GeriEğitim Ara tatil sonrasında neler olacak?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ara tatil sonrasında neler olacak?

Ara tatil sonrasında neler olacak?

Koronavirüs dönemi içerisinde en çok kullanılan ifade, belirsizlikle baş etmek oldu. Belirsizliğin en büyüğü eğitim sisteminde yaşandı. Her kademeden öğrenci, okulların açılıp kapanması, derslerin yüz yüze olması ile online ortamda olması arasında gidip gelmelerde ciddi odaklanma ve uyum sorunları yaşadı. Ara tatil sonrası için halen belirli bir durum yok.

Üç haftalık ara tatil, ekran molası verecek çocuk ve aileler için bir nefes alma imkânı sağlayabilmeli. Yarı yıl tatili için okulların verdiği ödevler çocuğu yeniden ekrana hapsetmeyecek nitelikte olması çok önemli. Çocuklar online eğitim süresince oldukça hareketsiz kaldı. Tatil onların öncelikle bedenlerinde biriken stresi çıkarabilmelerine ve sinir sistemlerini dengelemelerine hizmet edebilmeli. İlkokul çocuklarında, özellikle birinci ve ikinci sınıflarda ekran başında durabilme süresi 1-2 saatle sınırlı tutulmalı.

EĞİTİMCİLER DE DENEYİMLEYEREK ÖĞRENDİ
Online eğitimin artık çeşitli sebepler ve zorunluluklardan hayatımızın bir yerlerinde olacağı kesin. Eğitimcilerin de ‘yolda’ deneyimleyerek öğrendiği bu süreçte, öğrencilerin ihtiyacı ve gelişimsel kapasiteleriyle uyumlu programlar yürütebilmeleri çok önemli. 7-8 yaşlardaki çocukların günlük ortalama 6-7 saati ekran başında geçirmeleri gelişimlerine uygun bir yaklaşım değil. Bu yaş grubu hatta daha da büyük çocuklar, ders aralarında ihtiyaçları olan harekete yönelme ve kendi molalarını yaratabilme konusunda ehil değiller. Pek çok çocuk ders aralarındaki kısa mola zamanlarını ekran başında video izleyerek ya da oyun oynayarak geçiriyor. Ailelerin burayı denetlemesi beklentisi gerçekçi değil. Öğretmen ile öğrenci arasındaki ilişkiye anne babaların bu kadar giriyor olması, evdeki düzeni ve ilişkiyi de bozdu. Çocuklar anne babalarının onlara ‘nöbetçi öğretmenlik’ yapmasından şikayetçi. Onlar ihtiyaçları olan sevgi, ilgi ve bakımı alabildikleri anne babalarına geri kavuşmak istiyor. Ders sonraları evdeki ekran ve ödev savaşları da cabası. Çocuğun sinir sistemimin böylesine zorlandığı bir ortamda, halen ekran üzerinden yapılması beklenen ödevler, çocukları kaldırma kapasitelerinin çok üzerinde. Eğitimciler bu konularda da gerçekçi olabilmeli. Anne babalar çocukları için sağlıklı fiziksel ortamın ve beslenme düzeninin olabildiği alanları koruyabilme sorumluluğunu almalı.

HER ÇOCUK BENZER SORUNLARI YAŞADI
Ara tatil sonrası, çocukların yüz yüze eğitime geçmesi durumunda, onları bu sürece de adapte etmek gerekecek. Çocuklar çok uzun zamandır sosyal açıdan izole durumda. Sosyal ilişkilerin içerisindeki deneyimleriyle olan bağlantıları zayıfladı. Farklı kişilik ve mizaç özelliklerindeki çocukların, akranlarıyla yüz yüze sosyalleşmelerde birtakım sorunlar yaşamaları olası. Bu adaptasyonu sağlayabilmek için tatil sürecinde çocukların görece güvenli sosyal ortamlarda bulunabilmeleri onlar için yararlı olacaktır. İlişkide oldukları akranlarıyla yüz yüze karşılaşmalarda herkes açısından birtakım zorluklar yaşanabileceğini gündeme getirmek faydalı olabilir. Onlar ne yaşadılarsa, arkadaşları da benzer zorlukları yaşadı. Hatta bu konuda yapılacak bir duygudaşlık, ‘Ben de senin kadar zorlandım, sen de çok zorlanmışsın’ hissini görebilmek, karşılıklı empati süreçlerinde her yaştan çocuğun ihtiyacı olacak.

AİLELER ARALARINDAKİ İLİŞKEYİ MERKEZE ALMALI
Bunun yanı sıra, çocukların yatma saatleri, uyku süreleri de oldukça değişti. Tatille birlikte bu ritim daha da esneyebilip, okulun yüz yüze açılması durumunda çocukları bedenen zorlayan bir konu haline gelebilir uyku. O sebeple uyku saatleriyle ilgili aşırı uca gitmiş ailelerde bir dengelenme gerekecek. Bu kadar ev içinde geçirilmiş bir dönemde, evde anne babalık ile öğretmenlik rollerinin birbirine karışmasının yarattığı ilişki kaosu, aile içinde kimseye gelmedi. Yüz yüze eğitime geçilmesi, çocukların anne babalarıyla birbirlerine haylice ‘maruz’ kalmış hallerine iyi gelecek. Ara tatil sonrası, yüz yüze eğitime geçilsin ya da online eğitime devam edilsin; ailelerin en temelde aralarındaki ilişkiyi merkeze almaları ve böylesine olağan üstü bir dönemde, her şeyin ‘en iyi haliyle’ olamayabileceği gerçeğiyle yüzleşmeleri çok önemli diye düşünüyorum. 

ÖZGE ÇİVCİ KİMDİR?
Klinik Psikolog Özge Çivci, İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden sonra Klinik Psikoloji yüksek lisansını tamamladı. Çocuk Merkezli Oyun Terapisi, Kum Tepsisi Terapisi, Dışavurumcu Sanat Terapisi gibi pek çok terapi eğitimini tamamladıktan sonra, Dr. Byron Norton’dan Deneyimsel Oyun Terapisi eğitimini profesyonel seviyede alarak bu alanda uzmanlaştı. Halen DOT eğitim asistanlığı yapıyor ve bu alanda meslektaşlarını süpervizyonlarla destekliyor. Stan Tatkin’den Çift Terapisinde Psikobiyolojik Yaklaşım (PACT) eğitimini almaya devam ediyor. Bodrum’da kendi kliniğinde ve online ortamda çocuk, ergen ve ailelerle çalışmalarına devam ediyor, ebeveynlere yönelik ‘Çocuklarla Konuşmak’ başlığında, cinsellik, ölüm ve boşanma hakkında seminerler veriyor ve yine ebeveynler için kurduğu bir kitap kulübünün moderatörlüğünü yapıyor.

 

False