GeriGündem Flamingolara ağlarken... 'Tarihi' tablo çok daha korkunç...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Flamingolara ağlarken... 'Tarihi' tablo çok daha korkunç...

Flamingolara ağlarken... 'Tarihi' tablo çok daha korkunç...

Bir dönem 'flamingo cenneti' olarak tanınan Tuz Gölü’nde suya erişemeyen yüzlerce flamingonun can vermesi, gözleri Türkiye'deki kuş popülasyonuna çevirdi. Dik kuyruk, tepeli, ak pelikan gibi birçok kuş çeşidi tarihe karıştı bir o kadarı da nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Peki bu fotoğraf nasıl ortaya çıktı? İşte acı tablo...

Tuz Gölü'nden geçtiğimiz hafta çok acı bir haber geldi. Yüzlerce flamingo susuzluğa terk edildiği için yaşamını yitirdi. Uzmanlara göre, Türkiye'deki flamingo cenneti sayılan Tuz Gölü'nün 'cehenneme' döneceği günlere doğru hızla ilerliyoruz.

Flamingolara ağlarken... Tarihi tablo çok daha korkunç...

Yurt genelinde olduğu gibi Konya Kapalı Havzası'nda da kuş çeşitliliği son yıllarda hızlı bir düşüşte. Bunun başlıca sebepleri arasında iklim krizi ve devletin tüm önlem ve uyarısına rağmen sürdürülen kaçak tarımsal sulama geliyor.

100 BİN KAÇAK KUYU VAR!

Resmi rakamlara göre, Konya Ovası'ndaki ruhsatlı kuyular içerisinde 4 bin 751 kuyu ile birlikte içme ve takviye amaçlı olarak açılan 5 bin 963 kuyu ve 21 bin 177 adet şahıs kuyusu var. Geri kalan 100 bin kuyu ise ruhsatsız/kaçak kuyu.

Flamingolara ağlarken... Tarihi tablo çok daha korkunç...

Kaçak kuyulardan ne kadar su çekildiği ise bilinmiyor.

Yani zaten bitmek üzere olan yeraltı suları; salma sulama, yağmurlama tipi sulama gibi vahşi sulama teknikleri yüzünden çekilmeye devam ediyor. Bu da Tuz Gölü, Akşehir Gölü gibi göllerin kuruması ve oradaki kuş ve hayvan çeşitliliğinin sonu anlamına geliyor.

Mesleki hayatını Türkiye'deki kuş çeşitliliğini korumaya adayan 'nadir' isimlerden, Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi, Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Karataş yaşananlar karşısında isyan ediyor.

Bölgenin 'tarihini' Hürriyet'e anlatan Karataş, "Tuz Gölü'nün Eşmekaya sazlıkları tamamen kurutuldu. Kulu (Düden) Gölü iyice kuruma noktasına çekildi. Nasreddin Hoca'nın maya çaldığı Akşehir Gölü tarih olmak üzere. Su seviyesi yüzde 5'lerde. Yine Eber Gölü can çekişiyor" dedi.

Flamingolara ağlarken... Tarihi tablo çok daha korkunç...

"KUŞU BIRAKIN CANLI KALMADI"

Dik kuyruk, tepeli ve ak pelikan gibi onlarca kuş çeşidinin ya tarihe karıştığını ya da nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını belirten Karataş, "Örneğin Hotamış Sazlıkları, ak kuyruklu kızkuşunun çok nadir üreme alanlarından birisiydi. Şu anda Hotamış Sazlıkları'nda kuşu bırakın hiçbir canlı türü kalmadı. Yaz ördeği bu topraklarda en son 2011'de görüldü. 1960'ların yılanboyun kuşu artık tarih oldu. Soyunu kuruttuk... Örneğin dik kuyruk 3-4 sene önceye kadar Niğde'deki gölette yaşayabiliyordu. Ancak bu kuş türü de nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı" dedi.

Flamingolara ağlarken... Tarihi tablo çok daha korkunç...

"40-50 YIL İÇİNDE KUŞLAR YOK OLMAYA BAŞLADI"

Tansun Gürpınar'ın 1960 ve 1970'li yıllarda yaptığı çalışmayı hatırlatan Karataş "Tansun Gürpınar'ın araştırmasına göre Türkiye'de 5 milyona yakın kuş vardı. Bu rakam bugün dörtte biri kadar bile değil. Kuş sayısı da çeşitliliği de hızla azalıyor" diye konuştu.

ACİLEN BİLİM KURULU OLUŞTURULMALI!

Karataş, çözüm önerisi olarak; koronavirüsle mücadele için kurulan Bilim Kurulu gibi acilen bir kurul oluşturulması gerektiğini belirtti ve ekledi: "Bu kurulda Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre Bakanlığı gibi ilgili bakanlıkların yanı sıra tüm kentlerdeki üniversitelerden uzmanlar da yer almalı. Mevcut durum oldukça vahim. Olaya sadece ekolojik açıdan değil tarımsal ve ekonomik açıdan da yaklaşılmalı."

Karataş, "Yeraltı sularının her geçen yıl çekildiği ülkemizde çiftçilerin ne ekip ne ekemeyecekleri de ortaya çıkan sonuç ile kurallara bağlanmalıdır. Örneğin su yokluğu çekilen bölgelerde; şeker pancarı, mısır gibi bol suya ihtiyaç duyan ürünler yerine çiftçiler mercimek ve nohut gibi ürünlere yönlendirilmeli" ifadelerini kullandı.

KONYA'DA ALARM VEREN SU DURUMU

Konya Kapalı Havzası'ndaki durumu Hürriyet'e anlatan Konya Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fetullah Arık'ın söyledikleri de çok farklı değil.

Flamingolara ağlarken... Tarihi tablo çok daha korkunç...

SORUNLARI MADDE MADDE SIRALADI

"Maalesef bölgenin pek çok yerinde yeraltı suyuna ulaşılamıyor" diyen Prof. Arık, sorunları ise şöyle sıraladı:

* Havzada tarımsal üretim giderek değişmekte olup geçmişte daha az su tüketen buğday-arpa gibi hububat üretimi günümüzde şekerpancarı, danelik ve silajlık mısır, yonca ve ayçiçeği gibi daha fazla su tüketen tarımsal modele evrilmekte. Buna ek olarak büyükbaş hayvancılığın yaygınlaşmasıyla birlikte gerek içme suyu ihtiyacının artması gerekse yemlik bitki (yonca, silajlık mısır) üretimi de giderek yaygınlaşmakta.

* 2000’li yıllardan günümüze kadar geçen süreç içinde yapılan pek çok planlama, teşvik ve öneriler sonucunda artık salma sulama (vahşi sulama) nerdeyse bitti ancak basınçlı sulamada (damlama, yağmurlama vb.) bitkinin ihtiyacı kadar sulama alışkanlığı halen yeterince gelişmedi.

* Çiftçilerimiz bitkinin ihtiyacından daha fazla sulama yapmakta. Bazen de artan enerji giderleri nedeniyle yeterince sulama yapılamamakta. Sulama ihtiyaçlarının karşılanması için açılan kaçak kuyular su kullanımı planlamasındaki en önemli sorun.

Flamingolara ağlarken... Tarihi tablo çok daha korkunç...

"KAÇAK KUYULAR EN BÜYÜK SORUN"

* Kaçak kuyuların açılmasında jeoloji mühendisliği teknik desteği olmadığı için başta kuyu yeri seçimi olmak üzere hangi akiferden su üretileceği, hangi kalitede su alınacağı, kuyu açımı ve takibi esnasında kuyu donanımının uygun olmaması ve niteliksiz su seviyelerinin tecrit edilmemesi gibi pek çok neden bağlı olarak nitelikli su seviyelerinin de kirlenmesi, tuzlanması gibi sorunlar ortaya çıkmakta.

* Belgesiz kuyular teknik destek almadıkları için kuyu donanımı da uygun olmamakta ve açılan pek çok kuyuda verim düşüklüğü, dolgu, göçme gibi sorunlar oluşmakta ve kuyu ömürleri çok kısa olmakta.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Arık 'acil eylem planı' önerilerini ise şöyle anlattı:

* Halen fiili olarak bu görevleri yürüten DSİ, SYGM gibi kurumlarımız bulunmakta. Özellikle su ihtiyacını karşılamak ve planlamakla görevli olan DSİ’nin kurumsal olarak yetki ve görevlerinin kesin sınırlarla belirlenmesi ve su yönetiminde daha etkin olması gerekir.

* Yüzey ve yeraltı suyu varlığını kesin olarak ortaya koyan, ihtiyacı ve sağlanabilecek su miktarını hesaplayan ve planlayan birimler kurularak çözüm geliştirilmeli.

Canlı Borsa - Altın Fiyatları - Döviz Kurları için Bigpara

False