Org. Başbuğ'dan önemli açıklamalar

Güncelleme Tarihi:

Org. Başbuğdan önemli açıklamalar
Oluşturulma Tarihi: Mart 15, 2010 10:17

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Küresel Terörizm ve Uluslararası İşbirliği Sempozyumu’na katıldı.Org. Başbuğ, toplantı arasında emekli 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon'la da bir süre sohbet etti.

Haberin Devamı

SEMPOZYUMDAN FOTOĞRAFLAR

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Orgeneral Başbuğ, terörle mücadelede asla boyun eğmemenin önemini anlatırken oğlunu terör saldırısında kaybeden Peşaver’deki 11. Kolordu Komutanı Muhammed Mesut'u örnek gösterdi ve acısını paylaştığını söyledi.

Yeni güvenlik denildiğinde çoğunlukla güvenlik anlayışının daha geniş bir tehdidi içerecek şekilde genişletilmesi anlaşılmaktadır. Bunlar terör ve askeri tehditlerin yanı sıra, ekonomik eşitsizlik, adaletsizlik ve doğal kaynakların yok olması, etnik anlaşmazlıklar, uluslar arası göç, uyuşturucu ticareti ve enerji haklarının güvenliği gibi sorunları da içermektedir. Ancak yeni güvenlik sadece gündemin genişletilmesinden ibaret değildir. Gündemin genişletilmesi yeni güvenlik anlayışının benimsenmesinin uygulamadaki yansımadır. Güvenlik bir bütündür.

TERÖR İNSANLIK DIŞI EYLEMLERİN BÜTÜNÜDÜR

Haberin Devamı

Ancak insan güvenliğini merkeze almayı önleyen yeni güvenlik anlayışının, devlet güvenliğini geri plana attığı da söylenemez. Bugün özellikle terörün barındığı ve buradan diğer ülkelere tehdit oluşturduğu ülkelere bakarsak, buralarda devletin bütün kurumlarıyla başarılı ve etkin olmadığı yönetimlerin bulunduğunu da görebiliriz.

Terörizmin küreselleşmesi sınır aşan niteliği ülkelerin işbirliğini zorunlu kılmaktadır. Terörizm kaynağı hedefi amacı her ne olursa olsun hiçbir şekilde meşruluğu olmayan insanlık dışı eylemlerin bütünüdür.

KOMUTAN MESUT'UN ACISINI PAYLAŞIYORUM

Bugün burada aramızda dost ve kardeş Pakistan’ın Peşaver’deki 11. Kolordu Komutanı Muhammed Mesut da var. Kendisiyle ziyaret esnasında 14 Ekim 2009’da tanışmış ve görüşmüş idim.

Korgeneral Mesud, maalesef oğlunu tek oğlunu 4 Aralık 2009 tarihinde cereyan eden bir terör saldırında kaybetti. Amacım burada bu acıyı kendisine hatırlatmak değil, ama hepinizin huzurunda yaşadıkları bu büyük acıyı bir defa daha kendisiyle paylaşmaktır. Ancak terör karşısında boyun eğmemeliyiz. Acımızı yüreğimize gömmeli, mücadelemize devam etmeliyiz. Korgeneral Mesud’un bugün burada bizimle beraber olması işte bunun güzel bir örneğidir. Demokrasi haklar özgürlükler ve sorumluluklar sistemidir. Demokrasinin sunduğu fırsat alanlarını kullananlar bireylerin en temel hakkı olan yaşam hakkını hedef alan terörizm faaliyetlerini hiçbir nedenle hoş göremez. Terör ve terörizm desteklenemez. Görmezlikten gelinemez.

Haberin Devamı

DEVLETLER GEREKEN DURUMLARDA BEDELLER ÖDER

Yeri gelmişken, semavi bir din olan İslam’ı terörle özdeşleştirmenin de küresel terörizmin politik amacına hizmet edeceğini hatırlatmak isterim. Türkiye, PKK terör örgütüyle 30 yılı aşkın bir süredir mücadele etmektedir.

Bu süre zarfında çok acı kayıplar yaşadık. Önemli bedeller ödedik. Ancak unutulmamalıdır ki devletler ve milletler gereken durumlarda bedel ödemeye de hazır olmalıdır. Zaman zaman yeri geldi, ulus olarak tek başımıza mücadelemizi sürdürdük. Dolayısıyla terörizmle mücadelede uluslar arası işbirliğinin önemini yine biz acı tecrübelerimiz sonucunda öğrendik.  Uluslar arası işbirliğinin ve güç birliğinin sağlanması zorunludur.

TERÖRLE MÜCADELE İNSAN ODAKLI YÜRÜTÜLMELİDİR

Haberin Devamı

Terörizmi doğru analiz edebilmek için disiplinler arası bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Öncelikle terörü, nasıl nerede ve hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamalıyız. Terörün düşünme biçimini analiz etmeliyiz. İyi anlaşılması gereken bir diğer konuda, terörle, terör örgütü ve teröristle mücadele kavramlarının arasındaki ilişki ve farklıdır.

Terör örgütü, teröristle mücadeleye gelince bu görev güvenlik kuvvetlerine aittir. Bize göre terörle mücadelenin ana hedefi terör örgütünün ve destekleyicilerinin başarı umutlarının yok edilerek, terörle bir yere varılamayacağını göstermek olmalıdır.

Bunun yapılabilmesi, terör örgütünün eylemine edilmesi etkisiz hale getirilmesiyle olur. Terörle mücadele insan odaklı olarak yürütülmeli, mücadele insanların kalbine ve beynine hitap etmelidir. Bunun yapılabilmesi için şunlar gereklidir.

TERÖRLE MÜCADELE UZUN SOLUKLU BİR SÜREÇTİR

Terörle mücadele mutlaka ve mutlaka yasalar çerçevesinde yürütülmelidir. Terörün olduğu bölgelerde bölge halkının güvenliği öncelikli diğer önemli bir noktadır. Elbette teröristle masum bölge halkının karıştırılmaması ise vazgeçilmez bir husustur.

Ayrıca terörist ile teröristlere yardım edenler, teşvik edenler ve onlara değişik nedenlerle sempati duyanlar, iyi ayırt edebilmeli ve her birine karşı da farklı davranış biçimleri geliştirilmelidir. Terörle mücadelede bölge halkının desteği ve güvenlik kuvvetlerinin yanında yer alması mutlaka sağlanmalıdır. Zaten bunun sağlanmadığı bir mücadelenin başarıya ulaşması çok zordur.

Haberin Devamı

Diğer önemli husus, hiçbir zaman unutmayalım ki terörle mücadele uzun soluklu bir süreç. Terörün karşısında sabırlı, azimli olmalısınız. Elbette bu terörle mücadelenin zorluğunun, yalnız güvenlik kuvvetleri tarafından değil, siyasi karar alıcılar medya ve kamuoyu tarafından da doğru algılanması zorunludur ve önemlidir. Bakınız terör örgütleri mücadelenin uzamasını ve toplumsal sabrın tükenmesini ister. Bu nedenle stratejilerini, toplumsal sabrın üzerine kurmaya çalışır. İşte bu nedenle mücadelede toplumsal ve yönetsel sabrın gösterilmesi gerekir.

TERÖRİZM EKOSİSTEMİN BİR PARÇASIDIR

Diğer önemli bir husus, terörle mücadelede topluma gerçekçi olmayan beklentiler verilmesinden kaçınılmalıdır. Şimdi, yeni bir kavrama değişik bir açıdan değinmeye çalışacağım. Belki terörle mücadelede çok sık duyulan bir kavram değil. Ama önemli olduğunu düşünüyorum. Terörizm kendini üreten, yaşatan ve kuşatan ekosistemin bir parçasıdır ve onunla birlikte var olur. Ekosistem nedir? Ekosistem deyince çok genel anlamıyla, içinde bulunan çevre ve düzeni anlıyoruz. Bu bölgedeki tüm bitliler canlılar hayvanlar insanlar var. İşte ekosistem bir arada, bunların birbirleriyle çevreleriyle olan ilişkileri anlamı.

Haberin Devamı

Terör olaylarına baktığımız zaman görüyoruz ki, terör örgütleri bu ekosisteme şekil vermeye çalışıyor. Çünkü bu konu çok önemli. Güvenlik kuvvetleri, devlet herkes bunun içinde. Burada önemli olan şudur. Terörün beslendiği bu ekosistemi, terörle mücadeleye katkı sağlayacak şekle dönüştürmek çok önemlidir.

 PERSONEL COĞRAFYAYLA İÇ İÇE YAŞAMALI

- Bunun içinde terörün beslendiği yerel ekosistemi iyi anlamak zorundayız. Nedir? Şimdi genellikle terörizmin parçası olan ekosistemler çok karmaşık. Ama özellikle Türkiye açısından baktığımız zaman, bu karmaşıklığın nedeni, bakıyorsunuz modern postmodern ve bir de geleneksel ağlar var, iç içe girmiş karmaşıklık burada. Bakıyorsunuz, terör örgütleri sınır aşan suç örgütleriyle de uyuşturucu silah ve insan kaçakçılığı yapıyor. Bu uluslararası boyuta gidiyor.

İşte bütün bunlar terörle mücadelenin zaman alan bir durum olduğunu gösteriyor. Amaç terörü yalnız bırakan bir ekosistem yaratmaktır. Bu devletlerin görevidir, uluslar arası bir görevdir. Bu nedenle güvenlik kuvvetleri açısından sorumluluğumuza bakarsak şunlar söyleyebiliriz. Diyoruz ki alanda, yani terörle mücadele eden güvenlik kuvvetleri personeli, ekosistem ile bütünleşmelidir. Bunu deyince, çevre var, tabiat var, insan var her şey var. Bütünleşmeniz lazım. Coğrafya ile iç içe yaşamanız lazım. Coğrafya ile dost olmak mecburiyetindesiniz. Bütünleşmezse başarı şansınız yok. Bu her yerde geçerli.

Coğrafya ise ancak ayağınız basa basa hakim olabilirsiniz. Coğrafyaya uzaktan hakimiyet çok zor. Onun için diyoruz ki, siz de ekosistem içinde bir aktör olmanız gerekiyor. Nasıl bir aktörlük? Yedi gün, 24 saat kesintisiz bu doğal sistemin bir parçası olmanız gerekiyor. Bunu başaranlar terörle mücadelede başarılı olur. Türkiye’de güvenlik kuvvetleri burada anlattığım ekosistemin gerekliliğini belki de dünyada en iyi yerine getiren kuvvetlerdir. Gidiniz terörle olan bölgelere, dağın tepesine gidin, en ücradaki köyün yanına giden, güvenlik kuvvetlerimiz yan yanadır. Güvenlik kuvvetlerinin Türkiye’de gitmediği adım atmadığı hiçbir nokta yoktur.

1500 MÜSTAKİL ÜNİTE TEK BAŞINA GÖREV YAPIYOR

Bazen soruyorum arkadaşlarımıza, acaba siz TSK olarak siz müstakil görev yapan üniteleriniz ne kadar biliyor musunuz? Müstakil, terör olayıyla karşılaşıp buna cevap verecek üniteler.

Bazı rakamlar söyleniyor. 100, 200, 300. 1500’ün üzerine, müstakil şu anda gidiniz, terörle mücadele olan bölgede, bizim 1500 müstakil ünitemiz tek başına görev yapmakta. İşte bu ekosistemin bir parçasıdır.

PKK KORUCULUĞUN KALDIRILMASINI İSTİYOR

Devletimiz heryere ulaşamıyor. Devletin ulaşamadığı yerlerde evet TSK, gerekirse o köyün ihtiyaçlarını karşılayacak. Biz bunu yapıyoruz. Geçici ve gönüllü köy korucuları sistemi Türkiye’de çok tartışılıyor. Ama inanınız ki bugün PKK’nın birinci öncelikli istediği şey, işte bu geçici ve gönüllü köy koruculuğu siteminin kaldırılmasıdır. Niye? Rahatsız oluyor.

Türkiye bunu uzun süredir uyguluyor. PKK’yla mücadelede bunlar çok önemli görevler üstlenmişlerdir. Bugüne kadar korucularımız bu mücadelede 1343 şehit vermişlerdir. Geçici ve gönüllü köy korucularının, kanun ve devlet yanında yer alması şu açıdan da çok önemli. Sorunun etnik bir çatışma olmadığının ve terör örgütünün desteğini sağlayamadığının da çok önemli bir göstergesidir. Koruculardan hata yapanlar olmaz mı? Olabilir, elbette olabilir. Hata yapan varsa sistemden ayırırsınız ama üç beşinden ötürü sistemin hepsini suçlamak, örgütün amacına hizmetle doğru orantılıdır.

Türkiye’de bu konuda ders alarak uygulamalar var. Bunu da insanlarımız bilmeli. 2007 yılından itibaren ABD tarafından aynı sistem Irak’ta kullanılmaya başlandı. Yine bildiğimiz kadarıyla, bu sistem Afganistan’da da aynen Irak’ta uygulanan sisteme benzer, milis şeklinde kurulma çalışmaları devam ediyor.

TERÖRLE MÜCADELE: KIRSAL VE ŞEHİR

Örgütler kırsalda ve şehirlerde farklı yoğunlukta ve farklı tipte eylemler yapabilmektedir. Şimdi kırsal farklı, şehirlerdeki terör çok farklı. Bu nedenle her iki tipe göre farklı mücadele geliştirmek zorundasınız. Bir ülkede gördüğünüz terör eylemleri, terör mücadelesinin aynı olduğunu düşünmekte yanlıştır. Bugün baktığınız zaman bizim mücadelemiz daha fazla kırsaldadır. Irak’ta ise şehirlerdedir.

Terörle mücadelede güvenlik kuvvetlerinin karşı karşıya kalacağı paradoks durumlarda var. Bazen güvenlik kuvvetleri tarafından özellikle tedbirler açısından fazla kuvvet kullanılması. Bazen bu durum, aslında belki daha az güvenli durumun oluşumuna neden olabilir. Paradoks var. Bazen operasyonlarda daha fazla kuvvet kullanılması. Bazen bu operasyonların başarı derecesini de azaltabilir. Bazen operasyonlarda daha az kuvvet kullanılması ve hesaplı risklerin alınması başarıyı yükseltebilir.

İSTİHBARAT YOKSA BAŞARI ŞANSI YOK

Terörle mücadele istihbaratınız yetersiz de başarı şansınız sıfırdır. Bu konu fevkalade önemli. İstihbarat ve bilgi doğru olmalı. İki, uygun zamanda olmalı. Zamanlama çok önemli. Geç kalan bilginin önemi yok. Üçüncü faktörde etkili olmasıdır. Şunu bilmeliyiz ki operasyonları istihbarat yönlendirecektir. Bunun dışındaki operasyonlarda olumsuz sonuçlarda doğurabilir.

İstihbarat yok ne yapacağız? Operasyon yapacaksınız bununda amacı istihbarat olacak. İstihbarat dediğiniz zaman çok geniş istihbarat vasıtaları var. Ancak bakıyoruz, terörle mücadele de başarılı olan devletler nasıl başarı sağlıyor. Elbette teknolojiyi kullanacaksınız. Ama eğer insan istihbaratında zayıfsanız bu iş çok zor. İnsan istihbaratı, terörle mücadelenin ana noktası. Biz bunu yanlış anlaşılıyoruz. Bu kimin tarafından yapılacak? Eğitimli personelin olması lazım ve bunun da size ait olması lazım. Genellikle mahalli personele ilişkin istihbarat yapıyorsunuz. Bu yanlış mı hayır doğru. Ama o personel ne kadar eğitimli?  Bunu zaten yapamazsanız, istihbarat konusunda çok eksikleriniz olur.

ASKERİN TARİHİ COĞRAFYAYI İYİ BİLMESİ GEREKİR

Artan medya denetimi var. Bu doğal bunu doğal karşılamamız lazım. Medyanın da kamusal görevi var. Elbette olayları takip edecektir. Ama bu yalnız önemli bir sonuç doğuruyor. Kamuoyu hassasiyeti  ve artan medya denetimi sadece stratejik düzeydeki doğruların değil, taktik düzeydeki doğruların da önemini artırıyor.

Alanda, bir astsubayın yaptığı bir hata çok büyük sorunlar yaratıyor. Bu çok önemli ve bazen bu taktik düzeyde yapılan bu yanlışlar, bazen sizin üst seviyede stratejik yaklaşımlarınızı boşa çıkarıyor. Alanda görev yapan personelin rütbesi ne olursa olsun, bunların formasyonu becerileri mücadelenin başarıya ulaşmasında belirleyici. Alandaki liderler, bakın silahlı kuvvetler açısından baktığımız zaman uzman çavuşlarımız dahil. Bazen onlar karşı karşıya kalıyor. Orada soracak kimse yok, ya doğru yada yanlış yapacak. Bunların hepsinin gerçek anlamda, yalnız askeri formasyon değil, tarihi coğrafyayı bilmesi lazım.

PERSONELİ YETİŞTİREMEZENİZ BAŞINIZ DERTTE

Askeri eğitim yaptırın, polisinize polis eğitimini yapın bölgeye gönderin. Ama bu kişileri eğer siz görev yaptığı bölgenin tarihi yapısına, coğrafyasına, sosyolojik yapısında yetiştiremediyseniz inanın başınız dertte olabilir. Bunu biz silahlı kuvvetler olarak bunun ne kadar önemli olduğunun bilincindeyiz ve okullarımıza ders olarak koyduk. Biz harp okullarına son iki üç yıldır, sosyoloji dersini tekrar ders olarak koyduk. Subay, toplumla insanla muhatap olacak, emrindeki malzeme insan görev yapacağı yerde karşılacağı personel insan, toplum. Yeterli bilgiye sahip olamayan subaylarımızın görevlerini yerine getirilebilmesi çok zor.

Yanlışlardan bir tanesi de şu. Elde edilen başarı etkisiz hale getirilen terörist sayısıyla ölçülmesi konusu. Bunun yapılmaması lazım. Başarı etkisiz hale getirilen terörist sayısına endekslenmemeli. Burada önemli olan husus, teröristlerin inisiyatifinde gerçekleştirilen olay sayısı nedir? Eğer siz bu sayıları alta çekebiliyorsanız başarı burada. Onun için diyoruz ki elbette terörle mücadelede göreviniz, kabul edilebilir asgari düzeye indirebilmek. Güvenlik kuvvetleri, teröristle karşılaştığı zaman gayet tabi silahla karşılık olacak. Kendisine silah çevirene elbette silahla cevap verecek. Fakat terörle mücadeleyi sadece bu sayılarla başarıyı ölçmeye kalkarsanız yanlış sonuçlara gidilebilir.

2010 yılında 64 kişi örgütten kaçarak teslim olmuştur. Terör örgütünün en çok korktuğu şey örgütten kaçışlardır. Öldürüyorlar zaten kaçmamaları için. Bu da önemli bir husustur.

EN ÖNEMLİ GÖREV MEDYANIN

 

Toplumun terörle mücadeledeki kararlılığı da çok önemli. Örgütün yaymaya çalıştığı dehşetin ve korkunun önüne geçebilmek için, en önemli görev medyanındır. Medya bu görevi yapmazsa ülkede dedikodular çıkar. Bu çok daha tehlikeli.

 

Medya doğru bilgilere dayanarak kamuoyunu bilgilendirmelidir. Bazen toplantıyla, bazen sunum vasıtasıyla bu haberler veriliyor.  Bazen de işte bu durumların yansıtılması, ayrıntılı incelenmeden sunuluyor. Bu konuya da iki taraflı bakmak lazım. Eğer siz medyaya zamanında, bilgi vermezseniz medya ne yapacak? Biz olan olaylarla ilgili olarak biz doğru zamanda veriyor muyuz vermiyor muyuz? Bunu da sorgulamak lazım. Vermezseniz, medya sağdan soldan duyduğu görevi yapmak zorunda. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum.

BİR HABERİ 10 KERE GÖSTERMEYELİM

 

Elbette haber özgürlüğüne saygılıyız. Ama bazen bu özgürlüklerin, topluma zarar verme sınırını da kabul etmemiz lazım. Medya şu suali sormalı. Evet ben vereceğim, ama bu haber topluma yararlı mı oluyor, zararlı mı oluyor? Medyanın teröristlerce araçlaştırılması ve dünyaya aktarılan terör görüntüler, terörün küreselleşmesinde büyük öneme sahip.

 

Bu nedenle diyoruz ki medyada terör haberleri sunulurken, gerçekten bu haberlerin kapsamı, verileceği sürede çok önemli, tekrarlar çok önemli. Doğru bilgiye dayanması çok önemlidir, bununla yönelik olarak da bizlere görev düşüyor. Doğru bilgiyi zamanında biz vermeliyiz. Ama medyada bunu yaparken, haberlerin süresine dikkat etmesi lazım. Bir olayı iki dakikada veriyorsanız, iki dakikada verin, 15 dakikada vermeyin.  Bir haberi 10 kere göstermeyelim. Tekrarlar çok önemli. Çünkü terör olaylarının uzun süreli verilmesi, terör örgütünün maksadına hizmet ediyor.

TOLON DA SEMPOZYUMDA

Sempozyuma emekli 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon da katıldı. Başbuğ ile Ergenekon davasının tutuksuz yargılanan sanıklarından Tolon bir süre sohbet etti.

"BİRLİK ÇATIŞIRKEN BİLGİ VERMESİ ZOR"

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ,  bir birlik çatışmayla uğraşırken bilgi vermeye kalkmasının çok zor olduğunu ifade  etti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, sempozyuma verilen ara sırasında  gazetecilerle bir süre sohbet etti.
Gazetecilerin, “Genelkurmay Başkanlığı tarafından zamanında  bilgilendirilme konusunda sıkıntı yaşadıklarını” ifade etmeleri üzerine,  Orgeneral Başbuğ, 'Doğru haber verin deniyor. Tabii doğru haber vermeniz için  bilginin zamanında gelmesi lazım. Biz bunu tabi yapabiliyor muyuz? yapamıyoruz,  çok iyi yapıyoruz diyemeyiz” diye konuştu.

Orgeneral Başbuğ, dün de bir olay olduğunu hatırlatarak, bilgilerin ilk  olarak saat 14.00 sularında geldiğini söyledi. O anda olayı yaşayanın bile olayın  nasıl olduğunu, ne olduğunu anlayamadığını ifade eden Orgeneral Başbuğ, “Birlik  kendi çatışmayla uğraşırken size bilgi vermeye kalkması çok zor. 'Sonuçta  birlikleri rahat bırakalım' diye düşünüyoruz birincisi bu. Dolayısıyla zaman  alıyor, dolayısıyla sizin zamanlama talebinizi karşılayamıyoruz” dedi.

İlk bilgilerle, zaman geçtikten sonra gelen bilgilerin değişebildiğini de  ifade eden Orgeneral Başbuğ, bazen, kısa sürede, meydana gelen olay konusunda net  bilgi elde edemediklerini söyledi.

GAZETELERDEKİ SÖYLEŞİLER

Genelkurmay Başkanı'nın iki gündür bazı gazetelerde söyleşilerin yer  aldığını hatırlatması ve “okudunuz mu?” diye sorması üzerine bir gazeteci,  “okuduk efendim” dedi.
Orgeneral Başbuğ, bunun üzerine her zaman medya ile ilişkilerinin daha  iyi olması gerektiğini belirterek, “Karşılıklı kabul etmek lazım bazen maalesef  olmuyor. Bazı olaylarda zaman sorunu var” diye konuştu.
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, ara sırasında İsrail Genelkurmay  Başkanı Korgeneral Gabi Aşkenazi ile de bir müddet sohbet etti.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!