GeriGündem İyi ki ‘abi’ dememiş
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İyi ki ‘abi’ dememiş

İyi ki ‘abi’ dememiş

Aile Meclisi’nin bu haftaki konukları CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü ile doktor eşi Remzi Süllü. İki kişi başladığımız söyleşimiz, ilerleyen saatlerde iyice renkleniyor. Önce oğulları Oytun ve gelinleri Deniz Süllü, Ada ve Ata ile birlikte geliyorlar. Ardından ise 4.5 aylık hamile kızları Simge ve damatları Gökhan Durul çalıyor kapıyı... Çiftin hikâyeleri AFS’li öğrencilerin buluşmasında “Remzi sen anlat” sözleriyle başlıyor.

ARAMIZDA 9 YAŞ VAR

Sizi tanımakla başlayalım. Kimdir Remzi Süllü?

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Öncesinde bir yıl ABD’de burslu okudum. Tıp eğitimi sonrası ihtisas amacıyla Eskişehir’e geldim. Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kadın doğum ihtisasına başladım. İhtisasımın üçüncü yılında eşimle tanıştım.

Nasıl tanıştınız?

Remzi Süllü: AFS, lise son öğrencilerine yönelik bir değişim programı var. Lisede son sınıf orada okunuyor; diploma alınıyor ve dönülüyor. Eşim de AFS’li, bizim çocuklar da bizim öykülerle büyüdükleri için onlar da zamanı gelince AFS’li oldular. Ailece AFS’liyiz. AFS’nin hayatımızda şöyle bir önemi var; eşimi tanımama vesile oldu. Amerika’dan Nur döndüğünde ben asistandım Tıp Fakültesi’nde. Liseyi bitirip, Eskişehir’e döner dönmez organizasyon gücüyle demiş ki, ‘Eskişehir’de kaç AFS’li var? Onları bulayım, iletişim içinde olalım’. Bir gün telefon çaldı, ‘AFS’li olduğunuzu öğrendim, bir toplantı yapmak istiyorum’ diyen bir ses. Yıl 1980. Bizi bir kafeteryada topladı, geçti baş köşeye de oturdu. Tek tek kendimizi tanıtmamızı istedi. Sıra bana geldi, ‘Remzi sen anlat’ dedi. Aramızda 9 yaş var, ‘abi’ demesini bekliyorum tabii. Bozuldum ama anlattım yine de. Toplantı ilerledi, göz ucuyla inceliyorum Nur’u, cıvıl cıvıl, konuşkan. O an ‘İyi ki abi dememiş’ dedim. Abi dese bitti yani. 

Nur Süllü: Remzi 70’te gidip 71’de dönmüş; ben 79’da gidip 80’de döndüm Amerika’dan.

İyi ki ‘abi’ dememiş

TİYATROYA DAVET

Remzi Süllü: Sonrasında hiç vakit kaybetmeden ertesi gün telefon ettim, önce bir oltayı atalım bakalım ne olacak (gülüyor). ‘Tiyatroya iki biletim var. Gelmek ister misin?’ diye sordum. ‘Gelemem’ dedi. ‘Eyvah, zor bir kız’ dedim. Nur, abisiyle tiyatroya gideceğini söyleyince içime su serpildi. Yine de emin olmak için tek biletimi kullanarak tiyatroya gittim. Orada gözümle arıyorum, hakikaten abisiyle yengesiyle birlikte tiyatrodaydı. Reddetmek amacıyla söylemediğini anladım. Bir araya gele gele duygusallığa dönüştü. Nur üniversite birinci sınıfı bitirince evlenme teklif ettim.

KARDA ELİNİ TUTTUM

Nur Süllü: İlk yakınlaşmamız, yine böyle karlı bir gündü. Arkadaş gruplarımızla gidip geliyorduk her yere. Ben üniversitedeyim daha aklımda evlilik falan yoktu. Ama yavaş yavaş hissettim. Hatta öncesinde Remzi’ye gelin adayı buluyorduk. Arkadaşlarım buluyor ben de ‘Çok iyi bir kız düşün istersen Remzi’ falan diyordum.

Remzi Süllü: AFS için aile ziyaretinden çıktık, nasıl kar yağıyor. Yolda da kimse yok, dedim ‘tam zamanı’. Önce hafifçe koluna girdim; kayıp düşmesin diye. Sonra oradan yavaş yavaş elini tuttum. Karda düşmesin diye tuttum, kötü bir niyetim yoktu. Caddede bu şekilde yürüdük, 10-15 dakika. 

TEYPTE ‘ENDLESS LOVE’

Evlenme teklifi nasıldı?

Jale Nur Süllü: Çok özel bir yerimiz var. Remzi anlatsın.

Remzi Süllü: Eskişehir’de, Regülatör diye bir yerimiz var ormanlık alan. Oraya gittik ama ben mizanseni hazırladım. Murat 131 arabam var, teypte de kaseti hazırladım. Kabul ederse, ‘Endless love’ çalacak. Kabul ederse arabaya dönünce onu çalacağım, etmezse teyp hiç açılmayacak. ‘Şartlar çok uygun olmamakla birlikte bir ömür boyu benimle olmak ister misin’ dedim. ‘Evet’ yanıtını alınca hemen arabaya dönmek istedim, şarkıyı dinleteceğim.

Jale Nur Süllü: Hiç düşünmedim, anında kabul ettim, hiç kaçırır mıyım (gülüyor). 28 Ağustos 1982’de de evlendik.

İyi ki ‘abi’ dememiş

Minik Ata’ya mama yedirmek en keyifli anlardan.

ÖĞRENCİYKEN BEBEK GELDİ

Okurken zor bir karar vermişsiniz...

Jale Nur Süllü: İkinci sınıfa geçerken evlendik. Remzi’nin ihtisasının bitmesine çok az kalmıştı. En büyük avantajımız anneme yakın olmamızdı. Remzi yoğun çalışıyor, ben üniversiteye gidiyorum. Üçüncü sınıfta hamile kaldım. Hem okula gidiyorum hem hamileyim. Karnım burumda, babam da bana yere kadar uzanan bir palto almıştı. Karnım büyüdükçe önü kapanmamaya başladı. Belediye otobüsüne biniyorum. Şoför bir elimdeki öğrenci kartı pasoya bakıyor, bir karnıma bakıyor. Üçüncü sınıf zorlu geçti. 15 Mayıs’ta doğum yaptım. Çocuk el kadar, finaller başladı, Remzi yok.

Remzi Bey nerede?

Remzi Süllü: İhtisasın ardından kura çekildi, Eskişehir Doğumevi’nde göreve başladım. Bir an önce askerliği aradan çıkarayım dedim. İki ayın sonunda kuraya yakınken Nur ‘Hamilelik şüphem’ var dedi. Test yaptık, hamile... Haydaa, ben askerdeyim. Kurayı çektim, Trabzon Askeri Hastanesi’ne gittim. 1000 kilometre Eskişehir’e.

İyi ki ‘abi’ dememiş

Süllü Ailesi’nin ilk göz ağrısı ilk torun Ada. Babaannesine, yeni yeni konuşmaya başladığı günlerde söylediği gibi “bambambi” diye hitap ediyor. Haftanın bir günü mutlaka dedesiyle ve babaannesiyle kalan Ada, “bambambi”siyle şef kıyafetlerini giyip kurabiye yapmaktan keyif alıyor.

Hamileliğiniz boyunca yalnızdınız yani.

Jale Nur Süllü: Hiç nazım niyazım yoktur. Sadece hamilelik olsa iyi...

Remzi Nur Süllü: ‘Doğum başladı’ haberi geldi Trabzon’a. Hemen bir uçak bileti Ankara’ya, oradan da otobüsle Eskişehir. Beş saatte ulaşırım diye düşündüm. Uçak birkaç kez pisti pas geçti. Acı bir anons; ‘Erzurum’a inecek, sefer iptal’. Tek bir yol var otobüs. 15 saat sonra Eskişehir’e ulaştım. Eve geldim kayınpeder, ‘Oğlun oldu, her şey yolunda’ dedi. Tıraş olup öyle gideyim derken kayınpeder, ‘Gel bir kahvaltı yapalım öyle git’ dedi. Hastaneye 8.30 gibi gittim. Nur, ‘Neredesin’ dedi. Ben de kahvaltı yaptığımı, tıraş olduğumu ağzımdan kaçırdım. Bozuldu. 

Jale Nur Süllü: Üç dört gün sora Trabzon’a geri döndü Remzi. Ayağımda çocuk sallıyorum, bir taraftan ders çalışıyorum. Oytun 40 günlükken final sınavlarım başladı. Remzi döndüğünde Oytun 6 aylıktı. 85 yılında üniversiteyi bitirdim. İkinci sınıfı evli, üçüncü sınıfı hamile, dördüncü sınıfı da oğlumla birlikte okudum. Remzi döndü ama çok yoğun çalışıyor. Oytun’un ilk öğrendiği kelimeler, ‘babam nöbetçi’ oldu. Üniversite bitti mastera başladım. Simge’yi de master sırasında doğurdum. Master tezimi yazarken Simge 40 günlüktü, Oytun 4 yaşındaydı. Ardından doktora.

ATIN ÜSTÜNDEKİ KADIN

Siyaset yapmaya nasıl karar verildi?

Jale Nur Süllü: Rahmetli babam İsmet İnönü döneminin CHP’lisi. Siyasetin içine doğdum. Büyükerşen Hoca (Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen) telefon etti; yıl 1999. Hoca, üniversitede rektörümdü; ‘Büyükşehir belediye başkan adayı oluyorum DSP’den, seni de Meclis üyesi yazıyorum’ dedi. Hoca seçildi, DSP o yıl silme götürdü. 10 yıl belediye meclis üyesi olarak kaldım. 2009’da Odunpazarı belediye başkan adayı oldum. CHP adayını altı ay önce açıklamıştı. Benim adaylığım açıklandığında ise seçimlere 45 gün kalmıştı. Çok hızlı bir giriş yaptım atın üstünde; biniciyiz ailecek, binicilik hakemiyim de aynı zamanda. ‘Atın üstündeki kadın’ diye haberler yapıldı. CHP çok yükleniyordu. 67 bine yakın oy aldım; CHP 38 bin, AKP ise 72 binlerde... Beş yıl sosyal hizmetler daire başkanlığı yaptım Eskişehir Belediyesi’nde. 2018’de milletvekili aday olup 2. sıradan seçildim.

Remzi Süllü: O zaman Doktor Remzi Süllü’nün eşiydi, şimdi ben bu kadar popülerliğime rağmen Jale Süllü’nün eşi oldum.  Fahri danışmanlık, eleştirmenlik yapıyorum.  

Jale Nur Süllü:  Ne fahri danışmanlığı, Remzi başdanışmanım. Her söylediğini dikkate alırım.

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

False