"Vedat Milor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vedat Milor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vedat  Milor

Garson,bir tabak muzlu pirzola lütfen!

Hemen başlığa bakıp yüzünüzü buruşturmayın: Bu öykünün devamı var. Reha Tanör’ün ‘Restoranlar ve Hikâyeler’ adlı kitabında... Tanör’ün 50 restoranda yaşadığı maceraları ve gözlemlerini ankattığı kitabını şiddetle tavsiye ediyorum.

Beyti’de tek başıma yemek yiyorum. Garson sipariş için geliyor: “Dört kalem kuzu pirzola ve yanında yeşil salata.”
Pirzolalar ve salata önüme geliyor. Garson “Başka emriniz var mı?” diye soruyor. “Evet. Muz istiyorum. Var mı sizde?” Biraz şaşırıyor garson. “Tabii. Ne zaman istersiniz muzunuzu?”
“Derhal!”
Önümde beliriyor muz. Artık, bir kadeh rakımın eşliğinde afiyetle yiyebilirim yemeğimi...
Soracaksınız. “Yahu Vedat Bey, kuzu pirzola ile muz yakışır mı?”
Bu sorunun cevabı için size bir önerim var. Bu yazıyı okuduktan sonra bilgisayarınızın önüne geçin ve www.rehatanor.com yazın. Restoran hikâyeleri çıkacak karşınıza. Okumaya başlayın, müptela olacaksınız.
Garson,bir tabak muzlu pirzola lütfen
Peki. Biliyorum. Aklınız pirzola-muz-rakı üçlemesinde. Benim başımdan geçmiş gibi anlattığım olay benim değil, kendisini tanıdığım Reha Abi’nin olayı ve onun gerçeği. Hepimizin bildiği ama ya söylemediği ya da söyleyemediği bir gerçeğin farkında Reha Tanör.
Gastronomik değerlendirme onu yapanın kişiliği, psikolojisi, ruh hali, dünya görüşü ve deneyimleri, yaşama bakış açısı ile hem yakından hem derinden ilintili. İlintili çünkü kişisel tercihler ve değerlendirme yapmamızı mümkün kılan referans noktaları kişiliğimizin gelişmesi ile birlikte yoğrulduğu için damağımız kadar beyin ve ruh ve genel bilgi düzeyimizi de yansıtıyor. Bu yüzden olsa gerek Amazon.com’dan ısmarlayabileceğiniz ve Reha Tanör’ün eleştirilerinden bir demeti yansıtan ‘Restaurant and Tales/ ‘Restoranlar ve Hikâyeler’ kitabından büyük zevk aldım.
Yemek harika
olsa da...
Kitapta anlatılan 50 lokantayı okurken mutlak ki yemekler hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. Bunun ötesinde yazarın önceliklerinde bir numara olan ‘o lokantada güzel sohbet edip iyi zaman geçirmenin olasılığı’ konusunda iyi fikir sahibi oluyorsunuz.
Oluyorsunuz çünkü nasıl karşılanıp nasıl uğurlandığınız, servisin güler yüzlü ve nüktedan olup olmadığı, müzik varsa niteliği, müşteri kompozisyonu gibi faktörler lokanta değerlendirmesinde yemek kadar önemli. Yemek harika da olsa masadan kalkıp kapıdan çıkana kadar yüzünüze bakmazlarsa aklınızda bu kalır. Müzik çok gürültülüyse sinirleriniz ayağa kalkar, sohbet mümkün olmaz. Reha Tanör ile karşılıklı yemek yemişliğim olduğu için kendisinin bu konulardaki hassasiyetini biliyorum. Ama hassasiyet ötesi önemli olan keskin bir gözlemci olması. Bu gözlem yeteneği de sayfalara yansımış. Kitabın yarattığı artı değer gastronomik tespitlerden çok yemek eleştirmenlerinin göz ardı ettiği ya da tanındıklarından dolayı etmek zorunda oldukları bu tip zengin gözlemlerin varlığında yatıyor.
Garson,bir tabak muzlu pirzola lütfen
Tanör’ün restoran yazılarını sevip sizin dikkatinize sunmamın asıl nedeni yazarın donanımı. Yukarıda belirttim. Gastronomik değerlendirme bireysel donanım ve dünyaya bakış açısı ile yakından ilintili. ‘Restoranlar ve Hikâyeler’ kitabını okudukça Tanör’ün, çocukluğundan başlayıp bugüne gelen, yukarıdaki kuzu pirzola, muz ve rakı tercihini de açıklayan tüm biyografisi ortaya dökülüyor. En güzeli de “Ben buyum, şunu ve bunu iyi bilirim” demiyor yazar. Bildikleri ve yaşama bakış açısı didaktik ve “Al kafana sok” gibi değil, akıcı bir dil ve keskin bir mizah anlayışı ile ortaya çıkıyor. Anlattığı anektotları nasıl yorumlayacağınızı, ne düşünmeniz gerektiğini de söylemiyor yazar. Bunu size bırakıyor.
Yanınızdaki kadın güneşten fazla parlıyor
Bir örnek vereyim: Dünyanın en muhteşem anlarından biri Capri Adası’ndaki ‘Da Gelsomina’ lokantasında güneşin batışı. Buna şahit oldum ve kitabımda anlattım. Reha Abi ve eşi de aynı arzuyu duymuş ama şahit olamamışlar. Tamamen lokantanın kusuru. Tanör ve eşi kapkaranlıkta masalarına oturduktan sonra, kabahat onda olmasa bile lokantayı temsil ettiği için, Reha Abi garsona çıkışmış: “İki saat bizi yollarda süründürdünüz... Kaçırdık günbatımını.”
Garsonun cevabı: “Beyim, yanı başınızda güneşten daha fazla parıldayan bir kadın varken boş verin günbatımını!”
Kıssadan hisse: Mutfağımız harika olabilir ama bu zeki ve de yağ çekmeden müşteriyi onore eden cevabın benzerini verecek lokantacılarınız olmazsa o harika mutfak dünyada hak ettiği değeri görmez.
Garson,bir tabak muzlu pirzola lütfen


X