"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

İhtiyarlara yer varmış...

Emekli bir adamın gençlerle dolu bir şirkette tecrübesi ve yardımseverliğiyle başta patronu olmak üzere herkesin sempatisini kazanmasını anlatan ‘Stajyer’in en iyi yanı, Robert De Niro’nun performansı…

İhtiyarlara yer varmış...

Salonlarda bu hafta bir nevi ‘Yaşlılara Saygı’ rüzgârı esiyor. Haftanın en popüler seçeneği konumundaki ‘Stajyer’ (‘The Intern’), aslında bir arayışın filmi. Bu arayış da gelenekselle modern ötesi bir düzlemde gidip geliyor. Robert De Niro gibi efsanevi bir aktörle genç kuşağın parlak yıldızlarından Anne Hathaway’in sürükledikleri filmin konusu
kısaca şöyle:

70’lerindeki Ben Whittaker emeklilikten sıkılmıştır. Çünkü artık bir işe yaramadığını düşünmektedir. Gördüğü bir ilana başvurur, kabul edilir ve ilginç bir deneyin parçası olur. İş, genç modacı Jules Ostin öncülüğünde kurulan ve giderek büyüyen bir moda sitesinde yaşlı kuşağın temsilcisi olarak ‘stajyer’lik yapmaktır. Lakin böylesi bir görev Ben’i kesmez, yardımsever kişiliğiyle önce bütün bir şirketin, sonra da başlarda ona muhalefet eden Jules’ün sempatisini ve de güvenini kazanır...

İhtiyarlara yer varmış...

Kaleme aldığı, zaman zaman da yönettiği romantik komedilerle (‘Kadınlar Ne İster?’, ‘Aşkta Her Şey Mümkün’, ‘Tatil’) tanınan Nancy Meyers’in imzasını taşıyan ‘Stajyer’, son derece zevkli, samimi ve zekice diyaloglar eşliğinde adeta bir kısa filmle başlıyor. Bu bölümde ana karakter Ben Whittaker kendisini ve emeklilik dönemindeki ruh halini anlatıyor. Lakin film asıl rotasına girdikten sonra sanki yavaş yavaş irtifa kaybediyor ve nihayetinde sıradanlığı aşamıyor.

KISA İYİDİR!

Girişteki o çok kısada ulaşılan zekâ ve ifade tarzı, ‘Stajyer’in tamamında karşımıza çıkmıyor ve öykü, sürekli bildik duraklara (ki bu duraklara ‘klişe’ diyoruz) uğramaya başlıyor.

Filmin bence asıl problemi uzunluğu. Seyirci olarak hikâyedeki rotanın nereye kıvrılacağını çok çabuk anlıyoruz ama film, bize karşı elini çabuk belli etmesine rağmen sanki etmemiş gibi davranıyor ve meseleleri gereksizce uzatıyor. 121 dakikalık film rahatlıkla 90-95 dakikaya inebilirmiş.

İhtiyarlara yer varmış...

Lakin yine de ‘Stajyer’ kendisini izlettiriyor, çünkü uzun süredir sadece ‘Umut Işığım’da (‘Silver Linings Playbook’) kayda değer bir oyunculuk performansı gösteren Robert De Niro, Ben Whittaker karakterinde geçmişteki o muhteşem kariyerine uygun kimi pasajlar sunuyor. Yaşlı stajyerin hayat tecrübelerini aktardığı ve bir işkoliğin üzerindeki sırları kazıyıp içinden tekrar bir ‘insan’ çıkardığı Jules’de de Anne Hathaway gayet başarılı. Genç yıldız, bir anlamda ‘Şeytan Marka Giyer’den sonra tekrar moda dünyasına döndüğü bu filmde De Niro’yla uyumlu bir ikili oluyor. Şirketin masajcısı Fiona rolünde Rene Russo da filmin dikkat çeken isimlerinden.

Ben Whittaker karakteri üzerinden gelenekselin, tecrübenin, kimi eski alışkanlıkların ‘Yeni dünya düzeni’ içindeki önemine ve sürdürülebilirliğine dikkat çekmeye çalışan ‘Stajyer’, yukarıda da altını çizdiğimiz gibi oyunculuk performansları ve kuşak farkı üzerinden geliştirilen kimi esprileri hatrına izlenebilir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI