Güncelleme Tarihi:

Almanya sınırındaki Saargemünd kentinde yaşayan küçük kız, okuldaki akran zorbalığına daha fazla dayanamayarak intihar etti.
Savcılığın açıklamasına göre Sara, ailesi için "kısa bir veda notu ve sevgi dolu bir mesaj" bıraktı. Sara'nın ailesi, kızlarının sınıf arkadaşları tarafından sürekli olarak "şişman" diye hedef alınarak ağır bir şekilde zorbalığa uğradığını polise bildirdi.
İlkokul 5. sınıfa giden Sara'nın ne bir cep telefonu ne de tableti vardı. Sosyal medyanın "incelik takıntılı" dünyasından habersiz hayatını sürdürüyordu. Ancak okul hayatı, onun için dayanılmaz bir ıstıraba dönüştü. Savcı Olivier Glady, sınıfındaki iki veya üç çocuğun onu sürekli olarak aşağıladığını belirtti.
"La Voix de l'enfant" (Çocuğun Sesi) derneğinin başkanı Martine Brousse, "9 yaşındaki bir çocuk, hayatına son vermek için nasıl bir güç bulur?" diye sorarak olayın şokunu dile getirdi. Brousse, "Fransız toplumu, çocuklarının kaderiyle yüzleşmeli. Neden obeziteden mustarip olduğu görülen bu küçük kızın acısını görmedik?" ifadelerini kullandı.
Fransa'nın eski başbakanı Gabriel Attal konuya ilişkin, "Zorbalık bir illettir, özgüveni kemiren ve en kötüsüne yol açabilen yavaş yanan bir zehirdir" açıklamasını yaptı.
Attal, Eğitim Bakanı olduğu dönemde, okullarda Danimarka modeli "empati dersleri" getirilmesi ve zorbalık vakalarında mağdurların değil, faillerin okul değiştirmesi için çalışmıştı.
Sara'nın okulundaki diğer çocuklara psikolojik destek verilmeye başlandı. Okul müdürü Pierre-François Mourier, Sara'nın ailesiyle görüştüğünü belirterek, "Yıkıntıya dönmüş, ancak aynı zamanda olağanüstü bir onura sahip ebeveynler buldum. Bu onur, hepimizi sorumlu kılıyor" dedi.