"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

AİHM türbana karşı direniyor

AİHM için önerilen son yargıç adayları, mülakata bile çağrılmaya gerek görülmeden refüze edilince, süresi dolan yargıç, 2018 başına kadar -zorunlu olarak göreve devam edecek.

Türkiye’de, AİHM’de yargıçlık görevi yapabilecek vasıflarda çok sayıda hukukçu var.

Aday olarak önerilenlerin de müktesebatları yeterli olabilir, sorunlardan biri iktidara angaje olma ile ilgili. Bürokratik hiyerarşi içinden aday gösterilmesi sorun yaratıyor (iki aday da iktidar tarafından atanan ve yüksek seviyede bürokratik görevde bulunan, müsteşar yardımcıları…)

Son önerilen adaylar arasında türbanlı bir hukukçunun olması, meseleyi, mahkeme içtihatları bakımından tartışmaya açıyor. AİHM, türban yasaklılığı konusunda verdiği kararlarda, ‘hak ihlali’ görmeme yönünde içtihat üretiyor. Daha sonra emsal kabul edilecek, Leyla Şahin kararında, türbanın politik sembol olarak kullanıldığına işaret etmiş ve din/vicdan özgürlüğü, ayrımcılık yasağı ve ilgili sözleşme hükümlerinin ihlal edilmediği hükmüne varmıştı.

Kılık kıyafet yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler sonucu, türban, kamu kurum ve kuruluşlarında ve TBMM’de serbest...

Zamanın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Yargıtay’ın başvurusu üzerine, hakim ve savcıların türbanlı(başörtülü) olarak görev yapabilecekleri hususunda görüş bildirdi ve uygulamada sorun yok.

16 Nisan, Anayasa halk oylamasında, yargının tarafsız ve bağımsız olduğuna dair düzenleme de kabul edildi.

Türkiye’deki uygulamada, türbanlı yargıç; din ve vicdan özgürlüğünü kullanıyor, yargının tarafsız ve bağımsızlığı bakımından, bir mahzur görülmüyor.

AİHM içtihatlarında; türban, politik bir sembol olarak kabul ediliyor. Muhtemelen, bu nedenle, tarafsız ve bağımsız olamayacağı gerekçesi ile, türbanlı yargıç adayı, değerlendirmeye alınmıyor. S.Ö.

KOD DAİREDE OTURANLAR YANDI

ANKARALI emlak müşaviri Salim Taşçı yine uyarıyor: Her 4 yılda bir değerlemeye tabi gayrimenkullerin değer artışları 2018’de can yakacak. Bazı semtlerde artışlar %20 artarken, bazı yerlerde %10–15’e varan rayiçler belirlenmiştir. Artık buna Deli Dumrul vergisi mi, keyfi vergi mi diye sormak gerekiyor. Ya dairesi kodda yani binanın 2-3 kat altında olanlara ne demeli? Kod daire sahipleri de aynı rayiç üzerinden emlak vergisine tabi tutulmaktadır. 2 ve 3’ncü kattaki dairelerde manzara seyredenlerle, duvar seyredenlerin aynı emlak vergisi ödemeleri hakka reva mıdır? Kanun koyucuların (Maliye) bu kriteri göz önünde bulundurması zaruridir. Haksızlık giderilmelidir. Zira haksızlık açık ve nettir. 4 veya 5 katlı bir bina düşününüz, normal kattaki, daireler semtine göre 350–400 bin TL ederken, kod daire bunun dörtte bir fiyatına, 100–110 bin TL alıcı bulmaktadır. Dairesi 400 bin TL eden de, 110 bin TL eden de aynı emlak vergisi ödeyecektir.

Ne diyeyim? Fuzuli’nin sözünü yazayım. “Sussam gönül razı değil, söylesem tesiri yok.”

KÖYLERDEN KAÇAN KAÇANA

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın şu sözlerine iktidar ne diyecek acaba? “FAO verilerine göre, 2000 yılında %35,3 olan kırsal nüfus 2011’de %28,6’ya indi. Tahminlere göre şimdi %25’in altına düşmüş. Bu eğilimle halen 20 milyon olan kırsal nüfus, 2050’de 4,5 milyona gerileyecek. Şu anda bile tarımda genç nüfus sıkıntısı çekilirken, 2050’de tarımda çalışan bulmak neredeyse imkansız hale gelecek. Acilen kent ve kır arasındaki ekonomik ve sosyal farklar giderilmeli, tarıma dayalı sanayiler, kırsal turizm geliştirilmelidir. Bir de satılan ve kimler tarafından alındığı bilinmeyen tarlalar konusuna iktidar bir el atarsa, o köylüyü orada tutmanın ne kadar mümkün olmadığını anlayabilir.”

BİLİYOR MUSUNUZ

ÇORLU’daki 5. Kolordu Komutanlığı makamına geçen yıl ‘tümgeneral’ rütbesiyle atanan Dr. Şenol Alparslan’ın, hem sivil hem asker kesiminde çok sevilmesine ve terfi edilmesine kesin gözle bakılmasına karşın emekli edildiğini, bu makama henüz bir atama yapılmadığını (Not: Şenol Alparslan’ın 2008’de Kültür Sanat Yayıncılık’tan çıkan ‘Bosna’da Türk Kültürünün İzleri’ başlıklı 352 sayfalık bir kitabı bulunuyor.)...

İZMİR’in tarihi Atatürk Lisesi’nin, (Bilal Erdoğan’ın başkanı olduğu) Türkiye Gençlik Vakfı’na (TÜGVA) devredilmesine okul mezunlarının büyük tepki gösterdiğini, aynı okuldan mezun CHP İzmir Milletvekili Dr. Ceyhun İrgil’in ‘Ders’ adı altında İslami eğitim faaliyetlerine başlanması tamamen tahrik amaçlıdır, bu kadim okula yapılan ihanettir” dediğini...

CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in 2017 yılı yönetici görevlendirme mülakatlarına ilişkin şaibe ve torpil iddialarını Meclis’e taşıyarak Bakan İsmet Yılmaz’a “Mülakatların tamamına yakınında yandaş sendika üyelerinin başarılı olması tesadüf mü?” diye sorduğunu...

TARIK Dursun K.’nın ölümünün 2. yılı anısına, 10 Ağustos Perşembe 17.00’de Foça’da Saki’n Pub’da, yakın dostu olan üç yazar; Aydoğan Yavaşlı, Ahmet Önel ve Cihan Demirci’nin katılacağı bir söyleşi ile anılacağını...

TÜRKİYE Spastik Çocuklar Vakfı’nın Cerebral Palsy (yüksek ateşten oksijen yetmezliği hastalığı)’li çocukların eğitim ve rehabilitasyonlarına destek olma amacı ile yapılacak ‘Steptember’ etkinliğinin, bu yıl 4 Eylül ila 1 Ekim arasında gerçekleştirileceğini (www.steptember.org.tr)...

PANO

- ORGANİK hoşaf projesi devletin televizyonunda yapılan yarışmada finale kalıyorsa, kapatın üniversiteleri, gidin evinize. Lütfü TÜRKKAN

- ÜNYE Çamlık diye bilinen denize sıfır halkın kullanımına açık bir mesire alanı var; oraya şimdilerde Ordu Büyükşehir tesis yapmak istiyormuş. Geceleri de ağaç kesiyorlarmış. Sayın Sunay Akın’a teşekkür ederiz, bizim haklarımızı korudukları için. Sevil Koska HINCAL

TUNCELİ VE ÇAĞDAŞ BİR YAŞAM...

EMEKLİ öğretmen ve yazar Zeki Sarıhan Tunceli izlenimlerini yazıyor: “Tunceli merkezde tek bir çarşaflı, türbanlı kadına rastlamadım. Genç kızlar, büyük kent merkezlerinde olduğu gibi park ve bahçelerde erkeklerle birlikte oturuyor. Buz gibi derelerde kadın erkek suya giriyor. Gazeteler her yıl “Burası Bodrum değil, Tunceli” diye buralardan fotoğraflar basıyorlarmış. Ovacık yolunda büyük bir koyun sürüsünü güden modern giyimli iki kız gördüm. “Kızlar çobanlık yapar mı? diye sorduğum biri, aileler sürüyü sıra ile güderler. Sıra o ailenin kızlarına gelmiştir” dedi.

Valiliğin bastırdığı Tunceli Atlası kitapçığında verilen bilgilere göre, Tuncelilinin yüzde 70’ni dağlar, yüzde 25’ini platolar, yalnız yüzde 5’ini ovalar ve düzlükler oluşturuyor. İşlenebilir toprak son derece az olduğundan bazı köylerde sebze ve bahçelerde aileler ancak kendi ihtiyaçları kadar sebze ve meyve üretiyorlarmış. Bu nedenle başka il ve ilçelerimizde haftanın belli günlerinde kurulan pazar Tunceli’de kurulmuyor. Her türlü sebze meyveyi marketlerde bulmak mümkün. Halkın üretimden koptuğundan ve tembelleştiğinden yakındılar. Çoğu aile, yurt dışından yakınlarının gönderdikleri ile idare ediyormuş. Ev kiralarının yüksekliğinden yakındılar...”

 

X