1921 Anayasası neydi?

CHP Çanakkale Milletvekili Av. Muharrem Erkek, Anayasa değişiklik teklifinin 4. maddesi üzerinde (77/3) yürütmenin seçimi ile ilgili, yasa yapma tekniği açısından ciddi bir hata yapıldığını belirtiyor ve TBMM Araştırma Merkezi’nin hazırladığı parlamenter denetim yollarının anlatıldığı Şubat 2016 tarihli raporun tüm vekillerce okunmasını öneriyor.

Haberin Devamı

“Bu raporda Meclis’in ne kadar denetimsiz bırakıldığını göreceksiniz. Başkanlık sisteminde ne yasama organı yürütmeyi azledebilir ne de yürütme yasama organını feshedebilir. Böyle bir şey mümkün değildir. Burhan Kuzu Hocam, kendi kitabında yazdığı bütün bilimsel gerçeklere rağmen, inandıklarına rağmen bu teklife ‘Evet’ diyor. Enteresan” diye konuştu.

Milletvekili Erkek, sözü Adalet Bakanı’na getiriyor: “Atatürk dönemine, 1921, 1924 anayasalarına dönüyoruz. Halbuki 1921 Anayasası Meclis’te yetkileri toplamıştır çünkü Milli Kurtuluş Mücadelesi yapılacak. Meclis hükümeti sistemidir. 1924 Anayasası’yla da parlamenter sisteme geçiş yaşanmıştır. Ne ilgisi var sizin getirdiğiniz paketle? Atatürk dönemine dönmenize gerek yok değerli milletvekilleri. Mustafa Kemal Atatürk bize her zaman “Beni aşın, beni aşın. Bana dönmeyin” dedi. “Kalıplaşmış bütün kuralları, dogmaları yıkın, aklın ve bilimin rehberliğinde çağdaş uygarlığı yakalayın” dedi. “Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırın” dedi.

Yıl 1931, Mustafa Kemal Paşa cumhurbaşkanı, tek parti, tek adam dönemi. Dikili kasabasına gidiyor. Kendisini karşılamayan bir tek kişi var, Dikili hâkimi. Hâkimi sevmeyen heyetten bir iki kişi hemen bunu Paşa Hazretleri’ne gammazlıyor.

Diyor ki: “Gazi Paşa Hazretleri, bütün heyet burada, Dikili hâkimi gelmedi.”

Atatürk “Öyle mi? Gelmedi mi? O zaman biz hep beraber adliyeye gidelim, sayın hâkimin çayını içelim. İşte, Cumhuriyet’in hâkimi böyle olacak” diyor.
1931’den 2016’ya gelelim. Saray’da yüksek yargı organlarının başkanları toplanıyor. İşte, Türkiye’yi getirdiğiniz nokta bu. İşte, Adalet Bakanı’nın yargısı bu. Türkiye’nin sorunu hükûmet sistemi sorunu değil. Sistem sorunu değil. Türkiye’nin sorunu demokrasi sorunu.

Demokrasi kültürünüz yoksa, uzlaşma kültürünüz yoksa, hiçbir sistem başarılı olmaz.


SELÇUKLU, OSMANLI VE TC'DE YOKTUR
11 Ocak 2017 tarihli ‘Sadrazamlık/başbakanlık makamı Türk geleneğidir’ başlıklı yazınıza ben de bir katkıda bulunmak istiyorum:

Büyük Selçuklu İmparatoru Alparslan’a, 7 Aralık 1063 ile 1072 tarihleri arasında Nizam’ül-Mülk vezirlik yapmıştır. Bazen birtakım askeri hareketleri bizzat idare eden ve Alparslan’ın saltanatı esnasında hemen her sefere iştirak eden Nizam’ül-Mülk, askeri mühimmatla birlikte İran’a gitmek üzere görevlendirildiği için meşhur Malazgirt muharebesine iştirak edememiştir.

Önce Alparslan’a, ardından oğlu Melikşah’a (1072-1092) toplamda otuz yıl civarında vezirlik yapan Nizam’ül-Mülk Büyük Selçuklu Devleti’nin ideoloğu olmasının yanı sıra devlet idaresi ile ilgili tezlerini icra edecek yeterli siyasi fırsatı da uzun vezirlik döneminde bulabilmiştir.

Sultan Melikşah’ın emri üzerine de, bugün hala önemini yitirmeyen, ‘Siyasetname’ isimli önemli eserini yazmıştır.

Bugün Türkiye’ye getirilmek istenen Başkanlık şeklindeki rejim değişikliği, ne Selçuklu da, ne Osmanlı da, ne de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde vardır.
Referans: Siyasetname; Nizam’ül-Mülk, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, IX. Basım Nisan 2016, sayfa viii. / Sabri ÇİĞDEM


ADALET GODOTKADAR GEÇİKEMEZ!
Cumhuriyet yazarları ve emekçilerinin iddianamesi neden yazılamıyor? Tutuksuz yargılanmalarına engel olan ne? İddianame Godot gibi! Gelmeyecek! Gelemeyecek! Ortada iddia edilecek suç yok! Suçlama yok. Suçları Cumhuriyet gazetesi yazarı, emekçisi olmak. Yasada böyle bir suç yok! Godot iddianamenin kod ismi! Godot gelmez! Ve gelmedi diye Beckett’in kahramanları Vladimir ve Estragon oyun sonunda tutuklanmadılar. Adalet Godot kadar gecikemez!” / Ferhan ŞENSOY


PİKNİKÇİ ATEŞİNDEN ÇIKTI AMA...
ORMAN ve Su İşleri Bakanlığı’ndan ‘İmar ve rant olayı yok ama tam bir beceriksizlik var’ (10 Aralık) yazısına açıklama gönderildi. Bakanlık yapılan eleştiriyi ‘düşmanca’ görüyor. Sürmene’de orman şefliği, İstanbul’da da bölge müdürlüğü yapmış olan Orman Yüksek Mühendisi Faruk Çebi uzman bir ormancı olarak ihmalle ilgili ‘şüphelerini’ ortaya koymuştu...

Buna neden kızılıyor? Ne yazık ki her zaman alkış olmuyor.

Açıklamada, yangınla ilgili teknik bilgiler verilirken, “Her yangında olduğu gibi bakanlığımız bu yangında da çaresiz kalmamıştır.

Piknikçilerin ateşinden kaynaklandığı tespit edilen söz konusu yangında Sayın Çebi’nin iddia ettiği gibi sarıçam ağaçları zarar görmemiş, sadece alt tabakadaki çalı çırpı maki formasyonu zarar görmüştür. Boylu ağaçlar canlılığını sürdürmektedir”denildi.

Açıklamada, Anayasanın 169, Orman Kanunu’nun da ilgili maddeleri gereğince, yanan orman alanlarının tarla yapılması, imara ve yerleşime açılmasının mümkün olmadığı hatırlatılıyor, bu tür yazıların orman yangınlarıyla mücadele eden bakanlığı ve personelini üzdüğü de ekleniyor.

(Not: Küresel Isınma ile Mücadele Derneği Genel Başkanı olarak kamuoyunun dikkatini çeken Faruk Çebi meslekdaşlarını suçlamıyor; ‘ihmal’den söz ediyor; tedbir alınmalıydı diyor. Bakanlığın yangından sonraki görüntülerini https://we.tl/qRCgIvS5aB’ den izleyebilirsiniz.


OKUYUNUZ: 'GAZİ' MARKASI BÖLÜNÜMEZ
GAZİ bir markadır. Rektörlük kampusundaki fakültelerin Gazi Üniversitesi yapısında kalması, bunun dışında kalan başta tıp, diş hekimliği, eczacılık, hukuk gibi fakültelerin Hacı Bayram Veli Üniversitesi adı altında toplanması doğru değildir.

Haberin Devamı

Merkez kampus ve diğerleri olmak üzere fiziki bölünme üzerine bizim önerilerimiz şudur:

Haberin Devamı

Öncelikle öğrenci kontenjanları düşürülmelidir. Büyüme nicel değil nitel ölçekte olmalıdır. Üniversiteye yeni iki rektör atanabilir. Bu arada kendisini de rencide etmeden mevcut rektörün istifası istenir. İki rektör kendi aralarında görev ve fakülte bölüşümü yaparlar.

Mühendislik Mimarlık fakültesi; Ankara Teknik Üniversitesi olarak dönüşebilir. Gazi Tıp Fakültesi’nin adı bir markadır. Tıp fakültesine dokunmamak gerekir.

Ancak ne yapılırsa yapılsın....

Üniversite içine bir huruç hareketi olarak sızmış, yapışkan ve bir o kadar da FETÖ unsurların tam temizliği ve belirlenmesi yapılmadan üniversitede radikal kurumsal bir değişikliğe ve dönüşüme gidilmemelidir. Bu temizlikten sonradır ki; hantallığından kurtulan ve hafifleyen Gazi Üniversitesi’nin aslında etkin  yönetimi için bir rektörün bile fazla olduğu gerçeği ile bile karşılaşabiliriz.

Haberin Devamı

Dönüşüm önce zihinlerde başlamalı. Kollektif yönetim seçenekleri ve yönetim modelleri ile bütünü yönetme idari azmi ve akademik becerisi içinde olunmalı kolaycılık ve şark kurnazlıklarından kaçınılmalıdır. / Tahir ÇALGÜNER


BİLİYOR MUSUNUZ
GAZİANTEP Tabip Odası’nın düzenlediği, 21 Ocak Cumartesi 14.00’te Tuğcan Otel’de yapılacak, tüm Türkiye’den hekimlerin katılacağı ‘güvenli şehir, güvenli ülke’ algısını destekleyecek edebiyat söyleşisinde, öykü ve şiir duayeni Adnan Özyalçıner’in anlatımıyla ‘Onat Kutlar’ın anılacağını...

PROF. Dr. Bingür Sönmez’in “Manisa BB Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘90 Bin Kar Tanesi’ konulu panelde bugün 20.00’de araştırmacı tarihçi Pelin Batu ile birlikte olacağız. Manisa ve çevredeki yakın dostlarımızı bekliyoruz” mesajı yayınladığını...

İSTANBUL Anayasa Platformu ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği’nin, Sarıyer Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde yarın 14.00-16.00’da düzenlediği ‘Anayasa Değişikliği Neler getiriyor’ panelinde Av. Mehmet Durakoğlu (açılış) Av. Önay Alpago ve Av. Nazan Moroğlu’nun konuşacaklarını...


GÜNÜN SÖZÜ:  “Bir kandırma ve yanılgının etkisi altında olmasalar insanlar asla özgürlüklerinden vazgeçmezler.’’ / Edmund Burke



Yazarın Tüm Yazıları