"Tufan Dalgıç" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tufan Dalgıç" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tufan Dalgıç

Gazeteciler haber yapmasın mı?

Son günlerde gazetecilere karşı takınılan tavır deyim yerindeyse “itip-kakmaya” kadar ulaştı.

Geçtiğimiz günlerde CHP ilçe örgütünde bir aday adayının basın toplantısı sırasında önce bir CHP üyesi, bizler fotoğraf çekmek için ayağa kalktığımızda göremediğini öne sürerek oturmamızı istedi. Hemen ardından da başka biri, “Basın özgür dediysek o kadar da değil” diyerek bizlerin ayakta durmasına karşı tepkiyi basın özgürlüğüne kadar ulaştırdı. Kötü olansa bu sözlere yine biz gazetecilerin müdahale etmesi oldu. Ben, “Basın, her zaman özgür” diye bu sözlere tepkimi gösterdim. Toplantı sırasında ortamda bulunmayan İlçe Başkanı Atilla Atakay, daha sonra sözlü olarak benden özür diledi. Ancak bu konuda CHP henüz resmi bir açıklama yapıp bu çirkin sözlerden dolayı basın emekçilerinden özür dilemedi.

*

Tekrarlıyorum, bizi itip kakacaksanız çağırmayın. Basın toplantısında bize oturacak yer yoksa zorunlu olarak ayakta kalıyoruz, ayakta da olsa işimizi yapmaya çalışıyoruz. Biraz yaptığımız işe saygı beklemek bizim de hakkımız. CHP’de yaşanan bu olay ilk değildi. Umarım son olması için birileri bir şeyler yapmayı akıl eder. Yaşadığımız sıkıntılar yalnızca CHP ile maalesef sınırlı kalmıyor.
Yine geçtiğimiz günlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Bandırma’da bulunan Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’ndeki Biyoteknoloji Merkezi´nin açılışını gerçekleştirdi. Açılış öncesi AK Parti İlçe Başkanı Alp Bostancı, gazetecilere araç tahsis edileceğini ve kalkış yerini bizlere iletti. Söylenen yere gittiğimizde gördük ki gazeteciler için kaldırılacak olan araç bildiğiniz belediye otobüsüymüş (Allah’tan bakanın programı tek yerdeydi artık o kocaman otobüsle bakan takibi nasıl yapılırdı bilmem.) Ayrıca araç yalnızca bize değilmiş, vatandaşlar içinmiş. Alana gittik yaklaşık 300 kişi bakanı karşıladı. Yaklaşık olarak 150-200 kişilik bir oturma alanı oluşturmuşlar. Yine basın için ayrılan tek sandalye yok. Bunları niye anlatıyorum. Bakanın söylediklerini Türkiye’ye ulaştıran biziz ama hep “itilip kakılan” nedense biz oluyor. Basına bir araç ayarlamak, birkaç sandalye ayırmak bu kadar zor mu? En azından bizim ekipmanlarımızı, çantamızı o kargaşada sırtımızda taşımak yerine basın aracında bıraksak, sandalyeye koysak…

*

Her kesim için söylüyorum. Başınıza bir şey gelince açıklama yapmak için basına ihtiyaç duyuyorsunuz. En azından bize daha düzgün çalışma koşulları sağlayabilirsiniz. Bizim istediğimiz insani bir çalışma ortamından başka bir şey değil. Unutmadan söyleyeyim, o cep telefonu ile önümüze geçenler, size basının önüne geçtiğiniz için Alp Bostancı madalya vermiyorsa niye geçiyorsunuz? Her koşulda insanların sorunlarını dile getirmek için uğraşan bizler ne yazık ki yukarıda anlattığımız gibi sorunlarla karşılaşıyoruz.

X