Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler: Solcular bize ‘gerici’ derdi ama biz ilerici Müslümanlardık

Siyasetin içinde geçen 25 yıl; kaymakamlıkla başlayıp zoraki bir belediye başkanlığı dönemi, 12 Eylül sonrası ANAP’ın kurucularından, milletvekilliği, bakanlık… Son 20 yıldır da siyasetin içinde değil ama “Dışında da değilim, elimden geldiğince tecrübelerimi aktarıyorum” diyor. Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler ile buluştuk. Hem geçmiş günleri dinledik hem bugünlere çıkarılacak dersleri konuştuk.

Haberin Devamı

1- Onunla Ankara’da, meşhur siyasetçilerin oturduğu muhitteki evinde bir araya geldik… Sağ siyasetin duayen isimlerinden Mehmet Keçeciler ile beraberiz. Politikaya 1977 yılında Milli Selamet Partisi’nin (MSP) Konya Belediye Başkanı olarak başlayan Mehmet Bey, 2002 seçimlerinde baraj altında kalana kadar merkez siyasetin en ağırlıklı partisi olan ANAP’ın kurucularındandı. Uzun yıllar milletvekilliği, bakanlık yaptı. Türk politik hayatında neler değişti, neler hiç değişmiyor? Bugün merkez sağ nerede? Geçen 20 yılı nasıl değerlendiriyor? Bu sorularla kapısını çaldım ama cevapları almadan önce takvim yapraklarını geriye sarıyoruz…

Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler: Solcular bize ‘gerici’ derdi ama biz ilerici MüslümanlardıkZeynep Bilgehan - Mehmet Keçeciler

Haberin Devamı

AİLEMİ BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI BATIRDI

Mehmet Keçeciler, 1944 yılında özbeöz Konyalı bir ailenin dört çocuğunun üçüncüsü olarak dünyaya geliyor… Anne tarafı ‘Halikanlı’ aşiretinden, baba tarafı Türkmen. Hikâyelerini şöyle anlatıyor: “Dedem değirmen işi yapardı. Birinci Dünya Savaşı’nın batırdığı ailelerdendi. Değirmenlerinin bozulan motorunu tamir için Eskişehir’e götürüyorlar. Ancak Yunan askerleri orayı işgal edince motoru toprağa gömüp memlekete dönüyorlar. İki yıl sonra geldiklerinde motor çürümüş… Konya’nın sevilen, sayılan ve asil bir sülalesine mensubum. Anne tarafından Kürt kökenimiz de var. Babam gece bekçiliği, amelelik, açık sinema büfeciliği dahil pek çok iş yapmış. En son kadın doğum hastanesi ustabaşılığından emekli oldu.”

Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler: Solcular bize ‘gerici’ derdi ama biz ilerici Müslümanlardık

İLKOKUL ÖĞRETMENİ: BU ÇOCUĞU OKUTUN

Çocukluğu Konya’nın Selçuklular döneminden kalma eski Sedirler Mahallesi’ndeki evlerinde geçiyor. En büyük tutkusu bahçe ve içindeki ağaçlar. Mehmet Bey, “Günlerimi o bahçede geçirirdim. Ağaçlarla hemhal olurdum. Halen Ankara’daki evimin bahçesindeki ağaçlarımı kendi ellerimle sular ve budarım” diyor. İlkokulu bitirdikten sonra aile bir ikileme düşüyor; çocuğu okutmak yerine daha garanti bir iş olsun diye kaynakçı ustasının yanına çırak mı vermeli? Bunu duyan ilkokul öğretmeni eve gelip “Yazık etmeyin bu çocuğa. Çok zeki, istikbali çok açık” deyince eniştesinin desteğiyle şehirde yeni açılan imam hatip okuluna yazdırılıyor.

Haberin Devamı

Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler: Solcular bize ‘gerici’ derdi ama biz ilerici MüslümanlardıkSENE 1952 - İlkokul 2. sınıf

1- ANNESİNİN KARİYER PLANI

OĞLUM ÇİZGİLİ PAŞA OLACAK

Sonrası içinse en büyük ideali kaymakam olmak… Annesi onu çocukluğunda ‘Yanı çizgili (pantolonlu) paşa olacak oğlum’ diye severmiş. Ailenin okuyan tek kişisi olan ağabeyi ise, “Benim kardeşim kaymakam olacak!” dermiş. Mehmet Bey, ikisi arasında ağabeyinin önerisine uyduysa da gelecekte ‘yanı çizgili paşa’larla da epey mesai harcayacaktı… Hepsinden önceyse kaymakamlık ideali için Mülkiye’ye girmesi gerekecekti. Devamını Keçeciler’den dinleyelim: “Bizim zamanımızda imam hatip okulu mezunları üniversiteye gidemezdi. O yüzden fark derslerini verip düz liseden de mezun oldum. İmam hatip lisesi diplomasıyla İslam Yüksek Enstitüsü’ne kaydolmuştum. Sonra lise diplomasını alınca Mülkiye’ye kaydoldum. Kaydımı sildirmek için İslam Enstitüsü’ne gelince ‘İmtihanlara gir, orayı da bitir, burayı da’ dediler. Böylece yine iki diplomam oldu.”

Haberin Devamı

Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler: Solcular bize ‘gerici’ derdi ama biz ilerici MüslümanlardıkSENE 1968 - Mülkiye İnek Bayramı...

2- İSLAM’I ALİMİNDEN ÖĞRENDİM

Keçeciler, bunun kendisine faydasını şöyle anlatıyor: “İslam’ın bugüne bakışı hakkında fikirlerimi geliştirdim. İslami inançlarımı kulaktan dolma değil, kitabından, aliminden, profesöründen öğrendim. Bu önemli, çünkü İslam’ı yalan yanlış anlatan bir sürü insan vardı. O insanlar toplumu İslam’dan soğutuyorlardı, yanlış yerlere sürüklüyorlardı. Onlara karşı mücadele edecek genç, bilgili insanlara ihtiyaç vardı. Ben bu cahil cühela din adamlarının etkisini kırarak, okumuş din adamlarını söz sahibi yaparak, iş başına getirerek onlarla mücadele eden biri oldum. Bunda da başarılı olduk; bugün Türkiye’de okumuş din adamları tarafından din temsil ediliyor.”

Haberin Devamı

Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler: Solcular bize ‘gerici’ derdi ama biz ilerici MüslümanlardıkSENE 1975 - Sorbonne’da yüksek lisans günleri

4- GENÇLER DEĞİL FİKİRLER ÇATIŞIRDI

Mülkiye’de bugün siyasette herkesin tanıdığı sınıf arkadaşları oluyor; Hasan Celal Güzel, Abdülkadir Aksu, Murat Karayalçın, Uluç Gürkan, İstemihan Talay… 1964-1968 yılları arasında geçen öğrenciliği: “Biz Hür Düşünce Kulübü’nü kurmuştuk. Sosyalistler sürekli ‘Mülkiye’ye gericiler mi geldi’ diye aleyhimize yayın yapıyordu. Biz de onlara ‘Biz sizin gibi komünist değil, vatanperver, milliyetçileriz’ diyorduk. Kıyasıya yarışıyorduk ama rekabet kavga, gürültü şeklinde asla olmuyordu. Açık oturumlar yapar, münakaşalarla fikirlerimizi savunurduk. Bizim düşüncelerimizi Adalet Partisi (AP) yansıtıyordu. Neticede seçimleri kazanan AP oldu ve bizim fikirlerimiz iktidara geldi.”

Haberin Devamı

Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler: Solcular bize ‘gerici’ derdi ama biz ilerici MüslümanlardıkSENE 1974 - Rize- Fındıklı kaymakamıyken. Eşi Nahide Hanım, çocukları Ayşegül ve Zeynep ile...

5- ‘İLERİCİ RUH’U PARİS’TE TANIDIM

Mezuniyet sonrası ideali gerçekleşti; 1968’de kaymakam olarak ilk görev yeri Ardeşen oldu. 1975’te İçişleri Bakanlığı bursuyla yüksek lisans eğitimi için Paris’e gitti. 1968 rüzgârları içinde geçen iki yılını şöyle anlatıyor: “Heyecanlı ve ilerici bir ruh vardı. Ben de bu ruhtan çok etkilendim. Kendimi ‘ilerici’lerden saydım. Müslümanların en ilerici insanlardan olduğunu savunanlardandım. Bu yüzden çok ilgi çektim; kimsenin söylemediği bir şeyi söylüyordum. Niye ilerici olduğunu delilleriyle, İslami bilgimle anlatıyordum. İnanıyordum ki Müslümanlık en modern, en ileri dindir. Fransa’dan yayın yapan Türk gazetecilerin hepsi mikrofonu bana uzatınca Türkiye’de meşhur oldum!”

LAİKLİK OLMAZSA OLMAZDIR

Laiklikle ilgili ne düşünüyor? Şöyle: “Türkiye’de laiklikle ilgili hiçbir problem yoktur. Müslümanlığın Türkiye için bir tehlike teşkil etmeyeceğini 30 yıldır iktidarda olan muhafazakârlar göstermişlerdir. Bir tehlike olsaydı şimdiye kadar çoktan o tehlike meydana gelirdi. Muhafazakârlık Türkiye için bir tehdit değildir. Türkiye’nin muhafazakârlığı, Türkiye’yi ileriye götürmeye çalışan insanların muhafazakârlığıdır. Laiklik de Türkiye’nin vazgeçemeyeceği on değerden biridir. Önemlidir çünkü din ve vicdan hürriyetinin teminatı laikliktir. Bu oldukça devletle millet barışık olur, kaynaşmış olur, kavga etmez.”

6- MİLLETE İTİRAZ ETMENİN ALEMİ YOK

Dönüşte kendini bir anda beklemediği bir teklifle karşı karşıya buldu; Milli Selamet Partisi’nin Konya belediye başkan adayı olur muydu? Israrlar üzerine kabul etti. Sene 1977’ydi. Seçimi kazandı ama sonuçlar CHP ve AP’lilerin itirazıyla iptal edildi. Yenilenen seçimi bu sefer iki kat oy farkla kazandı. Türkiye siyasi tarihinde bu hadisenin örneği çok. Değerlendirmesi: “Millete itiraz etmenin, milleti kızdırmanın alemi yok. Millet kimi seçtiyse onun başkan olmasını ister. Bu bir kesin kuraldır. Araya engeller koyarsanız, o seçtiğinin arkasında durur.” Ancak yol hep çetrefilli olmuş: “MSP’li olmak başlı başına bir zorluktu. MSP’yi çağrıştıran herkes ve her şey kötüleniyordu. Ben onu çok çektim ama hepsine dayandım. Vatandaşın desteğiyle öğrettim ki demokrasi halkın desteğiyle olur. İnanan insanların inançlarını yaşayarak siyaset yapabilecekleri anlayışının yerleşmesinde büyük emeğim vardır. Demokrat kişiliğimle onlara korktukları gibi olmayacağını gösterdim.”

Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler: Solcular bize ‘gerici’ derdi ama biz ilerici MüslümanlardıkSENE 1979 - Konya Fuarı’nda Necmettin Erbakan ile

BİR KÖŞEYE ÇEKİLMEDİM

Bugünlerde haberleri takip ettiğinde aklından neler geçiyor? Diyor ki: “Türkiye her geçen gün kalabalıklaşıyor. Kalabalıklaştıkça sorunları artıyor. Sorunları arttıkça da idaresi zorlaşıyor. Siyasetçilerin Türkiye’de zamanında çekilmeyi İsmet Paşa ve Celal Bayar’dan beri bilmediklerini düşünüyorum. Kendim öyle olmayacağım dedim ve siyasi kariyerimi sonlandırdım ama saklanıp bir köşeye çekilmiş değilim. Biz yeni siyasetçilere yol göstericiyiz.”

7- ‘KUDÜS MİTİNGİ’ PROVOKASYONDU

Belediye başkanlığının en kritik olaylarından biri, daha sonra 1980 darbesinin gerekçelerinden gösterilen 6 Eylül 1980’de yapılan Kudüs mitingiydi. Bu olayı şöyle anlatıyor: “Kudüs durup dururken İsrail tarafından Müslümanların gözünün içine baka baka işgal edildi. Bunun üzerine Erbakan Hoca ve arkadaşları bir Kudüs mitingi yapmaya karar verdiler. Benim de belediye başkanı olarak yürüyüşe katılmam kadar doğal bir şey yoktu. Ancak İstiklal Marşı okunurken bir anda kalabalık içinde yuhalayanlar, oturanlar oldu. Bunlar meczup kıyafetli tiplerdi. Mahsustan ortalığı karıştırdılar. Provokasyon çıkarıp 12 Eylül ihtilalini yapmak için hadise yarattılar. Ben Erbakan Hoca’ya Konya’da miting yapmamak gerektiğini söylemiştim ama Oğuzhan Asiltürk ile Şevket Kazan, Hoca’yı ikna etti.”

Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler: Solcular bize ‘gerici’ derdi ama biz ilerici Müslümanlardık“Özal inanılmaz çalışkan ve çok donanımlı biriydi. Milleti ve ülkesi için hayatını birçok kez riske atmıştır. Size güvenir ve inanırsa çok fazla yetki verirdi. Son kararı bir lider olarak kendisi verirdi ve karar verdikten sonra o karardan Turgut Bey’i döndüremezdiniz.”

8- ÖZAL İLE TANIŞMAM

İhtilal ile tüm belediye başkanları açığa alınır, Keçeciler dört çocuğuyla işsiz kalır. Korkut Özal’ın tavsiyesiyle Turgut Özal’ı ziyaret eder. Özal, Ulusu Hükümeti’nde başbakan yardımcısıdır, Keçeciler’i yanına müşavir alır: “Turgut Bey, 12 Ocak kararlarının devamı için Demirel’in de teşvikiyle askerlerin teklifini kabul etmişti. Ben kendisinin müşaviri olarak çok yakın çalışmaya başladım. Yokluklar, kuyruklar ve döviz darboğazı hat safhadaydı. Kaya Erdem, Ekrem Pakdemirli, Vahit Erdem, Ekrem Ceyhun gibi DPT’den ve Hazine’den çok değerli bir ekiple hep beraber çalıştık. Türkiye önemli bir ekonomik dönüşüm gerçekleştirdi.”

Sağ siyasetin duayenlerinden Mehmet Keçeciler: Solcular bize ‘gerici’ derdi ama biz ilerici MüslümanlardıkSENE 1980 - 6 Eylül Kudüs mitingi, Konya

9- ANAP TÜRK ORDUSUNU DEMOKRASİYLE BARIŞTIRDI

Merkez sağ siyasetinin kalesi ANAP’ın kuruluşunu anlatıyor: “12 Eylül’den sonra Turgut Özal kabineden ayrıldı. Askerler programdan sapmaya başladı. Ben, Semra Hanım ve Hüsnü Doğan, Turgut Bey’e parti kurmasında ısrarcı olduk. Parti tüzüğünü Türkiye’deki sağ-sol ayrımının suni olduğunu, dört eğilimin (sağ, sol, milliyetçiler ve muhafazakârlar) birleşmesi gerektiğini, bunu ANAP’ın yapabileceğini iddia eden bir fikirle yazdım. Adını ‘Anavatan Partisi’ koyduk; anavatanda hangi fikirler varsa onu temsil eden bir parti. Askeri yönetim, MSP’nin bütün faturasını bana ödetti. Yıllarca yasaklı oldum. 1987’de yasağım kalkınca Konya’dan vekil seçildim.” ANAP, 1983’ten 2002’ye kadar Türkiye’de ne yaptı? Diyor ki: “Öncelikle ekonomik dönüşümü sağladı. ANAP hem askerle iyi geçinen hem milleti temsil eden bir hüviyette doğdu. Kenan Paşa’nın cumhurbaşkanlığını kabullenerek askerle halkın iradesinin birleşebileceğini gösterdik ve Türk ordusunu demokrasiyle barıştırdık.”

Yazarın Tüm Yazıları