İnternet’e yeni bir darbe girişimi

Güncelleme Tarihi:

İnternet’e yeni bir darbe girişimi
Oluşturulma Tarihi: Eylül 08, 2006 00:00

İNTERNET sujelerinin (erişim sağlayıcı, içerik sağlayıcı, hizmet sağlayıcı ve yer sağlayıcı) yasal bir zemine oturtulması gerektiğini, bunların hak, yükümlülük ve sorumluluklarının açıkça belirlenmesi gerektiğini hep söylüyorduk. Nihayet bu konuya da el atıldı ve ilk tasarı metni ortaya çıktı. Ancak sorumlulukları düzenleyelim derken, inceden inceye vatandaşı izleme ve gözleme, aykırı görüşleri engelleme ve gerçek ortamda aynı nitelikte işlenen suçlardan daha ağır hapis cezalarıyla korkutma politikaları kendini iyice hissettiriyor.

Elbette tasarının amacını olumlu buluyoruz. Tanımların net yapılmış olması, kimin ne kadar sorumlu olduğunun belirlenebilir olması, içerikten zarar görenin hukuki koruma altına alınması ve delil toplama için öngörülen usul kuralları kulağa çok hoş geliyor. Fakat, tasarının ayrıntılarına girdiğimizde "Big Brother"ın gözünün fazlasıyla üstümüzde olacağını söylemek mümkün. Tasarıya göre, tüm İnternet sujelerinin gerçek ad, adres, erişim numaraları ve e.posta adres bilgilerini sitelerinde bulundurma zorunlulukları olacak, bu bilgileri bulundurmayana 10 bin YTL’den 50 bin YTL’ye kadar idari para cezası kesilebilecek. Profesyonel içerik sağlayıcılar için bu zorunluluk kabul edilebilir, ancak milyonlarca amatör site ve sayısal günlükler için kabul edilemez. Sonuçta onlar da bir nevi içerik sağlayıcısıdır. "Anonimlik hakkı" özellikle İnternet’in gelişimiyle ortaya çıkmış, yasalar üstü bir haktır. "İnternet üzerinde iletişim özgürlüğü deklarasyonu"na göre, bilgi ve düşüncelerin özgür ifadesini çoğaltmak için kişilerin kimliklerini ifşa etmeme hakkına saygı gösterilmelidir. Bir yandan kişilerin içerikten zarar görmesini engellemeye çalışmak, diğer yandan anonimlik hakkına saygı göstermeye çalışmak çok hassas bir ayar gerektirmektedir. Dengenin bozulması egemen olanın lehine işler ve fikirler özgürce çoğalamaz. Tasarı, bu dengeyi bozarak fazlasıyla eleştiriyi hak etmektedir.

Mevcut yasalarda site kapatma ve içeriği engelleme konusunda bir düzenleme yok. Tasarı bu konuda boşluğu doldurmak istemiş. İçerikten zarar gören, mesela kendisi hakkında asılsız haber yapılan kişi, içeriği ilgili sitede düzelttiremezse mahkemeden engelleme kararı alabilir. İşte bu noktada baş ağrıtan sorunlar çıkabilir. Bir süre önce Ekşi Sözlük’ün sadece bir sayfasından dolayı tüm site engellenmişti. Bir site tamamen mi engellenecek, yoksa ilgili bölüm mü engellenecek, bu konuda bir açıklık olmaması çok tehlikeli gelişmelere gebe olabilir.

İnternet sujelerine, her tür trafik ve işlem bilgilerini en az bir yıl, en çok beş yıl saklama zorunluluğu gelecek. Fakat trafik bilgilerini bir yıl saklamak erişim ve yer sağlayanlara büyük bir mali külfet getirecek, bu mali külfet de kullanıcının sırtına binecektir. Kaldı ki, bu tür veriler kişisel bilgi sayılıyor ve bu tür kişisel verilere kimin ne şekilde erişebileceğinin düzenlenmemiş olması başka bir tehlike. Düşünsenize, kim olduğunu bilmediğiniz birileri sizin Google’da hangi kelimeleri aradığınızı, hangi siteleri takip ettiğinizi, nelerden hoşlandığınızı bilecek. Trafik verileri, elbette delil elde etmek için kullanılacak. Ne var ki, bu verilerin kötü niyetle kullanılmaması yönünde bireylere hiçbir güvence verilmeyecek. Çünkü bu konuda yasa yok.

Tasarı, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan bilişim suçlarını yeniden düzenliyor. Verileri ele geçirme, sahte veri üretme, taklit yoluyla yanıltma gibi yeni suçlar da var. Bu suçları ayrı ve ikinci bir kanunla düzenlemek uygulamada karışıklığa yol açabilir. Mevcut kanuna adapte edilmesi daha uygun bir yöntem olurdu.

Tasarıya göre, yetki belgesi olmadan çalışamayacak İnternet kafeler, zararlı içeriğe erişimi engellemekle yükümlü. Zararlı içeriğin ne olduğu yönetmelikle belirlenecek. Burada da sorun içeriğin kime göre zararlı kime göre yararlı olduğunu belirlemek. Bu işi uzmanlara bırakmazlarsa, iktidarın istediği şeyler yararlı, sevmediği şeyler zararlı olarak kabul edilebilir.

Tasarıda hakaret, iftira gibi suçların bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde cezaların yarı oranda artırılacağı belirtilmiştir. Bu durum suç ve ceza arasında, hatta benzer suçlar arasında açıkça adaletsizlik yaratabilir. Örneğin, bir gazetede veya radyoda milyonlar önünde hakaret ederseniz, 4 aydan 32 aya kadar hapis cezası alırken, İnternet’te bir forumda 20 kişinin önünde aynı hakaret 6 aydan 36 aya kadar cezalandırılabilir hale gelecektir.

SONUÇ: İzlenme olasılığı artan, kişisel verilerinin kimin eline geçebileceğini bilmeyen ve gerçek suçlardan daha ağır hapis tehdidi altında kalan vatandaş, ya İnternet’ten elini ayağını çekecek, ya da İnternet’in sınırsız, uçsuz bucaksız ortamında kendine sanal bir köy yaratmakta gecikmeyecektir.

Av. M. Gökhan Ahi

mgahi@hurriyet.com.tr
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!