Kadın değil, erkek sorunu var

Güncelleme Tarihi:

Kadın değil, erkek sorunu var
Oluşturulma Tarihi: Mart 08, 2016 11:04

Hürriyet Daily News Genel Yayın Yönetmeni Murat Yetkin yazdı...

Haberin Devamı

Erkek çocukların yetiştirilme tarzını, sadece kadına değil, insana bakışını değiştirmeye başlamamız gerekiyor, bu konuda hepimize iş ve sorumluluk düşüyor.

8 Mart Uluslararası Çalışan Kadınlar Günü'nü de Sevgililer Günü gibi Anneler Günü gibi bir ticari fırsata dönüştürmüş şekilde “Kadınlar Günü” adıyla idrak ediyoruz. 

Bütün o mecburiyet çiçekleri, elektronik öpücükler arasında neyse ki bu gün kadınların toplum içindeki durumunu hatırlamak için de bir fırsat oluyor.
Durum yurtta felaket, cihanda felaket ne yazık ki...
***
Şimdi bugün yine protokol sıralarının erkekler tarafından işgal edildiği önemli toplantılarda, yine çoğunluğu erkekler tarafından önemli nutuklar irad edilecek.

Mesela sanki bu durumdan uzaylılar sorumluymuş gibi Türkiye İstatistik Kurumu’nun okur yazar olmayan kadın nüfusun (yüzde 9.2) erkeklerin beş katı olduğu, istihdamda kadınların erkeklere göre üç kat dezavantajlı olduğu rakamları filan sıralanacak.

Kadın cinayetleri kınanacak, cennet anaların ayakları altındadır sözü bugün en çok kullanılan söz olacak, kadının insan olarak değil, anne olarak rolü baş tacı edilecek.
***
Ama emin olun bugün de yine haber merkezlerine kadına saldırılar, kadın cinayetleri, katillerin, tecavüzcülerin duruşma salonuna giderken tıraş olup kravat taktı diye iyi hal indirimi aldığı haberleri düşecek.
Peki, ya sonra? Kadınlar Günü geçip 9 Mart olunca?
Yine ağır toplantılarda “Kadın sorunu” tartışılmaya, çoğunlukla da havanda su dövülmeye devam edilecek.
***
O az önceki istatistikler var ya...
Onlar da yanıltıcı. Çünkü kadınların toplum içindeki yeri bölgeden bölgeye, şehirden şehire, hatta şehirlerin içinde semtten semte değişiyor.
TEPAV’ın araştırması cinsiyet ayrımının en fazla, en gelenekçi, muhafazakâr şehirlerimizden Bitlis’te, en az da Türkiye’nin en büyük, dışarıya en açık şehri İstanbul’da olduğunu gösteriyor.
Peki mesela İstanbul’un her yerinde durum aynı mı?
Eğri oturup doğru konuşalım; kadına bakış, kadının çalışma hayatındaki, evdeki, sokaktaki durumu mesela Sultanbeyli ile Kadıköy’de, Fatih ile Beşiktaş’ta aynı mı? Ankara’nın Çankaya'sı ile Sincan’ında durum aynı mı?
Sonra gelsin “kadın sorunu” panelleri, kadın sorunu bakanlıkları.
***
Türkiye’de bir kadın sorunu değil erkek sorunu vardır.
Bakın eğitimde iş gücünün yarısı kadındır, kadın öğretmenlerimiz Türkiye’nin her yerinde cefakarca çalışır, öğretirler.
İş okul müdürlüğüne gelince oran tek haneli rakamlara düşer. Kaç il eğitim müdürü kadındır?
Kabinede iki kadın bakan var, doğru, ama sadece bir kadın bakan yardımcısı var, hiç kadın müsteşar yok.
***
Seksen bir il valisinden yalnızca ikisi kadın.
Yüksek yargıda yalnızca bir kadın var icra düzeyinde.
Dışişlerinde nispeten kadın ağırlığı var, o da yetersiz.
***
Özel şirketlerde durum çok farklı değil.
Aile kuruluşlarını ayrı tutarak söylüyorum, yönetim kurullarındaki, icra kurullarındaki, yönetim kademelerindeki kadın sayısı çok yetersiz düzeyde.
İş karar mekanizmalarına gelince, kadınlar basamakları çok zor tırmanıyor.
***
Diyeceksiniz ki hem çocuk, hem kariyer yapma sloganı, en az üç çocuk yapma hedefiyle çakışınca, o kadın nasıl ilerler mesleğinde? Siz de haklısınız.
Ama sorun yalnızca o değil. Sorun, erkeklerin kafasında, erkeklerin yetiştirilme tarzında (orada annelerin de payı var elbette babalar kadar), sorun erkeklerin sadece kadına değil, insana bakışında.
Erkek çocukların yetiştirilme tarzını, sadece kadına değil, insana bakışını değiştirmeye başlamamız gerekiyor, bu konuda hepimize iş ve sorumluluk düşüyor.
Bir gün değil, bütün günler kadınların olmalı, erkeklerin elinde dünyanın ne hale geldiği ortada.
Şimdi bu duygu ve düşüncelerle kadınlar gününüzü kutlasam, inandırıcı olur muyum dersiniz?

BAKMADAN GEÇME!