Cennetin ölümü

Güncelleme Tarihi:

Cennetin ölümü
Oluşturulma Tarihi: Ekim 10, 2006 12:18

EGE Bölgesi'nin tarih ve tabiat güzellikleriyle ünlü, korumaya alınmış Bafa Gölü’nde binlerce balığın ölerek karaya vurması, geçimini yüzlerce yıldır gölden sağlayan köylüleri isyan ettirdi.

Çevresinde antik Hereklia Kenti’nin harabelerinin bulunduğu ve tarihte, Ay Tanrıçası Selene’nin saçlarını taradığı ve ayna olarak kullandığı anlatılan göle, DSİ tarafından yapılan kanaletlerle, yıllardır nehirlerin ve derelerin akmasının önlendiği, bu nedenle de gölün kurumaya yüz tuttuğu belirtildi. 65 kilometrekare büyüklüğündeki Bafa Gölü suyundaki oksijenin gün geçtikçe azaldığı ve doğal hayatın sona ermek üzere olduğu ileri sürüldü.

Aydın’ın Söke, Muğla’nın Milas İlçesi sınırları içinde bulunan tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü Bafa Gölü’nde, dün sabah saatlerinden itibaren binlerce ölü yayın, sazan ve gümüş balığının kıyıya vurması köylüleri hem tedirgin etti hem de isyan ettirdi. Jandarma yetkilileri ve Milas İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileri tarafından Kapıkırı, Gölyaka, Akçalı, Serçin, Pınarcık ve Akyeni köylerinde yaşayanlara duyuru yapılarak ölü balıkların yenilmemesi istendi.

Aydın İl Tarım Müdürlüğü ile Milas İlçe Tarım Müdürlüğü’nde görevli su ürünleri mühendislerinin, balıklardan numune alarak ölüm nedenlerini araştırdığı belirtilirken, oksjijensizlik nedeniyle kendilerini karaya atan balıkların gözlerinin patlayacak derece büyüdüğü ve matlaştığı görüldü. Bu arada, gölün dibinde çürüyen yosunların çevreye dayanılmaz pis koku yaydığı belirtildi.

DSİ SUÇLANDI

Bafa Gölü’nde, bu kadar çok sayıda balığın aynı anda ölmesine ilk kez tanık olduklarını belirten Kapıkırı Köyü Muhtarı Veli Çakır şunları söyledi:

“Balıkların toplu olarak öldüklerini büyüklerimizden de duymadık. Ancak 20 yıldır, DSİ’nin göle akan nehir ve derelerin yönlerini kanaletlerle değiştirerek, sularının Söke Ovası'na vermelerinden sonra 65 kilometrekare büyüklüğündeki göldeki yaşam her geçen gün yok olmaya, gölün suyu kurumaya başladı, çevresi bataklığa dönüştü. Bu durumu yıllardır, aralıklarla, yazılı olarak ilgili kaymakamlık, valilik ve DSİ’ye bildirdik, önlem alınmasını istedik. Göle akan derelerin nehirlerin yeniden göle akıtılmasını istedik. Yetkililer fazla suyu suyu göle verecekleri yerde denize akıtmayı, gölü ölüme terk etmeyi tercih etti. Doğa faciası bağıra bağıra ‘Geliyorum' dedi, kimse duymadı.”

Akçalı Köyü Muhtarı Nedim Aslan da, etrafında binlerce yıl çeşitli uygarlıkları barındıran besleyen gölde yaşayan canlı sayısının 130’lardan 45'lere kadar düştüğünü belirterek “Balıklar ölmeye, gölün kuşları bataklık ve pis kokular, yavaş yavaş tükenen doğal yaşam nedeniyle göç etmeye başladı. Ancak insanımızın göç edecek durumu yok. Köylünün sesini duymayanlar, doğa felaketi yaşanınca numune alarak işi örtbas etmeye çalışıyor” dedi.

Haberin Devamı

KARİDESLER DE ÖLDÜ

Bafa Gölü'nde balıklardan sonra karidesler de ölmeye başladı. Kapıkırı ve Gölyaka Köyü sahillerine binlerce karides ölüsü vurdu. Kapıkırı Köyü’nü ziyarete gelen ve gördükleri manzara karşısında şaşkına dönen turistler, bol bol fotoğraf çekti. Gölyakalı balıkçılar, gölün ortasında levrek ölülerine de rastlandığını söyledi.

Konunun çok yönlü araştırıldığını belirten Muğla Tarım İl Müdür Yardımcısı Ünal Kiraz “Bafa Gölü'nün çeşitli bölgelerinden alınan ölü balık ve su numuneleri İzmir’deki Veteriner Araştırma Enstitüsü’ne gönderildi. Oradan gelecek bilimsel raporlar doğrultusunda gerekli açıklamayı iki- üç güne kadar yapacağız” dedi.

ÜÇ YIL ÖNCE ‘GÖL ÖLÜYOR’ DEMİŞTİ

Kanada’nın Montreal kentindeki Veni College’de öğretim görevlisi olarak çalışan ve 20 yıldır tatillerini Kapıkırı Köyü’nde geçiren ekonomist Prof. Dr. Cemal Yalınpala, 3 yıl önce ‘Bafa Gölü Ölüyor’ başlıklı rapor hazırlayarak TBMM’ne ve ilgili bakanlıklara gönderdiğini belitti. Acil önlem alınması ve gerekirse uluslararası fonlardan destek bulabileceğini belirtmesine karşın, kendisine bir cevap dahi verilmediğini öne süren Prof. Dr. Cemal Yalınpala, kendi tarihi ve doğal güzelliklerini plansız, programsız, rant uğruna yok eden, tabiata acımayan ilkel toplumlarda görülebilecek bir örneğin sonuçlarıyla karşı karşı karşıya bulunulduğunu belirtti. Prof. Dr. Cemal Yalınpala şunları söyledi:

“Söke Ovası'nı sulamak amacıyla gölün can damarlarından biri olan Büyük Menderes ile tamamen bağlantısını kestikleri yetmiyormuş gibi, yine devlet eliyle göle akan doğal derelerin yönü kanaletler yoluyla değiştirilmiş, göl soluksuz bırakılmış. Bu da yetmiyormuş gibi yöredeki zeytinyağı fabrikalarının atıkları ve çöplerin göle atılmasına göz yumulmuş. Su sirkülasyonu, yeni oksijen olmayınca gölün dibi çürümeye, tuzluluk oranı artmaya, canlılar ölmeye başlamış. Geri kalanlar son bir gayretle yaşamını sürdürmeye çalışırken, balıkçılık ölmüş. Konunun acil olarak değerlendirilmesi gerekir. Uluslararası fonlardan ve kuruluşlardan destek isteniyorsa elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız.”

TURİST DE GELMEZ OLDU’

Turizmci Abdullah Dönmez de, Bafa Gölü çevresindeki tarihi kalıntıları, antik kentleri ve gün batımını izlemek isteyen yerli ve yabancı turistlerin yıllardır Kapıkırı, Gölyaka ve Çamiçi köylerinde bulunan ev tipi pansiyonlarda konakladıklarını, ancak son iki yıldır da hiç kimsenin uğramadığını söyledi. Turistlerin, pis koku ve artan sivrisinekler nedeniyle konaklamadan geri döndüklerini, göl kenarında piknik yapmanın bile artık hayal olduğunu belirten Abdullah Dönmez “Bafa Gölü'nün dibini de çevresini de kuruttular. Bu facia birkaç yılda gelmedi. 20- 30 yıldan beri doğa yavaş yavaş ‘Ben ölüyorum' dedi, duyan olmadı. Geçimini gölde balıkçılık ve etrafında turizm yaparak sağlayan köylü de, yaşayanlar da mağdur oldu. Gölü besleyen doğal kaynak sularını Söke Ovası'na ve denize boşu boşuna akıtanlar feryatları duymadı. Bu doğa felaketinin mutlaka suçlusu bulunmalı ve hesap vermeli, kesinlikle cezasız kalmamalı” dedi.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!