GeriAvrupa Kısa çalışma hakkında bilmemiz gerekenler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kısa çalışma hakkında bilmemiz gerekenler

Kısa çalışma hakkında bilmemiz gerekenler

Almanya’da koronavirüs pandemisinin etkisiyle sekteye uğrayan ekonomi dünyasıyla birlikte çalışma hayatı da olumsuz yönde etkilendi. Federal Alman hükümeti, hayata geçirdiği bir dizi özel düzenlemelerle pandeminin çalışma hayatı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için yoğun çaba gösteriyor.

Kısa çalışma hakkında bilmemiz gerekenlerALINAN tedbirlerin başında kısa çalışmayla ilgili düzenlemeler geliyor. Bu kapsamda, istihdam güvencesi amacını güden kısa çalışma programına ilişkin yürürlülük süresi Federal Meclis’te alınan kararla önümüzdeki yılın sonuna kadar uzatıldı. Bu ne anlama geliyor ve sigortalılar bu sürede nelere dikkat etmeliler?
Bilindiği gibi kısa çalışma ödeneği, normal şartlar altında son alınan net aylığın yüzde 60 oranına tekabül ediyor. Ancak Federal Meclis tarafından koronavirüs pandemisine karşı alınan önlemler paketi çerçevesinde uygulama süresi 31.12.2021 tarihine kadar uzatılan kısa çalışma ödeneği artırılarak net aylığın yüzde 70 seviyesine çıkarıldı. Çocuklu sigortalılarda ise, bu oran yüzde 77 olarak belirlendi. Bu özel uygulama, bir yıl daha yürürlükte kalacak. Ayrıca kısa çalışma süresi yedi aydan fazla olanlarda ödenek oranı çocuksuzlarda yüzde 80, çocuklularda yüzde 87 olacak. Bu uygulamadan Mart 2021 tarihine kadar kısa çalışma programına dahil olan tüm çalışanlar yararlanacak. Buna ilaveten, Minijob olarak adlandırılan kısa süreli sigorta kolundan elde edilen 450 euroya kadar olan düşük kazançlar, kısa çalışma ödeneğine ilişkin hak sahipliği belirlenirken, 2021 yılının sonuna kadar dikkate alınmayacak.

KİMLER YARARLANAMAYACAK?
Genel olarak, düzenli bir şekilde 450 euro kazançlı Minijob işlerinde çalışanlar veya korona pandemisi döneminde 31.10.2020 tarihine kadar azami olarak 5 ay veya 115 gün çalışmış olanlar, kısa çalışma ödeneğinden yararlanamazlar. Bunun yasal dayanağı IV No’lu Sosyal Kanun Kitabı’nın 8. Maddesi. Bu maddeye göre, yukarıda sayılan koşulları taşıyanlar, kısa süreli sigorta kolunda çalıştıkları gerekçesiyle işsizlik sigortası priminden muaf tutuluyor. Kısa çalışma hakkının doğması içinse işsizlik sigortasına prim ödeme şartı aranıyor. Bu nedenlerden dolayı Minijob türü işlerde çalışanlar normal şartlar altında kısa çalışma ödeneği hak etmiyorlar.

VERGİ MUAFİYETİ VAR MI?
Kısa çalışma ödeneği genel olarak her türlü vergi hesabından muaf tutuluyor. Böyle olsa da, kısa çalışma ödeneği yıllık vergi denkleştirmesinde beyan edilmeli. Berlin merkezli Federal Maliye Müşavirleri Derneği’nden Uwe Rauhöft’un yaptığı açıklamaya göre, maliye, vergi oranını belirlerken tüm gelirleri, ki buna kısa çalışma ödeneği de dahil ediliyor, hesaba katıyor, ancak vergi miktarını, kısa çalışma ödeneği dışındaki gelirler üzerinden hesaplıyor. Bundan dolayı ek vergi külfetinin oluşup oluşmayacağı ise kişisel duruma bağlı olarak değişebiliyor. “Bir yıl içinde sadece iki veya üç ay süreyle yüzde 100 kısa çalışma ödeneği alıp, geri kalan aylarda normal çalışma düzenine geçen sigortalılar, geriye dönek gelir vergisi ödemek zorunda kalmaz” diyen Federal Vergi Ödeyenler Dayanışma Derneği yetkilisi İsabel Klocke, bir yılda 410 euronun üzerinde kısa ödeneği alan sigortalıların, vergi beyanında bulunması gerektiğini hatırlattı.

İZİN GÜNLERİ AZALACAK MI?
Noel tatilinin yaklaştığı bu dönemde, kısa çalışmaya geçenlerin izin günlerinin azalabileceği endişesi de artmaya başladı. Maalesef, kısa çalışma ödeneği alanların yıllık izin günlerinin de azalabileceği uyarısı yapıldı. Berlinli İş Hukuku avukatlarından Alexander Bredereck, işveren ile sigortalı çalışan arasındaki imzalanan iş akdinde bu konuya ilişkin bir hükmün yer alması halinde, yıllık iznin kısalabileceğini belirtti. Uzman avukat, Avrupa Adalet Divanı’nın ‘C-229/11’ ve ‘C-230/11’ dosya No’lu kararlarına atıfta bulunarak, işverenin, çalışma süresinin kısalmasına bağlı olarak yıllık izin günlerini de kesebileceğine işaret etti. Kısa çalışma döneminde izine ayrılanlar, izinli oldukları sürede aylıklarını almaya devam ederler.

ANNELİK VE EBEYN ÖDENEĞİNDE DURUM NEDİR?
Bu arada kısa çalışmanın ebeveyn ve annelik parasına olan etkisine de kısaca değinmek istiyoruz. Kısa çalışma ödeneği ne annelik parasını ne de annelik koruma parasının azalmasına neden olduğunu belirtelim. Pandemi nedeniyle ebeveyn ödeneği ile ilgili yeni bir düzenleme yapıldı. Bilindiği gibi ödenek miktarı, doğumdan önceki son 12 ayda elde edilen kazanca göre hesaplanıyor. Buna göre, doğumdan önce kısa çalışmaya geçen bir kişinin doğumdan sonra hak ettiği ebeveyn parasının daha düşük bağlanması sonucunu beraberinde getiriyor. Kısa çalışma nedeniyle ebeveyn parasında bir düşüş olmasını engellemek amacıyla yapılan bu düzenlemeye göre, hak sahiplerinin yazılı başvuruda bulunması şartıyla, 1 Mart ile 31 Aralık arasındaki kısa çalışma ödeneği, ebeveyn ödenek miktarının hesabında dikkate alınmayacak. Diğer bir ifadeyle, korona pandemesi nedeniyle yüzbinlerce insanın yaşadığı gelir kaybı, ebeveyn ödeneğini olumsuz yönde etkilemeyecek.
Bu uygulamanın 2021 yılı için de geçerli olup olmaması ise şimdiden merak konusu oldu.

- BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ-

TEMASSIZ ÖZELLİKLİ KARTTA SORUMLULUK BANKAYA AİT
Avrupa Adalet Divanı, temassız özellikli kartlarla ilgili önemli bir kararın altına imza attı. 11.11.2021 tarihinde ‘C 287/19’ No’lu dava dosyasına ilişkin kararını veren Yüce Divan’daki yargıçlar, kısa adı ‘NFC’ olan temassız özellikli banka kartının kaybından sonraki bilinmeyen kişiler tarafından çekilen para veya yapılan alışverişlerden dolayı oluşan maddi zarardan bankanın mesul olduğunu hükmettiler. Bilindiği gibi 25 euroya kadar düşük tutarlı alışverişlerde, ‘NFC’ özellikli kartla şifre kullanılmaksızın ödeme yapılabiliyor.

KASIT UNSURU YOKSA
Denizbank aleyhinde açılan bu davada, davacı konumundaki Avusturya Tüketicileri Bilgilendirme Derneği (VKİ), davalı bankanın temassız özellikli banka kartının kaybı halinde iptalinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, bundan dolayı ortaya çıkacak maddi zararın önlenemeyeceği yolundaki iddiasının yanlış olduğunu, bundan dolayı meydana gelen maddi kaybın, kartı veren bankanın sorumlu olması gerektiğini savundu. Lüksemburglu yargıçlar, davacıya hak verdiler ve kart sahibinin, banka kartının kaybını hemen ihbar etmesi koşuluyla, ortaya çıkan maddi kaybın, kasıt unsuru olmadığı sürece, banka tarafından tazmin edilmesi gerektiğine karar verdiler.
DEVAM EDECEK: Banka kartını kaybettiğinizde acilen yapmanız gerekenler neler?

False