Öğretmenin statüsü

Öğretmenin statüsü

Son yıllarda öğretmenliğin giderek eski saygınlığını ve statüsünü kaybettiği sıklıkla duyulur oldu. Hatta bu kaygı, “Öğretmenlik mesleğine yönelik algıyı iyileştirmek ve mesleğin statüsünü güçlendirmek” hedefi şeklinde öğretmenlerle ilgili politika belgelerine de yansıdı.

Haberin Devamı

Merkezi İngiltere’de bulunan Varkey Vakfı’nın yayımladığı ‘Küresel Öğretmen Statü Endeksi 2018’ başlıklı rapor, öğretmenlerin statüsü konusunda Türkiye’nin de dahil olduğu 35 ülkedeki durumu gösteriyor. Araştırma, 16-64 yaş arası bireylerle gerçekleştirilmiş ve Türkiye’den temsili özelliği olan 1.000 kişiyle görüşülmüş. Rapora göre, toplumun öğretmene bakışı konusunda ülkeler arasında büyük farklar var. Öncelikle Türkiye’de öğretmenliğin statüsünün çok düşük olmadığının altını çizmek gerekiyor. Türkiye statü puanı bakımından 35 ülke içinde 7’nci sırada yer alıyor. Bu puanın en yüksek olduğu ülkeler ise Çin, Malezya, Tayvan ve Rusya.

ATAMA BEKLEYEN ÖĞRETMEN SAYISI 438 BİN
Öte yandan, araştırmaya katılanlara çocuğunun öğretmen olmasını teşvik edip etmeyeceği sorulduğunda Türkiye’de bu soruya olumlu yanıt verenlerin oranı yalnızca yüzde 35’te kalıyor. Bu konuda 2013’teki araştırmaya göre gerileme olduğu görülüyor. Türkiye’de giderek daha az ailenin çocuğunun öğretmen olmasını istediği yorumu yapılabilir. Kaldı ki, eğitim fakültelerine yerleşen öğrencilerin üniversite sınav sonucuna göre sıralaması da son yıllarda geriliyor. Yani öğretmenlik, giderek daha az çekici oluyor. Öğretmenin statüsünün yükselmesi için belki de en temel konu istihdam edilebilmedir. Türkiye’de atama bekleyen öğretmen sayısı 438 bin. 215 bin öğrenci de halen eğitim fakültelerinde öğrenim görüyor ve onların da çoğu önümüzdeki yıllarda atama bekleyen öğretmenler arasına katılacaklar. Öğretmen açığı ise resmi sayılara göre 117 bin. Dolayısıyla istihdam sorunu devam edecek ve öğretmenlik ‘iş garantili’ bir meslek olarak görülemeyecek. Genç işsizliğinin genel olarak yüksek olduğu bir bağlamda, akademik başarısı yüksek gençleri öğretmen olmaya teşvik etmek, bu koşullarda pek kolay değil. Bunun bir çözümü giderek daha az sayıda öğretmen adayı yetiştirip atama bekleyen aday havuzunu küçültmek, böylece eğitim fakültelerinde de nitelikle ilgili iyileştirmelere odaklanmak olabilir. Bir başka seçenek ise, öğretmen olmak üzere eğitim almış öğrencileri başka mesleklere yönlendirmek.

ÖĞRETMENİN MAAŞI YILLAR İÇERİSİNDE ÇOK AZ ARTIYOR
Öğretmenin statüsünün en yüksek olduğu ülkelerden Çin, Rusya ve Malezya’da, öğretmenliğe en benzer görülen meslek doktorluk. Türkiye’de ise öğretmenliğe en yakın görülen meslek kütüphanecilik. Kütüphaneciliğin değerli bir meslek olması bir yana, bu araştırmada doktorluk daha yüksek statülü kabul ediliyor. Karşılaştırmayı bu açıdan değerlendirmek gerek. Türkiye’de toplum öğretmenlerin daha yüksek ücret hak ettiklerini düşünüyor. Kamuda ve aynı mesleki kıdem ve derecede çalışan doktorlarla kıyaslayacak olursak, Türkiye’de bir öğretmenin maaşı bir uzman doktorunkinden yaklaşık 2 bin 300 TL düşük. Ortalama öğretmen maaşı OECD ülkelerinin ortalamasının da oldukça altında (hesaplamada, ülkeden ülkeye değişen satınalma gücüne göre düzenleme yapıldığında bile). Dolayısıyla istihdam edilme gibi, maaşlar da çok motive edici değil. Ayrıca mesleğe yeni başlayan bir öğretmenin maaşı yıllar içerisinde çok az artıyor. Başka bir deyişle, Türkiye’de öğretmenlik kariyer basamakları olan, bu anlamda ilerleme vaat eden bir meslek gibi görünmüyor.

Haberin Devamı

BAŞARISI YÜKSEK GENÇLER İÇİN ÇEKİCİ BİR MESLEK DEĞİL
Öğretmenin statüsü iki nedenle çok önemli. Birincisi, yetenekli ve motivasyonu yüksek bireylerin hangi mesleği seçeceği, o mesleğin gücünü büyük oranda belirliyor. Elbette hizmet öncesi eğitim, yani eğitim fakültelerinde sunulan eğitimle hizmet içi eğitim de niteliğe katkı yapabilir. Ancak yine de mesleğin en başarılı öğrenciler için çekici olması önemli kabul ediliyor. Türkiye’de öğretmenlik, başarısı en yüksek gençler için çekici bir meslek değil. En azından üniversite tercihleri ve araştırmalar bunu gösteriyor. İkinci neden ise, var olan öğretmenlerin mesleki motivasyonlarının yüksek kalabilmesi. Statü kaybı yaşadığını düşünen bir öğretmenin mesleki motivasyonu bundan zarar görür. Bunun da sınıf ortamına yansıması olasıdır. Bu bağlamda, uygulanan politikalar da statü endişesini artırabilir ve motivasyonu olumsuz etkileyebilir. Örneğin sözleşmeli öğretmenlerin kadrolulardan daha zayıf özlük haklarına sahip olmaları motivasyon kırıcı bir düzenleme olarak kabul edilebilir ya da ‘rehber öğretmen’ olarak anılan psikolojik danışman ve rehberlerin çalışma ilkeleri meslekleriyle bağdaşmayan yöne evrilirse, bu motivasyon ve statü için olumlu olamaz.

Haberin Devamı

EYLEME GEÇMEK GEREK
Bir eğitim sisteminin ancak öğretmenleri kadar başarılı olabileceğini düşünürsek daha yüksek motivasyonlu ve statü kaygısı yaşamayan öğretmenler için eyleme geçmek gerek. İstihdam, maaş ve çalışma koşullarının tümünün öğretmenin statüsünde ve motivasyonunda, dolaylı olarak da çocuğun ve toplumun yararı için daha iyi bir eğitim sistemine sahip olmada önemli bir yere sahip olduğunu anımsamakta yarar var. Ekim ayında yayımlanan 2023 Eğitim Vizyonu, öğretmenlerin eğitimdeki kilit rolünü ve önemini vurguluyor. Belgede yer alan hedeflerin öğretmenlerin statüsü bakımından daha da güçlendirilerek uygulanması umut verici olur.

Haberin Devamı

YELİZ DÜŞKÜN KİMDİR?
Boğaziçi Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyan Yeliz Düşkün, Sabancı Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. 2014 yılında Eğitim Reformu Girişimi’ne katıldı. Eğitim politikaları alanında araştırma yapan Düşkün, raporlar hazırlıyor, eğitimin farklı paydaşlarıyla bir araya gelerek ortak gelecek için atılması gereken adımları tartışıyor. Düşkün, aynı zamanda Galatasaray Üniversitesi’nde doktorasına devam ediyor.