"Uğur Cebeci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Cebeci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Cebeci

Göklerden sonra denizde de uçtum!

Miami’de çok hızlı bir 3 gün geçirdim. Hem gidişte hem de dönüşte enerjisi yüksek iki kadın pilot ve mükemmel ekiplerle seyahat ettim. Miami’deki Türklere misafir oldum. NBA’de oynayan basketbolcu Cedi Osman ve ailesi ile bir restoranda buluştuk. Acun’un Miami’deki sürat teknesi ile ‘uçuşa’ geçtik. Dior’ların arasında parlayan Türk mücevher tasarımcısı Sevan Bıçakçı’nın mağazasına gittim.

HARİKA iki uçuş yaşadım. Türk Hava Yolları ile Miami uçuşlarımda hem gidişte hem de dönüşte mükemmel ekiplerle uçtum. Kokpit ve kabin ekipleri ancak bu kadar kusursuz olabilirlerdi. İki uçuşta da zamanından önce indik. Uçuşların her ikisinde de kadın pilotlar vardı. Ve çok başarılıydılar.

Miami’yi tercih edenler haklı. Enerjisi çok yüksek bir şehir. Kaçıncı defa gittiğimi hatırlamıyorum ama kentin enerjisi bana göre Los Angeles’dan yüksekti. Burada kent size değil, siz Miami’ye hakim olabiliyorsunuz. O kadar uçsuz bucaksız değil. Eğlenceli, ama sakin, daha güvenli geldi bana.

Göklerden sonra denizde de uçtum

 

MÖNÜDEKİ LOKMA

Benim komşum Binala ve Sermet Osman çiftinin oğulları Cedi Osman NBA Cleveland Cavaliers’de oynuyor. Ne sigarası ne içkisi ne de gece hayatı olan gerçek bir sporcu. 24 yaşında ve hayatının kontrolünü elinde tutuyor. Miami Heat ile olan maçlarına gitmeden bir gün önce buluştuk. Milos’da bir akşam yemeği yedik. İzmir lokması diye tutturmuştum. Ne Alaçatı’da ne de İzmir’de birkaç gün önce pazar günü açık yer bulamadım. Hatta yakını vefat eden bir kişi bir gün önce gelsem lokma dağıtmış. Neyse kimse ölmesin ben de yemeyim. Milos’un tatlı mönüsünde İzmir Lokma vardı. Bizimkilerden biraz küçük, kendi yorumları ama çok lezzetliydi.

ACUN İLE 130 MİL

Göklerden sonra denizde de uçtum

Uzun yıllardır Acun’u tanırım ama çok yakın sohbet imkânımız olmamıştı. Evine gittik. Adalardan birinde çok ama çok odalı bir ev. Yalı. Önünde teknesi bağlı. Adam misafir ağırlamak için yaratılmış. Büyümüş, devleşmiş büyüdükçe küçülmeyi bilmiş, daha fazla insan olmuş. Bulunduğu yeri sindirmiş, zarafeti elden bırakmamış. Kuşkusuz sohbetin büyük kısmı uçak üzerine geçti. Paylaşmadığımız fikirlerden dolayı bir tartışma çıkmadı. Her an gözü üstümdeydi. Ne isterim, ne yerim. Kendini bu kadar yoran birini görmedim.

Muhteşem bir sürat teknesi var. Bindik. Kanallardan edebi ile geçtik. Gaz kollarını ileri, daha ileri itmek için sabırsızlanıyordu. Açık denize çıktık, 130 mil sürati gördük. Uçuyorduk ve ben çok keyifliydim. Korkarım sandı ama en az onun kadar sürate meraklıydım. Sevdiğimi anlayınca daha fazla gaz açtı. Ama bir yerde uyarı geldi. Motorlar sanki ‘yeter artık yanındakine acı’ diyorlardı ve resetleyip yeniden bastık. Sonra birlikte çok hoş bir yemek yedik. Bonkörlüğünü frenlemeye çalıştım. Ama nafile...

DIOR’LARIN ARASINDA

Göklerden sonra denizde de uçtum

Türkiye’nin dünya çapındaki mücevher tasarımcısı, anadan doğma sanatçı Sevan Bıcakçı’nın dükkânına gittim.140 NE 39th’de. Dior’ların falan arasında göz kamaştırıyordu. Yaptığı koleksiyon yüzükler, küpeler, bileklikler neredeyse tezgahından çıkar çıkmaz müzelerde yerini alması gerekiyor gibiydi. Amerika’da da şöhretlerin tasarımcısı olmuştu. Ondan bir parça taşımak gerçekten ayrıcalıktı. Mağazada beni Hande Çelebican karşıladı. Mağazanın dekorları insanı yormuyordu, yaptıklarını öne çıkaran sade bir mimariye sahipti. Bir eser niteliğindeki mücevherlerle rahatça bir araya gelinebiliyordu. Çıkmak zordu. Her birinin hikayesi olan mücevherler aklınıza işleniyordu. Alıp gidebilenlerin bile diğerlerinde aklı kalıyordu. Ne güzel bir markamız var.

HAREMLIQUE’DE AKLIM KALDI

Gidemediğim bir yer... Caroline Koç ile Banu Yentür’ün yarattığı müthiş marka. O da kentin en gözde yerinde. Mağazayı artık kendi üzerlerine almışlar. Dünyaca ünlü yatlardan otellere yüksek kalite tekstil ürünleri veriyorlar. Caroline, hep işinin başında. Hayatımda tanıdığım en geniş yelpazeye sahip mükemmel bir tasarımcı Banu Yentür. Arkadaşım olduğu için her zaman onur duyuyorum. Onlar da bu kentin enerjisine katılmışlar ve dorukta bir mağaza açmışlar. Kapılarında şöhretli müşteriler yaratmışlar.

Bir akşam üzeri, annesi Harvard mezunu bir doktor, babası da öyle Fatih Kahraman... Lincoln caddesinde Loqum adlı kafede oturup Türk çayı içiyoruz. 17 yüksek marka otomobili var. Türkler genellikle araç için onun şirketini tercih ediyorlar. Çünkü kazıklama kültürü yok ve çok renkli bir kişi. Tam öğrenemedim ama binden fazla Türk’ün Miami’de evleri var. 500 bin dolarlık evlerden başlayıp yükseklere gidiyor. Yine 100’den fazla Türk yıllar önce yerleştikleri Miami’de kendi markalarını yaratmışlar. Üç gün çabuk geçiyor. Havalimanında THY Miami Müdürü Mustafa Kemal Kızılay ve İstasyon şefi Cem Yazıcı ile sohbet ediyorum. Geçmişte yolcu olmadığı için kapatılan Miami hattı artık yüzde 80-90, bazen daha fazla doluluğu yakalamış. Çoğu gün tam zamanında uçuşlar yapılıyor. Haftanın her günü uçak var. Belki bazı günler uçuş iki olacak.

Sonuçta şu Miami’den ben de geçtim. Bir sürü yeni dostluklar oldu.

Umarım onları bir gün yeniden görürüm.

 

 

X