Anadolu Yakası’ndan seçtiğim lokantalar (1)

Günümüzde ekonomik durum, ürün maliyetlerinin artması lokantaları etkiliyor. Hem çok iyi kalite malzemeyle emek yoğun yemekler hazırlamak hem de herkesin kesesine uygun fiyatlar sunmak mümkün değil. Bu gerçeği çok kişi söylemiyor. Bahsedeceğim hiçbir lokanta için ucuz diyemem ama fiyat-kalite açısından hepsinin makul olduğunu düşünüyorum.

Haberin Devamı

Geçen ay İstanbul’da çok güzel bir hafta geçirdik. 5-6 gün boyunca eşimi en sevdiğim ve iyi olduğunu bildiğim lokantalara götürmek ve en beğendiğim lezzetleri tattırmak istedim. Kadıköy’de konakladık. İstanbul trafiğinin durumu malum olduğu için tercihlerimizi Anadolu Yakası’ndan yaptık. Eşim seçimleri tamamen bana emanet etti. Seçtiğim lokantaların hiçbiri de bizi hayal kırıklığına uğratmadı. Aksine hepsinden oldukça mutlu ayrıldık. Bu restoranlardan ikisini bu yazımda anlatmak istiyorum size...

Anadolu Yakası’ndan seçtiğim lokantalar (1)

Günümüzde yadsınamaz bir gerçek var. Ürün maliyetlerinin artması lokantaları etkiliyor. O yüzden okurlarımdan ve izleyicilerimden lokantalardaki fiyat ve kalite açısından sık sık şikâyet de alıyorum. Ancak hem çok iyi kalite malzemeyle emek yoğun yemekler hazırlamak hem herkesin kesesine uygun fiyatlar sunmak mümkün değil. Bu gerçeği çok kişi söylemiyor. Bence eleştirilmesi gereken, lokantalardaki pahalı ve sıradan yemeklerde kullanılan kötü malzemeler. Öte yandan aşırı popülist de olmamak lazım. Çünkü ürün maliyetleri çok artıyor. Gerçekten seçici ve üst düzey mutfağı olan lokantaların ucuz olması mümkün değil. Bunun altını çizelim. Önemli olan kalite-fiyat ilişkisi. Bu açıdan bakarsanız, ben şimdi bahsedeceğim hiçbir lokanta için ucuz diyemem ama fiyat kalite açısından makul olduğunu düşünüyorum.

Haberin Devamı

Anadolu Yakası’ndan seçtiğim lokantalar (1)

İlk gittiğimiz lokanta Ataşehir’deki Fauna oldu. Fauna’da değişen tek bir şey varsa eskisine göre daha bile iyi hale gelmesi. İbrahim Bey (Tuna) şu anda mutfakta çok kabiliyetli ve kendisiyle uyumlu bir ekiple çalışıyor. Malzeme konusunda da herhalde İbrahim Tuna kadar titiz ve seçici başka bir şef bırakın Türkiye’yi, dünyada bile azdır. Örneğin hamurişi hazırlarken irmik kullanıyor, İtalya’da bile bu az bulunan bir durum, çünkü irmikle çalışmak zor. Fakat Fauna sadece hamurişinden ibaret değil. Nitekim son gidişimizde benim kendi notlarım için yıldız verdiğim yemeklerin çoğu klasik hamurişi değildi. Örneğin, yabanmantarları çorbası. İçinde kuzugöbeği, porçini, şantarel, civciv ayağı ve trompet mantarları var. Son derece yoğun, güçlü aromalı ve sulu bir çorbadan çok Fransızların velute (veloute) dediği yoğun kıvamlı bir çorba gibi... Ama bu yoğunluk tereyağıyla değil, mantarların kendi özüyle elde edilmiş. Gene olağanüstü bulduğum ikinci bir yemek suböreği oldu. Suböreği konusunda ben çok dertliyim. Hazırlaması zor olduğu için artık birçok lokanta suböreğinden vazgeçti ya da fabrikasyona döndü. Eski ustalar bulunmuyor, kimse uğraşmıyor. Durum böyleyken İbrahim Bey, bu sene yediğim ve yiyeceğim yemekler arasında en iyi 10’dan biri olmaya aday bir suböreği hazırlamıştı. Neyle olduğunu tahmin edebilir misiniz? Bana biri söylese inanmazdım. Çünkü göz yağıyla hazırlandığını ben de bilmiyordum. Açıkçası kelle yerken beyin ve göz en lezzetli bulduğum kısımlardır. Eski kuşaklar göz yağının değerini bilirmiş ama bir değer gördüğünü ben büyürken hatırlamıyorum. İbrahim Bey nasılsa bol miktarda göz yağı tedarik etmiş ve bunlarla olağanüstü bir suböreği hazırlamış. Düşünürken bile ağzım sulanıyor...

Haberin Devamı

Anadolu Yakası’ndan seçtiğim lokantalar (1)

Gene hatırımda kalacak, çok beğendiğim üçüncü bir yemek de patates röşti ve suteresiyle zenginleştirilmiş kuzu dil oldu. Dil, etin çok lezzetli bir bölümü ama yavan olabiliyor. Her ne kadar önümüze geldiğinde bayağı doymuş olsak da, bu dil çok iyi olduğu için tatlıya yer kalmaması pahasına sonuna kadar bitirdik.

Anadolu Yakası’ndan seçtiğim lokantalar (1)

Basta! Neo-Bistro’da Atina’nın iyi lokantaları düzeyinde tarama yapıyorlar.

 

ÇOK ÜST DÜZEY BİR TATLI...

Anadolu Yakası’ndan seçtiğim lokantalar (1)

Eşimi götürdüğüm ikinci lokanta, Kaan Sakarya ve Derin Arıbaş şeflerin önderliğindeki Basta! Neo-Bistro. Burası tutarlılık açısından da çok başarılı bulduğum bir lokanta. Ne zaman gitsem aynı düzeyi buluyorum. Burada ana yemekler iyi ama ben asıl mezeleri çok seviyorum. İki tane mezeyi yıldızla işaretledim. Biri tarama. Atina’nın iyi lokantaları düzeyinde tarama yapıyorlar. Diğeriyse söğüş dana beyin. Kapari salsa, isot yağı ve krutonla... Beyin doğası gereği jelatin açısından çok zengin. Çok pişerse neredeyse sıvı gibi oluyor, yumuşuyor. Kıvamını tutturmak zor. Basta’da kıvam tam tutturulmuş, adeta krem karamel gibi. Jelatinimsi zenginliği dengelemek için hafif bir ekşilik ve vinegret sos gerekli. Kapari salsa bu rolü görüyor, krutonsa çıtırlık veriyor. Basit gözüken ama gerçekleştirilmesi en zor mezelerden biri bu. Üçüncü olarak da çok üst düzey bir tatlı çıktı karşımıza. Yerfıstıklı shortbread, beyaz çikolata kreması, kırmızı meyve, mandalina granite. Dört farklı eleman, olağanüstü bir bileşim yaratmış.

Haberin Devamı

Anadolu Yakası’ndan seçtiğim lokantalar (1)

Haftaya ziyaret ettiğimiz diğer restoranlarla devam edeceğim. Tüm okurlarıma iyi bayramlar...

 

Yazarın Tüm Yazıları