2 kadın, 2 öykü, dev gibi çete

Güncelleme Tarihi:

2 kadın, 2 öykü, dev gibi çete
Oluşturulma Tarihi: Nisan 16, 2013 10:45

İzmir merkezli 79'u tutuklu 357 sanıklı "Şantaj ve fişleme çetesi" davasının en medyatik ve en kritik 2 ismi henüz 20'li yaşlardaki 2 kadın. Bugün İzmir'de başlayan davanın 1937'lık sayfalık iddianamesine göre "Şantaj ve fişleme" çetesinin fuhuş organizasyonunu 23 ve 24 yaşındaki bu 2 kadın yapıyor.

Haberin Devamı

Yine iddianamedeki suçlamalara göre, kendileri de fuhuş yaptıkları askerlerden ele geçirdikleri belge ve bilgileri çete liderlerine aktarıyor, askerler hakkında önemli bilgiler ele geçiriyorlar. Şantaj amaçlı toplanan veriler iddialara göre, TSK'da komuta kademesindeki terfilerde bile etkili oluyordu.

İşte 79'u tutuklu 357 sanıklı "dev" gibi çetenin koordinatörü olduğu iddia edilen bu 2 kadının öyküsü...

EN MEDYATİK İSİM
Narin K. 1990 İzmir doğumlu. 23 yaşında.  Kızıl saçları, askeri üniformalarla çekilmiş fotoğrafları, gazetelere yansıyan +18'lik telefon konuşmaları ile şantaj ve fişleme yaptığı iddia edilen, büyük çoğunluğunu askerlerin oluşturduğu 357 sanıklı "çetenin" en medyatik ismi. Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kişisel verilerin kaydedilmesi, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmek suçlarından müebbet hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

Haberin Devamı

Peki iddianameye yansımayan Narin K. kim? İşte o kadının hikayesi...

GÖRME ÖZÜRLÜ BABASI BİR PARTİDEN MİLLETVEKİLİ ADAYI
Narin K. İzmir'in gecekondu semti Altındağ'da hayata başladı. Görme özürlü olan babası Atilla K. Görme Engelliler Derneği'nde görevli... Aynı zamanda bir partiden de 2011 Genel Seçimleri'nde İzmir'in 1'nci bölgeden milletvekili adayıydı.

BOYU KISA OLDUĞU İÇİN SINAVA GİREMEDİ
Narin K.'nın çocukluktan beri en büyük hayali ise komşularının, arkadaşlarının ve kendisinin anlatımlarına göre "subay" olmaktı. Askerlik hayalindeki meslekti. Hatta pilot olmak istiyor, Hava Kuvvetleri sınavlarına girmek istiyordu. Boyu kısa olduğu için askeri okul sınavlarına katılamadı. Ancak askerliğe olan ilgisi hiç kaybolmadı.

15 YAŞINDAKİ TRAVMA
15 yaşındayken tanıştığı genç bir teğmen adayı ile arkadaşlık etmeye başladı. Evlilik ve nişanlılık hayalleri kuruyordu. İlk cinsel deneyimini de bu teğmen adayı ile yaşadı. Bir süre sonra ilişkisi sona erdi. Narin K.'nın hayatında bu ilişki hep travma olarak kaldı. Kullanıldığını ve ardından terk edildiğini düşündü. Nadir K.'nın 8 yıl önce yaşadığı bu ilişkisinin izleri iddianameye yansıyan telefon görüşmelerine de yansıdı. Yaptığı konuşmalarda, kendisini terk eden sevgilisinden intikam alma çabaları  görülüyordu.

Haberin Devamı

FACEBOOK SAYFASINDA HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
İzmir'de Deniz ve Hava Kuvvetleri'nde bir çok subay astsubay ile ilişki yaşadığı iddia edildi. Subay olma hayalleri bitmiş olsa da Facebook sayfasında çalıştığı yeri de Hava Kuvvetleri Komutanlığı olarak düzenledi.

FRANSIZ DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRENCİSİ
Narin K. lise yıllarında yabancı dillere olan yatkınlığını farketti. Artık hayali üniversite okumaktı. Bu kez başardı. 2 yıl önce Pamukkale Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazandı. İzmir'deki ailesinin Altındağ'daki gecekondu semtindeki evinden ayrıldı. Denizli'de bir kız öğrenci yurduna yerleşti. Birol S. ve Mustafa Y. isimli 2 işadamı ise bu dönemde Narin K.'nın hayatında oldu. Nadir K. bu 2 işadamının kendisine zaman zaman gönderdiği paralarla üniversite öğrenimi sürdürdü. Sonrasında ise bu 2 işadamı da örgüt üyesi suçlaması ile davanın sanığı oldu. İddianamenin ardından çıkan tensip zaptı ile birlikte ise Birol S. ve Mustafa Y. 9 aylık tutukluluğun ardından tahliye edildi.

Haberin Devamı

GÖRME ÖZÜRLÜ BABA HUZURUNDA İMZALATILAN TUTANAK
9 Mayıs 2012'de İzmir polisi eş zamanlı olarak Narin K.'nın hem Denizli'de kaldığı yurda hem de İzmir'in Altındağ ilçesinde görme özürlü babası ile yaşadığı eve operasyon düzenledi. Narin K.'nın Denizli'de kaldığı yurt odasında bilgisayarlar gibi şeylerde suç unsuruna rastlanmadı. İzmir Altındağ'daki evde ise mutfak dolabının üstünde bulunan poşettin içinde askeri belgeler, içinde kişisel verilerin bulunduğu hardiskler, flash diskler vardı. Aramayı yapan polisler arama esnasında evde bulunan görme özürlü Atilla K.'nın huzurunda arama yapıldığını ve dökümanlara el koyulduğunu belirterek evden ayrıldı.

Haberin Devamı

ÖRGÜTÜN 2'NCİ KADINI
Safiye K. de iddianamede Narin K. gibi örgüt yöneticisi ve örgütün fuhuş ayağını yönetmekle suçlanıyor. Askeri bilgi ve belgeleri kurduğu ilişkilerle temin ederek örgüte kazandırmak yine iddialar arasında...

BİRBİRLERİ İLE İRTİBATLARI OLMAYAN ÖRGÜT YÖNETİCİLERİ
Safiye K. 24 yaşında...Örgütün fuhuş ayağını Narin K. ile birlikte yönettikleri iddialar arasında.. Ancak işin ilginci, örgütün fuhuş ayağını yönettiği iddia edilen Safiye K. ile Narin K.'nın birbirlerini tanımıyor olması. Safiye K. ile Narin K. arasında hiç bir telefon görüşmesi tespit edilemediği gibi ilişkilerini yansıtan bir bulgu da dosyada yok. Bir başka dikkat çekici nokta ise örgütün lideri konumunda olduğu belirtilen işadamı Bilgin Özkaynak ve emekli Albay Erdal Başbuğ ile örgütün fuhuş koordinatörü olduğu belirtilen bu 2 genç kadının iddianamede tespit edilmiş tek bir telefon, haberleşme irtibatı yok. Pandora adlı dijital kayıtlarda çıkan notlar ise irtibatın omurgası olarak nitelendiriliyor.

Haberin Devamı

BABASI KAYMAKAM
Safiye K. çocukluğundan beri babasının Kaymakam olmasından ötürü Türkiye'nin bir çok ilinde bulundu. Çevresinde dindar ve muhafazakar bir kişi olarak tanınıyor.

ÜNİVERSİTE EĞİTİMİNİ YARIM BIRAKTI
Safiye K. Anadolu Lisesi mezunu. Abisi, ablası ve bir de kızkardeşi var. Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Süt ve Süt ürünleri bölümünde 3'ncü sınıfa kadar öğrenim görmüş. Ancak henüz mezun olamamış. 2011 yılından tutuklandığı güne kadar ise bir denizcilik firmasında acenta personeli olarak çalışıyordu. Karşıyaka'da Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yüksek lisans öğrenimi gören ablası ile birlikte yaşıyor, Aksihar'da oturan anne babasının yanına da sık sık gidiyordu.

İLK TRAVMA
Eğitimli, kalburüstü bir aileye ve yaşama sahip olan Safiye K. babasının görevi nedeniyle Merzifon'da bulunduğu sırada henüz 15 yaşındayken yaşadıklarını asla unutamamış. Erkek arkadaşının, web camerada çektiği ve kaydettiği iç çamaşırlı görüntüleri internette elden ele dolaştı. Bu olaydan sonra uzun süre psikolojik tedavi gören Safiye K.'nin hayatı bu olaydan sonra olumsuz etkilendi.

KORAMİRAL'İN TERFİSİNİ ETKİLEDİĞİ İDDİA EDİLDİ
Deniz Kuvvetleri Komutanı Kurmay Başkanı Koramiral Veysel Kösele'nin dava dosyasında sanık olması ise Safiye K.'nin telefonda yaptığı bir konuşmadan ötürü. Babasının kaymakam olması sırasında ailece görüştükleri Veysel Kösele'nin terfisinden duyduğu memnuniyeti bir arkadaşı ile paylaşması, savcı Zafer Kılınç tarafından "çetenin terfilere müdahalesi" olarak nitelenmiş. Ancak Safiye K.'nin bu terfilere nasıl ve ne şekilde müdahale ettiği, Deniz Kuvvetleri'nde ve YAŞ'ta kimlerle irtibatlı olduğuna dair bir veri de iddianamede bulunmuyor. Safiye K. cezaevinde geçmişi ve izlerini silerek yeni bir yaşama tutunma hayali ile cezaevindeki günlerini sürdürüyor. Cezaevinde 5 vakit namaza başlayan Safiye K. dava sonunda beraat edeceğine inanıyor.

NARİN K.'NIN İFADELERİ
Narin K. ile ilgili iddialar bugüne kadar sayfalar dolusu yayınlandı. 1937 sayfalık iddianamede Narin K.'nın ifadeleri koyulmadığı için suçlamalara ne cevap verdiğini göremedik. Hürriyet'in ulaştığı Narin K.'nın ifadesi tam 240 sayfa. İfadelerin ilk 238 sayfasında büyük çoğunluğu özel hayata ilişkin yapılan telefon görüşmelerine yönelik sorular bulunuyor.  Son 2 sayfada ise Altındağ'daki evde ele geçirildiği öne sürülen materyallerle ilgili soru yöneltiliyor.

İşte Narin K.'nın bu sorulara verdiği yanıt:
"İzmir Altındağ'daki evde bulunduğu iddia edilen bulgu ve belgelerin hiçbiri bana ait değil. Bu bilgi ve belgelerin hiç birini kabul etmiyorum. Bana yukarda açıkladığınız görüşmelerde bu belgelerle ilgili soru sorulmadı. Bu belgelerin tarafıma ait olması mümkün değildir. Yokluğumda yapılan bu arama işlemini asla kabul etmiyorum. Yukardaki belgelerde ismi geçen Andaç Keskin dışındaki hiç kimseyi tanımıyorum. Denizli'deki Kız öğrenci yurdunda yapılan aramada çıkan aramada çıkan belge ve elektornik cihazlar tarafıma aittir. Bunlarla ilgili sorulara da samimiyetle cevap verdim. Telefon görüşmelerim ise her kişinin yapabileceği normal arkadaş ve sevgili arasındaki görüşmelerdir. Normal yaşamda kabul edilmeyecek tek konu benim kadın olmam itibari ile bu kadar kişi ile samimi arkadaşlık ilişkileri askere olan ilgim ve sevgimden kaynaklanmaktadır. Bu örf ve adetlerimize göre yadırganabilecek bir durumdur. Benim özel hayatım 3'ncü kişileri asla ilgilendirmez. Suçsuzum."

SAFİYE K.'NIN İFADELERİ
Safiye K.'nın polis ifadesi tam 197 sayfa. İlk 196 sayfalık bölüm büyük çoğunluğunu asker olan erkek arkadaşları ile yaptığı özel hayat içerikli telefon görüşmelerine ait sorular. Son sayfa ise ablası ile birlikte kaldıkları evin mutfak dolabının üzerinde bulunan poşet içerisinde bulunan askeri belgeler, dijital veriler vb gibi şeyler üzerine olan soru oldu.

İşte Safiye K.'nın bunlara verdiği yanıt:
"Kahverengi fihrist babama aittir. Cep telefonu ve içindeki hatta benimdir. Diğer materyaller ise bana ait değildir. Hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu materyalleri arama yapıldığında farketmiştim. İlk defa arama esnasında gördüm. Bunların nasıl ve ne şekilde evime getirilmiş olabileceğimi düşündüğümde, aklıma sadece materyallerin askeri olmasından dolayı, evime gidip gelen görüştüğüm askeri personel olan Onur S., Ramazan S., Mustafa F., Hacı M., Ziya Erdem E. ve Doğan Ş. isimli arkadaşlarımın bunları evde benim bilgim ve rızam olmaksızın bırakmış olabilecekleri ihtimali geliyor. Bunun dışında aklıma hiçbirşey gelmiyor. Zira bu kanıya varmamın sebebi, evime gelen arkadaşlarımdan Ziya Erdem E. bir gün evde laptopunu ve sırt çantasını bırakmıştı. Ertesi gün gelip eşyalarını almıştı. Kuvvetle muhtemel evime gelen subay veya astsubay arkadaşlarımdan birisin bunları benden gizli bir şekilde bırakmış olabilir

AVUKAT FERHAT CANTÜRK: DNA TESTİ İSTİYORUZ
Safiye K.'nın avukatlığını aile dostları Ferhat Cantürk üstlenmiş. Ferhat Cantürk davanın sonunda Safiye K.'nın aklanarak çıkacağına inancının tam olduğunu söylüyor. Ferhat Cantürk'ün davaya ilişkin en büyük soru işareti ise aramalar sırasında evde bırakılan TGC Poyraz 2'nci Komutan yazılı subay şapkası ve başak burcu amblemi bulunan anahtarlık... Suç unsuru içeren materyellerle şapka ve anahtarlığın aynı torbanın içinden çıktığını belirten Ferhat Cantürk, "Arama yapan polis bunları evde bırakmış. Müvekkilimin ablasının farketmesi üzerine bunları polise tutanakla teslim ettik. İlk günden beri müvekkilim bu materyallerin kendisine ait olmadığını söylüyor. Bizlerde aynı poşetten çıkan askeri şapka üzerinde DNA yapılmasını talep ediyoruz. 9 aydır bu talebimiz yerine getirilmedi" dedi.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!