İstanbul'u Dinliyorum

Güncelleme Tarihi:

İstanbulu Dinliyorum
Oluşturulma Tarihi: Eylül 16, 1999 00:00

Nilgün GEDİKOĞLU
Haberin Devamı

Mühürün hükmü

Aldığım telefon, faks ve e-maillere baktığımda, düz mantık yürüten biri olsam şunu söyleyeceğim: Mühürler sökülmek içindir. Hangi mühürler mi? Hani şu kaçak inşaatlardaki mühürler. Gözlerime, kulaklarıma inanamıyorum. Mühürleme işleminden bir saat sonra, evet, yanlış okumadınız bir saat sonra mühürün sökülüp yasadışı işleme devam edilmesi sözkonusu.

Özellikle depremden sonra bu yönde çok ihbar alıyoruz. Mühürlenen binalarda mühürler kırılıyor ve işleme devam ediliyor. Bu ne cüret demeyeceğim. Çünkü yasalara, kurallara karşı gelmekten daha esaslı birşey var: Sağkalma içgüdüsüne aykırılık. Bu, düpedüz özürlü bir zihniyetin faaliyeti. Tehlikeyi göze almakla ilgisi yok, kör bir inat, aptalca bir ısrar; düşünme, muhakeme gibi yetilerden yoksun bir primatın stereotipik (anlamsızca aynı şeyi tekrarlama) davranışı gibi.

Binada yapılan işlem, ya kaçak kat, ya da binanın dayanıklılığını tehlikeye sokan bir tadilatsa başka söz bulamıyorum. Mühürü sökenler bizzat binada yaşayanlar çünkü.

Bize ne oldu böyle?

Ama galiba stresten toplu halde mantıklı düşünme yeteneğimizi kaybettik. Saçmalığı ortada söylentiler karşısında panikliyoruz. Örnek mi? Önceki gece CNN'de alt yazıyla ‘‘İstanbul'da büyük deprem olacak’’ haberinin geçmesi gibi. Ne kadar ‘‘yerli’’ bir düşünüş tarzı. CNN, yeni bir gelişme niteliğindeki önemli haberi ‘‘Breaking News’’ (kabaca flaş haber, son dakika başlığı gibi, yeni ve önemli bir gelişmenin bildirildiği bir haber kuşağı diye tanımlayabilirim) başlığı altında verir, bu bir. İkincisi depremi önceden, hem de saatiyle bilmek (söylenti 21.00 ile 24.00 arasındaki bir depremde yoğunlaşmıştı) gerçekleştiğinde herhalde Nobel Bilim Ödülü'nü hak edecek bir gelişme olurdu.

Ve üç: Bu kaçıncı CNN söylentisi...

Evet. Çok zor günler geçiriyoruz. Hepimiz çok korktuk. Çok ciddi yaralar aldık. Ruh sağlığımız bozuldu. Ama depremle yaşamak zorundayız. Bu gerçeği kabul etmekten başka çaremiz yok. Sürü halinde paniklemeye, mühür sökerek, kırmızı çarpıları ya da hasarları kamufle ederek öğrenmeyeceğiz bunu. Bütün bunlar, depremle yaşamayı öğrenme süreci konusunda beni endişelendiriyor. Gidişata bakılırsa sanki öğrenmeyeceğiz de, bir noktadan sonra kayıtsızlaşıp şizofrenik bir donukluğa teslim olacakmışız gibi geliyor bana.

MİMAROBA

Konutları tehlikeye sokuyorlar

Mimaroba Emlak Bankası Konutları'nda oturduğunu ifade eden bir okurumuz, binaların özelliğinden söz ederek, yapılan yaygın bir yanlıştan söz etti. Binalar, panel duvar adı verilen taşıyıcı duvar sistemine göre yapımış. Yani kolon ve kiriş değil, bu duvarlar binanın sağlamlığı ve depreme dayanıklılığında kilit önem taşıyor. Bir başka deyişle bu taşıyıcı panel duvarlarda gelişigüzel tadilat yapmak son derece tehlikeli ve sakıncalı.

Okurumuz, bu konutların alt katlarının dükkan, bodrum katların ise depo olarak kullanıldığını söylüyor. Ne var ki dükkan sahipleri bu duvarlarda pencere açmak için tadilat yapmaktaymış. Okurumuz, bu tehlikeli müdahale belediyeye bildirildiğinde sözkonsu dükkanın mühürlendiğini, ancak bir saat sonra mühürün hiçe sayılıp pencere açma çalışmalarına devam edildiğini belirtti. Mazeretse hazırmış: ‘Herkes yapıyor!’

BU OLAYIN TAKİPÇİSİYİZ

Sulardaki kötü kokularla ilgili aldığımız ihbarlara İSKİ'den açıklama geldi:

Suyu yosunlar kokutuyor

İSKİ sulardaki 'tuhaf' kokuların baraj göllerinde meydana gelen yosunlanmadan ve depremden sonra arttırılan klor oranından kaynaklandığını açıkladı. Fakat yine de tedbiri elden bırakmamak gerek.

Depremden sonra okurlarımızdan İSKİ ile ilgili çok sayıda şikayet aldık. Bunlardan en önemlisi yedi güne varan su kesintisiydi. Bu kriz şu anda birkaç lokal sorun dışında çözülmüş görünüyor.

Kesintinin ardından İSKİ'ye yönelik şikayetler yön değiştirerek sürüyor. Bu kez sorun çok tuhaf kokan sular. İstanbul'un birçok yerinden suların bazen acı, bazen de lağım koktuğuna ilişkin ihbarlar alıyoruz. Okurlarımız bu durumun depremden, özellikle de büyük su kesintisinden sonra oluştuğuna dikkat çekiyor.

Caddebostan'dan bize faks çeken bir okurumuz aynen şunları yazmış: ‘‘Yaklaşık bir haftadır musluktan akan sularla ne yüzümüzü yıkayabiliyoruz ne de diş fırçalayabiliyoruz. Sudan gelen koku midemizi bulandırmakla kalmıyor aynı zamanda tiksiniyoruz da. Bir de bu suları içen insanlar var. Sizin aracılığınızla yetkililere daha çabuk ulaşacağımızı düşündük.’’

Yosun istilası

Okurumuz çok da doğru düşünmüş. Dün İSKİ'den bu konuyla ilgili bir açıklama geçti elimize.

Yetkililer sulardaki olağandışı koku ile ilgili iki nedeni İstanbullulara duyurmamızı istemiş. Açıklamaya göre kokunun oluşmasının başlıca nedeni Ömerli Baraj Gölü'nde mevsim değişikliği ile oluşan yosun üremesi. Baraj gölünden alınan hamsuyun dağıtılmadan önce bu yosunlardan arındırılması için kullanılan teknoloji. Bu sularda kokuyla neden oluyor.

İkinci bir neden ise yetkililerin depremden sonra almak ihtiyacı duyduğu bir önlemden kaynaklanıyor. Ne olur ne olmaz endişesiyle şebeke suyuna katılan klor miktarı arttırılmış. Bu da sularda çamaşır suyu kokusuna neden oluyor.

Önümüzdeki günlerde bu koku sorunun kısmen hafifleyerek zamanla tamamen ortadan kalkacağını bildiren İSKİ, sulardaki kokunun sağlık gerekçeleriyle oluştuğunu hijyenik açıdan endişe edecek bir durum bulunmadığını belirtiyor ve ekliyor:

‘‘Tasfiye tesisleri çıkışından aboneye ulaşıncaya kadar sürekli periyodik kontroller yapıyoruz. Halkımızdan gelen lokal şikayetlere de anında müdahale ediyoruz.’’

185'e bildirin

Sularla ilgili bu iç rahatlatıcı açıklamaya karşın göz önünde bulundurmamız gereken bir durum daha var: Suların güvenilirliği sadece tasfiye ve şebeke aşamalarında alınan önlemlerle olanaklı değil.

Unutmamak gerekir ki yaşanılan evleri yıkacak kadar şiddetli sarsıntılar yeraltındaki borulara da hasar vermiş olabilir. Bunun için de şüphelendiğiniz olağandışı bir durumda lütfen İSKİ'nin 185 numaralı şikayet bürosunu haberdar edin.

Ayrıca dün Beşiktaş Şair Nedim Caddesi'nden arayarak sularının 8'inci günde de akmadığını belirten okurumuzun sorununu İSKİ'ye ilettik. Beşiktaş İSKİ Şube Müdürlüğü, bu caddede suların verilmekte olduğunu, o eve özgü bir sorun olabileceğini, 185'i ya da Beşiktaş İSKİ Şube Müdürlüğü'nü (285 94 19-20) arayarak adres vermeleri gerektiğini söyledi.

Bu gibi konularda karşılaşabileceğiniz bütün sorunlar için biz telefon başındayız. Savaş ÖZBEY

ALKIŞLAR

Yusuf Namoğlu çocukları sevindirdi

Beşiktaş Belediyesi’nin Sakarya'da kurduğu 300 kişilik çadır kentte üç öğün sıcak yemek veriliyor.

Depremzedelerin çocuk oyun alanlarından gazinosuna kadar her türlü gereksinimleri karşılanmaya çalışılıyor.

Önceki gün çadırkenti ziyaret eden Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu her çadıra radyolu ışıldak ve oyuncak dağıttı.

Namoğlu ‘‘Depremden en çok çocuklar etkilendi. Onların psikolojik rahatlamalarını gözönüne alarak oyun alanları oluşturduk. Ve oyuncaklar dağıtıyoruz’’ diye konuştu.

Beşiktaş Belediyesi bunların dışında her türlü hava koşullarına dayanıklı 100 adet çadır ve uyku tulumu ısmarladı. Çadır ve uyku tulumlarının ABD'den gelmesi bekleniyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!