Yayınevi cinayetlerinde ilginç ifade

Güncelleme Tarihi:

Yayınevi cinayetlerinde ilginç ifade
Oluşturulma Tarihi: Nisan 13, 2009 23:01

Malatya Zirve Yayınevi'nde biri Alman 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın 16. duruşmasında Malatya eski Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger, tanık olarak dinlendi.

Haberin Devamı

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tanık olarak dinlenen Ülger, Malatya'da 12 Ocak 2006 tarihinden 4 Temmuz 2007 tarihine kadar görev yaptığını söyledi.

Mahkeme Başkanı Eray Gürtekin, Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ile sık görüşüp görüşmediğini sorduğu Mehmet Ülger, görüşmelerinin koruma taleplerinden ibaret olduğunu belirterek, “Fatih Hilmioğlu korumalı bir personeldi. Koruma sağlanması durumunda direkt beni arardı. Kendisiyle olan görüşmem bu şekildeydi ve bir kez de ilahiyat fakültesinin kapatılmaması için kendisiyle aracı olarak görüşmüştüm” dedi.

Eray Gürtekin tarafından İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi Ruhi Abat ile birlikte “Malatya Yayınevi Cinayetleriyle ilgili azmettirici oldukları iddiasıyla haklarında soruşturmanın devam ettiği” hatırlatılan Ülger, Ruhi Abat'la olan tanışıklığının nereden geldiğinin sorulması üzerine şöyle konuştu:
“Malatya Jandarma Komutanlığı olarak iç güvenlik konulu bir konferans düzenledik. Ruhi Abat da burada konuşmacı olarak katılmıştı. O dönem tanıdığım için zaman zaman geliyordu. Bir keresinde de ilahiyat fakültesinin kapatılmasının gündemde olduğu ve öğretim elemanlarının işlerinden olacağını söylemişlerdi. Bunun üzerine İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu'na giderek ilahiyat fakültelerinin bir ihtiyaç olduğunu ifade etmiş, fikrimi beyan ederek yardımcı olmaya çalışmıştım. Zaten Hilmioğlu, buna sıcak bakmamıştı.”
Müdahil avukatların, “İç güvenlik konulu konferansta misyonerlik konusu neden ele alındı?” sorusuna Ülger, şu yanıtı verdi:
“Şu anda nasıl ki Ergenekon gündemde ise o zaman da misyonerlik konusu gündemdeydi. Bizler sadece misyonerlikle ilgili değil, zorla insanlara bir şeyler vermeye çalışanlar için de çalışma yapıyorduk. Örneğin İstanbul'dan gelerek Battalgazi ilçesindeki bir camide vaaz veren bir kişi ile ilgili çalışma yaptık ve daha sonra caminin imamı görevden alındı. Esas düşüncemiz inanç özgürlüğünü sağlamaktı.”

“OLAYDAN 1 HAFTA KADAR ÖNCE CEM VAKFI'NA GİTTİM”

Mahkeme heyeti ve müdahil avukatların, olay günü cinayet yerine gidip gitmediği sorulan Ülger, olay günü gittiğini, gidiş nedeninin de alay komutanı olarak savcının bir talimatının olup olmayacağını öğrenmek amacı taşıdığını ifade etti.
Olaydan önce yayınevinin bulunduğu binaya ya da yayınevine gidip gitmediği sorulan Ülger, “Olaydan bir hafta kadar önceydi. Cem Vakfı Başkanı Eşref Doğan'a iade-i ziyaret için yayınevinin bulunduğu binadaki Cem Vakfı'na gittim” diye konuştu.

“MALATYA JANDARMA ALAY KOMUTANLIĞINA KAYITLI YAKLAŞIK 2 BİN HABER ELEMANI VAR”

Bir süre önce Malatya'da “Kerkük Kardeşlik Derneği Başkanlığı” yapan ve şu an cezaevinde bulunan Veysel Şahin'in kendisiyle ilgili iddialarının bulunduğunun hatırlatılması üzerine, Veysel Şahin'in eylem hazırlığında olduğu bir süreçte el bombaları ve silahlarla yakaladıklarını anlatan Ülger, “Kendisini yakalayan kişi olarak benimle husumeti oluştuğu için hakkımda böyle iftiralarda bulundu. Zaten bu yüzden Ergenekon savcısına ifade verdim” dedi.

Veysel Şahin'in 1993 yılında jandarma haber elemanı olarak kaydının yapıldığını sonradan öğrendiğini iddia eden Ülger, 2007 yılı içinde kendilerine getirdiği bir ihbarın da asılsız çıkmasının ardından çok fazla görüşmediğini savundu.

Müdahil Avukat Erdal Doğan'ın, “haber elemanı olduğunu nasıl bilmiyordunuz?” sorusu üzerine Ülger, “Kayıtlara bakmam gerekirdi. Malatya'da yaklaşık 2 bin haber elemanı var. Hepsini bilemem” şeklinde konuştu.

Kendisiyle ilgili iftiraların olduğunu ileri süren Ülger, “Basında hepimiz görüyorduk. Olaydan hemen sonra sanıklardan Emre Günaydın öldü sanıldığı için herkes Emre Günaydın'ı suçluyordu. Ardından hastanede tedavi gördüğü süreçte kilit isim olduğu yönünde haberler yapılıyordu. Neyse ki ölmedi de olayın aydınlanması için bir şans oldu. Emre Günaydın ölmedi diye gece gündüz dua ediyoruz” dedi.

OLAY

Malatya'da 18 Nisan 2007'de Zirve Yayınevi'nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel boğazları kesilerek öldürülmüş, zanlılardan Salih Gürler (20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (19) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalanmıştı.

Olaydan sonra üçüncü katın penceresinden kaçmaya çalışırken düşerek yaralanan Emre Günaydın, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde tedavi altına alınmış, tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.

Tutuklu sanık Emre Günaydın'ın olaydan yaklaşık 2 yıl sonra cezaevinde cumhuriyet savcısına verdiği ifadenin ardından olayın azmettiricileri olduğu gerekçesiyle Varol Bülent Aral ve Zirve Yayınevi çalışanı olduğu belirtilen Hüseyin Yelki tutuklanmıştı.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!