YÖK'te "müzik üniversitesi" için arama konferansı

Güncelleme Tarihi:

YÖKte müzik üniversitesi için arama konferansı
Oluşturulma Tarihi: Nisan 06, 2017 15:41

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Kalın, müzik üniversitesi kurulmasına ilişkin, "Türkiye'de şu anda 34 konservatuvar var. 35'inci konservatuvarı kurma çabası değil. Hedefimiz asla bu olmamalı. Bunun çok daha ötesinde, adeta Türkiye'de müzik eğitimi ile ilgili yeni bir paradigmanın başlangıcı olarak görmeliyiz. Bunu yapabilecek imkan ve kabiliyetlere sahip olduğumuza inanıyorum" dedi.

Haberin Devamı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığınca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde kurulacak "müzik üniversitesi" için ilk adım olarak arama konferansı YÖK Konferans Salonu'nda düzenlendi.     

Konferansa, üniversitelerin müzik ve sahne sanatları fakülteleri ile eğitim fakültelerinden müzik ve müzik eğitimi bölüm başkanları, akademisyenler, konservatuvarlarda alanında çalışma yapan sanatçı ve öğretim elemanları ile Türk din musikisi ile ilgili bölümlerden öğretim elemanları, Milli Eğitim ve Kültür ve Turizm bakanlıklarından bürokratlar ile ilgililer katıldı.     

Kalın, konferansın açılışındaki konuşmasında, geçen yıl Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülleri Töreni'nde Erol Parlak'ın yaptığı konuşma ve çağrı üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuyu sahiplenerek müzik üniversitesi kurulması sürecini başlattığını hatırlattı.     

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile dün konuya ilişkin görüştüğünü aktaran Kalın, "Kendisinin konuya olan ilgi, alakası ve heyecanı en üst düzeyde devam etmektedir" dedi.     

Kalın, müzik üniversitesi kurulmasına ilişkin başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, herkesin çok büyük beklentilerinin olduğunu dile getirerek, "Biraz abartı gelebilir ama zannediyorum öyle değil, en azından müzik tarihimizde çok önemli bir dönüm noktasının eşiğindeyiz aslında" değerlendirmesinde bulundu.     

Türkiye'de, Darülelhan'ın kuruluşunun üzerinden yaklaşık 100 yıl geçtiğini ifade eden Kalın, ancak müzik geleneğinin devam ettirilmesinin çeşitli safhalarına bakıldığında müzik üniversitesi ile birlikte yepyeni bir sayfanın açılacağına canı gönülden inandığını söyledi.     

Kalın, müzik üniversitesi kurulması konusunda, "Türkiye'de şu anda 34 konservatuvar var. 35'inci konservatuvarı kurma çabası değil. Hedefimiz asla bu olmamalı. Bunun çok daha ötesinde, adeta Türkiye'de müzik eğitimi ile ilgili yeni bir paradigmanın başlangıcı olarak görmeliyiz. Bunu yapabilecek imkan ve kabiliyetlere sahip olduğumuza inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.     

Bazı hocaların üniversite konusunda bazı önerilerinin, serzenişlerinin, eleştirilerinin olduğuna işaret eden Kalın, "Acaba yapabilir miyiz? Şu ana kadar konservatuvarlarda ya da müzik eğitim fakültelerinde veya bölümlerinde yapabildik mi de şimdi bunu üniversite bünyesinde yapabileceğiz?' diye çeşitli soruların olduğunu biliyorum" şeklinde konuştu.     

Haberin Devamı

"Müzik ve kültür alanında yeni sayfa açmak mümkün"     

Genel Sekreter Yardımcısı Kalın, milletin tarihi dikkate alındığında, son 10-15 yılda yaşananların düşünüldüğünde "yapılamaz" denilen birçok şeyin yapılabildiğini gördüklerine dikkati çekerek, "Müzik ve kültür alanında da yepyeni bir sayfanın açılmasının mümkün olduğuna inanıyorum" dedi.     

İbrahim Kalın, "Türkiye'de kültür ve irfan alanındaki sorunlardan biri, kendi ben bilincimizle ilgili bir farkındalık içinde olmamamızdan kaynaklanıyor. Aslında Anadolu coğrafyası çoğu zaman farkında olunmadığı için başkalarının eserlerine ilgi duymak ya da onlar üzerinden kendimizi kötülemek gibi bir bedbinlik içinde olunabiliyor. Ama artık bu dönemi geride bırakmalıyız diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.     

Haberin Devamı

Kültür, irfan, sanat, müzik derinliği dikkate alındığında Balkanlar'dan Orta Asya'ya kadar uzanan bir geniş coğrafyada bin küsur yıldır üretilen kültürün, sanatın, bugün dünyada "evrensel kültür/sanat" diye takdim edilen kültür ve sanat ürünlerinden hiçbir geri tarafının olmadığının altını çizen Kalın, burada temel sorunlardan birinin yerel ve milli olan ile evrensel arasındaki ilişkiyi doğru kuramamak olduğunu bildirdi. Kalın, şöyle konuştu:     

"Kültürümüz, müziğimiz, sanatımız, türkümüz, horonumuz, zeybeğimiz gibi düşündüğümüzde bunların çok yerel, milli şeyler olduğunu ama başka kültürlerin ürettiği sanat formlarının evrensel olduğu gibi bir garip dikotomiler dünyası içerisinde bazen yaşayabiliyoruz. Halbuki ben Vivaldi'yi, Bach'ı da çok severim, çok keyif alarak dinlerim. Bethoven'ı Mozart'ı da çok severek dinlerim. Ama onlar da son tahlilde, kendi toplumlarının, kendi tarihi tecrübelerinin, kendi zamanlarının ürünü olarak ortaya çıkmış sanat ürünleridir. Onlara ilave bir evrensellik atfetmek öncelikle bir kere sanat tarihini, kültür üretim biçimlerini doğru okumamaktadır.     

Haberin Devamı

Bizim kendi müziğimiz de ister Dedeefendi, ister Itri, ister Neşet Ertaş olsun, ister Aşık Veysel olsun bu coğrafyanın toprağı ile teneffüs edilmiş, bu insanın kalbi ile aklı ile ortaya konmuş bir sanat eseri olarak onun da aynı anda hem yerel ve milli hem de evrensel bir yönünün olduğunu mutlaka dikkate almak durumundayız. O yüzden bizim müziğimizin bir tınısını ya da sanatımızın, bu hattır, ebrudur, başka bir sanat dalıdır, bir tınısını duyduğu zaman, bir esintisini aldığı zaman, insanlar dünyanın neresinde olursa olsun bir şeyler hissedebiliyorsa orada zaten bir evrensellik boyutunu yakalamışız demektir."    

"Anadolu bir müzik medeniyetidir"     

Haberin Devamı

Erol Parlak'ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yaptığı konuşmada "Anadolu bir müzik medeniyetidir" dediğini aktaran Kalın, bu cümlenin üzerinde ısrarla durulması gerektiğini vurguladı.     

Bunu yaparken Türk müziğinin zenginliğini ve enginliğini keşfedecek ve yeni nesillere aktaracak enstrümanların, mekanizmaların da ortaya konulması gerektiğine işaret eden Kalın, "Ama bunun için önce işin ruhunu doğru anlamamız gerekir diye düşünüyorum. Yani bir tasavvur olmadan, bir kültür, irfan, medeniyet felsefemiz olmadan ister müzik, ister görsel ya da plastik sanatlarda bir mesafe almamız mümkün olmaz" diye konuştu.     

Yeni çalıştay İstanbul'da olacak     

YÖK Başkanvekili Safa Kapıcıoğlu ise YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın göz rahatsızlığı nedeni ile toplantıya iştirak edemediğini, toplantı için başarı dileklerini ilettiğini aktardı.     

Kapıcıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın süreci başlatan talimatlarından sonra müzik üniversitesi ile ilgili çalışmalara başladıklarını anlattı.     

Türkiye'de müzik eğitimi veren 3 farklı akademik yapı bulunduğunu bildiren Kapıcıoğlu, bunları konservatuvarlar, müzik bölümleri ve eğitim fakültesi bünyesinde bulunan müzik eğitimi bölümleri olarak sıraladı.     

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı güzel sanatlar liselerinin müzik bölümlerinin de eğitimler verdiğine işaret eden Kapıcıoğlu, "YÖK bünyesinde konservatuvar sayımız 34, güzel sanatlar fakültelerindeki bölüm sayımız 32 ve müzik öğretmeni yetiştiren eğitim fakültesi sayımız da 24" bilgisini aktardı.     

Arama konferansı ile kurulması planlanan müzik üniversitesi ile bu alanda yeni yeteneklerin yetiştirilmesi, yeni eserlerin bestelenmesi, yapılmış eserlerin tüm varlığı ile günümüzde ifade bulması ve kaliteli yorumcularla bir araya gelmenin amaçlandığını ifade eden Kapıcıoğlu, "Artık bu alanda da pek çok alanda da yeni kavramlar üretip bunu akademi, kültür ve sanat camiasına hediye etmemiz gerekiyor" dedi.     

Kapıcıoğlu, önümüzdeki ay İstanbul'da çok daha geniş kapsamlı bir çalıştayla bir araya gelmeyi hedeflediklerini belirtti.     

YÖK yetkilileri, müzik üniversitesinin bu yılın eylül ayına kadar kurulmasının amaçlandığını bildirdi.     

 

 

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!