Ekmekte kanserojen madde yok

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Petek Ataman, ekmekte benzoil peroksit (E928) katkı maddesinin kullanımı konusunda, bu maddenin kanserojen etkisinin olduğuna dair bir bulgu olmadığını belirtti.

Haberin Devamı

Ataman, uluslararası kodekste limitler dahilinde bu maddenin kullanımına izin verildiğini, ABD'de kullanıldığını, ancak AB ve Türkiye'nin kullanımını uygun bulmadığını belirtti.

Ekmeğin Türkiye için çok önemli bir ürün olduğuna ve ciddi bir rant kavgası yaşandığına, bu konuda bilimsel verilere dayanmayan haberler yapılmasının halkta gereksiz paniklere yol açtığına işaret eden Ataman, yapılan uluslararası toksikoloji araştırmalarında da bu maddenin kanserojen etkisi olduğuna dair bir tespit bulunmadığını vurguladı.

KULLANILMAMASI GEREKİR

Katkılar ve bulaşanlar konusunda, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Teşkilatı FAO'nun ortak uzmanlık komitesi JECFA'nın toksikolojik çalışmalar yaptığını anlatan Ataman, şu bilgiyi verdi:

“Merkez Roma'da olan bu komitenin uzmanlık alanı, katkılar ve bulaşanlar. Bunlarla ilgili kısa ve uzun vadeli toksikolojik çalışmalar yapıyorlar. Sonuçta da alınabilir güvenli dozları tespit ediyorlar. Bu dozları dikkate alarak her ülke kendi limitlerini belirliyor. Uluslararası kodeks standartlarına girerseniz, halen benzoil peroksitin uluslararası ticarette yasal olarak kullanılabileceğini görürsünüz. JECFA çalışmalarını yeniliyor. ABD Gıda Dairesi FDA, benzoil peroksit kullanımını uygun buluyor. Ama Avrupa her konuda biraz daha temkinli olduğu için kullanmamış. Türkiye de AB'ye uyum çerçevesinde kullanımını yasaklamış. Dolayısıyla kullanılmaması gerekir.”

Haberin Devamı

Söz konusu maddenin “un muamele ajanı” olarak değerlendirildiğini, ekmeği beyazlatma yanında, hamurun yapısını değiştirerek kalitesiz buğdaydan daha kaliteli görünen ekmek yapma olanağı verdiğini belirten Ataman, şöyle devam etti:

“Türkiye'de yıllardır bu katkı maddesinin kaçak olarak kullanıldığı söylene gelir. Tarım Bakanlığı'nın bir tespiti var mı bilemiyorum. Bakanlığın laboratuvar olanakları bu maddenin tespiti için yeterli, ama bu bütçe, bu kadro ve bu olanaklar ile yeterli denetim yapmasına zaten olanak yok. Rutin analiz yapılamıyor.”

TERCİH: ESMER EKMEK...

Buğday kalitesinde yaşanan sorunlar ve tüketici beklentileri nedeniyle ekmekte katkı maddesinin kullanımının kaçınılmaz hale geldiğine işaret eden Ataman, limitler dahilinde kullanımı halinde hiç bir katkı maddesinin insan sağlığına olumsuz etkilemesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Diğer taraftan ekmeğin beyazlatılması ile buğdayda faydalanılması gereken besin öğelerinin kaybolduğunu da belirten GMO Başkanı Petek Ataman, tüketicilere, daha lifli, kepek içeren esmer ekmeği tercih etmelerini önerdi. Ataman, üretim yeri belli, üretim izni olan fırınlardan ekmek alınmasının da tüketicinin korunması açısından önemli olduğunu kaydetti.

Haberin Devamı

FIRINLARDA SORUMLU YÖNETİCİ ÇALIŞTIRMA ZORUNLULUĞU

Türkiye'de ekmek konusunda bu kadar hassasiyet varken, fırınlarda sorumlu yönetici çalıştırma konusunda getirilen esneklikleri de eleştiren Ataman, şöyle konuştu:

“Gıda mevzuatı gereği, gıda işletmelerinde sorumlu yönetici çalıştırılması gerekiyor. Ama, Türkiye Fırıncılar Federasyonu ile bakanlık işbirliğine giderek, fırın işletenlere 3-5 gün eğitim verilmesi ve bu eğitimde başarılı olanlara sorumlu yönetici olarak çalışma olanağı sağlandı. Oysa, meslek yasasında gıda ile ilgili yetkileri bulunan kişilerin, gıda ve ziraat mühendislerinin, veteriner hekimlerin sorumlu yönetici olması gerekiyor. Küçük fırınlar, 5 tanesi bir araya gelerek bir sorumlu yönetici istihdam edebilir.

Haberin Devamı

Sistem oturunca da kalite ile ilgili sorunlar kalkar. Hem denetimsizlikten, kalitenin düşüklüğünden şikayet ediliyor hem de sorumlu yönetici konusunda bu kadar esneklik sağlanıyor. Sorumlu yönetici istihdamına karşı çıkanların katkı maddelerinin denetimsiz kullanıldığından şikayet etmeye hakkı yok.”

TÜRK TOKSİKOLOJİ DERNEĞİ: KANSEROJEN ETKİSİ YOK

Türk Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nurşen Başaran da benzoil peroksitin kanserojen etkisi olduğuna ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığını bildirdi.

Haberin Devamı

Başaran, yanlış bilgi nedeniyle C vitamininin bilimsel kod adının bile kanserojen madde olarak kamuoyuna sunulduğuna işaret ederek, benzoil peroksitin, halen ABD, Güney Amerika, İngiltere, Kanada'da un ve peynir beyazlatma işinde kullanıldığını ve tavsiye edildiğini söyledi. Bu maddenin ağartma işinde kullanılırken benzoik asite dönüştüğünü ve tamamen güvenli hale geldiğini anlatan Başaran, aynı maddenin polimer üretiminde, gıda ağartıcısı olarak, lastik sanayiinde, peroksit taşıyan diş ürünlerinde, akne ilaçlarında da bulunduğunu belirtti.

Haberin Devamı

Başaran, şu bilgiyi verdi:

“Benzoil peroksit, Uluslararası Kanser Birliği olarak 3. grupta değerlendiriliyor. İnsanlarda kanser yapıcı olarak sınıflandırılmıyor. Deney hayvanlarında da çalışmalar çok sınırlı. Almanya'da deriyi çok hafif etkilediğine ilişkin kayıtlar var, ama kanserojen etkilerine rastlamadık. Türkiye'de mevzuat izin vermediği sürece kullanılmamalı. Başka etki yaptığı için kullanımına izin verilmemiştir. Ama kanser yapıyor diye sansasyon yaratmamak lazım.”

"BENZOİL PEROKSİTİN HİÇBİR ÜRÜNDE KULLANILMASINA İZİN VERİLMEMİŞTİR"

Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü, ekmekte kullanıldığı iddia edilen benzoil peroksitin yalnız ekmekte değil, hiçbir üründe kullanılmasına izin verilmediğini söyledi.

Bakan Güçlü, katkı maddeleri ve ilaç kalıntısı konularında zaman zaman iddiaların ortaya atıldığını hatırlatarak, bunların maksadı aşan ifadeler olduğunu ve şimdiye kadar yapılan incelemelerde bu maddelerin varlığının ispatlanamadığını kaydetti.

Bakan Güçlü, “şu an benzer incelemeler yapılıyor. Bu maddelerin sadece ekmekte değil, hiçbir üründe kullanılmasına izin verilmemiştir. Dolayısıyla bu iddianın çok abartılı olduğunu düşünüyorum. Bununla ilgili çalışmaların sonuçlarını da yakında kamuoyuna duyuracağız” diye konuştu.

MODİFİYE ÜRÜNLER

Genleri değiştirilmiş (modifiye) tarımsal ürünlerle ilgili iddiaları da yanıtlayan Bakan Güçlü, modifiye tarım ürünlerinin etiketlerinde bu özelliğinin belirtilerek tercihi tüketicilerin seçimine bırakacaklarını bildirdi.

En büyük ekonomik güce sahip ülkelerde bile tüketimin yüzde 30'unu bu ürünlerin oluşturduğuna dikkat çeken Güçlü, toplumda bu ürünlerle ilgili ülkelerde bir belirsizlik ve kaygı gözlendiğini belirterek şöyle devam etti:

“Bu bütün dünyada böyle. İleri ülkeler bir mahsurunun olmadığını, kullanımının gerekliliğini, insanların beslenme ihtiyacının ancak böyle karşılanabileceğini, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin her zaman tepkiyle karşılandığı, ancak zamanla kabul edildiğini düşünüyor.

Ülkelerin bir kısmı ise bu konuda belirsizlikler olduğunu, üretiminin kontrollü olması ve yaygınlaştırılmamasını savunuyor. Ancak bu ürünlerin mahsurlarıyla ilgili ispatlanmış bir durum söz konusu değil. Dolayısıyla üretimi ve tüketimi gittikçe yaygınlaşıyor. Avrupa ülkelerinde de aynı şekilde yaygınlaşıyor. Bu ülkeler içerisinde en büyük ekonomik güce sahip ülkelerde bile tüketimin yüzde 30'una yakın kısmı bu ürünlerden oluşmaya başladı.”

Bu ürünlerin üretimine AB'nin ihtiyatlı davrandığını ve bu paralelde Türkiye'de de bu ürünlerin üretiminin yasak olduğunu anlatan Bakan Güçlü, ancak Türkiye'de bu ürünlerin tüketildiği yerler bulunduğunu ve bu konularda halkı daha aydınlatıcı bir uygulama getirmeye çalıştıklarını söyledi.

Güçlü, “insanları bilgilendirerek, kendi tercihlerini uygulayabilmeleri için gerekli bilgileri ihtiva edecek bir etiketlendirme sistemine gidilecek” dedi.

Modifiye tarım ürünlerinin tüketilmesine rağmen üretiminin yasak olmasının bir çelişki olup olmadığına ilişkin bir soruya da Güçlü, ”Türkiye'de bu ürünlerin üretilmesinin önünde ki engel, gen kaynaklarının bozulması, kaybolmasıyla alakalı. Yayılmacı karakterinden dolayı daha çok bu tedbir alınmış” diye yanıtladı.

Haberle ilgili daha fazlası: