zaman gerçekleştiremeyecek olsak da yazarlar okuyucularının yapamayacaklarını karakterlerinin yapmasına fırsat verecek. Toshikazu Kawaguchi de onlardan biri. İç içe geçmiş dört bölümden oluşan ‘Kahve Soğumadan Önce’de Kawaguchi, okuyucularını, hayatlarındaki önemli dönüm noktasına geri gitmek ve ikinci bir şansa sahip olmak isteyen dört cesur maceracı kadına eşlik etmeye davet ediyor. Bu romanda bir zaman makinesi yok. Bunun yerine içinde üç masa bulunan bodrum kattaki bir kafe var. Kawaguchi’nin türe en büyük katkısı zaman yolculuğuna çıkacak olanlara dayattığı kuralların katılığı... ‘Şimdi’yi hiçbir şekilde değiştiremezsin ve kahve soğumadan önce yolculuğunu tamamlamak zorundasın, yoksa bir hayalete dönüşürsün!

Toshikazu Kawaguchi’nin roman türünde yayımladığı ilk eseri ‘Kahve Soğumadan Önce’, 19. yüzyılın sonlarından kalma, zamanın değiştiremediği eski püskü dekoru, sepya tonların hâkim olduğu, en sıcak yaz günlerinde bile serin kalan Funiculi Funicula isimli kafede geçiyor. Yazar, müşterilerinin başka bir boyuta gitmesini sağlayan kafenin sahipleri ve az sayıdaki müşterinin birbiri içine geçmiş hikâyesini okuyucusuna sunuyor. Kapıya en uzak köşedeki masadaki o sandalye aslında geçmişe yolculuk yapmayı sağlıyor. Sadece sandalyede oturan hayaletin tuvalete gitmesini beklemek gerekiyor. Boş kalan sandalyeye oturan müşteri, geçmişi ziyaret etme girişiminde bulunabiliyor. Seyahat, kafe çalışanı Kazu’nun taze kahveyi fincana dökmesiyle başlıyor. Zaman yolcusu kısa süren ziyaretini kahve soğumadan içerse bitirebiliyor.

Haberin Devamı

Romandaki ilk hikâye ‘Âşıklar’, erkek arkadaşını Amerika’ya taşınmaktan caydırmayan bir kadın hakkında. Bir sonraki hikâye ‘Karıkoca’da hemşire Kohtake, alzheimer olan kocası Fusagi ile tamamen kendisini unutmadığı o anda bir konuşma daha yapmak için bir fırsat daha istiyor. Şimdinin değişmeyeceği bir zaman yolculuğuna çıkmanın anlamsızlığı üzerine kafa yoran okuyucunun kitaba yaklaşımını yazarın arka plandaki karakterleri ustaca ve yavaş yavaş ön plana çıkarması değiştiriyor. Kawaguchi’nin kurgusunun yanında karakterleri ve birbirlerine karşı geliştirdikleri empati güçleri romanın itici gücünü oluşturuyor.
Üçüncü öykü, ‘Kız Kardeşler’de kafenin yakınındaki barın sahibi Hirai’nin eve dönmesini ve aile otelini kendisinden devralmasını isteyen Kumi’nin vakitsiz ölümü kafede yer alan herkesi sarsıyor. Son öykü ‘Anne ve Çocuğu’nda ise yazar, kitabın kalıbını kırarak, anlamsız olarak nitelendirilen gelecek zamana yapılacak bir yolculuğa hamile bir kadını çıkarıyor.

Kitabın her bölümü bir öncekinden daha derine iniyor. Pişmanlık yaratan ilk kaçış, aşk ve ayrılış, aile ve özgürlük, yaşam ve ölümün varoluşsal karmaşıklığına dönüşüyor. “Günün sonunda ister geçmişe dönmüş olun ister geleceğe gidin, şimdiki zaman değişmiyor. Bu da akıllara şu soruyu getiriyor. O halde o sandalyenin ne anlamı var?” eleştirilerine katılsanız da, Kazu’nun “Eğer sandalye bir kişinin bile kalbini değiştirebiliyorsa o halde kesinlikle bir anlamı vardır” sözü kitap bittiğinde daha da anlam kazanıyor. Pişmanlığınızı gideremeyeceğinizi bile bile, bir fincan kahvenizi önünüze koyun ve soğumadan önce bu zaman yolculuğuna siz de çıkın...

Haberin Devamı

Ah o pişmanlıklarımız...
KAHVE SOĞUMADAN ÖNCE
Toshikazu Kawaguchi
Çeviren: Şebnem Tansu
Epsilon Yayınevi, 2021
200 sayfa, 30 TL.