GeriGündem Kronik Böbrek hastalığı nedir?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kronik Böbrek hastalığı nedir?

Kronik Böbrek hastalığı nedir?
Abone Olgoogle-news

Kronik böbrek hastalığı değişik nedenlere bağlı olarak böbrek parenkimasında geri dönüşümsüz iltihabi ve degeneratif değişikliklerin ortaya çıktığı hastalık grubudur. Böbrek hasarının çok ileri olmadığı bazı hastalarda, kronik değişikliklere rağmen, böbrekler vücudun gereksinimlerini karşılayabilir ve böbrek hastalığına bağlı herhangi bir klinik veya biyokimyasal anormallik gözlenmez.

Kronik böbrek hastalıklarının pek çoğu ilerleyici bir şekilde seyreder ve zamanla nefron sayısı giderek azalır. Altta yatan hastalığa göre değişen bir sürenin sonunda böbrekler vücudun gereksinimlerini artık karşılayamaz ve üremik sendrom ortaya çıkar. Bir süre sonra da hastada böbrek yetersizliğinin biyokimyasal ve klinik bulguları ortaya çıkar. Bu durum kronik böbrek yetmezliği veya kronik üremik sendrom olarak adlandırılır.

Şikayetleri:

Kronik böbek hastalığı başlangıç aşamasında genellikle sinsi seyreder ve hastanın halsizlik yorgunluk dışında hiçbir bulgusu olmayabilir. Böbrek yetersizliği geliştiği zaman pek çok organ ve sistemde belirti ve bulgular ortaya çıkar. Böbrekle atılması gereken maddelerin kanda birikmesi, böbrek ve böbrek dışı endokrin bozukluklar ,biyokimyasal anormallikleri düzeltebilmek için oluşturulan bazı sekonder kompansatris yanıtlar üremik belirti ve bulgulara yol açar. Böbrek yetersizliğine bağlı olarak kanda çok sayıda ve değişik yapıda azotlu maddeler birikir. Bunların başlıcaları üre, kreatinin, ürik asit, guanidinler, aromatik aminler, orta büyüklükteki moleküller ve değişik yapıdaki diğer peptidlerdir. Bu maddelerden her biri, farklı klinik ve laboratuar bulgularından sorumludur. Böbrek hastalığının daha ileri aşamalarında fosfor, hidrojen ve ürik asidin, en son aşamalarında ise sodyum, potasyum ve suyun vücutta birikmesi ile öldürücü komplikasyonlar gelişebilir. Böbreklerin çok sayıda endokrin görevi vardır; böbrek yetersizliğinde bu görevler yerine getirilemez ve pek çok bulgu ve belirti ortaya çıkar. Söz konusu belirtilerden klinikte en fazla önem taşıyanları hipertansiyon, ön planda eritropoetin yetersizliğinin rol oynadığı anemi ile kalsiyum-fosfor-D-vitamini metabolizmasındaki bozuklukların rol oynadığı renal osteodistrofidir.

Sonuç olarak;

Kronik böbrek hastalığında HİPERTANSİYON, KANSIZLIK, KEMİKLERDE BOZULMA ve bunlara bağlı bulgular ortaya çıkar.

Bulguları:

Kronik böbrek hastalığı ve yetersizliği sürecinde semptom ve bulgular;

Sistemik Bulgular; Deri , Damar cidarına kalsiyum fosfat çökmesi sonucunda oluşan iskemik ülserler , hiperpigmentasyon, kaşıntı izleri

Solunum sistemi ; Kussmaul solunumu olarak adlandırılan derin nefes alıp vermeler, aşırı sıvı birikimi sonrasında akciğer ödemi (üremik akciğer), akciğer zarlarında sıvı birikimi, çeşitli infeksiyonlar

Kardiyovasküler sistem ; Hipertansiyon, kardiyomiyopati, kalp yetersizliği, iskemik kalp hast., sol ventrikül hipertrofisi, aritmiler, üremik perikardit

Gastroenterohepatik sistem; Stomatit, bulantı, kusma, inatçı hıçkırık, mukozal ülserasyonlar, peptik ulkus, pankreatit, değişik etyolojili hepatitler

Metabolik bulgular; bozulmuş oral glukoz testi, diyabetik eğri, diyabetiklerde hipoglisemi, hipertrigliseridemi, hiperkolesterolemi, hiperürisemi

Hemopoetik sistem ; Anemi, immunosupresyon, kanama diyatezi

Endokrin sistem; Sekonder hiperparatiroidi, impotans, sterilite, frijidite, hiperprolaktinemi, adet düzensizlikleri, tiroid fonksiyon bozuklukları

Lokomotor sistem ; Renal osteodistrofi, adinamik kemik hast., osteomalasi, spontan tendon rüptürü, patolojik kırıklar, mikroglobulin amiloidozu, karpal tünel sendromu, kristal artropatileri, miyopatiler

Sıvı-elektrolit dengesi ; Hipervolemi, hipovolemi, hiperpotasemi, hipopotasemi, hipernatremi, hiponatremi, metastatik kalsifikasyonlar, tetani, hipermagnezemi

Asit-baz dengesi; metabolik asidozlar

Nöromüsküler sistem ; Otonom nöropati, istemsiz hareketler, konvülziyonlar, huzursuz bacak sendromu, diyaliz dengesizlik sendromu, diyaliz demansı Psikiyatrik bulgular Konsantrasyon bozukluğu, çevreyle uyumsuzluk, tedaviye uyumsuzluk, anksiyete, ajitasyon, depresyon, intihara eğilim

Tanısı için neler yapılmalıdır:

Böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek amacı ile en sık olarak da üre ve kreatinin düzeylerinin ölçülmesi yararlıdır. Üre karaciğerde amonyaktan ve aminoasitlerden sentez edilir; bazen ölçüm kan üre azotu (BUN: Blood Urea Nitrogen) olarak verilir; BUN değerinin 2.1 ile çarpılmasıyla kan üresi bulunur. Sağlıklı insanlarda BUN değeri 8 - 18 mg/dl’dir.

Kreatinin ise kaslarda bulunan kreatin ve fosfokreatin isimli maddelerin yıkılması sonucunda ortaya çıkar; normalde serum kreatinin düzeyi 0.7-1.3 mg/dl’dir.

Böbrek fonksiyonlarının %50'si kaybolana kadar kanda üre ve kreatinin düzeyleri artmaz; yani bu maddelerin ölçümü kaba bir yöntemdir.

Sistatin-C bütün nüveli hücreler tarafından salgılanan bir proteindir. Kreatininden farklı olarak GFR’nin henüz azalmaya başladığı, böbrek yetersizliğinin erken dönemlerinde bile kan düzeyi artar. Bu nedenle, kreatinine göre daha duyarlı bir göstergedir; ancak henüz rutin kullanıma girmemiştir.

Glomeruler filtrasyonun ölçülmesi Böbrek fonksiyonları hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak için GFR'yi (yani bir dakika süresinde her iki böbrekteki tüm glomerullerin Bowman boşluklarında biriken filtratın miktarını) ölçmek yararlıdır. Bu miktar sağlıklı erişkinlerde 130 ml/dak’dır. Glomeruler filtrasyonu öçmek için: idrar toplayarak klirens testleri yapılır.

Bu amaçla en sık kreatinin klirensi hesaplanır. Radyoizotop teknikleri kullanılır. Bu yöntem için en çok kullanılan maddeler 125 -iyotalamat (IOTH) ile Tc99 -dietilentriaminpentaasetik asit (TcDTPA)’tir.

Farklı formüller (Cockcroft-Gault; MDRD; CKD-EPI) kullanılarak GFR hesaplanır. Bu formüller değişik parametreleri gözeterek (hastanın yaşı, cinsiyeti, ırkı, kilosu, serum üre, kreatinin, albumin düzeyleri) ve bu parametreleri belirli katsayılar ile çarparak gerçeğe çok yakın hesaplamalara imkan verir. Bu formüllere internetten kolayca ulaşılır veya cep telefonlarına yüklenebilir. Son yıllarda en sık olarak formül yöntemi kullanılmaktadır.

Tedavisi için neler yapılmalıdır:

Tedavide temel yaklaşımlar;

Böbrek hastalığının ilerlemesinin önlenmesi

Böbrek yetmezliği destek tedavisi ;

Hemodiyaliz , Peritondiyalizi kararı ve transplantasyona hazırlık şeklinde olur.

Böbrek hasarlanmasını hızlandıran faktörler

Hipertansiyon , Proteinüri, Dislipidemi( kan yağlarında yükseklik) , Anemi ( kansızlık) , Hatalı Beslenme, kalsiyum ve fosfor düzeylerinde bozukluktur.

Bu faktörlerin tedavi edilmesi ve kontrol altında tutulması hastalığın ilerlemesini yavaşlatır.

Tedavi sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir:

Kronik böbrek hastalarında; kalp hastalığı, hipertansiyon, kan yağlarında yükseklik, kansızlık, kemik hastalıkları,enfeksiyonlar sık görüldüğünden bu hastalıklara karşı takipte olunmalı gerekirse uygun tedavileri sağlanmalıdır. Hastalar nefroloji uzmanı kontrolünde olmalı gereken aşılamalar, uygun ilaç tedavileri, diyaliz , periton diyalizi veya transplantasyon tedavileri sağlanmalı bunlarında aylık takibi titizlikle yapılmalıdır. Hastaların uygun beslenmelerinin sağlanmasıda çok büyük önem taşımaktadır.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle