"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Yaşamak ‘dönme dolap’ gibidir...

Woody Allen imzalı ‘Dönme Dolap’, 1950’lerde, Coney Island’da mutluluğu ve çıkışı arayan ama çırpındıkça daha da batan insanlar etrafında bir öykü anlatıyor. Filmin kadrosunda Kate Winslet, Jim Belushi ve Justin Timberlake gibi isimler var.

Oyuncu olmak istemiş ama hayatın ona birkaç piyesin dışında pek de şans tanımadığı orta yaşlı bir kadındır Ginny. Artık, parkta dönme dolap işleten, alkolik Humpty’yle evlidir. Önceki evliliğinden olan oğlu Richie ise kızdığı her olayda tepkisini yangın çıkararak (minik bir ‘piroman’) göstermekte, annesinin başını sürekli belaya sokmaktadır. Bu kaotik ortamda, kurtuluşu genç cankurtaran Mickey’nin kollarında bulur. Lakin çok geçmeden ortaya Humpty’nin bir gangsterle evlendiği için reddettiği kızı Carolina çıkar. İtirafçı olmuş, kocasını polise gammazlamış ve çözümü baba ocağında bulmuştur. Bu yeni durum, yumağı daha da çözülmez hale getirir...

Yaşamak ‘dönme dolap’ gibidir...

Dört ana karakter etrafında...

Woody Allen, son çalışması ‘Dönme Dolap’ta (‘Wonder Wheel’) 1950’ler Coney Island’ından bir hikâye anlatıyor. Allen’ın son dönem filmlerinden en başarılısı kuşkusuz ‘Blue Jasmine’di ve öyküsünü Tennessee Williams’ın ünlü klasiği ‘İhtiras Tramvayı’ etrafında örüyordu. ‘Dönme Dolap’ta da benzer bir hava var. Hikâyenin ana karakterlerinden Mickey, yazar olmak istiyor ve sık sık bir isme referans yapıyor: Eugene O’Neill...

‘Dönme Dolap’, dört ana karakter etrafında biçimlenirken, bir Eugene O’Neill oyunu tadına ulaşıyor. Ortada bir bataklık var, herkes kurtulmak adına çabaladıkça daha da batıyor. Bütün bu halkada belki de en kilit isim, arada bize öyküyü nakleden Mickey. Çünkü o geçici olarak yaptığı işte, sadece plajdakiler için değil yolları kesişen iki kadına da ‘cankurtaran’ oluyor. Ginny, mutsuz ve tekdüze hayatına renk getirmesinin yanı sıra tiyatrodan, edebiyattan az buçuk konuşabildiği için de seviyor Mickey’yi. Carolina’da ise gençlik ve işlenmemiş bir cevher var. Üstelik, Mickey’ye göre erken yaşta yaptığı evlilik dolayısıyla koca bir romana sığacak kadar da tecrübe...

Winslet’in ‘tirat’ı...

‘Dönme Dolap’ dışarıda pek beğenilmedi. Woody Allen’ın son dönemlerde çektiği en vasat filmlerden biri olarak görüldü. Üstelik Harvey Weinstein üzerinden bir çığ gibi büyüyen ve haklı bir şekilde, geçmişin kirli sayfalarıyla hesaplaşmaya dönüşen taciz meselesine, eski vakalarından dolayı Allen da eklendi. Kim bilir, belki de filme bu durumun etkisiyle bakıldı. “Yapıtını, sanatçının kişiliğinden azade ele alabilir miyiz?” meselesi kuşkusuz başka ve daha hacimli bir yazının konusu. ‘Dönme Dolap’a geri dönersek, ben kurulan atmosferi, büyük usta Vittorio Stararo’nun ışık oyunlarına dayalı enfes görüntü çalışmasını çok beğendim. Keza Kate Winslet’in (Ginny) öykünün bir yerinde ‘tirat’ tadı taşıyan, artı Zeki Demirkubuz karakterlerine ve ruhuna selam gönderen sahnelerinin de altını çizmek isterim. Winslet özellikle bu bölümde çok iyi ama asıl olarak, sanki uzun bir uykudan kalkmış ve eski günlerine dönmüş izlenimi veren Jim Belushi (Humpty) enfes oynuyor. Justin Timberlake (Mickey) ve Juno Temple (Carolina) da gayet iyiler.

Sonuç? İyi çekilmiş, dramı yüksek, iniş çıkışları dengeli, hafif tiyatro oyunu tadında bir film ‘Dönme Dolap’. Mizahı da var ama Woody Allen filmografisi içinde nispeten ‘ağırbaşlı’ yapımlar kategorisine daha yakın duruyor.  

DÖNME DOLAP (5 üzerinden 3,5 yıldız)
Yönetmen: Woody Allen
Oyuncular: Kate Winslet, Jim Belushi, Justin Timberlake, Juno Temple, Jack Gore, Max Casella, Tony Sirico, Steve Schirripa
ABD yapımı

Yaşamak ‘dönme dolap’ gibidir...

Martılar seni söyler

Kendi kurduğu dünyada yaşayan, yardımcısı Suphi ve karısı sayesinde temel ihtiyaçları karşılanan, işi gücü evinin önündeki küçük iskeleye gelen martılara hükmetmek olan genç bir adam... Kendince beklediği ‘Rüya’yı, bir sabah kıyıya vurmuş olarak bulur. Bu gizemli kadın, onun için düşlerine tutunmak adına yeni bir umut ışığı olacaktır.

Mehmet Eda Öztekin imzalı ‘Martıların Efendisi’, şizofrenik bir karakterin son derece kirli ve şiddet dolu bir dünya tasviri içinde masum kaçışlarına odaklanıyor. Film belki kâğıt üzerinde iyi bir konuya ve son derece iyi niyetli bir bakış açısına sahip. Lakin iki saatlik süresinin ilk bir buçuk saatlik bölümü çok uzatılmış (belki de bu durum, yönetmenin dizilerden gelen reflekslerinden kaynaklanıyordur).

Bu nedenle ana karakteri canlandıran Mehmet Günsür’ün oyunculuğu da tekrarlara düşüyor. Öte yandan film son yarım saatte toparlanıyor ve taşlar yerine oturuyor. Ama burada da mesela Ezel Akay’ın canlandırdığı psikiyatr karakteri üzerinden bütün meseleleri açıklamak biraz fazla altı çizili olmuş. Bu arada filmin bir zamanlar onca işkenceye maruz kalmış, fiziksel ve zihinsel kayıplara uğramış insanları anması ayrı bir incelik ve vicdani tavır olarak açıklanabilir.
‘Martıların Efendisi’, daha akıcı, vurucu ve etkileyici olabilirmiş ama sanki yönetmenin tercihi, sakinlik ve bu yolla elde edilecek bir romantizm olmuş gibi.

MARTILARIN EFENDİSİ (5 üzerinden 2,5 yıldız)
Yönetmen: Mehmet Ada Öztekin
Oyuncular: Mehmet Günsür, Bige Önal, Timuçin Esen Nejat İşler, Barış Yıldız, Hakan Kurtaş, Ezgi Coşkun, Ezel Akay
Türkiye yapımı

Yaşamak ‘dönme dolap’ gibidir...

Hayata yeniden tutunmak için...

Amerikan yakın tarihinin en acılı terör sayfalarından biri, 15 Nisan 2013’te, ülkenin popüler sportif faaliyetlerinden biri olan ‘Boston Maratonu’nun kana bulanmasıydı. Temarlan ve Cohar Tsarnaev adlı Çeçen kardeşlerin gerçekleştirdiği iki ayrı bombalı eylemde üç kişi ölürken, çok sayıda insan da yaralanmış, uzuvlarını kaybetmişti. Söz konusu olay daha önce, bizde de Haziran 2017’de vizyona giren ‘Kara Gün’de (‘Patriots Day’) perdeye yansıtılmıştı. Peter Berg imzalı yapım, Mark Wahlberg’in canlandırdığı ‘kurgusal’ bir polis memuru karakteri etrafında, eylemin önceki ve sonraki cephelerinde gezinirken daha çok Tsarnaev kardeşlere odaklanıyordu.

Bu haftanın yenilerinden ‘Pes Etme’ (‘Stronger’) de aynı olaya başka bir perdeden yaklaşıyor ve geride kalan bir dramın, yaşanan bir trajedinin izlerini sürüyor. Öykünün kahramanı Jeff Baumann, Bostonlu bir emekçidir. Sürekli ayrılıp barıştığı kız arkadaşı Erin’in gönlünü bir kez daha kazanabilmek için kendince plan yapar: Maratona katılan Erin için finiş çizgisinde bir pankart açacaktır. Lakin eylem sırasında iki bacağını kaybeder. Artık hayat onun için çok bilinmeyenli bir denklemdir.

‘Oscar’lık performanslar...

Kendi adıma, Amerikan taşrasında geçen, çok sağlam bir rejiye ve atmosfere sahip ‘Joe’ adlı filmiyle takdir ettiğim David Gordon Green imzalı ‘Pes Etme’, Baumann’ın eylem sonrası tekrar hayata tutunma, kız arkadaşıyla ilişkisi, Erin’in fedakârlığı, annesi Patty’nin oğluna kol kanat germe adına yaptığı gereksiz ve yorucu hamleler, basının kahraman yaratma çabası gibi duraklara uğrarken gayet gerçekçi çizilmiş bir portreyi ve travmayı önümüze atıyor. Baumann’ın ‘Stronger’ adlı kitabından uyarlanan yapım, derdini duygu sömürüsüne kaçmadan ama etkileyici anlar ve dönemeçler eşlinde aktarıyor. Baumann’da Jake Gyllenhaal, Erin’de Tatiana Maslany çok iyi ama bence filmin ışıltılı ismi, anne Patty’de Miranda Richardson. İngiliz oyuncu ‘En İyi Yardımcı Kadın’da Oscar’a aday olursa şaşırmam (keza Gyllenhall da ‘En İyi Erkek’te şanslı gibi).

Sonuç? İyi çekilmiş bir drama tanıklık etmek isteyenler için uygun bir seçenek ‘Pes Etme’.

PES ETME (5 üzerinden 3,5 yıldız)
Yönetmen: David Gordon Green
Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Tatiana Maslany, Miranda Richardson, Clancy Brown, Lenny Clarke, Patty O’Neil, Frankie Shaw
ABD yapımı

Yaşamak ‘dönme dolap’ gibidir...
'Eyvah Annem Dağıttı 2'

Diğer seçenekler

Haftanın yenilerinden ‘Eyvah Annem Dağıttı 2’yi (‘A Bad Moms Christmas’) Scott Moore-Jon Lucas ikilisi yönetmiş, oyuncular Mila Kunis, Kristen Bell, Susan Sarandon. Selim Gümüş imzalı ‘Düş Kırgınları’nda ise Mert Tanık. Denise Ankel, Bahar Yanılmaz, Buğra Koçtepe oynuyor. Haftanın animasyon seçeneği ‘Ferdinand’ı ise Carlos Salhanda yönetmiş. ‘Belalılar’da başrolleri Cengiz Güçlü, Gül Arslan, Sinan Bengier, Burak Arslan paylaşıyor, yönetmen Hasan Karcı.

 

X